Arka BahÇe Forumu  

Geri Dön   Arka BahÇe Forumu > Nadas Alanı > Müştemilat
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Dinliyorum
Konudaki Cevap Sayısı
39
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
18535

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Bu Konuda Ara Modları Göster
  #21  
Eski 09-11-2010, 09:39
dentist - ait Avatar
dentist dentist bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Feb 2006
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 1.058/2200
527 Mesaj ına 1812 Kere teşekkür edildi
Tanımlı

__________________
“Çalışmadan, öğrenmeden,yorulmadan rahat yaşama yollarını alışkanlık haline getiren milletler önce onurlarını sonra hürriyetlerini daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
dentist kullanıcısına teşekkür edenler
ar_de_ (21-11-2010), Master (10-11-2010)
  #22  
Eski 07-12-2010, 23:10
ar_de_ - ait Avatar
ar_de_ ar_de_ bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 133/1013
128 Mesaj ına 587 Kere teşekkür edildi
Tanımlı one ...

U2 sevmem ama "one" şarkısı güzeldir. "biriz ama aynı değiliz" der nakaratta.
aynı olmamız gerekmez. çeşitliliktir "bir" olunduğunda o "bir" i rengarenk yapan. koca bir demet çiçek gibi ...

http://www.kliptonik.net/u2-one-vide...b4e87821d.html
Alıntı ile Cevapla
ar_de_ kullanıcısına teşekkür edenler
account (08-12-2010), Master (08-12-2010), neron (11-12-2010)
  #23  
Eski 06-04-2011, 09:09
ar_de_ - ait Avatar
ar_de_ ar_de_ bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 133/1013
128 Mesaj ına 587 Kere teşekkür edildi
Tanımlı dinliyorum ...

eğer seyretmediyseniz öneririm : the fountain - kaynak

seyredemezseniz de üzülmeyin filmin müziğini dinlediğinizde aynı hisleri yaşıyorsunuz :

Clint Mansell - Death is the Road to Awe



Alıntı ile Cevapla
ar_de_ kullanıcısına teşekkür edenler
buena vista (07-04-2011), dentist (06-04-2011), Master (06-04-2011)
  #24  
Eski 02-05-2012, 00:54
ar_de_ - ait Avatar
ar_de_ ar_de_ bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 133/1013
128 Mesaj ına 587 Kere teşekkür edildi
Tanımlı

http://www.youtube.com/watch?v=dRrzVgPUXt8

YİNE Mİ ÇİÇEK ?

kur masayı madam despina
kirli beyaz muşamba örtüleri ser
çek sediri asmanın altına
yanında bir ince müzeyyen abla

yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
hamdolsun
taze mi bitti topik
canın sağolsun
amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
hamdolsun
altınbaş kadehe yağ gibi dolsun

gece çok genç, arzular şelale
haber etsek o yare
gelse bomonti'den
şereflendirse bizi
olsak teyyare


söz: meral okay
müzik: ara dinkjia

nurlar içinde olan güzel kadının ; Meral Okay ın anısına paylaşmak istedim....
(ve de gider ayak hatırlattığı matematik köyüne bir bakmanızı : http://www.matematikkoyu.org/ )
Alıntı ile Cevapla
ar_de_ kullanıcısına teşekkür edenler
account (02-05-2012), buena vista (02-05-2012), Master (02-05-2012), neron (02-05-2012), salacak (03-05-2012)
  #25  
Eski 05-05-2012, 07:59
Master - ait Avatar
Master Master bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Feb 2006
Bulunduğu Yer: Kalamış
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 6.503/2289
5743 Mesaj ına 20922 Kere teşekkür edildi
Cherry ..........

http://www.youtube.com/watch?v=Yy8mCKQnzWU&ob=av2e


Söz & Müzik Sezen Aksu
__________________
''Gelişmekte olan bir ülke enflasyonu düşürebilir.. Yolsuzlukları azaltabilir.. Bütçelerde kısıntıya gidebilir.. Özelleştirme yapabilir..Ama yine de zenginleşemeyebilir! Çünkü bilgi değil,yalnızca mal üretiyordur." Juan Enriquez
Alıntı ile Cevapla
Master kullanıcısına teşekkür edenler
ar_de_ (11-05-2012), buena vista (07-05-2012), dentist (05-05-2012), zumbul (19-05-2012)
  #26  
Eski 24-09-2012, 17:48
Master - ait Avatar
Master Master bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Feb 2006
Bulunduğu Yer: Kalamış
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 6.503/2289
5743 Mesaj ına 20922 Kere teşekkür edildi
Arrow Güneş.....

http://www.zekimurendinle.com/index.php
__________________
''Gelişmekte olan bir ülke enflasyonu düşürebilir.. Yolsuzlukları azaltabilir.. Bütçelerde kısıntıya gidebilir.. Özelleştirme yapabilir..Ama yine de zenginleşemeyebilir! Çünkü bilgi değil,yalnızca mal üretiyordur." Juan Enriquez
Alıntı ile Cevapla
Master kullanıcısına teşekkür edenler
account (25-09-2012), buena vista (25-09-2012), Ramo (24-09-2012), zumbul (07-03-2013)
  #27  
Eski 25-09-2012, 09:22
Master - ait Avatar
Master Master bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Feb 2006
Bulunduğu Yer: Kalamış
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 6.503/2289
5743 Mesaj ına 20922 Kere teşekkür edildi
Unhappy Yalan Dünya.... Tüm sevenlerine .....

http://www.youtube.com/watch?v=ji3-JOqP_fk


Dua edenleri bol olsun....
__________________
''Gelişmekte olan bir ülke enflasyonu düşürebilir.. Yolsuzlukları azaltabilir.. Bütçelerde kısıntıya gidebilir.. Özelleştirme yapabilir..Ama yine de zenginleşemeyebilir! Çünkü bilgi değil,yalnızca mal üretiyordur." Juan Enriquez
Alıntı ile Cevapla
Master kullanıcısına teşekkür edenler
buena vista (25-09-2012), detan (25-09-2012), zumbul (07-03-2013)
  #28  
Eski 25-09-2012, 09:32
detan detan bağlı değil
Büyük abi
 
Üyelik Tarihi: May 2012
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 19.164/25772
15654 Mesaj ına 34800 Kere teşekkür edildi
Tanımlı

Neşet Ertaş, kültürümüzün önemli temsilcilerindendi. Allah rahmet eylesin.
Zeki Müren ve Neşet Ertaş, yeri kolay kolay doldurulabilecek sanatçılar değiller. Umarım bu ülke onlara yaklaşabilen yeni sanatçılar yetiştirir.
Alıntı ile Cevapla
detan kullanıcısına teşekkür edenler
buena vista (25-09-2012)
  #29  
Eski 03-10-2012, 07:17
Master - ait Avatar
Master Master bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Feb 2006
Bulunduğu Yer: Kalamış
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 6.503/2289
5743 Mesaj ına 20922 Kere teşekkür edildi
Post Berkant....

Samanyolu

“Bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek, dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek” filan ama... Hiç merak ettiniz mi, şehirde değil, kerpiç haneli köyde dünyaya gelen Berkant, ortaokuldayken, piyano çalmayı nerden biliyordu?

*

74 yaşında rahmetli oldu... Teee 65 sene evvel, ilkokuldayken, memleketin yüzde 90’ında radyo bile yokken, mızıka ve akordeon çalmayı kimden öğrenmişti? Henüz 14 yaşındayken, Frank Sinatra, Dean Martin, Nat King Cole şarkılarından oluşan repertuvara nasıl sahip olabilmişti? Dedim ya, 1938’de köyde dünyaya gelen çocuk... 18 yaşındayken orkestra kurmayı, hangi vizyonla akıl etmişti? Saksafon çalmayı?

*

Çünkü...

*

Babası Hasan Akgürgen’in Köy Enstitüleri’ndeki görevi nedeniyle Ankara’nın Hasanoğlan Köyü’nde dünyaya gelmiş, ilkokula Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde başlamış, babasının tayini gereği, Bilecik’e Denizli’ye gitmiş ama, ailesi tarafından hep “köy enstitüsü ruhu”yla büyütülmüştü.

*

Berkant’ın temel eğitimini aldığı Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde... Tarih derslerini Ordinaryüs Profesör Enver Ziya Karal, zooteknik derslerini Profesör Selahattin Batu, ekonomi derslerini Profesör Muhlis Ete, kültür-edebiyat derslerini Sabahattin Eyüboğlu, ziraat derslerini Profesör Kazım Köylü, coğrafya derslerini Profesör Ferruh Sanır veriyordu. Peki ya müzik derslerini? Âşık Veysel ve Ruhi Su!

*

Ankara Konservatuvarı’nın saygın ustaları, klasik müzik öğretiyordu. 1945 senesinde, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün enstrüman demirbaşı şöyleydi: 259 mandolin, 55 keman, 37 bağlama, 8 akordeon, 3 piyano, 3 davul, 1 metronom, 1 pikap... “Harika çocuk”lar Suna Kan ve İdil Biret, enstitüye misafir getiriliyor, köy çocuklarını teşvik için yaşıtlarından keman ve piyano dinletiliyordu. Âşık Veysel ve Ruhi Su ise saz çalmasını öğretiyordu. Benim canım Veyselim, enstitü bahçesine kiraz fidanı dikmiş, seneler sonra ziyaret edip kollarını açarak kiraz ağacına sarılmış, nasıl boy verdiğini hissetmişti.

*

Resim yapıyorlar, voleybol oynuyorlardı. Sinema salonu vardı. Tiyatro salonu vardı.

*

Bedri Rahmi Eyüboğlu bir hatırasını şöyle anlatmıştı: “Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne gitmiştik. Okulun hayvanlarını barındıran ahırda bir çocuk gördüm. Gece nöbeti ona düşmüş, elinde kitap vardı, dalmıştı. Shakespeare okuyordu. Okuduğunu nasıl kavradığını, ertesi gün oynadıkları piyeste gördük.”

*

Mozart, Vivaldi, Beethoven dinliyorlar; Gorki, Tolstoy, Zola okuyorlardı. Moliere’in Kibarlık Budalası’nı, Sofokles’in Kral Oedipus’unu, Gogol’un Müfettiş’ini sahneliyorlardı. Mesela, bir mezuniyet töreni programı sırasıyla şöyleydi: İstiklal Marşı, bağlama konseri, türküler, mandolin konseri, şiirler, keman konseri, piyano konseri, koro, Anton Çehov’un Bir Evlenme Teklifi, diploma takdimi, topluca zeybek...

*

Tüm zamanların, gelmiş geçmiş en şöhretli şarkısı Samanyolu’nu ölümsüzleştiren, dede’den torun’a nesiller boyu âdeta marş gibi ezberleten Berkant, işte bu ruh’un Türkiye’ye armağanıydı.

*

İşin ekstra enteresan tarafı...
Romantizm tarihimizin en önemli şarkısının adı Samanyolu ama, şarkının içinde tek kelime Samanyolu geçmiyor.
Tıpkı, eğitim-öğretim tarihimizin en önemli parçası Köy Enstitüleri’nin, dörtdört’lük olduğu söylenen imamlı-tarikatlı eğitim sistemimizin içinde geçmemesi gibi.

*

Özetle.
Samanyolu dediğin...
Görmek isteyene.
Görmek istemeyene...
Teleskop versen, hikâye.


Yılmaz Özdil
__________________
''Gelişmekte olan bir ülke enflasyonu düşürebilir.. Yolsuzlukları azaltabilir.. Bütçelerde kısıntıya gidebilir.. Özelleştirme yapabilir..Ama yine de zenginleşemeyebilir! Çünkü bilgi değil,yalnızca mal üretiyordur." Juan Enriquez
Alıntı ile Cevapla
Master kullanıcısına teşekkür edenler
buena vista (03-10-2012), coser (03-10-2012), neron (04-10-2012), su (18-10-2012)
  #30  
Eski 21-10-2012, 17:29
Master - ait Avatar
Master Master bağlı değil
.
 
Üyelik Tarihi: Feb 2006
Bulunduğu Yer: Kalamış
Mesajlar/Teşekkür sayısı: 6.503/2289
5743 Mesaj ına 20922 Kere teşekkür edildi
Arrow İlber Ortaylı ve David Gilmour vede Meis

Biz Meis diyoruz, Yunanlılar Meges, etrafındaki küçüklerin içinde en büyüğü göya bu. Avrupa Castellorizo diyor. Venediklilerin üs olarak kullandıkları kaleden kalma bir isim ve bugün resmiyet de kazandı. Aslında kaleyi haçlı seferlerinden sonra teşekkül eden savaşçı rahip tarikatı (Saint Jean Şövalyeleri) kullanmış, merkez üs Rodos’a çok yakın. Kaş’ın hemen karşısında yer alıyor. En aheste deniz aracıyla bile yarım saatte ulaşılıyor. Yunan anavatanın en doğu ucu diyorlar. Ada ruhani bakımdan doğrudan İstanbul Fener Patrikhanesine bağlı, nüfus kışın birkaç yüz. Yazın kalabalıklaşıyor.

Avustralya’ya kadar yaşamlarını uzatmış hemşehriler adaya geri dönüyorlar. Suyu bir yerlerden geliyor, tarihi sarnıçların yetmediği belli, sebze-meyve Kaş’tan, havaalanı var. Haftada iki kez Rodos’tan gelen geminin uğradığı bir köy bu, dış dünyaya Kaş üzerinden bağlanıyor. Kaş’a göre turistin paralısı buraya, benim Romalı dostlarım Spadafore’ler gibi, adada yazlıkçı küçük İtalyan kolonisi de var.

Kaş ne yapsa aynı turist kitlesini çekemez. Çünkü 30 yıl evvelki sempatik Kaş’ı betonlaştırdık. Meis (Castellorizo)’te ise herhangi bir şey ilave edilmesi bile yasak. Eski binaların restorasyonu ve sıvası çok sıkı denetim altında. Serbestçe yapılabilecek tek şey ağaçlandırma. Son krizden sonra harcamalar bizim tarafa göre yarı yarıya ve adaların müşterileri Castellorizo’da dahil daha ziyade Türkler; şimdilik her iki tarafta da bir memnuniyet havası var.

Castellorizo Yunanistan’a 1948 de katılana kadar Türkler sonra Venedikliler sonra gene Türkler sonra 1915’te doğu Akdeniz’i kontrol etme gerekçesi ile Fransızlar, nihayet İtalyanlar ve harbin sonunda da İngilizlerin işgali ile renkli bir tarih yaşamış. Alışılmış ulusçu Yunan tarihçiliğinde adalardaki Osmanlı hakimiyetini baştan kara ele almak adet idi, son on yıldır Osmanlı araştırmalarında uyanan ilgi ve genç Yunanlı tarihçilerin ustalaşması üslubu değiştirdi. Şimdi herhangi bir kitabı aldığınızda; adadaki idarenin Demogerentos “İhtiyarlar Kurulu”na ve merkezden gelen yöneticilere bırakıldığını yazdıklarını görürsünüz. Osmanlı dönemindeki özerk yönetimden söz ediyorlar, adanın imtiyazlı yönetiminden söz ediyorlar. Maktu denen belirli miktardaki vergiyi kurul toplardı. Eğitim ve ruhani işler ve kiliselerin cemaatinin yönetimi patrikhaneye tabi idi. 1910’da İkinci Meşrutiyet döneminin artan merkeziyetçiliği dolayısıyla adadaki bazı imtiyazlar kaldırılmaya ve mecburi askerlik hizmeti getirilmeye çalışılınca galiba adalılar ilk gerçek ayaklanmayı göstermiş ve bu uygulamalardan vazgeçilmiş.

Bugünün Castellorizo’su

Bugün Meis (Castellorizo) Adası’na Kaş’tan bindiğiniz tekneyle Eminönü-Kadıköy seferi kadar bir sürede ulaşıyorsunuz. Karşınıza çıkan körfezin yani limanın girişinde adaya adını veren küçük haçlı kalesi ve karşıda “katoukia” denen uzun patika yol ile tırmanılan manastır ilk göze çarpanlar. Bunların arasında asıl ilginç olanı limandaki cami; 1169 hicri 1755 tarihli, bu 18’inci asır camii ilk elde buraya yerleşen küçük yeniçeri birliğinin ve ticaretle uğraşanların uğrak yeri olmalı; bugün müze. Adada sağda solda tıpkı Kaş’ta olduğu gibi Likya kaya mezarları var ve aynı eski kıyı kasabası Kaştaki gibi (bugün betonlaştığı için kaybolan) iki-üç katlı sempatik evlerle şehrin manzarası tamamlanıyor. Limandaki balık lokantasında hizmet eden aile üyelerinden biri belediye meclisinin de üyesi. Avustralya’dan gelen Kostas, Kaz Bar’ı işletiyor, İtalyan işadamlarından biri ve adalı eşi Konstantina limanın en gösterişli evine sahip.
Adada öğleden sonra tatlı bir rüzgar eser (Meltemi), adayı yaşanır hale getiriyor. Bitki örtüsü hafif ağaçlandırma dışında ada çorak.

14 Ağustos gecesi adanın en bilinen olayı Panagiria yortusu için şehir meydanında bir eğlence vardı, belediye bir tezgah kurmuş, meşrubat, bira, su ve şiş kebap dağıtıyor, tezgahın arkasında adanın sempatik Belediye Başkanı Pavlos Panagiris şef garsonluk yapıyor. Meydanda horon dönüyor, papaz bir köşede ve herkes orada, İtalyan prensesi Ascania, adadaki birliğin albay ve yarbayı ve eşleri, öbür adalardan gelenler hepsi bu çemberin içinde; çeşitli katmanlar el ele dans ediyorsa ve bedava bira buldum diye Taksim Meydanı’na gelenler gibi cıvıtmıyorlarsa; bazı şeylerin elli yıl ilerde olduğunu düşünmek gerekir. Sadece monoton bir müzikle el ele tutuşup horon yapmakla kalmadılar, bizim harmandalına, çiftetelliye benzeyen dansları adanın okumuşu da balıkçısı da ortaya çıkıp mükemmel yaptı, komşular kadını erkeği ile folklorlarını mükemmel yaşatıyorlar. Bizde kaybolan Karagöz de öyle. Karagiozis tıpkı bizim 18’inci asrın Karagözü gibi toplumsal ve siyasal bir tenkit aracı olarak devam ediyor. Bunu bizim de sürdürmemiz gerekirdi.
İtalyan dostumuz Ascania “Şimdi Madam Merkel bu eğlenceyi görse ‘Verdiğimiz paraları saçıp savuruyorlar’ derdi, aklı o kadar işte” diyor, haklı. Horon çekenlerin arasına bir ara ben de katıldım, demokrasi kültürü için çok ciddi kurumlar ve gelişmeler lazım, ama hep bir arada edepsizlik yapmadan horon çekmeyi bilmek de gerekli bir adet,
o akşam bunu gözledim. Komşudaki kriz burada yok
ama orada olan çevreyi
koruma, yaşamayı bilmek gibi bazı şeyler de yok


http://www.youtube.com/watch?v=ecVBjg8rM6U

Minik Not : Dört senem Kaş ta geçmişti.. Göz olmak için.....
__________________
''Gelişmekte olan bir ülke enflasyonu düşürebilir.. Yolsuzlukları azaltabilir.. Bütçelerde kısıntıya gidebilir.. Özelleştirme yapabilir..Ama yine de zenginleşemeyebilir! Çünkü bilgi değil,yalnızca mal üretiyordur." Juan Enriquez
Alıntı ile Cevapla
Master kullanıcısına teşekkür edenler
account (22-10-2012), ar_de_ (22-10-2012), buena vista (22-10-2012), neron (21-10-2012), PINAR (22-10-2012), zumbul (07-03-2013)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş arama yap
Modları Göster

Yetkileriniz
Yeni konu açabilirsinizdeğil
Yanıt gönderebilirsiniz değil
Eklenti gönderebilirsiniz değil
Mesaj düzenleyebilirsiniz değil

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:21 .


Telif Hakları vBulletin v3.5.4 © 2000-2018, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme ve Tasarım : Arka & Bahce