Tam Sürüm Bilgini Göster : Arka BahÇe Buluşmaları
Güzel Dostlarım,
''Gönül ne kahve ister, ne kahve hane,
Gönül sohbet ister, kahve bahene'' özdeyişinde olduğu gibi;
Dilerseniz,
Arka BahÇe'mizin Nezih Dostlarının belirli özlem aralıkları ile yapmış olduğu ve yapılmasını dilediği buluşmalar için bir başlığımız olsun.
Burada,
Özlemi gelenlerin istekleri,
Göz göze, yürek yüreğe paylaşılanların heyacanları dile gelsin.
Mutluluklara, hoşluklara, güzel an ve anılara vesile olması dileği ile
Hadi, başlığın ilk duyurusu da benden olsun.
Tarih; 11 Mayıs Cuma
Saat; 18,30-19,00
Yer;
Mehmet Usta Restaurat
Kireçburnu Cad. No: 19
Tarabya/SARIYER
Tel;
0212 223 37 99
Buluşmak isteyen Dostlarımız ister başlığa, isterlerse özelime not bırakabilirler.
Sevgili alihocam,
Hani derler ya şir den mi damardan mı diye, işte tam o hesap olmuş...Gel de yazma:)
Güzel Dostlarım,
''Gönül ne kahve ister, ne kahve hane,
Gönül sohbet ister, kahve bahene'' özdeyişinde olduğu gibi;
....
Burada,
Özlemi gelenlerin istekleri,
Göz göze, yürek yüreğe paylaşılanların heyacanları dile gelsin.
Eh fazlaca herbir kişiyle göz göze temasa muktedir olamasak da, burada sizlerin yüreğinden akanların sıcaklığını yaşamış olmanın hazzıyla, eh biraz da malumunuz , şımartılmamın getirdiği açgözlülük ve açık sözlülükle demem odur ki;
Önce kocaman saygı ve teşekkürlerimle...
Sonra da klavyemin tuşlarının edepsizliğini mazur gösterecek mazeretleri aramaya çalışırken aslında çocuksuluğumun hayatıma yansıttığı hayalciliğin de farkında olarak en büyük özlemim olan - nezaketi, disiplini, sevgiyi, saygıyı ilk sıralara yerleştirmiş sizlerin, yazılarınızda tanımaya çalışırken aldığım o keyfi burada tattırmanız- acep karşılaştığımızda büyü bozulur mu, diye korkularımı depreştirse de yine de malum merakımı yenememenin ağırlığını taşıyorum.
Genelde hissettiğim, buradaki bazı ağır topların aşırı duygusal ve yaşanmışlıkların getirisindeki tevazu ve samimiyetin elekten geçirildikten sonraki kalanları da nasıl değerlendirelim felsefesiyle hayata bakışları beni her daim etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor.
Her ne olursa olsun, burada bulunmaktan duyduğum keyfi ve yazmaya bu kadar hevesli ve açlığımı bastıramamanın açgözlülüğü ile sizlere tekrar teşekkür etme ihtiyacı duydum..
Herşey gönlünüzce olsun, kalın sağlıcakla....:friends:-
Sevgili arkadaşlarıma,
Önce misafir olarak dolandığım,sonra da bir cesaret girip kem küm,düşe kalka,deli dolu,az asabi,ama severek,isteyerek ve azimle yazmaya başladığım,herbir teşekkürü gördüğümde yüzümde güller açarak hevesle gene devam ettiğim bu mis kokulu bahçede ben de duyduğum sevinci size duyurmak istedim.Umarım daha çok konuşacak şeyimiz olur,çok güzel satırları paylaşırız.
Tamam kestim.
Uzatmadan...
Güzel bir balık ve iki duble rakı da benim için götürün.Susuz ve tek buzlu olsun lütfen.Ve mutlaka geleceğe,güzel ve aydınlık günlere kadeh kaldırın.
Sevgiler sizlere...
Bir terslik çıkmaz ve izin alabilirsem:p geleceğim....
Dostlarımı görmeyi onları iki boyutlu resimlerinden öte birde gülen kıvrımlarını,sıcak yüzlerini candan görmeyi çok istiyorum.Bu sefer olmadı inşallah bir dahakine dememe rağmen,arada yollar ve uzak saatler olunca mutlaka bir taş çıkıyor önüme.
Allah bol afiyet sağlık ve neşe versin.Orada bulunacak güzel yürekli dostlarımıza.Sevgiyle kalınız.
Nişantaşı Koço Restaurant Buluşması
11.12.2004
Ey bunları okuyunca çatlayacak olan ahali ;
Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan akşam , Nispetiye Caddesi üzerindeki bir malum kebapçıda idim.
Diyebilirsiniz ki bana ne !!
Hiiiiiç diyemezsiniz.
Zira , benim de oturduğum masada , Arka Bahçe'nin , ecaip insanlarının en ecaiplerinin de bulunduğu on kişilik bir güruh vardı..
E hadi yine bana ne deyin bakayım !!!
Ben adı geçen mekana intikal ettiğimde , Arka Bahçe'nin , ne Arka Bahçesi , cümle Hissenet aleminin pozitif enerji fışkırtan , sabır ve emek deposu Fiora malum ve müstesna zerafeti ile masanın bir köşesinde oturmakta idi.
Az ötede , Bahçe'nin tapusunda adı yazan zat , Mastırbir Efendi , her zamanki nurlu ve keyifli ve muzip gülümsemesi ile masanın da doğal kurucusu olarak karşıladı bendenizi.
Mastırbir Efendi'nin karşısında aksaçlı lakin yaşı henüz gençlikten çıkmaya karar vermemiş bir az konuşkan; lakin dünya sırlarının birçoğuna vakıf hali ile Janus oturmakta idi.Rivayet olunur ki saçları , Arka Bahçe'yi keşfettiği gece okuduğu birkaç yazının akabinde aniden bembeyaza kesmiştir.
Onun yanında , sanki Janus'a inat , saçı , kaşı , sakalı ,gözü , o siyah denen rengi en siyahı ile, malum ortamda bulunan ve bulunacak olan birçok insanın çocuğu hatta torunu yaşındaki Nedo , bir yandan ''ulen ben bunların arasına nereden düştüm ''; öte yandan , '' yok yok , bunlar benim bu yaşıma kadar öğrendiğimi zannettiğim şeylerin aslında hiç de öğrendiğim gibi olmadığını benim beynime zerkedecek bir tuhaf insan güruhudur , dayan koçum !!'' şeklindeki çelişkilerle tarumar olmuş ,süklüm ve püklüm bir halde önüne bakmakta idi.
Mastırbir’in yanında , Bahçe’nin sessiz emektarlarından , lakin , seans boyu , bahçenin müdavimlirinden , konuşmaktansa dinlemenin daha erdemli olduğu sırrına ermiş şapkalı Kahya Efendi oturmakta idi.
Bir müddet sonra , kendisini daha önce hiç görmemiş olmama rağmen , bayram arifesinde Mısır Çarşısı kalabalığında görsem bile tereddütsüz tanıyacağım Ali Hocam , bugüne kadar biriktirdiklerinin , onda yarattığı telaş ve tarihin ve alemin ve beşeriyetin ,herkese nasip olmayan hakikatlerine ermenin sırtına vurduğu yük ile , mahzun ve mahçup yanımıza seyretti.
Lakin Hocam’a başta çok kırıldım , zira sanırım toplantıya malum başörtüm olmadan ve dahi otururken sol elim yumruk halde ve başparmağım işaret ve orta parmaklarım arasında olmadığından beni tanıyamadı.E biz de bu durum üzre kendimizi tanıtmadık ve dahi Hocam’a Anne’nin selamlarını ilettik.Bunun üzerine , daha öncesinden benim Anne olduğum konusunda tereddütleri bulunan lakin , O sen misin diye sorma cesaretini , başlarına gelebilecekleri düşünerek bulamayan Janus ve Nedo ‘ da iyice kafayı çizdiler.
Bir müddet sonra , yanlarında zarif kardeşleri Hanımefendi olduğu halde , bütün heybeti ve tok sesi ve güleç yüzü , ve nedense bana Hava Kuvvetleri Komutanı’nı anımsatan hali ve kaymış kravatı ve yol yorgunluğu , ile Anüs Donduran Helalar Ülkesinin şanlı göçmeni , ardında bıraktığı ülkesini , kafasından bırakamamış bahriyeli Trasti Efendi , Arka Bahçe’de bulduğu klavye dostluğunu , derin hayat tecrübelerinde bulmasının mümkün olmayacağını bilen bir kesin ifade ile rank!! Rank!! Rank!! diye masaya ulaştı.Mekanın komisinden şefine , otoparkçısından helacısına kadar cümle müsdahdemi , Trasti’ti görünce ‘’eyvah basıldık’’ diye büzükten gelen nidalar savurdu ise de O’nun direk bizim masaya seyretmesi hepsine oh dedirtti.
Trasti Efendi , herkesle merhabalaştıktan sonra , bana da sanırım siz de Anne olmalısınız deyince , Ali Hocam , ülen ben bu tufaya nasıl geldim diyerekten ufak bir sekte-i kalp geçirdi.
O tam o esnada , cümle forum konularının arasında serpiştirdiği ince ötesi esprileri azami yedi kelime ile serpiştiren , bu ince zeka ürünleri ile bazen gerginlikleri imha eden , bazen ,’’ülen biz meselenin bu ince yanını neden göremedik’’ diye hayıflandıran forumun itibar şampiyonlarından , Pek Muhterem Cibir’de intikal etti.
Bundan sonrasını , peynir ,pancar , yeni rakı , ortaya karışık , yeni rakı , künefe , üzüm niyetine yenilen portakallar ve yeni rakı eşliğinde süren şeyi kime nasıl anlatabilirim ki ? Şey diyorum , buna sohbet , muhabbet falan denmez , Türkçe’de bunu tarif edecek kelime yok ki.
Trasti oturunca , onun tam sağında kalan Şapkalı Kahya Efendi’nin en fazla üç dakika sonra ‘’ ulan bu adamın elinin tersinin menzilinde oturmak tehlikeli olur ‘’ diye düşünerek , siz Mastırbir ‘le yanyana olun numarası ile yanımdaki boş sandalyeye tüymesi de atlanmaması gereken bir enstantanedir.
Kimlerden bahsedilmedi ki , Babo’dan Haluk Hoca’ya , Karl Marks Efendi’den Tedcen’e Karahan’dan Zlatka’ya , Alon’dan Kentuf’a cümle hissenet ahalisinin kulakları kimi hoş kimi boş çınlatıldı.Aman dedikodu yapıldı zannetmeyin , dedikodusu yapılan sadece Babo’dur.
Kanada’nın doğal gaz rezervlerinden , Ermeni Meselesine , By-pass ameliyatının , insanda yarattığı halet-i ruhiye dönüşümlerinden Mitterand Hanım’ın yamukluklarına , İttihadçılardan Fettullah Abimize kadar , iliği kemiği sızlatılmayan şahıs , çözülmeyen ve çözülmesine ramak kalan mesele kalmadı.
Yediğimiz içtiğimizi boşverin , bu masa bir daha nerde ne zaman kurulur , yoksa bir daha hiç kurulmasa da bu lezzet damaklarda bir inanılmaz tad olarak mı kalsa ben bilemedim.
Gece yarısına doğru kalbimi orada bırakarak mecburiyetten dağıma doğru yola çıktım.Ki onlar da rahat rahat dedikodumu yapabilsinler.
Haberdar olup da gelmeyenler yanadursun , haberi olmayıp da gelmeyenlerin canı sağolsun.
Bilmem çatlatabildim mi ?
Nişantaşı Koço Restaurant Buluşması
11.12.2004
Güzel Dostlarım;
Ana Yüreklimizin anlattığı bir güzellik üstüne kalem oynatmak her babayiğidin harcı değildir.Müstesna akşamın organizasyonu,ev sahibeliği ve bu denli güzel tasviri karşısında sadece ve sonsuz teşekkür etmenin yeteceği ortadadır.
Yazacağım şeyler malum olduğu ve yeteri kadar başınızı şişirdiğime inandığım ve,Siz okuyanları 'yetti gari'' noktasına ulaştırmak için son bi gayretin teşhis ve tespiti olarak adlandırılabilir ancak.
Efendim malum şu fakir ailesi içinde,kardeşlerin en sonuncusu,kaza kurşunu,tekne kırıntısı denilen türdendir.Evin küçüğü olmanın dezavantajları anlatmakla bitmez.Ama bazı konularda yaşanmış ve yaşanacak olan kimi olay ve gelişmelerde 'bekara boşamak kolay' türünden heybetli atışlarda bulunmak gibi yararları(!) da vardır.
Bizim Abiler askere giderken,o giderde ben gidemez miyim?Gibi sinsi rekabetlerini evliliğe de uyarlamış ve birbirlerini müteakiben ve kısaca el kızına boynu bükük gelin gitmişlerdi diyeyim.Milattan öncenin Anadolusunda gelin,kayınna,kayınpeder,damat,dünür gibi,savaşın şiddetinin an be an yaşandığı cephelerin tam ortasında yaşamış biri olarak;
Ben olsaam diye başlayıp,asardım keserdim ve kodum mu oturturumlu sonlanan atışlarımın sonrasında,küçük,nurlu yeğenimin ablama ,
-Anne kardeşindir kızma ama,alidayım çoook saf..
Dediğini duyduğumda,epeyce ve akılcı ve bir o kadar da bilimsel gerekçelerle kendimi savunmaya çalışsam da,kendim ile başbaşa kaldığım zamanlarda,yeğenimin haklı olabileceği gerçeği,beni yedi bitirdi desem doğrudur inanın.
Bu nedenle,kadınların söz konusu vakıalarda büyük söz etmemeye inadına özen göstermişimdir.Ama o gün bugün içimi kemiren,akıllı dahası sözümona uyanık geçinen,bir saf olduğum gerçeği ile bir kez daha,mübarek Cuma gecesi buluşmasında,yüzleşmenin şokunu halen yaşamakta olduğumu itiraf etmeliyim.
Efendim bir tatlı heyecanla,Etilerin ve İstanbul'un enleri arasında ilk beş içinde gösterilen,Bayan Clinton ve mahdumları dahil nice ünlünün yemek yediği ocakbaşı mekanına girdim.Yer seçiminde,
Başta Master Üstadımızdan olmak üzere ve Kefere Diyarının yatırım danışmanlığı ile Ünlü Trusty'den tiyo almak ve Ana Yüreklimizin güzel sohbetini dinleyip,o güzelim zılgıtlarını yiyebilmek için İstanbul Sosyetesinin sıraya girebileceği gibi bir ihtimalin beni endişelere sürükleyip helak etmediğini söyleyemem.
Mekana giriş kısmına dönecek olur isem;İki aya varan zamandır,Master Ağebeyimize,Asil Fioramıza,Janus Dosta duyduğum özlemle nasıl sarıldım bilmiyorum.Yüzüne bakınca yaşlandığımı bir kez daha hatırladığım,pırıl pırıl Nedo'muz ve Ünlü Kahya Dost ile tanıştıktan sonra,Güzel Fiora'mız karşısında,
-Efendim ben AnnE'nin yatırım danışmanıyım diyen bir güzel İnsanla el sıkıştım.Sormama meydan vermeden,gelecek efendimi yapıştırınca sus pus oturdum.Oturdum ve süren güzel muhabbeti kaçırmamaya inadına özen göstermeye çalışarak,kapıdan her gelen ile kafam refleksle kapıya ister istemez dönüp durur bi pozisyona geçtim.
Kapıyı kolaçanların birinde,Gemici1 Dostu görmenin hazzını vee tüm ihtişamı ile Gurbet Dostum ve Nadide Kardeşimizin çıkagelişini ve kardeş ötesi sarılışları kelime ile anlatmak zordur.İşte o an,Trusty,zekasını ve yılların edinilmiş tüm tecrübesini konuşturup AnnE'mizi onca kişinin arasında teşhir edince,karşımdaki güzel İnsan,
Efendim açık olduğu üzre Ben AnnE,memnun oldum deyince.
Varın Siz,halim nice oldu düşünün.
Trusty Dostu takdir mi edeyim?
Kendi saflığımla tekrar yüzleşmenin acısını mı tadayım?
Onca zamandır özlem,sevgi,merak birikimleri ile duyduğum sevinci mi yaşayayım?
Hiiç renk vermeyen Ağabeyime mi,
Hele hele,ağzımdan 'Sizi çook seviyorum' diye çıkınca,garsonların ve salondaki süslülerin soran-şaşkın bakışlarına mı yanayım?
Bilemedim Dostlarım.
Siz siz olun,işin içinde Ana,Bacı dahil de olsa kadın ''K'' sı var ise tek kelime ile korkun!
İşte bu yazılarıma da yansıyan,şaşkın,sevinçli,heyecanlı gibi nice duygular ile harmanlanmış haldeki şu garibin sürç-ü lisanı olmuş ise affedin lütfen.
Ana Yüreklimizin kuş sütü eksik sofrayı nassı donattırmış olduğunu ve mahcubiyetten bizi kıpkırmızı bırakan ev sahibeliğini,
O nurlu elini şey edip her sallayışında tüm garson ve bağlı gürühun nassı koşuşturduklarını,Şefin her emirde yarı beline kadar eğilerek emir tekrarı edişini,
Master Üstadımızın her konuşmasında koca salonda nefeslerin nasıl tutulup,dinleme moduna girildiğini gibi ayrıntıları normale dönebilir isem anlatırım efendim.
Saygı ile arz ediyorum.
Ve O Gecenin Tılsımı
Bu bahçeden geçerken,
İmgelerin ördüğü duvarı, simgesel beraberliklerin sanal kalamayacağını, düşlerimin üzerinde düşmeden tutmuştum...
Yaşamın kendisinin öğretmen olduğunu öğrendiğim günden beri,hayın, huyla çilveleştiği,hazzın al al olmuş izlerini, önsezisinin, öngörüye kavuştuğu ortamlarda, yemeklerin lezzetinden daha lezziz olan sohpetlerle tırmanılırdı doruklara....
Tanınmışlıklara,tanınmamışlık yaban dururdu...En içten meze, nezaket kulvarının içindeki öngörüsüz koşusunda bile, saygının sevgiyle buluştuğu, özlemli espirilerin herzaman inecelikleri içinde, tebessümü kahkahalara çeviren sözler dizisi idi...En içten meze...
Yazılarında gurbetin, ezilesi ezgilerini kendinle tartışarak,özlemini sunan uzakların misafiri de, 14 yıldır görmediği kızkardeşini de taşımıştı Arka BahÇe nin has masasına...
Belkisiz anlatımların içinde, belirsizliğin bağları daima vardı, zira varlığı idi...
Rakıda Yeni’nin istenmesi sanki eskinin kalan devamından gelişiyor, genişlemesindeki kısa vurgu gibi idi... Tekirdağ olmuş, isterse Altınbaş ne gam nede tasa...
Olgunun, olgunlaşması için geçen zaman, kendi hüsranında yalnız kaldı o gece...
İstemlerin istediği,istemeyenlerin ise sadece istenildiği olgunluğa, ‘’keşke’’ olsaydım istemi için artık çok geçti...
Tüm katılıp paylaşan,tanışan,kavuşan vede huzurlu mutluluk duyan herkeze teşekkür ederim...
Keyif verdiniz,keyfiniz bol olsun....
''Malum ve Meş'um'' Sözü Üstüne
Ahali ;
O gece ile alakalı anlatılması gerekenler bitmedi , bitmez de.
Lakin , Meş'um'dur.Ki bu meş'umlık tamamen özneldir.Bu öznenin kafasında - ki adı geçen özne bunları yazan tarafından bakılınca birinci tekil şahıs olmaktadır- devasız yaralar , cevapsız sorular peydahlamıştır.Sanki mevcut sorular kifayetsizmiş gibi.
Alın size birkaç meş'um sual ;
1. Beklediğim insanların ilk görüşte en azından beklediğin gibi çıkması , aslında onları daha önceden tanıyor olsa idin , aynı beklentileri tatmin etmiş mi olabilirdi ?
2. Beklediğin insanların ilk görüşte en azından beklediğin gibi çıkması , aslında onlarda daha uzun birlikteliklerde , hayal kırıklıkları yaratma ihtimalini ihmal eder mi ?
3. Beklediğin insanların ilk görüşte en azından beklediğin gibi çıkması , aslında onlarla ilgili önemsiz detayların , daha uzun birarada oluşlarda çekilmezlikler olduğunu görmemezlikten gelmeyi de ihtiva etmez mi ?
Bunlardan da daha meş'um neticeler de çıkmaz mı ?
Çıkar.
Bilmem tedavim mümkün mü ?
Tarih; 11 Mayıs Cuma
Saat; 18,30-19,00
Dostlar,
Sevgili Master'ımızın,
Sağlık kontrolleri nedeni ile buluşmayı iptal etmek zorunda kaldık.
Acil şifa dileklerimle
Saygılar
Dostlar,
Sevgili Master'ımızın,
Sağlık kontrolleri nedeni ile buluşmayı iptal etmek zorunda kaldık.
Acil şifa dileklerimle
Saygılar
Sn.Master umarım kontrollerinizden iyi sonuç alırsınız.Allah'tan şifa dilerim sizin için.
TheSecret
08-05-2007, 21:03
Kontrol de olsa sağlık önemli. Umarım doktorları bile şaşırtacak kadar güzel netice çıkar.
Allah hekime, hakime dusurmesin ama onlarsiz da birakmasin. Insallah kontrollerinizin neticesinde guzel haberler alirsiniz.
Sağlık olmayınca, yaşamdaki diğer konuların pek bir anlamı da kalmıyor...insan ister istemez içine dönüyor...ama ciddi, ama önemsenmeyecek bedensel ve zihinsel arazlar insanı bir anda çileden çıkarıyor, rutin yapabildiklerini esirgetiyor kendinden..
Hayattaki en büyük hazinemizi, var olan sağlığımızı çaldırmamak üzere, sağlıkla sağlıcakla hoş kalınız...Günler bizim, sahiplendiğimiz ve var olduğumuz sürece...
Sayın master a da acil şifalar, en kısa sürede rutin işlerini tekrar keyifle yapabilmesi dileğiyle....
Hersey gönlünüzce olsun.........:friends:-
Planlanandan öne alınan Sağlık Kontrollerim bu istemli buluşmayı geçiktirdiği varsayımı ile pardon... Şifa dilekleriniz için ayrıca Tşk ederim..
buena vista
09-05-2007, 13:12
Kendinize dikkat edin Sn Master.. Sonuçlarin iyi çikmasi dilegimiz..
buena vista
Muhteremler ;
İstanbul Bahcecilerinin Hocamın mekanında rakı içemiyecekleri saatlerde , bendeniz , karşısında Midilli olan bir körfeze uzanmış iskeleye kurulmuş olan masada, roka,peynir, ahtapot, deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması, barbun, karides, böcük, midye dolma, deniz kestanesi, yaprak sarma, sinarit, kekikli sızma, stifno, pavurya, ve adını sayamadığım diğer Ege mezelerini Yeşil Efe'ye katık ediyor olacağım.
Kadehlerden ilki Master Efendi'ye, ikincisi Hocam'a, üçüncüsü diğer eski bahçe dostlarına, dördüncüsü yeni bahçe dostlarına kalkacak. Beşinciyi ve sonrakileri hatırlayabileceğimi pek sanmıyorum. Genellikle beşinci elimde iken sandalye üstüne çıkmış şiir okuyor olurum.( öyle diyorlar) Altıncıda şarkı söylüyorsam masadan -varsa- içmeyenler artık kalkalım demeğe başlamıştır. Yedincide güneş Kazdağlarının ardından ilk ışınlarını yollamaya başlamıştır. Sekizincide memleketi kurtarmaktan vazgeçilmiştir.Dokuzuncuyu elimden almak için hemşire, ambulans sürücüsünden yardım istiyordur.(Tamam tamam cıvıdı...)
Neyse ağzı sulananlara bir tüyo vereyim ki Atlasjet İstanbul-Edremit seferlerine başlamıştır.
Bu arada, kabak çiçeği dolması deyince aklıma geldi.Bundan yıllarca önce eski arkabahçede yazdığım bir kabak çiçeği dolması yazısı olması lazım. Tuhaf bir şekilde bahçe arşivine sahip olan Hocam'dan rica etsem onu da bulabilir mi acaba ?
Bilmem iskelede üşür müyüz ?
08-04-2004, 11:06
Günaydın AHALİ ;
Anneniz , tadilat dolayısıyla uzun süredir ara verdiği yayınlarına yeniden başlamıştır.
Lakin bu zaman zarfında klavyemiz paslanmış , parmaklarımız atalete uğramış , forumun formatı değişmiş olduğu hasebiyle eski hız ve sıklıkta yazamamamız muhtemeldir.
Hasılı kelam ; işbu anda içinde bulunduğumuz topike baktığımızda , bazı dinazorların buralarda dolaşmakta olduğu görülse de , forum ahalisinin oldukça yenilendiği ve de gençleştiği görülmekte.
Muhterem Karl Marx efendi , taa bizim zamanlarından beri yazdığı ''borsanın edebi tarihi' denebilecek ,ironinin sınırlarını darmaduman eden yazılarına artan bir lezzette devam etmekte , O Marx Efendi li vakti zamanında bir topik açtımı 24 saat içinde 265 cevap , yorum , hakaret ,takdir yazısı alarak guinness kitabında mutena bir sayfa edinmesi gereken bir forum gurusudur.
Mavzer Bey de , bütün haşmetiyle , ekranın kahve falına bakmakta , tuhaf sorulara anlaşılması na-mümkün cevaplar vermeye ecaip bir azimle devam etmekte.
Neyse eskilerden kimler var araştırmaya ve yenileri tanımaya gayret göstereceğiz.
Ezcümle bu bitmeyeceğe benzeyen ilk yazımızı , Master efendinin topikine uygun bir tarifname ile sonlamaya çalışalım ;
Kabak çiçeği dolmasından bahsedelim biraz.Bu meret , Mudanya'dan Aliağa'ya uzanan Kuzey Ege 'nin bir ecaip zaytinyağı kültürünün doruğa çıkmış örneklerinden biridir.Ama ille de Cunda'da bir daha başkadır yemesi.
Tan yeri ağarmadan , güneş ilk ışıklarını Kazdağının üzerinden aşırmadan sarı-yeşil kabak çiçekleri ''güneş ; gel gör beni ! o ışıklarınla tadıma tad , rengime renk ,doğaya hayat ver ,benden beslenecek mahlukatın canına can katayım , ömürlerine tad katayım '' diye duaya durur.
İşte o çiçekler yapraklarını bütün kuvveti ile açmış , o mistik enerjilerini lezzete dönüştürmüşken , işin ehli Kazdağı köylülerince toplanırlar.
Sonra pirinç , soğan , maydanoz , nane , domates ile sızma zeytinyağının yarattığı o tarifsiz ortamda pişirilir.
Buna ne rakı dayanır ; ne de muhabbet.
Kabak Çiçeği Dolması Kuzey Ege Zeytinyağı kültüründe başköşede olmasına rağmen Girit'te de , Batı Trakya'da da hatta Torosların Yörük kültüründe de vardır.Hatay da , hatta daha öte kürt ve arap mutfaklarında da yerbulur , ki oralarda daha ziyade nar ekşisi denen bir başka lezzet şahı ile sıcak dolma olarak lüpürdetilir.
Bilmem annatabildim mi.
Ey Ahali, Akşamşerifleriniz hayırlarola...
Muhterem AnnE'm gecenin en içli saatlerine yakın attırıvermiş gene...belli ki bir yerlerde, ille de bize nispet yapacağı tutmuşşş..Canı sağolsun...ne yapalım, bilumum Ege mezelerini Yeşil Efe ye katık edemeyiz ama- sağolsun yeni bahçecilerden addeddiğim kendimi de ortaya attırıvererek, namıma bir kadeh de içiverecekmiş- afiyet bal şehriye olsun, yarasın, can olsun kan olsun, yaşı başını tutmuş haline biraz da yarenlik edip sofrasına bereket dolsun...
Dokuzuncu kadehe geliveriyormuşşş, haddimiz olmayarak acık havada ben de buluveririm o rakamı...ama kalktığımda sadece yönüm yastığımla buluşacağım rotam olduğu sürece....:indifferent:
Neyse akşam akşam içim bir hop etti....bu durumda ben Edremit ya da Ayvalık yerine Çandarlı yı tercih edeceğim...Ege'nin göbeciğinde benim olması lazım gelen Yunan elinin adalarına bakaraktan, denizin hafiften fışkırtır tarzdaki dalgalarının deniz sirenleri şarkılarının eşliğinde, güneşin bulutlar arasında saklankaç oynarkene yansıttığı gülümsemelerini izlerken de muhterem validemi ve tüm bahce sakinlerini yâd ederek kadehimi masanın en ince yerine vurup" afiyet olsun " diyeceğim...
Ama ben sofrada zihnen yalnız olmayacağım için, yapıldığını varsaydığım rakı sofrası muhabbetleri ile havanın ayazını almayacağım...:;ohohoh
Hersey gönlünüzce olsun ...Kalın sağlıcakla...:friends:-
Telif Hakları vBulletin v3.5.4 © 2000-2009, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden :
.