Tam Sürüm Bilgini Göster : Tepkiler , kızgınlıklar vs......
Tepkisiz kalmayın...
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=12199&cat=110&dt=2007/01/16
Orman yangınlarının önüne geçilemiyor. Antalya'nın Kaş ilçesinde dört gün önce başlayan yangın hala söndürülemedi. Muğla'nın Bodrum ilçesinde dün başlayan yangın da kontrol altına alınamıyor. Yangınların artışa geçmesi üzerine polis, sabotaj olasılığını değerlendiriyor.(ağustos 2006)
Orman yangını, bölgedeki yaban hayatını da etkiledi, yaban keçileri ve geyikleri yerlerinden oldu
Emniyet Genel Müdürlüğü'nden bir yetkili Yangının çıktığı yerlerin tamamına yakınının jandarma bölgesi olduğunu söyleyen yetkili, ''sabotaj söz konusu ve bu birden çok oluyorsa akla ilk önce terör örgütü geliyor'' dedi.
Bodrum'da çıkan orman yangınında tarım arazileri ve arı kovanları tahrip olan vatandaşların zararlarının saptanması için çalışma başlatıldı.
bodrum da 700 hektar, kaş 500 hektar, Kuşadası yaklaşık 500 hektar, Çanakkale-ayvacık 5 ayrı noktada, Nazilli 40 hektar orman 20 hektar kestanelik, Adana 100 hektar kızılçam, Soma 13 hektar, Kütahya da ise 5 hektar ormanlık alan tahrip oldu.
2006 Ağustos ayında ard arda oluşagelen ve birçok yerde aynı anda yükselen alevler nelerimizi aldı götürdü, söylemeye dilim varmıyor(..):
Bence yapan herbirini dalından koparılmış kelek misali yanmış ağaçların dallarında sallamalı ...ki ibret-i alem olsun
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bu sabah kendisini karşılayan İstanbul il yönetimine kızarak, "İstanbul'da ne oluyor? İstanbul'da yavşak ilişkiler oluşmaya başladı" dedi.
Bahçemizde tepki başlıklı bir köşe olduğunu henüz öğrenmiş olduğumdan , hisselerin bulunduğu topic kümesinin altında , pazartesi almayı düşündüğüm , şahsına münhasır takılmayı seven , pek bir getirili , daiminde iyisinden götürülü basılısının kutsal kağıt değeri olduğunu düşünüp alır almaz fiziki teslimatını istiyeceğim , alım emrini girmeden ardımı koministlere bağrımı oralara dönüp en azında 5 rekat namazımı eda edeceğim , hak yolunu bulur nasibimize düşer ise sahip olacağım , kavuştuğumda göbek hizamdan 1 karış yukarıda taşıyacağım , verdiğim komisyonu zekattan ettiğim zararı günahtan olası karları ise cukkadan sayacağım tahtası misvaktan yapılı olduğuna emin olduğum kutsal emanet saydığım grafiğini göreni imana, görmeyeni yola getiren sabah hacmi Eyüp te cuma cemaatini öğle hacmi akşamcı kadehini andıran sıfatını diyar ellerde gurbet sevgili ANNE den dahi duyamadığım değerime ait topik in acil açılmasını istiyo tepkimi ortaya salıyorum...
Sayın Buddha,
Nev-i şahsınıza takılmayı seven ruhunuza uygun devam eden bilumum kağıt ve edavata uygun sahiplenmelerinizi müteakip, 5 vakit üstü bir de şükür namazlarınızı da eda ederkene,zararları ve cukkanızda kalanları kenara ayırıp, hiç anlamadığım ilgim dahiline girme salvoları yapmaya çalışan borsa adılı alanı her merakımda anlamlar çıkartmaya çalışırken kalmayan saç tutamlarımı da bir kenara koyup, yaban ellerdeki muhterem valide sultanı da andıktan sonra koministlerin, nazilerin ve sair ül cenap hazretlerinin arkada veya önde kalmalarını da anlamışken vermiş olduğunuz tepkiyi, uluorta mekana yaymanıza en içten dileklerimle katılıyorum.
Malum göbek üstünde tuttuğunuz, kavuşmayı umduğunuz değerli olabilecek malzeme konusunda ancak elimden gelen size şans dilemektir.
:friends:-
Az yukarda , muhteşem göbeciğini kaşırken çekilmiş resmi bulunan Buda Bey'in yazdığı ve kimsenin anlamadığı , ben dahil bazılarımızın anlamış gibi yaparak teşekkür falan ettiği yazı, birkaç gün süren uğraşlar sonunca çözümlenebilmiştir.
Topik açın diye biten , okuyanın '' lamn topik açtın da niye açtın diyen mi oldu '' diye tepki göstermeye yeltenemediği , bu klasik bahçe karışıklığı ile yazılmış ve yazdıkça dağılmış , aslında yazanın yazarken fena halde dağıtmış olduğu yazı , VARYO isimli bir tahtadan ve o tahtanın topiği olmamasına duyulan tepki ile alakalıdır.
Şimdi derler, Varyo mu ? ha vaarr, ha yooo...
Ben bu tahtayı yirim yirim..
Koca bahçede tahta, kalmadı , varyo ile alakalı yazı yazılacak delik arıyor vatandaş.
Bilmem var mı yoo mu ?
...., VARYO isimli bir tahtadan ve o tahtanın topiği olmamasına duyulan tepki ile alakalıdır.
Şimdi derler, Varyo mu ? ha vaarr, ha yooo...
Ben bu tahtayı yirim yirim..
Koca bahçede tahta, kalmadı , varyo ile alakalı yazı yazılacak delik arıyor vatandaş.
Bilmem var mı yoo mu ?
Ben de dedim gurbet eller bu kocayı kocattı fırça kayacağı yere teşekkür eder oldu.
Bak koca ana sen bu tahtayı yirim dersin , bana aklınca kayarsın ama bilki senin tahta materyaline ve kayma fiiline elin gavurunun snowboard dedikleri zamanlardan çok bir önceleri İZME derlerdi bizim uşaklar.
Kayacaksan İZME yi batacaksan ÇİZME yi alda gel...
Bir süre önceydi,
Arkadaşım kahve fincanına baktı baktı ,
Ayfer burda oturan boğa gibi tarikat lideri gibi bir şey
görüyorum,ne o bizden gizli bir tarikata mı giriyorsun diye sordu.
Ben ve tarikat...Llider tiplerden pek hoşlanmayan hatta
bu yüzden siyasi partilere bile uzak duran birine bu soru.
Sonra düşündüm benim tarikatlarla ne ilişkim oldu?
İki yıl önce eşimle Altunizade de arabayı parkettikten sonra
birileri yanımız yanaşıp Yehova Şahitleri için broşür verip
konuşmak istemişlerdi kibarca hayır demiştik.
Bu yaz da nasıl becerdikse Avrupa başkentlerinden birinde
evin kapısını açalım derken anahtarı kırıverdik.
Apartman önünde Polonyalı çilingiri beklemeye başladık.
Birden,apartmanın camları tamamen kapalı bodrum katına kadınların girip çıktığını gördüm.Merakla oraya
yönelip kapıyı açan bayana yerle ilgili bilgi sordum.
Güleryüzle beni içeriye davet edip gezebileceğimi söyledi.
Ayakkabılarım çıkarıp içeri girdim.Mor rengin egemen olduğu mumların yandığı ayin yapılan bir yerdi.
Sonra beni ayakkabılarımı düzeltme nezaketini de göstererek
uğurladı bayan.
Bir süre sonra bir bayan arabasını çalıştırdı, tarikat
lideri olduğunu tahmin ettiğim bir bey diğer iki bayan
da gelip arabaya bindiler bizim ilgili meraklı bakışlarımızdan
olsa gerek,
Bayanlardan biri arabadan inip yanımıza gelip bir sorunumuzun olup olmadığını,
yardımcı olabilecekleri bir konunun olup olmadığını sordular.biz de durumu açıklayıp teşekkür ettik.
Ben de bir borsa tarikatı üyesi miyim diye düşününce,
Saros culardan değilim,kavuniçililerle işim yok.
Mobius un canlı yayınlarının ikisini dinleyeli epey oldu.
Bugünlerde izleyemedim.Televizyona çıkıp çıkmayacağını
bana haber vermediğine göre bu gruptanda değilim.
Ha bu arada kesin olan ise küçük yatırımcı olduğum.
Bu yazsonu Finans İnvest te hesap açsam mı diye uğradığımda
bana büyük portföylerle ilgilendiklerini söyleyip benim gibi yatırımcılara kendilerinin uygun olmadıklarını ima
etmişlerdi.
Kimlerle aram iyi diye düşündüğümde karşıma Japonya çıktı.Öyle ya Japon arkadaşım arada yılbaşı kartı atıyor.
Japonya endeksini tahmin etmek şimdiye kadar İMKB yi tahminden daha kolaydı ama bugünlerde oda zorlaştı.
USD/JPY de kafama 124 diye bir şey takılmıştı ki
dün ekran da bir grafik açtım,kitaptan da fal bakar gibi bir sayfa açtım.
Açtığım sayfadaki karşıma çokan kelalaka eski aksu İplik grafiğine göre USD/JPY 115 in altına kayıyor.
Bugün oturup şu parite grafiklerin falına tekrar baksam iyi olacak ama parite grafikleriyle
hiç ilgilenmemiş biri için ezbercilikten öte olmayacağını da hissediyorum.
S&S
Not:Sayın Anne ye özel teşekkür , neden mi?
1)Uzun bir süredir pirinci ayıklamadan kullanıyordum.Bazen
ayıklayan tanıdıklarımı görünce duyduğum,ben yaptığım işi
savsaklıyor muyum takıntısından kurtardınız.
2)Her ne kadar arada Dr.Oetker ürünlerini kullansamda
oğlum eve geldiğinde çok sevdiği için mutlaka sütlaç
(süt şeker pirinç v.b ile) pişirdiğimi ,hazır ürün kullanmadığımı
hatırlattınız.
Okuyorum...okuyorum...okuyup da duruyorum....Ne bu yaaaa....
Bir pirincin taşıdır, çeltiğidir gidiyor...sütlaç yapmanın ve yedirmenin derdine mi düşüldü.
sütlacı yaparken neler katarsınız, azıcık portakal ya da limon kabuğu rendesi, vanilya , bir taşım kaynat ve kapat. Kaselere böl , soğusun , ye...
Sonra aklıma doğal olarak anacığım geldi. Zamanında o kadın ki sabahın kör bi vakti kalkar - yedi nüfus kolay değil-kahvaltıyı hazırlar çayı demler, böreğini çöreğini yapar, sofraya koyar, evin ademoğulları da sabah mahmurluğu ve işe gitmek zorunda kalmanın dayanılmaz isteksizliği ile sofraya kurulur, yer içer elhamdülillah der çıkardı..
Şimdi bakıyorum da metroseksüel erkeklere artık dipfriz mamülü hanımlar da eklenmiş..Sonra çıkmış demişler ki evime de bakarım kariyer de yaparım. Tabi yaparsınızzzz...alın hazır gıdaları getirin evinizdeki yardımcı(!)kadına, pişirsin, ütülesin, temizlesin, çocuğunuzu büyütsün...sonra siz ev bakıyorum diye zıplayın ortaya. Dondurulmuş kesilmiş hazır soğan-patates, ayıklanmış temizlenmiş dondurulmuş ıspanak, vıcık vıcık çamurlarından arıtılmış semizotu varken, yemek de yapmak dert miki..
En son soğan doğrarken ne zaman ağladınız, ıspanakları ayıklayıp yıkarken elleriniz en son ne zaman dondu... Deyiverin hele gariii. Kesilmiş hazır küp domatesler yerine , avuç içlerinizde domates keserken kalan bıçak izi ve acısını en son ne vakit tattınız. Senelerce sadece 4 st uyuyup çamaşır ,bulaşık, çocuk ve dersleri, koca derdi, yemek derdi, misafir geldi-gitti ile geçirdiniz mi....
Neyse gene çenem düştü...Kalın sağlıcakla
Not: ArkaBahÇe de sayın ayfer yazmış ama bunu cevaben oraya almak yerine buraya daha uyar diye düşündüm...
Ama yine de , pirincin taşını ayıklama numarasına yatmamak meselesini de ihmal etmemek gerekir.
Doktor Ötker ölmedi , kalbimizde yaşıyor.
Sn Meraklı yı okuyunca hak verdim.
Benim bu sabahki yazımın yerinin de Arkabahçe olmadığını farkettim.
Şimdi yönetim onu silerse ben daha sonra sera veya Emin beyin
köşesine başka türlü yazarım
Teşekkürler.
S&S
Sn.AnnE öylesinin daha uygun olduğunu düşünüyorum.
Sn.Meraklı bu arada katıldığım konu yazının yeri ile ilgili
kısımdı.
Yoksa diğer kısımlar değildi.Borsayla niye ilgileniyoruz?
Saydığınız işlere daha az vakit ayırma özgürlüğümüz de
olsun diye.Emek yoğun çalışma mı yoksa beyin yoğun
çalışma mı diye sorarsanız beyin yoğun çalışma bana hep
daha kolay gelmiştir.
Paketli gıda tercihinin Türkiye de yüksek olduğunu
sanmıyorum.Pazardan görerek kokusunu duyarak almanın
tercih edildiğini sanıyorum.
S&S
Geçengün Arkabahçeyi okurken doktor amcadan bahsedildiğini gördüm. Canım vanilya aromalı muhallebi çekti. Hemen gidip yaptım. Daha soğumadan yarısını götürdüm. Ama içindeki plastik tadını hissettim. Soğumuş olanları yerkende plastik tad hala hissediliyordu. Lütfen böyle şeylerden bahsetmeyin. Birgün zehirlenip gidecem.
Aslında bu topik bu meselenin yeri degil ama , o plastik tadlı zımbırtılar, nostaljik tadlardan daha sıhhatli ne yazık ki.
Sevgili AnnEm,
B12 saklayan pirincimdeki çeltiklere, doğallığına ve el emeği yapılan sütlaca ne oldu...
Ne oldu sizin hazır gıdalardan beslenen obez veletlerinize:wink2:
Gavur Izmirli
Anadolu'nun çok yerinde Izmir'e Izmirlilere gavur derler. Aşağılama,
kendinden olmama anlamı taşıyan bu nitelemeyi sever, Izmirliler.
Başkaları gibi tutucu
bağnaz olmaktansa çağdaş Avrupai görüntüsünün böyle aykırı bir niteleme
doğurduğunun farkındadır. Güler geçer, Izmirliler.
Bugünkü Hisar camii çevresinde kurulan eski kent çekirdeğinin Ceneviz
kolonisi olması daha sonraları ise seferad Yahudilerinin gelip
yerleştiği bugünkü
Konak çevresi nedeniyle Izmir'in merkezi yıllar boyunca Gavur Izmir
olarak adlandırılmıştır. Çarşının ve limanın merkezde yer alması nedeniyle
bölgenin
alışveriş ve ticaret mekanı uzun yıllar "gavur Izmir" diye adlandırılan
bu bölge olmuştur. Isgal yasamis, kurtuluş savaşı ve mübadele ile
gayrimüslim nüfusunu
büyük oranda yitirmiş olmasına karşın bazı özelliklerini yitirmemiştir.
Kimilerine göre gavurluk diye adlandırılsa da, ülkemizin batılı yüzü
olmuştur, Izmir.
Vatanseverdir, Izmirliler. Istanbul yönetimi mütareke imzalayıp teslim
olurken onlar kurtuluş savaşının ilk kurşunu niyetine kendi insanını
sürer namluya. Dönemin yönetimi için kabul edilmez bir başkaldırıdır,
gavurluktur Izmirlinin bu yaptığı.
Demokrattır, Izmirliler. 1985 Yılında yapılan referandumda ülke
ortalamasının büyük oranda aksine siyasi yasakların kalkması yönünde oy
kullanarak ülkemizde demokrasinin yara almasının önüne geçtiğinin
bilincindedir. Kimilerine göre ise, yapmıştır yine gavurluğunu.
Riyakar değildir. Hoşgörüsü yüksektir, Izmirlinin. Kemeraltında
meyhaneler sokağı olarak bilinen Veysel çıkmazında çoğu meyhane sahibi ramazan
ayında
"meyhanemiz ramazan nedeniyle kapalıdır" yazısı asarken, Ferit Baba'nın
meyhanesi camına "meyhanemiz ramazanda nöbetçidir" yazısı asar. Kızmaz,
karışmaz
kimse kimsenin yaşantısına. Kimileri için ise gavurluğun dışavurumudur,
bu hoşgörü.
Değerlerinin farkındadır. Vefakardır, Izmirli. Yunan işgalinden sonra
çok büyük bir kısmı yanmış ve harap olmuş halde geri alınmıştır. Yangın
yeri denen ve Izmir 'in eski kent merkezi olan metruk alan o zamana
kadar yapılan park alanlarının en büyüğü olarak 1937 yılında Izmir Fuarı
adıyla açılmıştır. Fuar, yıkılmış, tükenmiş kentin insanlarının gayreti
ile Izmir' in yeniden kuruluşunun ve çağdaş kimliğinin göstergesi
olmuştur. Izmir Fuarının 30.Ağustos kapısından girdiğiniz zaman sizi sol
tarafta küçük birheykel karşılar. Bu heykel bir yalak başında 3 adet at
başından oluşmaktadır. Heykelin altındaki notta ise " bu heykel Izmir
fuarının yapımında çalışan ve çoğu
bu çalışmalar sırasında can veren atların anısına yaptırılmıştır" diye
yazmaktadır. Kimilerine göre ise, bu ülkede heykeli dikilebilecek o
kadar önemli şahsiyet varken yapmıştır yine gavurluğunu, Izmirli.
Gavurluk nitelemesini sever Izmirli. Çağdaş, demokrat, aydın ve aykırı
olmanın karşılığı olduğunun farkındadır, bu nitelemenin. Inançların
insanın vicdanında olduğunu, kimseye inancı için hesap vermek zorunda
olmadığını bilir ve dahası kendini gavur diye niteleyip kendinden
saymayanları da bağrına basar, Izmirli. Çünkü, hayatın her şeyin önünde
olduğunu, asıl olanın yaşamak olduğunu bilir ve bunu haykırır, Izmirli.
Gavurluğu sever Izmirli.
Kasim Kazbay M.D., Ph.D.
Minik Not : email için tşk ederim ( Bir İzmirli olarak ;) )
buena vista
12-04-2007, 20:00
Ben de gavur izmirli oldugum için, bu güzel alintidan dolayi size tesekkür
ederim sn Master..
Ben de gavur izmirli oldugum için, bu güzel alintidan dolayi size tesekkür
ederim sn Master..
Vallahi gavur İzmir'li değilim, maalesef bir köyüm bile yok Anadolumda...İstanbul'luyum demeye de utanıyorum ayrıca...ama.....İzmir'in Tarihi, variyeti, yerleşik ahalisi ve dışarlıklısı ile özel ve özerk bir mahal olduğunu her zaman bilip takdir etmişimdir. Gerek tarihi icapları ve gerekse yaşamsal kaliteleri ile...:)
Bir ürün satın aldınız ve özelliklerini öğrenmek için kullanım kılavuzuna
göz atmak istediniz. Ancak ne göresiniz ! Kılavuzun bir çok dilde yazılmış
olduğunu ancak içinde Türkçe çevirisinin bulunmadığını görüyorsunuz.
Sinirleniyorsunuz ve ülkemizde satılan bir ürünün nasıl Türkçe kılavuzunun
olamayacağını, üreticinin veya ithalatçının bu kadar mı düşüncesiz-duyarsız
olduğunu, Türkiye'nin ve vatandaşlarının bu kadar mı değersiz görüldüğünü
sorgulamak istiyorsunuz ama elinizden bir şey gelmiyor. Sanırım bu durumu
düşen milyonlarca tüketici vardır.
Artık böyle bir rezaletin önüne geçebilmek için yapabileceğimiz
şeyler var.
Almış olduğunuz yerli ya da ithal malın Türkçe Kullanım Kılavuzu
yoksa,Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na şikayet ediyorsunuz, satan şirkete ürün
başına 156 YTL ceza veriliyor ve Türkçe kılavuzun da size ulaştırılması
sağlanıyor.Sizler de şikayetinizi http://www.sanayi.gov.tr adresinden Tüketici Şikayetleri bölümüne bildirin, duyarsız şirketlere gereken cezaların verilmesini sağlayın.
GEREKLİ HASSASİYET GÖSTERİLMELİ.........:excited:
9 Milyonluk Yunanistan için yunanca kullanma kullanma kılavuzu hazırlanırken, 75 milyonluk ülkemiz ise aynı düzeyde önemsenmiyor....:;hayir
AXA SIGORTA GRUBU ERMENILERE SOYKIRIM
TAZMINATI ODEMEYI VADEDIYOR,AXA OYAK SIGORTALILARIN BILGISINE..
*Gectigimiz gunlerde dunyanin dort bir yaninda "sozde ermeni soykirimi" ile ilgili onlarca panel-konferans duzenlenmis.
*Bunlarin ana sponsorlari kim biliyor musunuz? HSBC ve British Airways..
* Bizim ulkemizde bizden elde ettikleri para ile bize karsi sozde ermeni soykirimini destekleyen bu kuruluslarla olan iliskilerinizi gozden gecirmeye davet ediyorum.
Saygilar.
*VARSA HSBC HESAPLARINIZI KAPATABİLİR VE ADVANTAGE KARTLARINIZI IPTAL EDEBİLİRSİNİZ..
* EGE UNIVERSITESI HASTANEDEKI BUTUN DOKTORLARIN HSBC KREDI KARTLARINI VE HESAPLARINI KAPATTIRDIKLARINI GORUNCE BANKANIN GENEL MUDURLUGU OLAYA EL KOYDU.
AMA KIMSE VAZGECMEYINCE ADAMLAR TUTUSTU. BIR SURU FAKSLAR FALAN OZUR YAZILARI.
AMA BU SADECE BU HASTANE ILE SINIRLI KALMAMALI.
ULKEMIZDE BIR SURU YATIRIM YAPIYORLAR, BIZIMLE IYI GECINMEK ISTIYORLARSA BIR TERCIH YAPSINLAR. ERMENILER MI, TURKIYE MI?
BENCE, HIC DUSUNMEYIN KARTLARINIZI IPTAL ETTIRIN. AMA EN ONEMLISI BU OLAY SEBEBIYLE OLDUGUNU BELIRTIN, LUTFEN... !!!
AYRICA FORTIS BANK'IN DA PKK'YA MAYIN SAGLAYAN KURULUSLA KARDES SIRKET OLDUGUNU DA UNUTMAYALIM....
Uyan Türk evladı,
Uyuma uyan.
Otuz kupona alınmadı bu vatan.:;hayir
Hah tamam !
Amerikan mallarını kullanmak zaten vatana ihanet.
Fransizlar ve cümle avrupalılar zaten ermeni işbirlikci. Hiçbirinin malını kullanmayacaz.
Sekizbin tane gerici şirket listesi dolanıp duruyor. Sakın kullanmayın haa şeriata hizmet edersiniz diyerekten.
Son kalan kredi kartlarınıda kaptırdık.
OYAK ı bi halt zannederdik , onun ortagı AXA sigortada kelek ciktı. Kasko da yaptırameycez.
Sayın mailforwardlamayısevenler cemiyeti yandaşı arkadaşlarım benim.
Size ve bize kolaylık olması hasebi ile , kimin yaptıgı neyi yiyip neyi giyecegimizi söyleseniz vallahi cok daha kısa bir liste olacak , coluk cocuk aclıktan kırılacagız bu gidişle.
Ayran iç demeyin. Fransız danone ile Ulker içim süt en alasını yapıyor valla.
Bahcem de yok ki ekip biceyim otla bokla besleyeyim cocukları.Zaten gübreler ithal.
Sıgır beslesem , yemler yabancı ortaklı fabrikada yapılıyor.
Ha , illaki diyorsanız , 14. yüzyılda felan insanlar nasıl yaşadıysa sende ööle yaşa o başka.
Zaten bu kafalarla cümleten yakında o yüzyıllarda ve yek başımıza kalakalacaz.
AYIP YAHU.
NOT 1 :Umarım tatmin edici olmuştur.
NOT 2 : mailforwardlamayı sevenler cemiyeti yandaşı kardeşlerim son kredi kartı extrelerini de forwardlasalar da son bir aydır ne halt yiyip içtiklerini görüversek.(maksat referans olsun.)
NOT 3 : Bu yazdıklarım acıtıyorsa , özel mail atın valla bi daa yazmam.
NOT 4 : Sözüm meclisten taaa içeridir.
NOT 5 : Başka bir yerden gelen bu maile yazdıgım cevaptır. Bi de ben forwardlayiverem dedim.
Pek muhterem validanım sene bindokuzyüz bilmem kaçlarda ki hayatın sıkışık ve tıkışık olan ama en azından doğal besin denen, meyve, buğday, domates, arpayla beslendiği, halis ineği geçtik –manda sütlerini içtiği dönemleri unutmuş belli ki…A be anacım Güzel anacım, demem o dur ki haklısın: Israrla lüküs olacam, marka giyecem diye tepişirsen elbette LaCost u seçersin, Paul &shark ı seçersin…Yetmez , ille de marka dersin; tayvan’da Çin’de yapılan -el işçiliği ucuz ya- Adidas’ı,Nike’ı seçersin… Güzel dersin, lezzetli dersin Ama Ülker’i ama Danone yi seversin….
Mevcut adıbelli kredi kartların sürüsüne bereket , limitleri tavan yapmışları “acep ne halt etsem nasıl yesem de adamlara bir kıyağım olsun “ diye düşünürken elbetteki olur olmaz yerlerin harcamaları ile banka aylık harcama dökümanlarınız istenmeyen isimlerle şişmekte..
Neyse biz gelelim haliruhiyenizdeki çıkmaz sokakların nasıl çıkabilir olabilme olasılığının hallerine…
Çoluk cocuk elbette aç kalmayacağız: Ne yapacağızzzz???
Avrupa’da organik tarım yükselmekte, peki bizde???
Mustafa Koç amcam traş olmaya halâ Yunanistan’a gitmese,
Bir zamanların buğday ambarı İç Anadolum yine işlense, biçilse,
Yalova’nın, Amasya’nın nadide mis kokulu elmaları halâ yenebilse- hayır üretilebilse
Tarlaya atılan tohum kısır olmasa,
Aşıladığın elma ağacına elmanın tadı armut gibi olmasa,
Hayvancılığım önemsense, ( hijyenik ortam sağlanacak diye abuk sabuk tesisler yapılıp paralar gavur illerine akmasa, bol süt ve et randımanı alınacak diye dölleme yapacak hayvanat hala yurdum boğası değil de “el”in boğası olursa),
İlle de milli gelir diye tutturanlar paraları Kıbrıs’ta Vegas’ta ve sair bilumum abuk diyarda yemese ,
Benim kumaşım, benim dikişim ve el işçiliğim ile ihraç edilen mallarım, abuk bir etiketle tekrar bana 20 katı hem de döviz üzerinden geri satılmasa,
Hala daha medyatik anılan, yuvarlaktan bozulmuş kaidelerini sallayarak ekrana doğru “ Ben de insanım, sen benim canım, ben kara sevdalım, bir şeyler söylemek o kadar mı zoorr, sensiz geçen uzun geceler, bir de yasaklar, varsın olsun sevdim birkereeee- (Burada kaide ısrarla ekrana doğru sallanırken, bir elinde kırbacımsı ekzantrik fentazisini gerçekleştiren şuh hatun pozisyonunda, adamı dört ayak üzerine düşürmüştür.) diyen bazı şarkı söylediğini sananlara prim verilmese,
Siz de yastık altındaki kesme Diyarbakır işi bileziklerinizle Trabzon işi hasır altın bileklikleri küpeleri ortaya çıkarsanız, düzgün insan olan insanlar bir araya gelse de can-ı gönülden hem siyasi hem ticari hem de zirai donanımılar kurulsa,
Biçilmiş ömürlerimizi bayrağı devralacaklara gönül rahatlığıyla verebilsek,
EE tabi haklısın muhterem AnnE’m bunlar gerçekleşirken sen de ben de yaşar mıyız bilmem ama…Ümitler tükenmedikçe ……) Haklısınız haklısınız ve yine haklısınız…
E VALLAHİ VE TALLAHİ AYIP YAHU..
NOT 1: Tarafımca tatmin olamadığım kanaatindeyim.
NOT 2: Genelde gelen elektronik postaları paylaşma alışkanlığım pek olmasa da , hadi biraz bahçeye “uyum” sağlayayım demiştim,
NOT 3 : Sevgili AnnE’m acıtan siz olun, ne demişler Cennet AnnE’lerin ayağı altındaymış,
NOT 4 : Kendimi mecliste “var olduğumu” da var sayarak kulaklarımı ondördündeki ay parçası gibi açtım.Ben büyüklerimi dinlerim
NOT 5 : Buralara kadar uzattığınız ellerinizi hörmetle öperim ….
Kalınız efenim sağlıcakla….:friends:-
Biraz ordan biraz burdan; hayatın içinden, ama acı bir tebessümle ama isyan ederek....
Nihayetinde sadece izliyoruz....
507
508
Orman katili işbaşında yakalandı
SAFFET YENİGÜN Antalya DHA
Antalya’da tutuşturduğu gazete kâğıdını ağaçların altına atmaya hazırlanan iki kişiden biri etkisiz hale getirildi
Antalya Kemer’de ormanlık arazide yangın çıkarmaya çalışan 2 kişiden birini Karayolları ekibi, elinde tutuşturup ağaçların altına atmaya hazırlandığı gazete kâğıdıyla yakaladı.
Kendisini yakalayanlara sopa ile saldıran 58 yaşındaki Mehmet Şahin’in ormana kaçan suç ortağın yakalamak için Kemer İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı ekipleri dağlık arazide arama çalışması başlattı.
Antalya Karayolları 13’üncü Bölge’de çalışan Yusuf Yılmaz, Remzi Özgür ve Nafiz Daldal, göreve giderken Kemer’deki Tahtalı Dağı’nın eteklerinde, Phaselis Antik Kenti yakınlarında orman yangını başladığını gördü.
Hemen Kemer Belediyesi itfaiyesini arayıp ihbarda bulunan ekip yangına müdahale etti. Yanmakta olan bölgenin biraz ilerisinde 2 kişinin yeni bir yangın başlatmak üzere olduğunu fark etti.
Sabotajcılardan 1.60 boylarında, açık renk gözlü ve mavi tişörtlü olan hızla ormanın içine dalıp gözden kaybolurken, diğeri tutuşturduğu gazete kâğıdını ormana atmaya çalıştı. Gazete kâğıdını hemen söndüren Karayolları ekibi üzerlerine sopa ile saldıran sabotajcıyı da etkisiz hale getirdi.
Not: İbret-i aleme ders olsun diye direk mahkemeye hacet olmaksızın en yanmış ağacın en üst dalında canlı canlı sallamak gerek...:mad:
Çok mu tepki verdim acep.........:confused:
Telif Hakları vBulletin v3.5.4 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden :
.