PDA

Tam Sürüm Bilgini Göster : Teeee bessüm


Sayfalar : [1] 2

Master
21-02-2006, 14:11
Amerika'da adamin biri isine giderken birden anormal bir trafigin içine düser ama trafik bir milimetre bile kıpırdamamaktadır.
Bir süre sonra arabasının yan camına birisinin tıkladıgını görür ve camını açar
-Ne var, ne olmus acaba
-Teröristler Bush'u yakaladılar Eger 1 Milyar dolar
verilmezse,üzerine benzin döküp yakacaklarmıs.
-Haa simdi anladım bu trafigi...
-Yaa iste onun için herkesten biraz yardım topluyoruz.
-Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak ?
-Valla yaklasık olarak 5'er litre

Süvari
21-02-2006, 14:18
SOYADI kanunu çıkınca ağa "Kurdoğlu" soyadını almış, bir süre sonra da teftişe çıkmış, önüne gelene soruyor:
"Ben kimim?"
"Ağamızsın!"
"Adım nedir?"
"Raşit'tir!"
"Peki soyadım!"
"Kurdoğlu!"
Herkes bilmiş de yaşlı bir köylü soyadına takılmış, çıkaramıyor. Ağa da üzerine gidince özür dilemiş:
"Vallahi ağam, bir heyvanın oğlisin ama hangisinin bilemirem!"
Kıssadan hisse...
Soyadı "Aslanoğlu" olsaydı, değişir miydi?
* * *
KRAL emretmiş:
"Gidin bunları asın!"
Muhafızlar ikisini bağlayıp götürürlerken, biri ileri geri söylenmeye başlamış. Ne kral ne kraliçe kalmış, öbürü yalvarmış:
"Yapma yahu, bu gidişle başımızı belaya sokacaksın!"
Kıssadan hisse...
Nereye gittiğimiz belli de, bazıları hâlâ "Aman dikkat, başımız derde girmesin!" diye akıllarınca tedbiri elden bırakmıyorlar.
Tıpkı idare-i maslahat etmek gibi...
Bir gün "idare" elden gidecek, "maslahat" elde kalacak...

h.pulur@milliyet.com.tr

nomeames
21-02-2006, 23:36
Dursun canı sıkkın bir şekilde tarladan gelen Temel'i görür ve hemen sorar:
- Hayrola Temel ne oldu daa. Neye böyle öfkelu öfkelu gideysun.
Temel
- Hiç sorma Dursun derdum büyüktür.
Dursun
- Hayrola uşağum neymiş derdin?.
Temel
- Tarlada iken canım acayip fadimeyi çekiyur, ama eve gelince tık yok.
Dursun
- Uşağım o zaman Fadime sana gelsin.
Temel
- Nasıl olacak bu?
Dursun
- Al tüfeği yanına canın çekince patlat Fadime anlar koşar gelir.
Temel
- Hay aklınla bin yaşa emi.
Tabi Temel bunu hemen uygulamaya koyar. Canı çekince hemen tüfeği patlatıveriyor Fadime yanında. Aradan bir kaç hafta geçiyor Dursun yine Temel'i tarladan gelirken görüyor.
Dursun
- Hayrola Temel nasıl gidiyor verdiğim taktik?
Temel
- Valla Dursun ilk başta çok iyidi, ama av sezonu açıldı açılalı Fadimenin yüzünü göremez oldum.

Ramo
22-02-2006, 13:28
BİR: Avşa Adası'nda üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen.

İKİ: Gökyüzünde bi bulut.

ÜÇ: Bitlis’te beş minare.

DÖRT: Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili.

BEŞ: Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı.

ALTI: Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü.

YEDİ: Palandöken’de bir palan, iki döken.

SEKİZ: Kastamonu’da üç kasto.

DOKUZ: Biri İngilizce 6 adet küfür.

ON: Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht.

ON BİR: Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.

bikmisbroker
22-02-2006, 22:01
LAZ BANKA MUDURU

Laz banka muduru Rusya'ya geziye gitmis ve bir lokantadan iceri girmis.
Siparislerini verdikten sonra birde bakmiski karsisinda afet bir hatun
surekli kendisine bakiyor.
Davetkar bakislarla hatunu masaya cagirmis, hatun gelip masaya oturmus.
Ancak ikiside birbirlerinin dilinden anlamiyormus.
Hatun cantasindan kalem ve kagit cikarmis ve kagidin uzerine sigara
resmi
cizmis.
Bizim laz mudur hemen sigarasina davranmis, kadina ikram etmis.
Hatun daha sonra kagidin uzerine kadeh resmi cizmis.
Bizimki hemen garsonu cagirmis ve en iyi saraptan siparis vermis.
Hatun bu seferde kagida ev resmi cizmis yanina da 100 dolar resmi
cizmis.
Bizimki icinden :

-"Ula kariya bak, haçan banka muduru oldugumi anladi konut kredisi
isti..''

Master
23-02-2006, 10:26
Basbakan Erdogan, dis destek aramak için Ingiltereyi ziyarete gitmis.
Ziyareti sirasinda Kraliçe tarafindan çay içmeye davet edilen Erdogan,
Kraliçe'ye liderlik felsefesinin ne oldugunu sormus. Kraliçe de "çevremi
akilli insanlarla doldurmak" cevabini vermis. Erdogan bunun üzerine
Kraliçe'ye çevresindeki insanlarin akilli olup olmadiklarini nasil ayirt
ettigini sormus. Kraliçe, "onlara dogru sorulari sorarak ayirt ediyorum"
diye yanitlamis ve "izin verin size göstereyim" demis.

Kraliçe hemen Tony Blair'i aramis ve "Sayin Basbakan,lütfen bu soruya
cevap verin: Annenizin bir çocugu var, babanizin bir çocugu var ve bu çocuk
sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu?" diye sormus.

Tony Blair: "Bu benim majesteleri" diye yanitlamis. Kraliçe: "Dogru.
Tesekkürler, iyi çalismalar Blair" demis ve Erdogan'a dönerek: "Gördünüz
mü Sayin Erdogan?" diye eklemis. Erdogan da "Evet majesteleri, çok
tesekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacagim diyerek" oradan ayrilmis.

Yurda dönüsünde hemen Unakitan'i yanina çagiran Erdogan, "Kemal abi,
sana soracagim bir soruyu cevaplamani istiyorum" demis.
Unakitan: "Tabii efendim, nedir?"
Erdogan: "Annenizin bir çocugu var, babanizin bir çocugu var ve bu çocuk
sizin ne kiz nede erkek kardesiniz. Kimdir bu?"

Unakitan saga bakmis, sola bakmis, düsünmüs tasinmis ve en sonunda:
"Efendim, bunu biraz düsünüp sonra size cevap versem?" demis. Erdogan
kabul etmis ve Unakitan oradan ayrilmis, vakit kaybetmeden Bakanlar
Kurulunu toplantiya çagirmis, saatlerce bu soru üzerinde düsünmüsler,
ama bir cevap bulamamislar.

En sonunda kemal Unakitan Kemal Dervis'i aramis ve durumu açikladiktan
sonra: "Annenizin bir çocugu var, babanizin bir çocugu var ve bu çocuk
sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir bu?" diye sormus.

Dervis: "Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye yanıtlamış.
Cevabı alan Unakitan hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabi buldum efendim,
kim olduğunu biliyorum, Sayın Kemal Derviş" demiş. Tayyip büyük bir
hayal kırıklığıyla cevap vermiş: "Yanlış cevap Kemal Abi; doğru cevap
Tony Blair idi."

Ramo
23-02-2006, 10:33
http://www.geocities.com/aysapa/smile.jpg

alihoca
23-02-2006, 17:04
Allah Devletimize Zeval Vermesin

Kars'ta bir yerel TV halkın arasına karışarak gündelik hayata dair röportajlar yapıyor. Muhabir, yaşlı bir amcaya mikrofon tutup soruyor;
- Nasılsın dayı, eyi misen?
- Şükür oğul, canı taşirem, eyiyem, coh eyiyem.
- Halin, keyfin, sağlığın da eyi midir?
- Eyidir, he, coh eyidir.
- Şehirden, hizmetlerden memnun musun?
- Nası söz!
- Validen, kaymakamdan, belediye başkanından?
- Hiç eyle olur? Bizim ağzımız dövlete ne diyebilir.
- Yani memnunsun.
- Allah dövlete millete, kaymakam bege, bölediye başganımıza zeval vermesin.
- Memnunsun?
- Dövletimiz, kaymakamımiz, başganımiz, şanlı ordumuz başımızdadir, her ne olursa bir fiil o dakika
yanımızdadir. Ben vatanıma nası serzenis ederem? Amma, benim derdim başkadır.
- Allahına gurban dayı, söyle nedir?
- Doksan sene once buraya Ruslar girdi ya?
- He girdi.
- Hani bu belediye binalarını, okulları, çesmeleri, istasyonu, yolları, kaldırımları Ruslar yaptılar ya?
- Rus işgalinde yapıldı değil mi dayı?
- He.
- Hec benim dövletime, milletime sözüm olur mu? Ben aha bu Rusların avradını ...

Doksan sene önce bu kaldırımları, caddeleri yapıp gittiler, bir gün olsun bi kere Kars'a gidek, yollar bozuldu mu, kanallar tıkandı mı demediler, insan bi gelir de bakar buralara, hec beyle olur?!

Master
23-02-2006, 17:27
Hocam O Ruslar geldi yollara baktı hala ilk günki gibi olduğunu görünce oynamaya başladılar.... Sızıların burun çektiği Kars caddelerin de...

http://www.kars.gov.tr/images/turizm/resimlerle/sanat_1_b.jpg

Buddha
23-02-2006, 18:49
Madenci :)
Koylunun biri bir maden ocaginda ise baslamis. Yuzlerce metre derinlikteki maden ocaklarinda komur kaziyorlarmis. Birgun yine calisirlarken mola zili calmis. Dinlenirlerken koylunun yanindaki baska bir isci yaninda getirdigi termostan sicak sicak cay icmeye baslamis.
Koylu daha onceden hic termos gormemis. Sasirmis kalmis. Adam koyluye de bir bardak cay ikram etmis. Termos olayi koylunun cok hosuna gitmis ve sormus :
- O seyin adi nedir ? Diger adamda :
- Bunun adi prezervatiftir diye cevap vermis. Koylu yine sormus :
- Nerde satilir bu sey ? Diger adam da :
- Eczanede satilir demis ,gulmus gecmis......

Haftalar sonra nihayet maden ocagindan disari cikmislar koylu kosa kosa bir eczaneye gitmis.
Eczaci kadina demis ki :
- Bana bir tane prezervatif verir misiniz ? Eczaci kadinda sormus :
- Hangi boy olsun ? Koylu:
- Vallaha gurban iceri girdimmi 1-2 hafta kaliyorum en az 20 bardaklik olsun....

gemici
23-02-2006, 22:36
Adamın biri bara girer ve kendisine bir Turka colasöyler. Barmen bir
robottur. Adama mükemmel hazırlanmış bir kokteyli çabucak servis
yaparken
sorar:"IQ'ün kaç?" Adam "150" diye cevaplar..
Robot adamın IQ seviyesine göre sohbete başlar,uzun
uzun Quantum fiziği, küresel ısınma, biyoteknoloji,
ekonomi, insanlığın seksüel gelişimi üzerine konuşur..

Adam robotun bilgisinden etkilenerek kendi kendine "Bu
gerçekten inanılmaz" diye düşünür ve robotu denemeye
karar verir.Bardan kalkar, tekrar kapıdan girer bara
gelir ve yeni bir içki söyler.
Robot yine mükemmel hazırladığı içkiyi çabucak servis
yapar ve sorar:"IQ'ün Kaç?" Adam "100 civarı" diye cevaplar. Robot bu
kez
uzun uzun sohbete başlar ama bu kez futbol, basebal, arabalar, bira ve
göğüsler hakkında sohbet açar.
Çok etkilenen adam robotu bir kez daha test etmeye
karar verir ve tekrar kalkar. Yeni bir müşteri gibi bara yaklaşır 1
içki
daha söyler.Robot çabucak servis yaparken sorar:"IQ'ün kaç?".Adam,
"mmm,
sanırım 50 civarı" der.
Bunun üzerine robot, adama son derece yavaş bir
biçimde şu cevabı verir:
>>>- Ya...ni...Yi..ne..Ta..yy..ip'e oy
ve...re...cek...sin... de...se...ne!

gemici
23-02-2006, 22:49
Oldukça seçkin görünüşlü bir bayan uçakla İsviçreden dönmekteydi.
Yanında oturmakta olan rahibe "Özür dilerim peder, sizden bir iyilik
isteyebilir miyim?" diye sordu. Rahip "Elbette kızım, senin için ne
yapabilirim?" diye cevapladı.
Kadın açıkladı: "İşte problemim; kendime yeni bir epilasyon aleti
aldım ve buna oldukça yüklü bir para saydım. Sanırım limitlerin
oldukça üzerine çıktı ve gümrükte elimden alırlar diye korkuyorum.
Acaba gümrükten geçişte bunu cübbenizin altına saklayabilir misiniz?"
Rahip "Tabi ki yapabilirim evladım ama biliyorsunuz ki ben yalan
söyleyemem." diye yanıtladı
Kadın "Çok temiz ve dürüst bir yüz ifadeniz var peder, eminim ki
size soru filan sormazlar" dedi ve pahalı epilasyon aletini pedere verdi.
Uçak havaalanına vardı. Peder gümrükten geçeceği sırada görevli
"Peder, bildireceğiniz herhangi bir yükünüz var mı?" diye sordu.
Bunun üzerine Peder
"Başımdan kuşağıma kadarki bölümde açıklayacağım herhangi birşey
yok, evladım" dedi
Bu yanıtı garip bulan görevli "Peki kuşağınızın altında kalan
bölümde neyiniz var?" diye sordu.
Peder yanıtladı:
"Kadınların kullanımı için dizayn edilmiş mükemmel, küçük bir alet
var, ancak şimdiye kadar hiç kullanılmadı!!"
Görevli kahkahadan kırılarak:
"Tamam peder geçebilirsin, sıradaki!.."

Ramo
23-02-2006, 23:32
Karne

Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."

Master
24-02-2006, 11:51
Maho ağa, dağ, bayır gezerken bastığı yere dikkat etmez ve uçurumdan yuvarlanmaya başlar.

Çizgi filmlerdeki gibi, uçurumun yarısında bir ağaç parçasına zor tutunur. Kendine gelince var gücü ile seslenir;

Ula yoharida kisme yoh miiiii?.....

Sadece sesi yankılanmaktadır. Aradan biraz zaman geçer. Bir gayret daha;

Ula yoharida kimse yoh miiiii?....

Hiç ses soluk yoktur. Epey zaman geçer. Hava kararmaya, tutunduğu dal çatırdamaya başlamıştır.

Zaten kolunda da mecal kalmamıştır.Son bir gayretle ve bağırmaktan kısılmış olan sesi ile:

Ula, ula yoharida kimse yoh miiii?.....

Derken, nereden geldiği belli olmayan, içinden mi, dışından mı bir ses duyar;

Ben varım!...

Gözleri parlamış ve azıcık can gelmiştir
Maho ağaya; Ula sen kimsin?

Ben seni yaratan Allah'ınım.

Bana bir çare Allahım, ne olur.

Allah; Saatlerdir orada sabırla ve isyan etmeden bekledin ey kulum. Bu sabrının mükafatı olarak senin bütün günahlarını affettim. Bırak elini ve gel cennetime!
Maho Ağa azıcık düşünür;

Ula başka kimse yoh miiiiiii?...

gemici
24-02-2006, 12:12
Temel ile Idris, evde oturmuslar sohbet ediyorlarmis. Temel sormus, "Ula Idrus, erkek erkege yenen yemege ne denur?
" Idris, "Ne bilecegum pen?" deyince,
Temel, "Ula niye pilmiyesun menemen denur da!..."

bikmisbroker
24-02-2006, 18:09
http://img.photobucket.com/albums/v85/bbroker/BORSAMIZ/ocakbasi.jpg

fiora
24-02-2006, 22:25
Ocak 1 - 9 --- Isırgan otu
Ocak 10 - 24 --- Ebemgümeci
Ocak 25 - 31 ---Dereotu
Şubat 1 - 5 --- Bildiğimiz ot
$ubat 6 - 14 ---Çimen
$ubat 5 - 21 --- Maydanoz
$ubat 22 - 28 --- Kıvırcık
Mart 1 - 12 --- Sarmaşık
Mart 13 - 15 ---Dereotu
Mart 16 - 23 ---Ebemgümeci
Mart 24 - 31 --- Bildiğimiz ot
Nisan 1 - 3 --- Isırgan otu
Nisan 4 - 14 ---Kıvırcık
Nisan 15 - 26 ---Ebemgümeci
Nisan 27 - 30 --- Maydanoz
Mayıs 1 - 13 --- Sarmaşık
Mayıs 14 - 21 ---Çimen
Mayıs 22 - 31 ---Dereotu
Haziran 1 - 3 --- Ebemgümeci
Haziran 4 - 14 ---Maydanoz
Haziran 15 - 20 --- Isırgan otu
Haziran 21 -24 ---Sarmaşık
Haziran 25 - 30 --- Bildiğimiz ot
Temmuz 1 - 9 ---Ebemgümeci
Temmuz 10 - 15 --- Isırgan otu
Temmuz 16 - 26 ---Çimen
Temmuz 27 - 31 --- Bildiğimiz ot
Agustos 1 - 15 --- Sarmaşık
Agustos 16 - 25 ---Ebemgümeci
Agustos 26 - 31 --- Maydanoz
Eylul 1 - 14 ---Çimen
Eylul 15 - 27--- Bildiğimiz ot
Eylul 28 - 30--- Isırgan otu
Ekim 1 - 15 ---Sarmaşık
Ekim 16 - 27 --- Maydanoz
Ekim 28 - 31 ---Kıvırcık
Kasim 1 - 16 --- Dereotu
Kasim 17 -30 --- Dereotu
Aralik 1 - 16 ---Isırgan otu
Aralik 17 - 25 --- Sarmaşık
Aralik 26 - 31 ---Çimen


Siz hangisinde olduğunuzu tespit ede durun..Tüm bu nadide otların anlamlarına da daha sonra geçeriz..

onlooker (ayrılmıştır)
25-02-2006, 00:35
Temelin eski bir bmc kamyonu vardir.
Yolda giderken kirmizi isik yanar ve frene basar. Kamyon durmaz önünde
giden son model bmw ye carpar. Temel hemen atlar söföre yalvarir
-Aman abi affet sen zengin adamsin seni etkilemez ama ben ömür boyu
calissam ödeyemem.
Adam temele acir ve affeder. Yollarina devam ederler.
Ileride yine kirmizi isik yanar. Temel kamyonu yine durduramaz Bmw yi
hurdaya cevirir. Yine atlayip yalvarmaya baslar
-Aman abi benim cocuklarim var affet. Zaten arabana carpmistim hasar
biraz daha büyüdü sadece.
Adam -Tamam gözüme görünme, bas git-der.Yollarina devam ederler. Yine kirmizi isik yanar. Temel BMW ye yine gömer. Bu sefer kafasini camdan cikarip bagirir
-Benim abi devam et.
:;terskafa

horcan
25-02-2006, 22:52
AMELİYAT YERİ

--------------------------------------------------------------------------------
İki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar. Delikanlının tatlı sözleri arasında bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar :
-Sevgilim sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim.
Delikanlının gözleri parlar.
-Göster canım göster.
Kız eliyle uzak bir yeri göstererek :
-Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı....

horcan
25-02-2006, 22:54
HANIMINDAN KORKAN KALKSIN

--------------------------------------------------------------------------------
Elazığ'da adamın biri kahveye girer ve oyun oynayanlara hitaben :
"Hop abeler, bi dakka. Hanımından gorhanlar ayağa gahsın."
Ani bir gürültü, hayda herkes ayakta. Bir kişi hariç. Kahvenin tamamı hayretler içinde. Soruyu soran adam, oturan adama yaklaşır ve :
"Abe helal olsun be, deliganlı adammışsın. Harbiden sen hanımından korkmaz mısın?"
Adam nefes nefesedir. Heyecanı biraz geçince :
"Yav gardaşım ele bi laf ettin ki, dizlerim kırıldı, galhamadım." der.

horcan
25-02-2006, 22:56
KARI - KOCA

--------------------------------------------------------------------------------
Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.
Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda kalmışlar.
Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşler ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye olduğunu görürmüşler.
Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve kendide uyku tulumu alıp yere yatmış.
Adam yattıktan birkaç dakika sonra sarışından bir ses gelmiş,
- Efendim, ben çok üşüyorum.
Adam tulumun fermuarını açmış ve kalkıp sarışına bir battaniye vermiş ve sonra yine yatmış.
Tam uyumak üzereyken sarışın yine,
- Efendim, ben hala çok üşüyorum! demiş.
Adam yine fermuarını açmış, kalkmış ve sarışına bir battaniye daha vermiş.
Sonra aynı sakinlikle uyku tulumunun içine girip, fermuarı çekmiş.
Tam uykuya dalacağı sırada sarışın yine,
- Efendim, ama ben çooooook üşüyorum. demiş.
Adam sarışına dönüp,
- Burası ıssız bir yer. Ne olduğunu kimse görmez. İstiyorsan bir geceliğine karı-koca gibi davranabiliriz. demiş.
Sarışın cilvelenerek,
- Tabii efendim siz nasıl isterseniz. demiş.
Bunun üzerine adam avazı çıktığı kadar bağırmış,
- Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al

gemici
26-02-2006, 12:51
http://img71.imageshack.us/my.php?loc=img71&image=ilhami_ilhamli.swf

gemici
26-02-2006, 12:59
> http://www.fenerbahceworld.com/ezkeyp.html

horcan
26-02-2006, 15:49
2.ciyi hiç beğenmedim, hoş çok da umrumdaydı diyorsun sanki :))

Trusty
27-02-2006, 07:09
A construction worker on the 3rd floor of a building needs a
handsaw, and spots another man on the 1st floor. He yells down to him,
but
the noise makes it impossible to hear anything, so he tries sign
language.

He points at his eye meaning "I", points at his knee meaning
"need", and moves his hand back and forth in a handsaw motion.

The man on the 1st floor nods his head, pulls down his pants, and
starts masturbating.

The man on the 3rd floor gets so angry he runs down to the 1st floor
and shouts, " What the f*ck is wrong with you, idiot? I said I
needed a handsaw!"

The other guy says, "I knew that, I was just trying to tell you I'm
coming.":;kahkaha

zumbul
27-02-2006, 10:40
Gerçektir;

yirmi sene önce,lise de okuyorum,
Giresuna doğru gidiyoruz dolmuşta.

Aniden sağanak halinde yağmur bastırdı.

Dolmuşun camları tamamen buğulandı,yolu görmek iyice güçleşmeye başladı.
Aracı kontrol etmek de sağanak halinde yağan yağmurdan dolayı zorlaştığı için şoför,yanında oturan yolcuya;

-şu bezi al da camı bir sil dedi.

yolcu bezi aldı güzelce sadece kendi önünü sildi yerine koydu.
şoför hiç bozuntuya vermeden şöyle dedi;

-yola iyi bak bari de kaza yapmadan Giresuna varalım.

zumbul
27-02-2006, 11:51
Bu da gerçek,
Bizim ilçe takımının fırtına gibi estiği dönemler.
90ların başı.
bir ikinci lig de,bir üçüncü lig de asansör takım ama şampiyonluğa oynamakla düşmemek için yırtınmanın adrenalini her yıl taraftarı kudurtuyor.

Olağan her takım gibi bizim takımın da amigoları var.
yine böyle iddaalı bir maç,tokat deplasmanına gidiyorlar.
Yolda kafalar çekiliyor güzelce

maç başlıyor takım golü atıyor
keyifler kıyak neşe o biçim.
Herkesin eline verilmiş kağıtlar var taraftar söyleyeceği tezahuratı oradan okuyo.
Bildik parça;

Hadi sen git işine de herkes kendi işineee
dağlarında zulüm var lo düşemem yar peşineee..

tabii olarak kağıtlarda o bölümü tekrar tekrar yazmamak için nakarat yazılarak geçilmiş.
ilk bölüm geçiliyor,şarkıyı bilende öyle çok yok taraftarların arasında herkes kağıttan okuyo,
ikinci dörtlük okunduktan sonra bütün taraftarlar hep bir ağızdan ellerindeki kağıtlardan;
nakarat da nakaaarat da nakaaaarat da nakaaaraaat

onlooker (ayrılmıştır)
27-02-2006, 12:06
nakarat da nakaaarat da nakaaaarat da nakaaaraaat
Sn. zumbul "gastamonu gastamonu dep dep dep" in de ötesine geçilmiş :;kahkaha

chem73
27-02-2006, 13:16
http://www.yenisafak.com.tr/g04.html

dentist
27-02-2006, 14:09
TIP TARIHI

M. Ö. 2000...... Al bu otu ye.
M. S. 1000...... O ot kötü, gel bu duayi oku.
M. S. 1250...... O dua batil inanç, al bu iksiri iç.
M. S. 1500...... O iksirin ne faydasi var, al bu hapi yut.
M. S. 1750...... O hap etkisiz, al bu antibiyotigi iç.
M. S. 2000...... O antibiyotik kimyasal, al bu otu ye.

Trusty
28-02-2006, 06:15
“Yolsuzluk fahişelikten daha kötüdür.

Fahişelik bir tek bireyin ahlakının bozulmasıdır, oysa yolsuzluk tüm toplumun ahlakını tehlikeye düşürür.”

KARL KLAUS

dentist
28-02-2006, 17:27
Üniversitede okuyan bir ogrenci yil sonu sinavlarina girmis ve arkadasina:
-Ben memleketime gidiyorum, sinavlar belli olduktan sonra bana sonuclari bildir,
ancak telefona ben cikarsam bana soylersin.
Telefona annem cikarsa zayifim olmaz ama eger bir tane olursa Ebubekir'in selami var, dersin.
Iki zayif imkansiz da eger olursa Ebubekir'in omer'in selami var dersin.
Üç zayif hic olmaz da eger olursa Ebubekir'in, Omer'in, Osman'in selami var dersin.
Dort zayif imkansiz da eger olursa, Ebubekir'in, Omer'in, Osman'in, Ali'nin selami var dersin,
seklinde konusup memleketine gelir.
Bir zaman sonra sinavlar belli olur, arkadasi sinav sonuclarini
bildirmek icin telefona sarilir, telefona ögrencinin annesi cikar.
- Teyze, oglunuza soyleyin Ummet-i Muhammed'in selami var

gemici
28-02-2006, 23:18
- Teyze, oglunuza soyleyin Ummet-i Muhammed'in selami var

RAINBOW
28-02-2006, 23:40
Gemicim selam...

Ben geldim...

Seni ve diğer tüm arkadaşları çok özledim gemicim..

Hep beraber güzel vakit geçireceğiz bu nezih forumda kanaatimce...

Tüm arkadaşlarıma sevgi ve saygılarımla efenim..:)

RAINBOW

gemici
28-02-2006, 23:42
nereden buldun burayı rainbow ya.kıbrıstan da buraya ulaştın ya helal olsun sana.

fiora
28-02-2006, 23:57
hasretle ve tarifi mümkün olmayan bir keyif içinde, birbirini bulan, kavuşan tüm arkadaşlarıma;:ohlala:

bu doyumsuz muhabbetleri için, daha rahat edebilecekleri, daha konforlu bir köşemiz var.

http://www.arka-bahce.org/forum/forumdisplay.php?f=45"

şimdilik müzik yayını yok odamızda. Ama emin olun ki deli gibi çalışılıyor.

anlayışınız için dolu dolu teşekkürler..

RAINBOW
01-03-2006, 00:03
nereden buldun burayı rainbow ya.kıbrıstan da buraya ulaştın ya helal olsun sana.

Valla sinerji ne diyeyim gemicim...

Bu arada selam fioram...ne güzel o güzel kelimelerini şu cam ekranda okuyabilmek uzun bir aradan sonra.....:)

gemici
03-03-2006, 15:19
Adam komadadır... Yanında ise karısı... Adamın gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:

"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın... Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm... Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...


Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii......
"Şimdi komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın..."

selchuk
03-03-2006, 15:46
http://img375.imageshack.us/img375/3929/000272676ej.jpg

Master
03-03-2006, 17:47
playstation 2 :;ders mi ??:confused: Bu şartlarda oynandığına göre çağdaş istemkar bir hal..Ben uzun Eşşek diye oynadığımız bir oyunun bir bölümünü hatırlattım...;)

Arka'daş
03-03-2006, 19:23
Aşagidaki konusmalar iddia edildigine gore gercekten olmus ve Deniz Navigasyon kanali 106'dan (Finisterra/Galicia) kaydedilmis:



Ispanyollar: "Burasi A-853, carpismadan kacinmak icin lutfen rotanizi

15 derece guneye cevirin. Su anda 25 deniz mili uzakliktasiniz ve tam

uzerimize dogru gelmektesiniz"



-Amerikalilar: "Asil siz kendi rotanizi 15 derece kuzeye cevirin"



-Ispanyollar: "Negatif! Tekrarliyoruz, rotanizi 15 derece guneye
cevirin"



-Amerikalilar: "Sizinle ABD gemisinin kaptani konusuyor, kendi rotanizi derhal 15 derece kuzeye cevirin!"



-Ispanyollar: "Onerinizi makul ve mumkun bulmuyoruz. Bizecarpmak istemiyorsaniz 15 derece guneye cevirin"



-Amerikalilar: (Sesini yukselterek) "Sizinle ABD deniz filosunun buyuklukte ikinci ucak gemis i USS Lincoln'un kaptani Richard James
Howard konusuyor, beraberimizde iki kruvazor, avci ucaklari, dort denizalti var. Ayrica bizi hucumbotlar destekliyor. Size TAVSIYE
etmiyorum, EMREDIYORUM! Rotanizi 15 derece kuzeye cevirin, aksi halde filomuzun emniyeti icin gereken tedbiri alacagiz! Derhal rotamizdan
cekilin gidin!



-Ispanyollar: "Sizinle Juan Manuel Salas Alcantara konusuyor, burada iki kisiyiz. Beraberimizde bir kopek, aksam yemegimiz, iki sise bira
ve bir de kanaryamiz var. Kanarya su anda uyuyor. Ayrica bizi radyo istasyonu Cadena Dial de La Coruna" destekliyor. Su anda Ispanya'nin Finisterra
Galicia kiyisinda ve A-853 numarali deniz fenerinde oldugumuzu gozonune aldigimizdan burdan hic bir yere gitmeye niyetimiz olmadigini
soyleyelim. Deniz fenerimizin Ispanya'daki deniz fenerleri arasinda buyukluk acisindan kacinci sirada oldugu konusunda hic bir fikrimiz
yok. Kayalik sahillerimize kafadan gecirmek uzere yonlenmis geminizin emniyeti icin istediginiz tedbiri alabilirsiniz. Ama yinede israrla tavsiye ediyoruz rotanizi 15 derece guneye cevirin.


-Amerikalilar: Okey, anlasildi. Tesekkurler....

TheSecret
04-03-2006, 15:28
http://i15.photobucket.com/albums/a364/Thscrt/schema1.jpg

Ramo
05-03-2006, 21:48
EŞEK VALİ

Birgün; Kamil Paşa, yapılan bir şikayet üzerine, Şair Eşrefi vilayet makamına davet etmişti. Davete icabet eden Eşref, vilayete geldiği zaman, kendisine valinin encümende olduğunu ve biraz beklemesi icap ettiğini söylediler.

Valiyi bekleyen şair, bir ara konuşulanları dinlemeye çalıştı. O esnada; valinin, münakaşa edilen bir mesele hakkında "O kadar incelemeyin, millet eşektir, anlamaz" dediğini duydu. Bu sözlerden fena halde üzülen şair, cebinden çıkardığı bir kağıda şu kıtayı yazdı ve ordaki odacıca valiye verilmek üzere bıraktı, sonra da çıkıp gitti...


Reddolunmaz sözü ama eşşoğlu can sıkar

Millete eşek diyen eşek herif bilmez mi ki

Sadrazamlar da, valiler de milletten çıkar.>

dentist
07-03-2006, 11:21
Soguk bir kis aksami, MacDonalds'in kapisindan iceri yasli bir amcayla teyze girmisler, bir masaya oturmuslar. Derken amca, kasaya gidip 1 hamburger, 1 buyuk boy patates ve bir buyuk Cola almis. Elinde tepsiyle masaya donmus, hamburgeri ikiye bolerek yarisini teyzenin onune koymus, sonra butun patatesleri tek tek sayarak onlarin da yarisini teyzeyevermis, sonra Cola kutusunu da ortaya koymus, once bir yudum kendisi iciyor sonra da teyze bir yudum aliyormus.
Herkes "ne tatlilar, iki tonton buraya gelmisler, bir kisilik yemegi ikisi yiyorlar zavalliciklar" diye onlari izliyormus. Derken bir de bakmislar ki teyzenin onunde hamburgerle, patatesler oldugu gibi duruyor, kocasinin afiyetle yemek yiyisini seyrediyor, arada bir de Cola'dan bir yudum aliyormus. Sonunda orda calisanlardan biri dayanamamis, yanlarina gitmis;
-"affedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadim lutfen izin verin size bir menu kendim ismarlayayim."
Yasli amca; "tesekkur ederiz ama biz halimizden memnunuz. 60 yildir evliyiz ve ''herseyimizi iste boyle paylasiriz" demis. Bunun uzerine genc adam teyzeye donmus; "peki ama teyzecigim, siz neden hamburgerinizi, patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz?.."
Yasli teyze yanit vermis;

"dişleri!.."

gemici
07-03-2006, 18:05
Sevgili eşime,

7 senelik evliliğimizde sana iyi bir eş olmaya çalıştım ve zannedersem de oldum, ama hiçbir zaman senden bunun karşılığını görmedim.

Hele şu son iki hafta benim için bir cehennemden farksızdı. Bugün Patronun beni arayıp senin bugün işten ayrıldığını söylediğinde bu artık bardağı taşıran son damla olmuştu.

Geçen hafta eve geldiğinde, ne saçlarımdaki değişikliğin ne de senin en sevdiğin yemeği pişirdiğimin farkına bile varmadın, hatta senin için kendime yeni aldığım geceliği bile giydiğimi farketmedin.
Ama sen ne yaptın? eve geldin, iki dakika içinde yemeği mideye indirdin, televizyonda maç seyrettin ve gidip yattın.
Artık ne bana beni sevdiğini söylüyorsun ne de bana dokunuyorsun, hiç ama hiç birşey yapmıyorsun. Sen ya beni aldatıyorsun ya da beni artık eskisi gibi sevmiyorsun !......

işte bu yüzden bende artık seni TERKEDİYORUM.......

NOT:
Lütfen beni aramaya kalkma, ERKEK KARDEŞİNLE beraberim ve sana hayatında mutluluklar dilerim.!!!!
Eski karın !
____________________________________________

Sevgili eski Karıma,
inan yazdığın bu mektuptan başka, hiç ama hiç birşey beni bu kadar sevindirmezdi.
Evet doğru, 7 Yıldır evliydik, ama iyi bir eş olmak dışında, bana herşeyi yaptın.
Tamam çok fazla Spor programlari seyrediyordum, çünkü senin dırdırlarını ancak bu şekilde biraz olsun duymamazlıktan geliyordum, ama bu bile fayda etmiyordu.
Tabiki geçen hafta saçlarını neredeyse tamamen kestirip tam bir erkeğe benzediğinin farkına varmıştım! tam "aynı Erkeğe benzemişsin diyecektim ki, aklıma annemin bir sözü geldi;
"EĞER AĞZINI GÜZEL BİR SÖZ SÖYLEMEK İÇİN AÇMIYACAKSAN, HİÇ AÇMA"

"senin en sevdiğin yemeği yaptım" derken galiba sen beni Kardeşimle karıştırmıştın, çünkü o yaptığın yemek benim hiç sevmediğim bir yemekti!!
Ben yatmaya giderken üzerinde yeni ve çok seksi bir gecelik vardı tamam, ama üzerinde hala Etiketi duruyordu, ve inşallah bu bir tesadüftür ama,
geceliğin fiyatı 49.99'du ve o gün kardeşim benden tam 50£ borç almıstı????
Ama biliyormusun bütün bunlara rağmen ben seni hep sevmiştim, ve herşeyin birgün güzel olucağını, değişiceğini ve mutlu olucağımızı umuyordum.
İşten ayrılmamın sebebine gelince, o gün Lotto'da tam 10 Milyon Euro !... kazandığımı öğrenmiştim, hemen Patrona çıkıp istifamı verdim ve ikimiz için
Jamayka'ya iki bilet aldım, ama eve geldiğimde sen bir mektup bırakıp gitmiştin.
Belki de bu olayların böyle gelişmesinin bir sebebi vardı ve böyle olması gerekiyordu.
Dilerim seçtiğin ve herzaman hayalını kurduğun bu hayatta mutlu olursun.
Avukatımın dediğine göre "bıraktığın bu mektuptan sonra, benden hiç bir Nafaka talep etmeye hakkın yokmuş!!! nerdeysen orda kal!!!
NOT: Bu seni ne kadar ilgilendirir bilmiyorum ama, adı Carl olan kardeşim bir zamanlar Carla idi !...



İmza: O şimdi çok zengin ve KUŞLAR KADAR HÜR !!!!

gemici
07-03-2006, 18:06
Bu mesaj ve ekleri mesajda gonderildigi belirtilen kisi ya da kisilere ozeldir ve gizlidir.Bu mesajin muhatabi, ilgilisi, ya da gonderileni olmamaniza ragmen mesajin herhangi bir sekilde tarafiniza ulasmis olmasi halinde anilan mesaj ve mesajda yer alan bilgilerin gizliligi ve bu gizlilik yukumlulugune uyulmasi zorunlulugu tarafiniz icin de soz konusudur.Bu yukumlulukle birlikte bu mesaji ve eklerini kullanamaz, kopyalayamaz baska kisilere gonderemez ve aciklayamazsiniz. Boyle bir durumda lutfen mesaji gonderen kisiyi bilgilendiriniz ve soz konusu mesaj ile eklerini bilgisayarinizdan ve sisteminizden derhal siliniz.Bu mesaj ve eklerinde yer alan bilgi ve belgelerin dogru ve guncel olup olmamasindan dolayi mesaji gonderen kisinin ya da Tasarruf Mevduati Sigorta Fonu'nun herhangi bir sorumlulugu bulunmamaktadir."E-posta mesajlari internet ortamininda degisime ugrayabilir.Tasarruf Mevduati Sigorta Fonu bu mesajin ve icerdigi bilgilerin size degisiklige ugrayarak veya gec ulasmasindan, butunlugunun ve gizliliginin korunamamasindan, virus icermesinden ve herhangi bir sebeple bilgisayariniza ve sisteminize verebilecegi zararlardan sorumlu tutulamaz

buena vista
07-03-2006, 18:38
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını sevmek kolaydır.

Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanapede yastıklara sarılıp sızmışken bile şevkatle okşayabilmektir.

Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.

Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor diyebiliriz.

Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir.
Hep beraber olmak istersin.
Banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir.

Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün.

Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin.

Bin tane ayakkabısı varken binbirinciye sahip olmaktan mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan vazgeçersin.

Zamanla almaktan çok, birşeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin.

Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak görülüyorsa, o kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.

Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından onbin firkete sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp "s.... .m böyle kuaförü" diye söylendiğinde, zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır.

Evlilik; sadece aşk değildir.

Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir.

Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta tutamaz.

Aşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz.

Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.

Aşk evlilikte gider gelir. halıya kola döktüğünde aşk biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur.

O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır.

Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.

Zafer, direnenlerin olur.

CAN DÜNDAR...

fiora
08-03-2006, 13:58
Filozof ve dalkavuk


Bir filozof ile bir dalkavuk konuşuyormuş. Filozof ne derse dalkavuk
onu tasdik ediyormuş. Nihayet sabrı tükenen filozof haykırmış:

- Birader, hiç olmazsa bir kez olsun dediğime itiraz et de iki kişi
olduğumuzu anlayalım.:wink2:

gemici
09-03-2006, 13:56
Sevgili Günlük,

12 Agustos

Kanada'daki yeni evime tasindim.Çok heyecanliyim.Burasi çok

güzel.Daglarin manzarasi muhtesem.Onlarin karlarla kapli halini

görebilmek için sabrimi zorluyorum.

14 Ekim

Kanada dünyanin en güzel yeri.Yapraklar kirmizi ve turuncunun

tonlarina dönmeye basladi.Bir atla kir gezintisi yaptim ve bir kaç

geyik gördüm.Çok güzeldiler.Muhtemelen yeryüzündeki en harika

hayvanlar. Burasi cennet olmali.Burayi çok seviyorum

11 Kasim

Geyik avlama sezonu kisa bir süre sonra basliyor.Böyle harika

hayvanlari öldürmeyi nasil olurda isterler anlamiyorum. Umarim

yakinda kar yagisi baslar.Burayi seviyorum.

2 Aralik

Dün gece kar yagdi.Heryerin beyaz bir örtü ile kaplanisini seyretmek

için gece kalktim.Tipki karpostal gibi.Disari çiktik merdivenlerdeki

ve garajin önündeki karlari

kürekle temizledik. Kartopu oynadik(ben kazandim). Kar temizleme

makinasi

belediye'nin )gelince, garajin önündeki karlari tekrar temizlemek

zorunda kaldik.Harika bir yer.Kanada'yi seviyorum.

12 Aralik

Dün gece biraz daha kar yagdi. Kar temizleme makinasi ile garajin

önündeki karlari tekrar temizledik.Burayi seviyorum.

19 Aralik

Dün gece biraz daha kar yagdi.Ise gitmek için garajdan

çikamadim.Burasi çok güzel bir yer fakat kürekle kar temizlemekten

yoruldum.Kar temizleme makinasina Lanet olsun!

22 Aralik.

Bu beyaz bottan dün gece biraz daha yagdi.Kürekle kar atmaktan ellerim

su topladi ve belim agrimaya basladi.Kar temizleme makinasinin ben

garajin önünü kürekle temizleyene kadar yolun kösesinde gizlendigini

düsünüyorum.zepevenk...

25 Aralik

sattığımın yilbasisi.Yine yagdi.Eger kar temizleme makinasini

Kullanan pezevengi bir elime geçirirsem yemin ederim o pustu

gebertecem.Yollardaki lanet buzlari eritmek için neden daha fazla tuz

kullanmadigini anlamiyorum.

27 Aralik

Allahin belasi dün gece yine yagdi.Kar temizleme makinasinin en son

gelisinden beri üç gündür karlari kürekle atamadigim için eve

hapsoldum.Hiç bir yere gidemiyorum.Hava durumunu sunan spiker bu gece

25 santim daha yagacagini söyledi.25 cm karin kaç kürek edecegini

biliyormusun ?

28 Aralik

Kusbeyinli spiker yanilmis.83 santim daha yagdi.Bu gidisle karlar

yazdan önce erimez. Kar temizleme araci kara saplandi ve hiyar oglu

hiyar sürücü benden küregimi ödünç istedi.Karlari temizlerken tam alti

kürek kirdigimi ve sonuncusunu da onun kalin kafasinda kirmaktan zevk

duyacagimi söyledim.

4 Ocak

Nihayet evden çikabildim.Markete gittim ve yiyecek aldim.Dönüste

lanet geyigin biri arabamin önüne

atladi. Arabamda yaklasik 3000 dolarlik hasar var.Bu

hayvanlarin hepsini gebertmek lazim.Lanet yaratiklar her yerde

varlar.Umarim avcilar hepsinin kökünü kurutur.

3 Mayis

Arabayi sehirde bir tamirciye götürdüm.Yollara dökülen bas belasi

tuzlar yüzünden arabamin kaportasi çürümüs.

10 Mayis

FLORIDA'YA TASINDIM...

horcan
09-03-2006, 19:51
Adamcagiz hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin saat üçünde evine gelir. > Karisi son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasini sorgulamaya başlar.

> - Söyle bakalim Süpermeeen. Neler yaptin bu aksam?
> - Valla karicim, patronla beraber müsterileri yemege çikarttik.
> - Eeee, sonra ne yaptiniz süpermen? > - Oradan striptize gittiiik... Ben sadece seyrettim.
> - Yani sen bi?iyler yapmadin degil mi, süpermen ??!!!
> - Ben hiç bisicikler yapmadim, ama sen niye bana ikidebir süpermen diyorsun?
> - Valla, ben bir seni bir de süpermeni gördüm donunu pantolonunun üstüne giyen !!!

horcan
09-03-2006, 19:53
>Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafindaki güzelliklere
>bakiyormus. "Evrim ne güzellikler yaratiyor!" diye düsünüp mest oluyormus.
>
>Birden arkasinda kocaman bir ayi belirmis ve onu kovalamaya baslamis. Adam
>bütün gücüyle kaçiyormus ama her arkasina bakista ayinin daha yaklasmis
>oldugunu farkediyormus. Dakikalarca süren bir kaçisin sonunda adamin ayagi
>yerdeki dala takilmis, ayi adamin üzerine atlamis, pençesini kaldirmis.
>Tam vurmaya hazirlanirken adam "ALLAH!!!" diye bagirmis.
>
>Bir anda zaman durmus, ayi donmus, ormandaki nehir bile akmaz olmus. Bir
>anda orman kararmis ve gökyüzünden bir isik hüzmesi adamin üzerine
>parlamis. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama: "Yillarca bana
>inanmadin, yaratilisi kozmik bir kazaya bagladin, sana bu durumda yardim
>etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymaliyim?"demis.
>
>Adam utanç içinde: "Biliyorum bunca yildan sonra dindar biri olmayi
>istemem haksizlik, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demis.
>
>Ses: "Peki." diye karsilik vermis ve isik kaybolmus.
>
>Nehir tekrar akmaya baslamis. Hersey eski haline dönmüs.
>
>Ayi pençesini indirmis, iki pençesini de göge dogru çevirmis, ve konusmaya
>baslamis: - "Ya Rabbi, senin rizkinla orucumu açiyorum, hamdolsun
>verdigin nimetlere"

pride
09-03-2006, 21:36
ıkı borsacı yuruyorlarmıs bırısı tecrubelı dıgerı caylak,
borsadan muhabbet edıyorken tecrubelı olan caylaga, yolda gordugu ınsan dıskısını 1 mılyar lıraya yermısın dıye sormus

caylakta yerım demıs ve yemıs tecrubelı caylaga 1 mılyarı vermıs
yurumeye devam etmısler bu kez caylak sormus abi su ınsan dıskısını 1 mılyar versem yermısın demıs

tecrubelıde yerım demıs ve yemış, caylakta 1 mılyarı vermıs,

yurumeye devam etmısler caylak sormus tecrubelıye, bende yedım sende yedın bana verdıgın para tekrar sana gectı bız bu boku neden yedık demiş

oyle deme evladım işlem hacmi yarattık demiş....

bikmisbroker
09-03-2006, 22:02
>Uçağın havalanmasını beklerken adamın
>yanında oturan diğer yolcu, adama dönmüş ve
>
>- Biliyor musunuz, bir yerde okumuştum eğer yolculuk esnasında yanınızdaki
> ile sohbet ederseniz, seyahat süresi daha kısa geliyormuş insana.
>
>Kucağındaki kitabı okumak üzere yeni açmış adam, kitabı yavaşça kapatmış
>ve adama;
>
>- Hangi konuda sohbet etmek istersiniz ?
>
>- Bilmem ki, nükleer enerji konusunda konuşmak ister misiniz ?
>
>- Olabilir, bu ilginç bir konu olabilir ancak nükleer enerji
>konusuna girmeden önce size başka bir soru sorayım.
>
>Bir at, bir inek ve bir keçi, üçü de ot yiyerek beslenmelerine rağmen,
>keçi misket şeklinde, inek sıvı şeklinde, at ise kurutulmuş ot şeklinde
>dışkılar.
>
>Sizce neden ?
>
>Sohbet etmek isteyen adam, hayretle bakmış;
>
>- Hiçbir şey aklıma gelmiyor, bilmiyorum.
>
>Kitabını okumak isteyen adam;
>
>- Hiç bir bok hakkında bilgin yoksa ne demeye nükleer enerji konusunda
>sohbet etmek istedin ?

bikmisbroker
09-03-2006, 22:03
> > >>>MUM MUCİZESİ
> > >>>
> > >>>Bayan O'Dunigan, Dublin'de O'Connel Caddesi'nde yürüyordu..
>
> > >>>Karşıdan da rahip O'Rafferty geliyordu..
>
> > >>>"Merhaba" dedi, rahip.. "Nasılsınız?.. Bay O'Dunigan nasıl?.. Sizi
>iki >>>yıl önce ben evlendirmemiş miydim?.."
> > >>>
> > >>>"Evet" dedi, Bayan O'Dunigan..
> > >>>
> > >>>"Bebek" dedi, rahip.. "Bebeğiniz oldu mu, küçük O'Duniganlar?.."
> > >>>
> > >>>"Maalesef" dedi, Bayan O'Dunigan.. "Henüz bebeğimiz yok.. Oysa öyle
> >>>istiyoruz ki?.."
> > >>>
> > >>>"Gelecek hafta Roma'ya gidiyorum" dedi, rahip.. "Vatikan'daki büyük
> >>>kiliseye sizin için bir mum dikeceğim.."
> > >>>
> > >>>"Teşekkürler Sevgili Rahip" diye adamın ellerini öptü kadın.. "Size
> >>>minnettar olacağız.."
>
> > >>>Birkaç yıl geçti aradan. Kadınla rahip bir daha karşılaştılar. Rahip
> >>>merakla sordu :
> > >>>
> > >>>"Bebeğiniz oldu mu ?"
>
> > >>>"Oldu" dedi, kadın. "Sekiz yılda üç ikiz, dört de tek doğurdum, 10
> >>>çocuğumuz var."
> > >>>
> > >>>"Harika" dedi Rahip. "Harika, Mucize işte bu.. Peki, o şirin kocanız
>ne >>>yapıyor?"
> > >>>
> > >>>"Dün Roma'ya gitti" dedi kadın,
> > >>>
> > >>>"Sizin o Allahın belası mumunuzu üflemeye...

bikmisbroker
09-03-2006, 22:04
> >>BİLELİM ÖĞRENELİM EĞLENELİM
> >>
> > 1. Insan kalbi, kani pompaladiginda yarattigi basinc ile kani 10
> >> metre uzaga firlatabilir.
> >> > (Tanrım!)
> >>
> >> > 2. Bir domuzun orgazmi 30 dakika surer.
> >> > (Bir dahaki yaşamımda domuz olmak isteyen çok olabilir !!!!)
> >>
> >> > 3. Basinizi surekli olarak bir duvara vurarak saatte 150 kalori
> >> harciyabilirsiniz.
> >> > !!!)
> >>
> >> > 4. Bir karinca agirliginin 50 kati agirligi kaldirabilir, 30 kati
> >> agirligi cekebilir ve zehirlendiginde her zaman sag tarafina dogru
> >> duser.
> >> > (nasil tespit etmisler inanin cok merak ediyorum)
> >>
> >> > 5. Bir hamambocegi 9 gun basi koparilmis olarak, acliktan olene
> >> kadar, yasayabilir
> >> > (Yorum yapmayacam, igrenc cünkü.)
> >>
> >> > 6. Bazi arslanlar gunde 50 defa ciftlesebilirler.
> >> !!)
> >>
> >> > 7. Sicrayamayan (ziplayamayan) tek hayvan fildir.
> >> > (Bu, iyi bir haber!)
> >>
> >> > 8. Devekusunun gozu beyninden daha buyuktur.
> >> > (Boyle insanlar taniyorum!)
> >>
> >> > 9. Deniz yildizinin beyni yoktur.
> >> > (Boyle olan insanlar da taniyorum!)
> >>
> >> > 10. Kutup ayilari solaktir
> >> (Kim bilebilirdi? Acaba nasil buldular, ellerine kalem mi
> >> verdiler?)
> >>
> >> > 11. Zevk icin sevisen yaratiklar sadece insanlar ve yunuslardir
> >> (E peki domuz, o ne oluyor?)

TheSecret
10-03-2006, 08:43
Babasi ogluna güzel bir is kurmak için kollari sivamis. Ancak oglan
salak oldugu için hiç bir isi beceremiyormus. Babasi ona ne is bulduysa
hepsini elini yüzüne bulastirmis berbat etmis. En sonunda
babasi komple bir sosis fabrikasi kurdurmus. Çocugunu elinden tutup,
bari isi ogrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinasinin basina
götürmüs.

"Bak oglum" demis"burdan böyle öküzü yolluyosun.. aha diger taraftan
sosis olarak çikiyor, bu kadar basit anladin mi?".

Çocuk dinlemeden basini sallamis, sonra babasinin yüzüne salak salak
bakmis ve; "peki baba, burdan sosisi goysak, oteki taraftan öküz olarak
çıkar mı?" diye merakla sormus.

Babasi hemen cevaplamis:
-"Maalesef evladim, o teknoloji bir tek senin ananda var..."

nomeames
10-03-2006, 09:32
Bundan yaklaşık 1 yıl önce Ankara'da arkadaşlarla arabayla gezerken karşı şeritte dolmuşun birinin ağaca tosladığını gördük. Hemen arabayı kenara park edip kaza yerine gittik tabi bu arada yolun tamamı 8 şeritli olduğu için karşıya geçmemiz 1 dk filan sürdü. Neyse bir şekilde dolmuşun yanına vardığımızda bir anda şok olduk. Çünkü dolmuştan inen kişilerin ağızları burunları kan içinde olmasına rağmen hepside hepside kikir kikir gülüyor. Düşünsenize siz bi kaza yapıyorsunuz ve sonra da gülmeye başlıyorsunuz çok şaşırtıcı değil mi? Neyse işin aslı dolmuş şöförü hareket esnasındayken kapıyı açıp yola tükürmeye kalkışır ve bu arada dengesini kaybederek dolmuştan düşer ::)) Neyse bizde kakara kikiri derken içimizden biri şöför nerde diye sorunca arkadan bir ses 'ulen nasıl düştüm hala anlayamadım' bu arada tekrardan koptuk :::::))))

Kaynak comicsoon.com

selchuk
12-03-2006, 00:25
http://video.google.com/videoplay?docid=-1450915772177922792

TheSecret
13-03-2006, 01:20
Bir gün 75 yaşında bir ihtiyar sperm testi yaptırmak için doktora gider.
Doktor adama bir kavanoz verir ve:
- "Bunu doldurup yarın bana getirin" der...
Ertesi gün ihtiyar kavanozu getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve
boş olduğunu görür ve sebebini sorar. İhtiyar anlatmaya başlar:
- "Doktor bey, dün gece sağ elimle denedim olmadı, sol elimle denedim gene
olmadı. Karımı çağırdım, o da sağ ve sol elleriyle denedi, ağzıyla denedi
önce dişini çıkararak sonra dişini takarak denedi gene olmadı. Baktık olacak
gibi değil komşunun karısını çağırdık o da iki elini ve ağzını denedi gene
olmadı, deyince doktor kendini tutamamış:
- "Naaptınız, komşunun karısını da mı çağırdınız" diye sormuş.
İhtiyar yanıtlamış:
- "Napalım, açamadık şu lanet kavanozu bir türlü."

TheSecret
13-03-2006, 01:32
Vaziyyet-ül velvele ve isgal-i cemaatiyye (Seyircinin sahayı işgali)

Krampon-ül bela-i seytan (Rakip takımdan iyi futbolcu)

Krampon-ül kabiliyye-i maasallah (Bizim takımdan iyi futbolcu)

Mühendis-i kürre-i hümayun (Teknik direktör)

Gaflet-ü dalaletiye (Kendi kalesine atılan gol)

iyanet-ül vatan-fir kayme (Maçı Satmak)

Hakimiyyet-ül kürre (Top kontrolü)

Krampon-ül deccal-uryan-ül kayb-i kürre (Futbolcunun topu kaybetmesi)

Serdar-i kuvva-ül kürre (Takım kaptanı)

Asakir-i milliye-i devleti Osmaniyye (Türk Milli Takımı)

Vaziyet-ül madara (Tarihi fark)

Hezimet-ül yarabbi sükür (Şerefli mağlubiyet)

Sut-ul minare (Havadan atılan top)

Zamane-i yekun-u kürre-i cihad (Topun oyunda kaldığı süre)

Zamane-i fuzuliyye (Boşa geçen zaman)

Biserefiye-i tribün-ül sarih (Açık tribün)

Cihad-ül kuvva-i milliye (Milli maç)

Akibet-ül cihad ya seydi (Uzatma dakikaları)

Vaziyyet-ül hararet (Karambol)

Seyh-ül divan-ül kürre-i hümayun (Futbol federasyonu başkanı)

Ulema-i rezil-i rüsva (Spor yazarı veya skoru yazan)

Cihad-ül reis-i cumhuriyye (Cumhurbaşkanlığı kupası)

Cihad-ül vezir-i azam (Başbakanlık kupası)

Vaziyyet-ül kalaba ve istif ül balik-i numerra (Numaralı tribün)

Muhafazzar-i kal a (Kaleci)

Asakir-i muhafazza-ül satih (Defans oyuncusu)

Veled-i rüzigar (Kanat oyuncusu)

Asakir-i saha-ül merkeziyye (Orta saha oyuncusu)

Cihad-i vallah-ül azim (Kavga)

Müfreze-i krampon-ül bomba (Golcüler)

Reis-ül tekke-yi kurre-i hümayuniyye (Klüp başkanı)

Gariban-i umumiyye (Taraftar)

Gariban-i gurbet (Gurbetçi taraftar)

Mudr-i terbiyye-i bedeniyye ya sehr-i Istanbul (İstanbul GSGM genel müdürü)

Defterdar-i cihad-ül kürriye (Hakem)

Sancaktar-i hatt-ül saha (Yan hakem)

Sur-ül düttürü (Hakem düdüğü)

Sükun-u mahser (Yenilen gol sonrası sessizlik)

Isyan-i garibaniyye (Kötü tezahürat)

Tezahür-ü cümle-i cemaat (Toplu tezahürat)

Reis-i imam-i cemaatiyye (Amigo)

Ceza-i serriye aman yarabbi (Penaltı)

Vaziyyet-ül hüzzam velakin Allahüm Rabbena ve Insallah vaziyet-i zafer-i kuvva-i

aliye sehr-i Istanbuliyye (1 gol İstanbul da turu getirir mi ?)

La havle ve la kuvveten (Yenilen gol)

Alllaaaaaahhhh (Atılan gol)

Darbe-i müstehcen (Faul)

Taaruz-u aleyküm selam (Kontra atak)

Cenazi-i mefta-i kürre (Ölü top)

Sut-ul hürriyet (Frikik)

Taaruz-u fevkal beser (Mükemmel atak)

Ferman-i kehribar (Sarı kart)

Ferman-i ahmer (Kırmızı kart)

Taaruz-ul hasbinallah (Ofsayt)

Kabe-i hürriye-i hümayuniyyeh sahane (Stadyum)

Divan-i krampon-ül deccal-i üryan-ül mafis kaabiliyet (Yedek kulübesi)

Hareket-ül rabiya-il kusuriyye (9 kusurlu hareket)

Darbe-i mabad (Teknik direktörün kovulması)

Iblis-i vesvese (Basın)

Harabet-i kürre-i feza (Hava topu)

Cinsiye-i defterdar-i cihatül kürriye na mümkün (i... hakem)

Krampon-ül deccal-u uryan (Futbolcu)

Akibet-ül hüzzam (Elenme)

TheSecret
13-03-2006, 15:55
http://i15.photobucket.com/albums/a364/Thscrt/oxuzyermi.jpg

bikmisbroker
13-03-2006, 21:39
Kayserili bir adam varmış adamın 3 oğlu varmış adam kahvede oturmuş
oğullarından söz ediyormuş

-1.en büyük olan oğlunum istanbulda şu fabrikanın sahibi 50 tirilyon
parası
var demiş

-2.ortancı oğlunum ankarada şu fabrikanın sahibi 40 tirilyon parası var
demiş

-3.en küçük oğluna gelmiş sıra adam oğluma şöyle bir bakarak bunun
kafası
çalışmadı okudu doktor oldu demiş

bikmisbroker
13-03-2006, 21:39
Gözleri görmeyen, bekar ve fakir kayseri'liye bir cin çikagelmis.
benden bir sey dile yerine getirecegim demis.

" kayseri'li düsünürken cin sormus:

"gözlerini mi istersin, zenginlik mi istersin, evlenmek mi istersin?

kayserili: 'oglumu altinlarimi sayarken görmek istiyorum' demis.

horcan
17-03-2006, 20:01
hollywood'un yüzlerce kez işlediği; "uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri merkezden telsiz talimatıyla uçağı indirir" klişesinin uyarlanmış hali.
ABD de olur da TR de olmaz mı yurdum insanı el atmış mevzuuya…

- aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum. kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.
+ evlat sakin ol, muavin orda mı?
- hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!
+ tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. şimdi şoförü yavaşça
koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.
- ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!
+ düşsün pezevenk! oraya senin oturman lazım.
- tamam, oturdum. şimdi ne yapmalıyım?
+ direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.
- tuttum. çok eğlenceli görünüyor ehu
+ evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. şimdi; önündeki panelde
bir çok gösterge var değil mi? tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor orda?
- bismillahirrahmanirrahim.
+ hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! hız göstergesine
bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?
- sıfır.
+ nasıl sıfır? dikkatli bak.
- sıfır, gerçekten sıfır. ölecek miyiz?
+ otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!
- duruyooor
+ kalk git eşşoğlueşşek! bize de panik yaptırdın. şoför uyanınca devam edersiniz.

gemici
23-03-2006, 21:06
Bahnamelerde rastlanan fıkraların içlerinde öyleleri vardı ki, bugün bile ağızdan ağıza dolaşır. Ünlü Zıbıkçıbaşı fıkrası, bunlardan biri: .

Ama bakın, bir Bahnameden nakledilen Zıbıkçıbaşı fıkrasında, dildoların günümüzden en az 300 yıl önce İstanbul'daki Kapalıçarşı'da yapılıp satıldığı anlatılıyor.

"Zıbıkçıbaşı" da, bunu yapıp satan kişi. İşte fıkra:
Haremde sıranın kendisine gelmesini beklemekten bıkıp usanan kadınların eğlenceliği zıbıkları yapıp satan, Zıbıkçıbaşı'ya birgün genç ve güzel bir kız gelmiş:
- Efendi, bana bir zıbık ver.
- Nasıl olsun kızım?
- Bunun çeşidi mi var, Zıbıkçı Efendi?
- Var ya... Arabi... Türki... Kürdi...
- O ne demek oluyor, Zıbıkçı Efendi?
- Tul-i Arabi, kutr-i Kürdi, letafet-üt Türki.
- Üçü birden olsun, Zıbıkçıbaşı.
- Öylesini bulsam kendim kullanırım kızım.

horcan
24-03-2006, 20:11
>>>Oldukça seçkin görünüşlü bir bayan uçakla İsviçreden dönmekteydi.
>>>Yanında oturmakta olan rahibe "Özür dilerim peder, sizden bir iyilik
>>>isteyebilir miyim?" diye sordu. Rahip "Elbette kızım, senin için ne
>>>yapabilirim?" diye cevapladı.
>>>Kadın açıkladı: "İşte problemim; kendime yeni bir epilasyon aleti aldım
>>>ve buna oldukça yüklü bir para saydım. Sanırım limitlerin oldukça
>>>üzerine çıktı ve gümrükte elimden alırlar diye korkuyorum.
>>>Acaba gümrükten geçişte bunu cübbenizin altına saklayabilir misiniz?"
>>>Rahip "Tabi ki yapabilirim evladım ama biliyorsunuz ki ben yalan
>>>söyleyemem." diye yanıtladı Kadın "Çok temiz ve dürüst bir yüz ifadeniz

>>>var
>>>peder, eminim ki size soru filan sormazlar" dedi ve pahalı epilasyon
>>>aletini pedere verdi.
>>>Uçak havaalanına vardı. Peder gümrükten geçeceği sırada
>>>görevli "Peder,
>>>bildireceğiniz herhangi bir yükünüz var mı?" diye sordu.
>>>Bunun üzerine Peder
>>>"Başımdan kuşağıma kadarki bölümde açıklayacağım herhangi birşey yok,
>>>evladım" dedi Bu yanıtı garip bulan görevli "Peki kuşağınızın altında
>>>kalan bölümde neyiniz var?" diye sordu.
>>>Peder yanıtladı:
>>>"Kadınların kullanımı için dizayn edilmiş mükemmel, küçük bir alet var,
>>>ancak şimdiye kadar hiç kullanılmadı!!"
>>>Görevli kahkahadan kırılarak:
>>>"Tamam peder geçebilirsin, sıradaki!.."

TheSecret
31-03-2006, 01:00
Şapkacı



Sapka satarak geçinen bir adamin yolu bir gün bir ormana düsmüs. Adam
biraz
yürüdükten sonra sicaktan ve yorgunluktan bunalmis, bir agacin altina
oturmus. Sapkalarla dolu sepetini de yere koymus ve uykuya dalmis.
Birkaç
saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmis. Birde bakmis ki yanindaki
sepet bombos... Sapkalar gitmis. Kafasini kaldirip agaca bakmis, agacin
dallarinda bir sürü maymun, her birinin kafasinda adamin sapkalari...
Adam
baslamis dusunmeye ;

"Ben simdi ne yapacağım, sapkalari bu maymunlardan nasil geri alacağım"

Düsünceli bir sekilde kafasini kasirken bakmis ki, maymunlar da adamin
taklidini yapiyor, kafalarini kasiyorlar. Adam ellerini havaya
kaldirmis,
maymunlar da...derken adam ne yapacagini bulmus, kendi kafasindaki
sapkayi
çikarip yere atmis, maymunlar da şapkaları çıkartıp aşağı atmışlar...
Adam
böylece bütün sapkalari geri almis, sepetine koyup yoluna devam etmis.

Aradan 50 yil geçmis...Artik adamin bir torunu varmis, o da dedesi gibi
sapka saticisi olmus. Günlerden bir gün onun da yolu ayni ormana
düsmüs.
Hava yine çok sicakmis ve genç adam bir agacin altina oturmus,
sapkalarla
dolu sepetini yanina koymus ve uykuya dalmis... Bir saat sonra uyanmis,
bir
de bakmis ki sepetin içinde sapkalar yok... Derken tuhaf sesler duymus,
bir
de kafasini kaldirmis ki agacin üstünde bir sürü maymun, hepsinin
kafasinda
birer sapka.

Düsünmüs... " Dedem yillar once bana bir hikaye anlatmisti...ne
yapacagimi
çok iyi biliyorum..." demiş.

Adam kafasini kasimaya baslamis, maymunlar da aynisini yapmislar...
Adam
ellerini havaya kaldirmis, maymunlar da.. ve adam gülümseyerek kendi
basindaki sapkayi çikarmis yere atmis... O anda agaçtaki maymunlardan
biri
yere inmis, adamin yere attigi sapkayi kapmis, adama da bir tokat atmis
ve
söyle demis:



"Sadece senin mi deden var serefsiz

dentist
01-04-2006, 17:04
İki Kadın

1- Selam, benim adım Wanda.
2- Selam, benimkide Slyvia, sen nasıl öldün?
1- Donarak öldüm.
2- Ne kadar korkunç.
1- Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya
başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
2- Peki sen nasıl öldün?
1- Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu
iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına
televizyon seyreder halde buldum.
2- Sonra ne oldu?
1- Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi
aramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını ama her yeri aradım fakat
bulamadım. Ama aşırı yorulmuştum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
2- Keşke derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor
olacaktık.

dentist
01-04-2006, 17:57
Adam karisi ile birlikte doktora muayene olmaya gider.

Muayene biter ve doktor odasindan cikarak kadinin yanina

gelir ve :

"Kocanizin olmemesini istiyorsaniz

su kagida yazdiklarimi uygulayacaksiniz" der



1-Sabahlari guler yuzle guzel bir kahvalti hazirlayin ve

ise mutlu gitmesini saglayin.

2-Ogleleri eve geldiginde guler yuzle karsilayin ve guzel

bir oğleyemegi ile takdir edildigini hissettirin, boylece

gunun geri kalan kismini da iyi gecirmesine yardim edin.

3-Aksamlari eve geldiginde yemek ozellikle guzel olmali.

Eve gelince dinlenmesini saglayin, hatta ayaklarina masaj

yapin.

4-Haftada en az uc kere birlikte olun, eger isterse

Daha fazla birlikte olun.



"Eger bu dediklerimi harfiyen uygularsaniz kocanizin saglik

yonunden hicbir problemi olmayacak" der doktor.



Eve geldiklerinde adam karisina sorar,

-"Ne dedi doktor sana?

Kadin cevaplar :

-"Ölecekmissin. "

janus
03-04-2006, 15:34
Temel bir gun malini mulkunu satip Miami'ye gitmis ve oraya yerlesmis.
Gel zaman git zaman Temel'in serveti tukenmis.Temel baslamis kara kara dusunmeye nasil bir is yapsamda gecimimi saglasam diye.
En sonunda en kolay is olan rahipligi bulmus ve rahip olmus.Ekmek elden su gölden Temel cok rahat fakat rahiplerin durumu malum cinsel iliski yasak.
Gel zaman git zaman Temel'in canina tak etmis baslamis gene kara kara dusunmeye ne yapmali ne etmeli bu ise bir care bulmali demis kendi kendine,o sirada koridordan gecen genc rahibeyi görmus ve aklina gelen fikri uygulamaya baslamis...

Rahibe Temel'in yanina geldiginde Temel baslamis kendi kendine konusmaya:

-Olmaz isa kesinlikle olmaz...

Rahibe merak etmis sormus:
-Hayirdir kimle konusuyorsun?
-isa efendimiz bana senin elini tutmami söyledi...
-isa efendimiz diyorsa dogrudur vardir bi bildigi tut o zaman elimi demis rahibe.

Temel yeniden baslamis konusmaya:
-Olmaz isa efendimiz bak vallahi olmaz...

Rahibe tekrar sormus ''noldu ne diyo'' diye...
-Bu seferde rahibenin odasina gidin diyor...

Rahibe:
-isa efendimiz diyorsa dogrudur vardir bir bildigi gidelim o zaman..
Rahibenin odasina geldiklerinde Temel baslamis yine kendi kendine konusmaya

-Olmaz isa efendimiz bak bu sefer cok oluyorsun kesinlikle olmaz!!!

Rahibe yine soruyor ''ne oldu bu sefer ne diyor''diye...
-Soyunun yataga girin diyor..

Rahibe:
-isa efendimiz diyorsa dogrudur vardir bir bildigi diyor

Ve soyunup yataga giriyorlar.

Temel baslamis tekrar konusmaya:
-Olmaz isa bak bu sefer cok fazla ileri gittin kesinlikle olmaz!!!

Rahibe:
-Ne oldu ne diyor isa efendimiz?
-Rahibenin uzerine cik diyor...
-isa efendimiz diyorsa dogrudur vardir bir bildigi cik o zaman...

Temel rahibenin uzerine cikmis ve söyle devam etmis:

-ISA ITME

ITMEE ISA

AnnE
03-04-2006, 17:32
Aşağıdaki liste HABERTURK den alınmıştır.Vallahi ve billahi hiçbirşey ideğiştirmedim.İnanmayan haberturk.com ana sayfadan görebilir :
ben böyle objektif haberciliği yemem de naaparım :


TÜRK İNTERNETİNDE TOP 10
1. elazighaber.gen.tr
2. SEKS, FLÖRT, CHAT YOK!
3. Dostara.Com Arkadaslik S..
4. ]WWW.HABERBORSA.COM
5. Komikim.com Türkçe Progr..
6. Eglendir.Com - Gülmeye D..
7. CIN RUH HAYALET RESIMLERI
8. İLGİNÇ HABERLER..
9. ŞOK!. DEFİLEDE İŞ KAZASI..
10. Kızlarla Görüntülü ve Se..

janus
04-04-2006, 14:06
Alman fizikçilerinin yerin 100 metre altında bakır tel bulduklarını,bunun
ise atalarinin bundan 1000 yil öncesinde telefon sebekelerinin
oldugunu kanitladigini duyurdular.

Bu olaydan 1 hafta sonra Amerikan gazetelerinde ilginç bir
manset. Amerikan bilim adamlari yerin 200 metre altinda 2000 yil
öncesine ait fiber optik hatlar bulduklarini, bunun ise, Amerikan
toplumunun Almanlar'dan 1000 yil öncesinde gelismis dijital haberlesme sistemleri oldugunu söylediler.

Bir hafta geçmeden Türk gazetelerinde yeni bir manset.
Türk bilim adamlari yerin 500 metre altina kadar kazdiklarini
ve hiçbirsey bulamadiklarini, :;ohohoh bunun ise atalarinin 5000 yil öncesinde
mobil telefon ve kablosuz iletisim sistemlerine sahip olduklari sonucuna
vardilar

:friends:-

bikmisbroker
04-04-2006, 14:38
Aşağıdaki liste HABERTURK den alınmıştır.Vallahi ve billahi hiçbirşey ideğiştirmedim.İnanmayan haberturk.com ana sayfadan görebilir :
ben böyle objektif haberciliği yemem de naaparım :


TÜRK İNTERNETİNDE TOP 10
1. elazighaber.gen.tr
2. SEKS, FLÖRT, CHAT YOK!
3. Dostara.Com Arkadaslik S..
4. ]WWW.HABERBORSA.COM
5. Komikim.com Türkçe Progr..
6. Eglendir.Com - Gülmeye D..
7. CIN RUH HAYALET RESIMLERI
8. İLGİNÇ HABERLER..
9. ŞOK!. DEFİLEDE İŞ KAZASI..
10. Kızlarla Görüntülü ve Se..

Hocam belki duymussundur Elazig ile Malatya arasinda TATLI bir cekisme vardir, ola ki haberturkde gorevli Elazigli bir vatandas goylesine Fake bir haber yaymis olmasin??

Eee malum herkes "beylerderesinden" olacak degil ya??

http://rapidshare.de/files/17174191/tandra.rar.html

nedo
05-04-2006, 11:50
Onur Air tarafından 9 YTL’den satışa sunulan yaklaşık 10 bin iç hat biletini almak için şirketin Çağrı Merkezi’ni arayanlar ile görevliler arasında ilginç diyaloglar yaşandı.

-Hanımefendi; sizin bu 9 YTL’lik bilet dediğiniz şey hani 8’den sonra 10’dan önce bir rakam var, ondan bahsediyorsunuz değil mi?



-Antalya’ya ayın 22’sine iki kişilik yer ayırtacağım. Yer var mı?
-Var efendim hem de kampanyalı.
-Ne kadar?
-Bilet başı 9 YTL efendim.
-?
-Alo
-Kardeşim bilet ne kadar dedim?
-İki kişi 18 YTL, kişi başı dokuz YTL efendim.
-Ya, gidin işinize saçmalamayın (içeriye seslenerek) yanlış düştü numara dalga geçiyor birisi.
-Telefonu kapatır.



-Ben işadamıyım. Utanırım acenteden 9 YTL’lik bilet istemeye. Böyle telefonla direkt alamaz mıyım?



-Kızım İzmir’e 9 YTL’lik biletlerden istiyorum iki tane.
-Maalesef İzmir’e tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Adana’ya olsun o zaman.
-Üzgünüm efendim Adana için olanlar da bitti maalesef.
-Ya; nereye varsa ver kızım. Şu kadını ölmeden bi uçağa bindireyim.



(Kampanyanın birinci haftası. Tüm biletler tükendikten sonra)
-İndirimli biletlerden istiyorum.
-Maalesef tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Yalancılar sizi.
-Bineceğim uçağa. Bağıracağım ‘kim 9 YTL’lik biletlerden aldı diye’ kimse elini kaldırmazsa da sizi mahkemeye vereceğim.



-İndirimli bilet kaldı mı?
-Tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Ben öylesine sormuştum zaten. Olsa da almayacaktım.



-Samsun’a iki kişilik 9 YTL’lik biletlerden istiyorum. Ayın 8’ine.
-Var efendim. İsimleri alayım lütfen.
-Kızım bagajda filan değil, normal koltukta uçacağız değil mi biz?
-Elbette efendim.
-Emin misin sen?
-Eminim tabi efendim.
-İyi, alayım o zaman.



-Dokuz YTL’lik bilet almıştım ama bir değişiklik yapacağım.
-Kampanya biletlerinde değişiklik yapamıyoruz efendim.
-Diyarbakır yerine Erzurum olacaktı sadece.
-Üzgünüm efendim dokuz YTL’lik biletlerimizde değişiklik yapamıyoruz.
-Soyguncular. Sadakam olsun.



-Ben gazeteciyim bir şey soracaktım.
-Sizi İletişim Departmanımıza aktaralım efendim.
-Yok yok, haberle ilgili değil. Konuştum şimdi departmanla doğruymuş kampanya. Ben, İzmir’e dokuz YTL’lik biletlerden kaldı mı diye soracaktım.



-Dokuz YTL’lik biletlerden istiyorum.
-Hangi yön ve tarihe olacak efendim.
-Hiç fark etmez. Çoluk çocuk uçak görsün.



-Bacım Gaziantep’e dokuz YTL’lik bilet alacaktım.
-Maalesef hiç kalmadı efendim.
-Hiç mi kalmadı?
-Hiç kalmadı.
-Nasıl olur. Binlerce bilet satıldı yani.
-Kampanya dahilinde olanlar geçen hafta satıldı.
-O kadar adam ne yapacak Antep’te hayret bir şey. Allah Allah.



-Alo
-Onur Air mi?
-Buyurun efendim Çağrı Merkezi nasıl yardımcı olabilirim?
-Dokuz YTL’lik bilet alacaktım.
-Sadece internet ve acentelerden alabiliyorsunuz. Ban sadece yer olup olmadığını söyleyebilirim.
-Ablacım ver sen parasını, ben gelince takdim edeyim sana. Biter filan şimdi.

nedo
05-04-2006, 23:29
Televizyonlarda her gün yeni bir gaf yapılıyor... Ama bir de 'klasikler' var... İşte, günün gırgır 'haberi'... Bakalım siz hangilerini hatırlıyorsunuz.


Melih GÖKÇEK'in konuk olduğu bir televizyon programında canlı yayına katılan bir hayat kadınının sözleri:

"Melih BEY iyi günler, biz, bizim kerhanede 100 tane o...pu, senin gibi bitane o...pu çocuğu doğuramadık!!! " demesi.


Kahramanımız 'Seda SAYAN' yine bi sabah elleri belinde, programını sunuyor. O sırada bi canlı bağlantı olur ve...
Seda SAYAN:
- AAloooğğğ kiminle görüşüyoruz ?
- Ben Mustafa
- Naber lan Mustafa ?
- Nerden arıyosun bizi Mustafa ?
- Şişli'den.
- Ne iş yapıyon lan Mustafa?
- Belediye başkanıyım... (Mustafa SARIGÜL)



İsmet Badem bir basketbol maçında seyircilerin arasına çıkar ve bir kızla röportaja başlar.

Badem: sizin gibi güzel bayanları salonlarda görmekten çok mutlu oluyorum. Basketbola bu ilgi nereden?

Kız: ben Efes kızlarından biriyim zaten.

Badem: Aaa öyle mi çıplak değilsin ya tanıyamadım.

Bu diyalogdan sonra anlatım masasında olan Murat Murathanoğlu kopmuştur ve ekranları başında izleyen milyonların söylemek istediklerine tercüman olmuştur.


Murathanoğlu: Ya İsmet bi de sana bu iş için para veriyorlar değil mi?


Esra Ceyhan'ın programında da böle anlardan çok yaşanmıştır şöyle ki, yeni piyasaya çıkmış birini konuk etmiştir Esra hanım, sohbet ederler, Esra hanım her zamanki gibi başlar yalakalıklarına, kasetiniz çok güzel olmuş geçen hafta aldım evde arabada her yerde dinliyorum demesi üzerine yeni yetmenin kasetim daha çıkmadı haftaya çıkacak demesi veeee



Müslüm Gürses filminden bir sahne; Müslüm Gürses kadını kollarından tutmuş sarsa sarsa sormaktadır;

Müslüm: Seviyor musun?

Kadın: Hayır!!

Müslüm: Seviyor musun?!!!!

Kadın: Hayırrr!!!!!!

Müslüm: Seviyor muusuunnnnn!!!!!!!!

Kadın: Eveett!!

Müslüm: Yalannnnn!!! (deyip kadına bir tokat atmıştır)



Sokakta kurban kesen insanlarla röportaj yapan NTV muhabirinin bir vatandaşımızla yaşadığı diyalog:

-Burada sağlık açısından elverişsiz koşullarda beklettiğiniz bu etleri
yemeyi düşünüyor musunuz?

-Yok, bacım, eşe dosta dağıtacağız.


Jean Claude Van Damme'ın BBG evine girmesi. Akabinde oradaki bir yarışmacıyla diyalogu:

Jean Claude Van Damme: Do you speak english?

03 hede: maybe


Reha Muhtar'ın tavanda yürüyen sirk cambazı ile konuşurken ekranda kendi görüntüsünü ters çevirtmesi ve röportajı 2-3 dakika boyunca baş aşağı yapması



Mustafa Denizli'nin ATV de bizim stadyumu sunduğu dönemdeki hakemliği yeni bırakan Erman Toroğlu'nu anons ederken "tartışmasız Türkiye'nin en büyük düdüğü" demesi Erman Toroğlu'nun afallaması.


Bir Cevizkabuğu programı, konuk Zekeriya Beyaz

ZB: Şimdi, sayın cevizkabuğu...

HC: Cevizoğlu efendim.



Reha Muhtar telefondaki adama fırça atıyor.

-Bütün bunları nasıl yaptın ha? cevap ver??

-Bakın efendim şöyle izah edeyim...

-Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun.. cevap versene??!

-......??


Arena'da Uğur Dündar'ın fırın sahibine "bakın beyefendi tavanı yok buranın, pislik götürüyor burayı, bu böcekler nereden geliyor peki temizse?" diye sorduğunda "bu böcek nerden geliyor biliyor musunuz Uğur Bey siz
eğitimli insanlarsınız bu böcek ülkemize ilk kez Afrika'dan muzun içinde geldi" diye cevap verdiği an.


Reha Muhtar: kaza nasıl oldu anlatır mısınız?

Mağdur (kaza sonrası yatakta yatmaktadır ) : kamyon karşı yoldan bizim taraf geçti ve kafadan çarptı.

RM: Peki o sırada ne düşündünüz?

Mağdur: Valla pek bir şey düşünemedik Reha Bey.

RM: Anlıyorum ama o sırada düşündüğünüz ilk şey neydi?

Mağdur: Bir şey düşünemedik, zaten çok kısa sürede oldu.

RM: yani efendim, o orta şeridi aşıp üstünüze gelirken, aklınıza ne geldi?

Mağdur: Hatırlamıyorum.

RM: Peki efendim.


Acun firarda programında, Acun'un yurtdışında bir barda önüne gelen kıza sarkıntılık yapıp yılışan bir tipi gösterip, "görüyorsunuz sayın seyirciler magandalık sadece Türklere özgü değil, Avrupa'da da magandalar var" demesi, ardından o kişinin gelip, "abi nasılsın? Ben de türküm" demesi.

Satanist hikâyelerin revaçta olduğu günlerde, abuk TV programlarının birinde, İzmir de satanist olduğunu iddia eden bir arkadaşla, röportaj yapan muhabir arasındaki diyalog:

Muhabir- peki siz gerçekten bakire kızları mı kurban ediyor sununuz?

Satanist- yok be abi, İzmir de bakire kız ne arar

alihoca
08-04-2006, 13:09
Arkadaşlar oturmuş eşlerine aldıkları hediyelerden bahsediyorlarmış.

-Birincisi demiş ki,
"karıma öyle bir hediye aldım ki, 6 saniyede 0'dan
100'e çıkıyor."

Diğerleri "Ne aldın?" diye sormuşlar.
"Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu." diye cevap vermiş.

- İkinci adam demiş ki, "Ben de geçen doğum gününde karıma 4 saniyede
0’dan 100’e çıkan birsey almıştım."
Hemen anlamışlar tabi ki: "Heey, yoksa Ferrari mi aldın?"

Adam gülümsemiş:
"Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona çok yakıştı."
demiş.

- Bu sefer üçüncü adama sormuşlar: "Peki sen ne aldın karina?"
Adam demiş ki: "Ben öyle birşey aldım ki; sadece 2 saniyede 0'dan 100'e
çıkıyor."

Adamlar sasırmışlar: "Atıyorsun!" demişler, "Öyle bir araba
olmaz ki!"

Adam cevap vermiş:"Araba aldığımı kim söyledi? İşte bunu aldım, demiş.
Ne aldığını görmek için tıklayın...


http://img193.echo.cx/img193/7475/adsz8oj.jpg

buena vista
09-04-2006, 08:42
Dünyada çiftler ortalama ayda altı kez seks yapıyorlarmış. Türkiye'de ise bu ortalama sekizmiş.
Bu istatistiki bilgi bana bir fıkrayı hatırlattı.
80 yaşındaki adam doktora gitmiş.
"Doktor Bey, bütün arkadaşlarım haftada en az iki kez seks yaptıklarını söylüyorlar. Bende ise tık yok. Ne olur bana bir çare bulun" demiş.
Doktor sormuş, "Arkadaşlarınızın haftada iki kez seks yaptıklarını nereden biliyorsunuz?"
"Anlatıyorlar" demiş 80'lik adam.
Doktor reçeteyi yazmış: "Siz de anlatın."
:ds:*

hakan
09-04-2006, 13:28
Acun firarda programında, Acun'un yurtdışında bir barda önüne gelen kıza sarkıntılık yapıp yılışan bir tipi gösterip, "görüyorsunuz sayın seyirciler magandalık sadece Türklere özgü değil, Avrupa'da da magandalar var" demesi, ardından o kişinin gelip, "abi nasılsın? Ben de türküm" demesi.



:D :D :D :D :D :;kahkaha

bikmisbroker
09-04-2006, 18:46
Hikaye bu ya;

Vaktiyle Ege`nin bir yöresinde tüm çevreyi titreten, astığı astık, kestiği kestik bir efe varmış. Boylu, poslu ve çok da yakışıklıymış ama hiçbir kıza gönül vermediği gibi kızlara bağlanırım diye mümkün mertebe soygunlar dışında köylerden de uzak durmaya çalışıyormuş.

Gel zaman git zaman, bizim efe şeytana uymuş ve gece şehre yalnız inmiş. Şehrin ileri gelen zenginlerinden bir Rum, efe` yi korkudan evinde ağırlamış.. Zengin Rum`un güzel ve işveli kızını gören bizim efe de kıza deli gibi tutulmuş.

Sabah dağa dönen efenin günleri, artık hep kızı hayal etmekle geçiyormuş. Adamları ile eskisi kadar ilgilenmediği gibi artık soygunlara da pek iştahlı katılmaz olmuş. Dağda otoritesinin azalacağından korkan efe, kızı babasından istemeye karar vermiş. Öyle ya; Kızın babası zengin.. Evlenip şehre yerleşirse hayatı da kurtulacak ve dağda ihtiyarlamak zorunda kalmayacak.

Kızı babasından ister ama kız, ailenin tek kızıdır ve babasının şartları vardır. Kızın babası "İlk şartım; Madem benim damadım olacaksın. O zaman bizim gibi kültürlü, medeni olmalısın. Önce bıyıklarını keseceksin ve dağda bir ay öyle Efelik yapacaksın. Sonra diğer iki şartımı da yerine getirirsen kız senin!" diye şart koşar. Bizim efe celallenir "Bıyıksız efe mi olur lan?!" diye bağırır, kızar ama adam Nuh der peygamber demez. Kaçıracak ama kız da babasının sözünden çıkmamaktadır. Efe ne yapsın? Tek çare babayı memnun etmekten geçiyor.

Güç de olsa bıyıkları keser. Ama bu kez dağda otoritesi sarsılmaya başlar.. Adamları " Efem bu ne iştir?" derler. Efe de bir kıza tutulduğunu ama babasının bu şartı öne sürdüğünü söylese de adamları inanmazlar.

Bir ay sonra kızın babasına gider ve ilk şartı yerine getirdiğini söyler. Kızın babası, bu kez; " Senin niyetinin ciddi olduğunu anladım. Benim kızım için çeyiz dizmek gerek. Dağdaki tüm altınlarını bana getireceksin. Nasıl olsa kızımı aldığında benim mallarımın tamamı senin olacak." Efe çaresiz dağa çıkar, adamlarının hisselerine düşen altınları da borç olarak alır. Sözünde duracağının nişanesi olarak da tüfeğini arkadaşlarına verir, tabancası ile şehre gelir. Kızın babasına paranın tamamını verir. Kızın babası da " Nikah yapılmadan evimde oturamazsın. Söz yüzüğü takma törenine kadar benim bahçıvanım Yorgo ile kulübesinde kalırsınız." diyerek efe`yi Yorgo`nun kulübesine gönderir. Yorgo da çam yarması gibi bir heriftir ama efe`den çekinir. Yorgo ile efe bir müddet aynı kulübede yaşarlar.

Aradan bir süre geçtikten sonra efe kızın babasının karşısına dikilerek; Söz takma töreninin hala niye yapılmadığını sorar. Kızın babası da "Yarın bir ziyafet veriyorum. Şehrin tüm ileri gelenleri katılacaklar. Sen de o toplantıya katılacaksın ve herkesin önünde benden kızımı istersin. Ben de herkesin şahitliğinde kızı sana veririm. Kimse bana kızını korkudan verdi demez." der ve efe de kabullenir ama arkadan üçüncü şart gelir; "Sen dağda yaşamaktan insan içine pek çıkmamışsın. Böyle kaba konuşma ve yürüme ile olmaz. Benim kız sana yürümeyi ve kibar konuşmayı öğretsin de; bizi törende mahcup etme!" der.

Efe için son şart çok ağır gelmiştir ama kızı almak için tek yol bu kalmıştır. Kızdan vazgeçse dahi, artık dağa da çıkamayacaktır. Dağdakiler, alacaklarını isteyeceklerdir. Çaresiz, son şartı da kabul eder ve ne kadar ağır gelse de kızdan yürüme, kibar konuşma derslerini alır..

Akşam konakta büyük bir ziyafet vardır.. Şehrin tüm ileri gelenleri ile efenin dağdan gelen arkadaşları toplanmışlardır. Bizim efe de şehirliler gibi giyinir ama görünüşü, duruşu, konuşması itibariyle artık eski efe değildir. Yemekte herkes gözlerine inanamamaktadır. Efe yemek esnasında "Kuşum Aydın " gibi yürüyerek kızın babasının önüne gelir ve "Ben efe ...... olarak, herkesin şahitliğinde kızınıza talibim." der.

Kızın babası ise " BENİM İ...NE` YE VERİLECEK KIZIM YOK ! " diye kestirip atar.

* * *
Galiba AB yolunda Efe(!) gibi olacağız.

* " Terörle mücadele yasasını değiştirin. " dediler. Yasayı değiştirdik, terörle mücadele edemez hale geldik. Artık teröristler, İstanbul`da, Mersinde, İzmir`de kısacası her yerde yürüyüş yapar hale geldiler. ( Şu anda, ABD de veya AB de El kaide yandaşları Usame Bin Ladin resimleri ile gösteri yürüyüşü yapabilir mi? ) Oysa biz, hala da şehitler veriyoruz.

* " 48 saatlik gözaltı süreniz uzun kısaltın." dediler. 24 saate düşürdük. Kendileri ise Londra Metro saldırılarından sonra 28 güne çıkardılar.

* " İfade özgürlüğünü genişletin ." dediler. Atalarımıza sövenleri yargılayamazken ( O. PAMUK `un davasının hangi kanuna dayanarak düştüğünü açıklayabilecek hukukçu var mı? ) Kendileri Ermeni soykırımı olmamıştır diyenleri yargılayabiliyorlar.

* " Dil özgürlüğünü genişletin." dediler. Genişlettik, Kürtçe, Zazaca kursları açtık. Kendileri (Hollanda) sokakta başka dillerin konuşulmasını yasaklamaya çalışıyorlar.

* " Her türlü şartı yerine getirseniz dahi, sizin ülkeniz ve nüfusunuz çok büyük olduğundan son kararda AB nin hazmetme kapasitesine (İngilizcesi tam bu anlamı vermiyor ama gazetelerde bu şekilde tercüme ediliyor.) göre sizi alıp almayacağımıza karar vereceğiz." diyorlar. Kahin değilim ama yaptıkları çalışmalara göre, Türkiye AB`nin tahmini müzakere süreci sonunda küçülmüş iki Devlet veya Federasyon olacaktır. İnanmayan Sayın Osman DİYADİN` in Ben şehit miyim, Hain mi?.. adlı kitabını ve bu haftanın (3 Şubat 2006) TEMPO dergisini okusun. Adamlar Diyarbakır Kürtlerin başkentidir diyebiliyorlar. Artık hangisini hazmedebilirlerse onu alırlar. (Peki bu kadar verdiğimiz sivil - asker şehitlerimiz mi? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )

* "Güney Kıbrıs Rum Kesimi için; Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyın, yoksa giremezsiniz! " diyorlar. Bizimkiler yakında tanıyacaktırlar. Daha doğrusu tanımak zorundadırlar. Tanıdığımızda ise; KKTC`den vazgeçtiğimiz gibi, bağımsız bir ülkenin toprağını da silah zoru ile 33 sene işgal altında tutmuş olacağımızdan(!) 33 yıllık işgal tazminatı ödeyeceğiz. (Louzidiu davası benzeri) Yetmedi; 1973 Barış harekatında ölen Rum askerleri için dahi tazminat ödeyeceğiz. Tüm bu tazminatları ödeyebilmek için herhalde Trakya`yı versek yine ödeyemeyiz. (Ya bizim şehitlerimiz? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )

* " Ermeni soykırımını biz tanıdık. Siz de tanıyın, yoksa giremezsiniz!" diyorlar. Haklı olmamız veya bizim insanlarımızın soykırıma uğramış olması önemli değil. Önemli olan onların tanımış olmaları. Yoksa, "Sizi aramıza almayız." diyorlar. Diyelim ki tanıdık; bu kez haksız yere katil millet olarak damgalanacak ve korkunç tazminatlar ödeyeceğiz. Tazminatların peşinden toprak talebi de gelecek. (Ermenilerce şehit edilen atalarımız mı? nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )

* " Azınlıklar ve Din özgürlüğünde adım atmalısınız! " dediler. Henüz biz adım atmadan Misyoner radyolarını kurdular (İstanbul`dan dinlenebilen Müjde FM), her gün 24 saat Hıristiyanlık propagandası yapılıyor. Aynı derginin (TEMPO) 51. sayfasında da Watch Tower İncil ve Dua Örgütünün verilerine dayanarak Türkiye`de 1679 Protestan misyonerin görev yaptığını, 243 kişinin Hıristiyanlaştırılıp vaftiz edildiği belirtiliyor. Hepimiz bir gecede hıristiyanlaşsak bile bizi aralarına kabul etmezler.

* " Özelleştirmeleri hızlandırın." dediler. Biz kıçımızdaki donumuzu bile satmaya kalkışıyoruz.

(Atatürk Samsun`a çıktığında Madenler yabancılarda idi, Şehir hatları yabancılarda idi, Demiryolları, sanayii yabancılarda idi. (Hatta T. ÖZAKMAN Şu Çılgın Türkler kitabında Konya`dan askeri birliği taşıyan trenin makinistinin Rum olduğunu, Türklere bu işin öğretilmediğini yazar.)

Artık kesinlikle eminim ki, biz de Efe`nin akıbetine uğrayacağız..

Saygılarımla...

Deniz YILMAZ

bikmisbroker
09-04-2006, 18:48
>SATICI
> >> >
> >> >Atesli bir köy çocugu sehrin en büyük marketinde ise basvurur.
> >>Dünyanin bu
> >> >
> >> >en büyük alisveris merkezinde hersey ama hersey satilmaktadir.
> >> >
> >> >Patron sorar:
> >> >
> >> >- Daha önce hiç saticilik yaptin mi?
> >> >
> >> >- Evet köyümde bu isi yaptim.
> >> >
> >> >Patronun gözü cocugu tutar:
> >> >
> >> >- iyi, yarin basliyorsun. Ertesi gün aksam olur ve patron çocugu
> >>karsisina
> >> >
> >> >alir;
> >> >
> >> >- Evet, bugün kaç satis yaptin??
> >> >
> >> >- Bir!
> >> >
> >> >- Ne bir mi? Digerleri 20-30 satis yaptilar, Nasil bir? Kaç dolar
>tuttu
> >> >
> >> >peki?
> >> >
> >> >- 320.334 USD dolar?.
> >> >
> >> >Patron sasirir ve sorar:
> >> >
> >> >- Nasil becerdin bunu?
> >> >
> >> >- Adama basta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy
> >>bir
> >> >
> >> >olta sattim. Adama nerede balik tutucagini sordum. Kiyida diyince bir
> >> >
> >> >tekneye ihtiyaci oldugunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift
> >>motorlu,
> >> >
> >> >yelkenli, lüks bir yat sattim. Vosvosuyla bunu çekemeyecegini
>söyleyince
> >> >
> >> >son model 4x4 bir jeep sattim. Patron kendinden geçer:
> >> >
> >> >- Ne diyorsun, bütün bunlari bir küçük olta almaya gelen adama mi
> >>sattin?
> >> >
> >> >Genç çocuk cevap verir:
> >> >
> >> >- Yoo aslinda karisi için bir tane orkid istemisti... Ben de ona söyle
> >> >
> >> >dedim: "Haftasonun mahvolmus, sen en iyisi baligaa git..."

bikmisbroker
09-04-2006, 18:52
>Savcı ile sanık ozanlar gibi atıştı>
> "Mahkeme duvarı gibi..." deyimini haklı çıkarırcasına genellikle soğuk
>yüzlü haberlerle gündeme gelen adliyeler, zaman zaman gülümseten olaylara
>da sahne oluyor.
>
>
>
>Geçtiğimiz günlerde Artvin'deki bir mahkemede hem yargı hem de edebiyat
>tarihine geçmeye aday, alışılmadık bir duruşma yaşandı. Ardanuç Asliye Ceza
>Mahkemesi'nde görülen bir hırsızlık davasında sanık olarak yargılanan 'Âşık
>Gülhani' mahlaslı ozan K.O., savunmasını şiirle yaptı. İşin ilginç yanı, bu
>savunmaya cumhuriyet savcısı da aynıyla karşılık verdi; esas hakkındaki
>mütalaasını şiir şeklinde kaleme aldı. Mahkemenin, savcının talebi
>doğrultusunda karar verdiği davanın dosyası temyiz incelemesi için
>Yargıtay'a gönderildi. Yüksek mahkemenin şiirli dosya hakkında ne karar
>vereceği merakla bekleniyor.
>
>
>
>Sanıkla cumhuriyet savcısının, ozanlar gibi şiirli atışmasına sahne olan
>dava, Artvin'in Ardanuç ilçesinde meydana gelen hırsızlık olayına
>dayanıyor. Ozan K.O.'nun oğlu İ.O., Ardanuç Barajı'nın yapılacağı yerde
>odun toplarken, 'nasıl olsa sular altında kalacak' düşüncesiyle direkten
>kopardığı telefon telini dereden odun çekmek için kullanıyor. Telefon
>görüşmesinin kesilmesi üzerine telin koparıldığını fark eden köylüler,
>durumu jandarmaya bildiriyor. Mahkeme kararıyla yapılan arama sonucunda 300
>metrelik telefon teli K.O.'nun evinin samanlığında bulunuyor. Bunun üzerine
>cumhuriyet savcısı tarafından evin sahibi K.O. ve oğluna hırsızlık suçundan
>kamu davası açılıyor. Ancak olaydan haberi olmayan halk ozanı K.O.,
>hırsızlıkla suçlanmanın üzüntüsü içinde savunmasını şiirle yapıyor.
>Bursa'da hastasının yanında kaldığı için duruşmaya gidemeyen K.O.,
>mahkemeye savunmasını yazılı olarak gönderiyor.
>
>
>
>Cumhuriyet Savcısı İhsan Özsoy da, bu şairane savunmaya aynı şekilde
>karşılık vererek mütalaasını şiirle yapıyor. Savcı Özsoy, esas hakkındaki
>mütalaasında, suç konusu olayın gelişiminden, istenen cezalara kadar her
>şeyi edebi bir şekilde anlatıyor. Mahkeme, savcının talebi doğrultusunda
>ozan K.O.'nun beraatine karar verirken, oğlu İ.O.'yu 10 ay hapis cezasına
>çarptırıyor. Hapis cezası 3 bin 300 YTL para cezasına çevrilerek
>ertelenirken, sanık İ.O.'nun temyiz için Yargıtay'a başvurduğu öğrenildi.
>
>
>
>'Savcı kelam etti mütalaayı, sıra mahkemenin, versin uygun cezayı...'
>
>
>
>________________________________
>
>
>SANIĞIN SAVUNMASI
>
>
>
>Kollarım kurusun haberim varsa,
>Ozan bu olayı bilmez hakim bey.
>Ozanlar dediğin halkın özüdür,
>Ozanlar hırsız olmaz hakim bey.
>İçimde var benim eğlenmez sızı,
>İftiradır bize bu evrak yazı,
>Kültür Bakanlığı'na sorasın bizi,
>Ozanların yüzü gülmez hakim bey.
>Dayanamam iftiralar kahrımda,
>Hayat zindan oldu çile şehrinde,
>Hastam var, kalmışım Bursa şehrinde,
>Duruşmaya ondan gelmez hakim bey.
>Aşıklık dediğin bambaşka sırdır,
>Manevi duygudur, gönülde yerdir,
>Hukuk adalete saygımız vardır,
>Devletin malını çalmaz hakim bey.
>Çileli Gülhani diyorlar bize,
>Gerçek olayları bildirdim size,
>Güvendim hukuka güvendim size,
>Çekmeyen derdimi bilmez hakim bey.
>
>
>
>Âşık Gülhani K.O.
>
>
>
>SAVCININ MÜTALAASI
>
>
>
>Yapıldı yargılama, hakikat bulunsun diye,
>Adaletin terazisi denk tutulsun diye.
>Yer Gümüşhane köyü, Ardola mahallesi,
>Yıl 2004, Kasım ayının ikisi,
>Ekip bakmak için arızaya varmış mahalline,
>Görünce şaşırmışlar, telefon hattının haline.
>Direkler arası 300 metre teli,
>Kesip almış kendini bilmez biri.
>Bildirilmiş durum jandarmaya,
>Başlanmış suç failleri aranmaya.
>Şüpheler toplanınca bir evde,
>Verilmiş arama kararı usulünce.
>Ev K.O.'ya aittir, belli,
>Evin samanlığında bulmuşlar telleri.
>Alındı baba-oğlun ayrı ayrı ifadeleri,
>Anlaşılsın istendi, bu iş neyin nesi?
>Telefon hattı çalışır, ahali konuşur,
>Düşünceli İ.O. sağa-sola koşuşur.
>Dereye ağaç gelmiş, odun için ideal,
>Yamaç sarp, yol yok, kolaysa in al.
>Bakmış direkte asılı teller,
>Telleri tutar içten, çelikten gergiler,
>Elindeki ip kısa, yeterli değil,
>Bozma niyeti İ.O., teller senin değil.
>...
>Hayat zor, şartlar zor, yakacak asli ihtiyaç,
>Amma Âşık oğlu, buna mı muhtaç?
>Suç işlenmeye görsün, bulmaz mı adaleti,
>İşte yakaladılar, evinde çalıntı telleri.
>İncelendi emval, rapor ibraz etmiş bilirkişi,
>Sanık İ.O.'dur bu eylemin faili.
>Ey Mahkemeyi Asliye, derim ki sonunda,
>Âşık K.O.'nun bilgisi yok bu olayda,
>Bu nedenle delil yetersizliğinden etsin beraat,
>Mahkeme huzurunda anlaşıldı bu hakikat.
>Gelince sıra, K. oğlu sanık İ.O.'ya,
>İsteyerek ve bilerek karşı geldi kanuna,
>Lehinedir 765 SK. Verilsin ceza madde 492/10 üzerinden, uygulansın madde
>522 emval değerinden.
>Kim ister ki olsun böyle bir mahkeme,
>Suç isnat edelim Artvinli bir âşığa,
>Herkes hakkının hududunu bilse,
>Gerek kalmayacak jandarmaya polise.
>Müddeiumumi (savcı) kelam etti mütalaayı,
>Sıra mahkemenin, versin uygun cezayı...
>
>31.03.2006

bikmisbroker
09-04-2006, 18:58
Borcum vardı


Oldukça yaşlı bir adam, kendisi gibi kamburlaşıp yere yanaşmış bir ağacın altında ağlıyordu. Biraz önce iri kıyım bir genç yanına sokulmuş ve kendisinden içki parası istedikten sonra bir de tokat atmıştı. Yaşlı adamın yere yıkıldığını görenler, hemen yardımına koşup:



- Geçmiş olsun dede, dediler. O serseri ne istedi ki senden?



Adamcağız bir şey olmamış gibi toparlanmaya çalışırken:



- Eski bir borcum vardı, onu istedi, dedi. Yapması gerekeni yaptı sadece...



Çevresindekiler, ihtiyar adamı yerden kaldırdıktan sonra eline bastonunu tutuşturup aceleyle işlerine koşuştular. Herkes ayrıldığında, hadiseyi başından beri görmüş olan bir delikanlı onun koluna girerek:



- Fazla hırpalandınız, dedi. Ağacın gölgesinde biraz oturalım mı?



Yaşlı adam yorgun bakışlarını yukarıya yöneltip :



-Benim bu ağacın altında dinlenmeye hakkım yok yavrum dedi. Ölünceye kadar da olmayacak.



Delikanlı,söylenenden bir şey anlamamıştı. Meraklı gözlerle kendisine bakarken, onun tekrar hıçkırıklara boğulduğunu fark etti.



Yaşlı adam, iniltiye benzeyen bir sesle:



- Elli yıl kadar önceydi,diye devam etti. Rahmetli babamı, sigara parası almak için bu ağacın altında azarlamıştım. Yani biraz önce evladımın beni dövdüğü yerde.



Delikanlı ne diyeceğini bilemedi ve şimdi biraz daha bitkin görünen ihtiyarın sakinleşmesini bekledikten sonra, onu arabayla evine bırakmayı teklif etti.



Adam, titrek adımlarla yoluna koyulurken:



- Evim oldukça uzaklarda yavrum. Ama ben yürüyerek gideceğim oraya. Babamın da onu azarladıktan sonra, üzüntüsünden yayan döndüğü gibi. Hem şehir dışındaki kabristana uğrayıp bir Yasin ile öpeceğim ellerinden...

TheSecret
12-04-2006, 00:46
Tanrı demiş ki: "Bill senin durumun hakikaten karmaşık. Seni cennete mi
cehenneme mi yollamalı
bilemiyorum. Her eve bilgisayar girmesine yardımcı olarak insanığa katkıda
bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir rezaleti de yarattın.Ben de
senin özel durumuna göre bir şey
yapacağım, cenneti de cehennemi de ziyaret et,
hangisine gideceğine karar ver."
"Tamam" demiş Bill Gates,"Önce cehenneme bir bakayım."ve inmiş cehenneme.
Bir de bakmış
berrak sulu bir kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor,
güneş parlıyor hava süper. "Allaah" demiş Bill
Gates, "Cehennem böyleyse Cenneti hakkaten görmek isterim." Ve cennete
çıkmış. Bir


bakmış, bulutların üzerinde bir yer, etrafta melekler uçuşuyor,


insanlar lir çalıyor, güzelce bir yer ama Cehennem kadar değil."Tamam" demiş
tanrıya Bill Gates, "Ben
cehenneme gitmeye karar verdim."İki hafta sonra tanrı cehennemi ziyaret edip
Bill Gatesin nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş.
Gitmiş Bill'in yanına, Bill bir duvara zincirlenmiş,alevler içinde karanlık
bir mağarada ve zebaniler işkence ediyor. - Nasılsın Bill? - Korkunç! Burası
iki
hafta önce geldiğim cehennem değil! Kızların
oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu?
Tanrı cevap vermiş:
O ekran koruyucusuydu...

bikmisbroker
12-04-2006, 06:27
Ilkokul 3. 4. 5 sinif ögrencileri iki bayan
ögretmenleri esliginde derslerinde yer alan "At
yarislarinin ülke ekonomisine katkilarini yerinde
gözlemlemek" amaciyla at yarislarina gitmisler..
Bir müddet sonra da çocuklarin tuvalet ihtiyaçlarini
karsilamak için toplu olarak tuvaleti ziyaret
etmisler..
Bir ögretmen kizlarin, diger ögretmen erkeklerin
kapisinda beklerken erkek ögrencilerin küçük
boylarindan dolayi "Pisuvara yetisememe" sorunu
nedeniyle onlara mecburen yardim etme durumu ortaya
çikmis..

Çocuklar fermuarlarini açiyor, bayan ögretmenleri
onlari kucagina aliyor,üstlerini islatmamalari için
pipilerini tutup çislerini yaptiriyormus..
Teker teker yaptirdiktan sonra aralarindan bir tanesi
pipisinin kocaman olmasi bayan ögretmenin dikkatini
çekmis..
"Sen 5. sinif olmalisin" demis ögretmen çisini bitiren
çocugun pipisini sallarken..
"Hayir efendim" diye cevap gelmis. "Ben altinci
yaristaki "KARAMURAT" in Jokeyiyim.

dentist
12-04-2006, 18:48
Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'nın ödevi ile başı derttedir...


Eskişehir'e göç eden "Teğerli arkadaşu Niyazi"ye başına gelenleri yazar:


Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini
önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar. Dedi ki;
"Habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni d
övecek."


Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Şimdi oni
çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum: Bi tirenlan, bi otobos ayni
istasyondan kalkmişlar. Tiren otobostan 3/1 daha hizli gidiy. Otobos 2
yerde 15'er dakka istirahat vermiş. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su
almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği
yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Oğraştum
yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oğa ki,
"Damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim,
belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine
götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yariş etmiş bi şofor vardur da bize
nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren
görmemiş ki... Ne anasi görmiş, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte
Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardaşum, o gece çok kızdum.
Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti
gösteriyrum, hamsi diy. Biz gelduk araba yariştiriyruk. Yani efendi, otobos
saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun?
Eğer varacaği saat önemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler sağa
otobosun ineceği zamani. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef
edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamiş matamatiği.
Ayuptur...

bikmisbroker
13-04-2006, 15:33
BİR DERVİŞTEN NASİHATLER

Emânete ihânet etmeyin...
Hâlinizden şikâyet etmeyin…
Büyüğünüze emretmeyin…
Boş şeylerde ısrar etmeyin...
Câhillerle sohbet etmeyin…
Nefesinizi boşa tüketmeyin…
İnsanları bekletmeyin…
Etrafınızı kirletmeyin…
Hayatınızı mahvetmeyin…
Kimseye minnet etmeyin.
İnsanları yüzüne karşı methetmeyin…
Kimseye küfretmeyin...
Kötülüğe meyil etmeyin…
Malınızı boşa sarf etmeyin…
Sırrınızı açık etmeyin…
Her şeyi merak etmeyin…
Suçunuzu inkâr etmeyin…
Şerefinizi kaybetmeyin…
Vatanınızı terk etmeyin…

İyiliğe niyet edin…
Büyüklere hürmet edin…
Sıkıntıya sabredin…
Aza kanaât edin…
Sözünüzde sebat edin…
Bildiğinizle amel edin…
Hatanızı kabûl edin…
Yaramaz ise def edin...
Varken tasarruf edin…
Âlimlerle sohbet edin...
Nefsinizle inat edin…
Sofranıza dâvet edin…
Zararlıysa men edin…
Seviyorsanız ifâde edin…
Kalbleri fethedin...
Misâfire ikram edin...

Muhtâca yardım edin...
Bilseniz de istişare edin…
Tehlikeye dikkat edin…
Hakkı teslim edin...
Unutacaksanız kaydedin…
Esirgemeyin lûtfedin...
Gariplere merhamet edin…

Kazanmaya gayret edin…
Çalışanı takdir edin…
Başarıyı tebrik edin…
Mâzereti kabûl edin…
Her an tevekkül edin…
Hastaları ziyâret edin…
Çocuğunuzu terbiye edin…
Herkese tebessüm edin...
Güvenseniz de kontrol edin…
İnanmayana ispat edin…
Fakirleri gözetin…
Hayır için sarf edin…
BANA DA DUÂ EDİN

horcan
13-04-2006, 19:15
>>>>>Kadınların gidip kendilerine erkek (koca)
secebilecekleri bir erkek dukkanı (magazası) acılmıstır. Magaza 5
katlıdır ve her kat
>>>>>cıkıldıkca, erkeklerin nitelikleri de yukselmektedir.
>>>>>Magazada sadece tek bir kural gecerlidir: herhangi bir
katın kapısından iceri giren kadın, o kattan alıs-veris etmek zorundadır
ve eger bir ust kata cıkmak isterse, tekrar asagı katlara inemez. Bir gun
bir grup kız arkadas, kendilerine erkek secmek icin magazaya gider.
>>>>>Ve....
>>>>>
>>>>>1. KAT'ın kapısında sunlar yazılıdır: "Bu kattaki
erkeklerin calısacak bir isleri var ve cocukları da severler". Kızlar
yazılanları okur ve soyle
>>>>>derler: "Eh, hic yoktan iyidir ama bir de ust kata
bakalım".
>>>>>
>>>>>2. KAT'ın kapısında yazılanlar: "Buradaki erkeklerin
iyi bir isleri var, cocukları severler ve son derece yakısıklıdırlar."
Kızlar: "Hmmm, hic fena degil ama acaba bir ust katta ne var ?"
>>>>>
>>>>>3. KAT : "Buradaki erkeklerin cok iyi birer isleri
var, cocukları severler, son derece yakısıklıdırlar ve ev islerine de
yardım ederler". Kızlar:
>>>>>"Aman
>>>>>Tanrım, cok etkileyici ama yukarıda baska katlar da var."
>>>>>
>>>>>4. KAT : "Buradaki erkeklerin isleri cok iyi,
cocukları cok severler, gayet yakısıklı olup, ev islerine yardım ederler
ve ayrıca son derece romantiktirler". Kızlar cıglık atmaya baslarlar:
"Inanılmaz, bir ust katta bizi neyin bekledigini bir dusunun!" Ve bir kat
daha cıkarlar...
>>>>>
>>>>>5. KAT'ın kapısında sunlar yazmaktadır: "Bu kat bostur
ve sadece, kadınları memnun etmenin mumkun olmadıgını kanıtlamak icin
konmustur. Cıkıs soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız

gemici
14-04-2006, 15:39
Lazin teki Ankara'da bir barda icerken cep telefonu caldi, telefonunu acti, bir o kulagina bir bu kulagina gotururken sevincle bagirip bardaki herkese icki ismarladi.

Sonra da cevresindekilere karisinin 15 kg.lik bir bebek dogurdugunu soyledi.Bardaki hic kimse bir bebegin 15 kg. gelebilecegine inanmadi.

Fakat laz inat etti. "Dedigim gibi, bizim oralarda ortalama bebek kilosu budur, benimki de tipik bir laz bebegi!"

Dort bir yandan tebrikler yagdi, bardaki herkes lazi kutladi.. iki hafta sonra laz tekrar bara ugradi.

Barmen adami tanidi ve sordu: ''Sen su 15 kg dogan bebegin babasi degil misin? Herkes bebegin iki haftada kac kilo oldugunu merak ediyor. Soyle bakalim, bebek kac kilo?"

Baba gururla yanitladi, "10 kg."

Barmen sasirmis ve meraklanmisti: "Ne oldu? Dogdugu gun zaten 15 kg.di."

Laz baba ickisini basina dikti, islak dudaklarini koluna sildi ve barmene dogru egildi, gururla yanitladi:

"Sunnet ettirdim."

dentist
15-04-2006, 14:08
Roger agir sartlar altinda calisan bir iscidir. Bos zamanlarini hep bowling ve voleybol oynayarak gecirmektedir. Karisi bu duruma uzulur ve bir hafta sonu onu striptiz kulubune goturmeye karar verir. O aksam beraberce kulube giderler. Kapidaki bodyguard, "Hey Roger! Seni gormek ne guzel!" der. Karisi sasirir, "Daha once buraya gelmismiydin Roger?" Roger, "Hayir hayir o adami bowlingten taniyorum..." Iceri girerler ve bir masaya otururlar. Garson gelir, "Iyi aksamlar Roger! Herzamanki gibi Cin tonik degil mi?" Karisi, "Roger bana bak sen buraya daha once geldin degil mi?" Hafif hafif ofkelenmeye baslayan karisini sakinlestirmek zordur. Roger, "Ne alakasi var! Voleyboldan tanirim onu bir iki tek icmisligimiz var ordan yani..." Karisi pek tatmin olmamistir ama susar. Derken stiriptizci hatunlardan biri masaya gelir, stritipzci, "Selam Roger! Yine ozel masa sovundan mi istersin?" Roger b*ka batmistir... Karisi hisimla yerinden kalkar ve kulubu terk eder, Roger pesinden kosar, Kadin bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger da yetisir, Karisi ofkeden patlayacak gibidir... O sirada sofor arkaya doner ve soyle der, "Bu geceki cok suratsizmis Roger!"

buena vista
16-04-2006, 10:23
Bir Japon'un, bir Fransız'ın, bir de Türk'ün yetenek düzeyini ölçmek için, üçünü de ortak bir sınavdan geçirmeye kalkmışlar.
Her birine buruşuk bir gömlekle bir ütü, bir de genç bir hanım verip:
- Bakalım, demişler; 5 dakika içinde hem bu gömleği ütüleyip, hem de yanınızdaki genç hanımla sevişebilecek misiniz?
* * *
Japon, hemen ütüyü alıp eline, başlamış buruşuk gömleği ütülemeye:
- Önce iş, demiş...
5 dakika dolduğu için de, yanındaki hanımla sevişmeye vakti kalmamış.
* * *
Fransız, hemen yanındaki hanımla başlamış sevişmeye ve:
- Önce aşk, demiş...
5 dakika dolduğu için, bu kez de gömlek ütülenmemiş.
* * *
Türk, yanındaki hanımın eline ütüyü verip, gömleği ütületirken; arkadan da sarılıp kadınla sevişmeye başlamış.
- Bizde, demiş; önce çalıştırır, o sırada da hemen becermeye başlarlar çalışanı.
Ve 5 dakikada hem gömlek ütülendiği, hem de sevişme tamamlandığı için; yetenek testinden birinci çıkmış.

dentist
17-04-2006, 00:56
Çoban'ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar
giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş.

- Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin?

Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış, "Tamam" diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS'ini kullanarak yeri taramış, bir database velogaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş,

- "Tam olarak 1586 adet koyunun var" demiş.

Çoban "Doğru" diye cevap vermiş, "Koyununu alabilirsin." Genç adam koyunu almış ve jeep'inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş,

- "Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin?" diye sormuş.

Adam, "Evet neden olmasın" diye yanıtlamış.

"Sen Dunya Bankasi'nda Danışmansın" demiş çoban. Adam sormuş, "Nasıl oldu da bildin?".

-Çoban "Çok basit" diye cevap vermiş. "Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir
koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!"

bikmisbroker
17-04-2006, 14:49
http://www.realfiesta.com/anime.htm

bikmisbroker
17-04-2006, 15:34
Vatan gazetesinde kose yazarı Tugce Baran asagıdaki kose yazısında "BANKACI" yı tanımlamıs syg günan BANKACILIGA'DA EL ATTIK

10:34 Gazetede...

Bakıyorum da herkesin yüzü beş karış...

Tatil yapanlar duruma daha adapte olamamış, yapmayanlar barut fıçısı...

Bizim gazeteciliğin de böyle bir kusuru var işte...

Bayramı seyranı yoktur. Dokuz yıldır ilk defa VATAN'da bayram tatili yapabildim..