PDA

Tam Sürüm Bilgini Göster : Teeee bessüm


Sayfalar : 1 [2] 3

dohol
19-04-2007, 22:38
Adam doktora gider:
-Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?
-Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tespit edelim, ona göre tedavi uygularız.
Adam eve döner. Mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Kadın cevap vermez. Adam yaklaşır tekrar tekrar sorar:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Kadın yine cevap vermez. Adam iyice yaklaşıp tekrarlar:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Karısı cevap verir:
- 3 seferdir köfte diyorum ya!...

dohol
25-04-2007, 18:55
Kadir Abi

Bir gün Haydar isimli bir adam kız arkadaşıyla buluşmak için restorana gitmiş oturup kızı beklemeye başlamış bi bakmış ki 2-3 masa ileride Kadir İnanır gitmiş yanına
- Kadir ağabey bir imza alabilir miyim? demiş
Kadir İnanır:
- Tabi. demiş vermiş imzayı adam gitmiş oturmuş yerine bi kaç dakika geçmiş Haydar kalkmış yerinde
- Kadir ağabey birazdan kız arkadaşım gelecek geçerken bir selam verirmisin ya karizma olur. demiş
Kadir İnanır:
- Tamam olur.demiş
ardından adam dayanamamış kalkmış yerinden yine
- Kadir ağabey be yanımızdan geçerken selam verip iki muhabbet edermisin ya çok sağlam karizma yaparız demiş
Kadir İnanır:
- İyi tamam hadi geç otur yerine ben giderken uğrarım sizin masaya demiş.
Adamın kız arkadaşı gelmiş oturmuşlar muhabbet ederken Kadir İnanır gelmiş
- Haydar naber abi? demiş
Haydar cevap vermiş:
- Kadir bi **kt*r git ya...

dohol
26-04-2007, 15:33
Kadın Ve Erkek Nasıl Duş Yapar? :)))))


Bir Kadin Gibi Dus Yapmak Için

1. Soyunun ve giysilerinizi renklerine göre ayirarak bölmeli kirli
sepetine yerlestirin.
2. Banyoya giderken üstünüze uzun bornozunuzu geçirin. Yolda kocanizi
görürseniz hemen vücudunuzun açikta kalmis yerlerini örtün.
3. Aynada kadinsi kivrimlarinizi inceleyin. Aklinizin bir kenarina
"daha çok mekik çekmeliyim" diye not düsün.
4. Dusa girin. Yüz bezi, kol kesesi, bacak kesesi, sirt kesesi ve
ponza tasi kullanin.
5. Saçinizi 43 vitamin ilaveli salatalik ve adaçayi sampuaniyla
yikayin.
6. Temizlendiginden emin olmak için saçinizi bir kere daha yikayin.
7. Saçiniza dogal avokado yagiyla güçlendirilmis greyfurt ve naneli
kremle bakim yapin.
8. Yüzünün kizarincaya kadar on dakika süreyle seftalili
temizleyiciyle ovalayin.
9. Vücudunuzu zencefilli vücut sampuaniyla yikayin.
10. Saçinizi durulayin.
11. Dusu kapatin.
12. Küveti süngerle iyice kurulayin. Kirlenmis bölgeleri cifleyin.
13. Küvetten çikin. Ufak bir ülke büyüklügündeki havlunuzla kurulanin.
Saçinizi süper emici havluya sarin.
14. Herhangi bir yerinizde sivilce, siyah nokta olup olmadigini kontrol
edin. Kalmis tüyleri cimbizla alin.
15. Uzun bornozunuz ve basiniza sardiginiz havluyla yatak odasina geri
dönün.
16. Yolda kocaniza rastlarsaniz hemen vücudunuzun açikta kalmis
yerlerini örtün.



Bir Erkek Gibi Dus Yapmak Için

1. Yataginizin kenarina oturarak soyunun ve çikardiginiz giysileri bir
yigin halinde ortada birakin.
2. Banyoya çiplak gidin. Yolda kariniza rastlarsaniz kaba sesler
çikararak kendinizi gösterin.
3. Aynada erkeksi görünümünüzü inceleyin.Özel bölgenizin büyüklügüne
hayranlikla bakip poponuzu kasiyin.
4. Dusa girin.
5. Yüzünüzü yikayin.
6. Koltuk altlarinizi yikayin.
7. Burnunuzu avuçlariniza sümkürün ve ellerinizi dusun altina tutarak
temizleyin.
8. Yellenin (ya da yellenir gibi yapin) ve dusun altinda ne kadar çok
ses çikardigina bakip gülün.
9. Zamaninizin büyük bölümünü özel bölgenizi ve etrafini yikamaya
ayirin.
10. Sabunu yikamadan birakin.
11. Saçinizi sampuanlayin.
12. Sampuanin köpügüyle mohikan saçi yapin.
13. Iseyin.
14. Durulanin ve dustan çikin.
15. Yarim yamalak kurulanin. Dus perdesini küvetin içine sokmayi
unuttugunuz için sirilsiklam olan yerleri görmezden gelin.
16. Aynada bir daha kendinize hayran kalin.
17. Dus perdesini açik, yerleri islak, banyonun isigini ve kapisini da
açik birakin.
18. Havluyu belinize sararak yatak odasina dönün. Yolda kariniza
rastlarsaniz havluyu açin ve yine benzer kaba sesler çikarip gülün.
19. Islak havluyu yatagin üstüne firlatin.

buena vista
29-04-2007, 09:29
Ilık bir bahar gecesinde, kentin büyük parklarından birinde kimsecikler yoktu. Sadece banklardan birinde gözlüklü bir âşık, sevgilisini doya doya öperken hızını alamamış, yerde çömelerek başını genç kızın bacakları arasına sokmaya kalkmıştı.
Kısa bir süre sonra genç kız:
- Çıkar şu gözlüklerini, canımı acıtıyor, dedi.
Ateşli âşık da, çıkardı gözlüklerini.
Ama yine az sonra genç kız:
- Tak tak şu gözlüklerini, dedi; beni değil, bankı öpüp koklamaya başladın.
* * *
Ilık bir bahar gecesindeki gözlüklü delikanlı gibi; demokrasi âşığı olduklarını iddia eden bazı miyop siyasal liderler de, gözlüklerini mi çıkardılar ne oldu; demokrasiyi öpüyoruz diye, olmadık garip şeyleri öpüp koklamaya başladılar.
* * *
Cetin Altan`in pazar yazisindan alinti..

dohol
30-04-2007, 20:32
Polislik Sınavı

Köylü ihtiyar eşeğine binmiş ilçeye inerken ilçenin girişinde trafik polisi çevirmiş emniyet kemerin bağlı değil demiş ihtiyar şaşkın bir şekilde eşeklerde emniyet kemeri zorunluluğu varmı diye sorunca polis elbette ceza yazmak zorundayım sana yazarsam 100 lira eşege yazarsam 20 lira hanginize yazayım diye sormuş.İhtiyar düşündükden sonra sen demiş en iyisi bana yaz polis neden diye sormuş oğlum demiş ihtiyar eşeğimi polislik sınavına sokacagımda sicili temiz kalsın.

Anneler Herseyi Bilir

Hasan annesini aksam yemeğine davet etmiş.
Yemek sırasında anne hep Hasan'ın ev arkadasının
ne kadar cekici oldugunu dusunmeden edememis. Yemek
boyunca ogluyla kız arasında neler oldugu konusunda
meraktan çıldırıyormuş. Bunu farkeden Hasan 'Anneciğim
Ayse ile aramızda inan hicbir sey yok. Biz sadece ev
arkadasıyız' demis.Bir hafta kadar sonra Ayse Hasan'a sormus:
' Annenin yemege geldigi geceden beri çorba kepçesini
bir türlü bulamıyorum. Nerde oldugu konusunda bir fikrin var mı?
Sence annen almış olabilir mi?'
Hasan cevap vermis 'Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail
gönderip ona sorayım' ve annesine şöyle yazmıs:
'Annecigim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama
gercek şu ki bize yemege geldiginden beri çorba kepçesi kayıp'
Bir kac saat sonra annesinden soyle bir e-mail gelmis:
' Sevgili oğlum, sana Ayse ile yatıyorsun ya da yatmıyorsun
demiyorum. Ama gercek su ki eger o kendi yatagında uyuyor
olsaydı simdiye kadar corba kepcesini coktan bulmus olmalıydı..'

dohol
06-05-2007, 19:14
Bu Ogrenciler Icinden Uykulu Olani Bul,

Filipinler'e 3 Gunluk Tatil Kazan

402

meraklı
06-05-2007, 19:30
Valla uykulu olanı bulamadım ama, kesinlikle şaşı oldukları kanaatimce kesindir...bildiğim bir göz dr var..grup indirimi de yapıyor....:;mercekli

nomeames
07-05-2007, 10:51
Adamın biri kırmızı ışıkta dururken karşıda kucağında köpek olan
bir çocuğun bir trafik polisinin paçasından çekiştirdiğini görmüş ve
olayı izlemeye koyulmuş.

Çocuk çekiştirdikçe polis sinirlenip "git buradan" der gibi bir
şeyler yapıyormuş.

Çocuk birazdan tekrar gelip adamın paçasından çekiştirip köpeği
işaret ediyormuş ve bu olay bir kaç dakika devam ettikten sonra polis
bir ara iyice kızmış ve çocuğu oradan kovmuş.

Olayı izleyen adam oraya doğru gidip polise çıkışmış:
"Ayıp ayıp! Küçücük çocuğa nasıl davranıyorsunuz!!!"

Polis adama dönerek:
-Kardeşim sen çocuğun ne dediğini biliyor musun?

-Yahu küçücük çocuk ne diyecek!?? Herhalde köpeğiyle karşıya geçmek isteyecekti...

-Yok ya... O cocuk kucağındaki köpekle çiftleşmemi istiyor!!
Köpeğinin yavrusu PolisKöpeği olsunmuş !!!:;saskingozler

buena vista
12-05-2007, 15:05
Bir mühendis ölmüs ve büyük bir yanlislik sonucucunda cehenneme atilmis.
Cehennemin konforundan hosnut kalmayan mühendis bir takim iyilestirmeler
yapmaya baslamis..Kisa bir süre sonra cehennem, kilimali odalari,otomatik
tuvaletleri, asansörleri, içecek otomatlari ve diger lüksleri ile bayagi rahat bir
yer haline gelmis..
Bu arada, mühendisin de iyice taninip sevildigini söylemeye gerek yok.
Derken, günün birinde Cennet Melegi, seytani aramis:
-Selam, cehennemde isler nasil gidiyor ? Neler yapiyorsunuz?
Seytan memnun, mesut gülümsemis:
-Ohooo..Biz burada çok iyiyiz.Bir mühendis düstü buraya sorma gitsin..
Inanilmaz lüks ve konforlu bir yer yapti bizim orayi. Bir görsen, tuvaletlerimiz
otomatik, kola makinemiz bile var.
Melek sasirir:
-Nee! Mühendis mi dedin? O adamin burada olmasi lazimdi.Cabuk onu buraya
gönderin.!
Seytan:
-Mümkünü yok! Kadromda bir mühendisin olmasindan çok memnunum ve onu
burada tutacagim !
Cennet Melegi sinirle bagirmis:
-Onu buraya gönder yoksa seni dava ederim.!
Seytan katila katila gülerek sunlari söylemis:
-Yok yaa ! Nasil yapacaksin bunu? Bütün avukatlar bizim tarafta..!

bir dostun gönderdigi e-mailden..

Master
16-05-2007, 13:15
Adamın birisi borsa portföyünü artık bir profesyonelin yönetmesini
istemiş. Araştırmış, en ciddi ve güvenilir kuruluşu bulmuş, portföy
yöneticisi ile görüşmeye gitmiş.

Konuşmanın sonlarına doğru, portföy yöneticisi sormuş, "Peki sizin bizden beklentileriniz neler?"

"Öncelikli olarak her ay yüzde 5 civarı kar, yıl sonu en az porföyüm beşe
katlanmalı, birkaç sene içinde yeni bir ev ve süper bir araba alabilecek
konuma gelmek."

Yönetici gayet ciddi dinler ve " Bizim düşündüğümüz ayda minimum yüzde
10, yıl sonu portföyünün yanına bir sıfır eklemek ve birkaç sene içinde de
sizi ülkenin sayılı zenginlerinden birisi yapmak."

Adamın gözleri fırlamış, "Şaka yapıyorsunuz.."

Portföy yöneticisi hemen cevabı
yapıştırmış, "Eeee.. siz başlattınız!............."

nomeames
21-05-2007, 08:43
Hafta sonu yapılan GS-FB derbisinde yaşananlardan dolayı GS seyircisine 1 ay banyo yapmama cezası verileceği karara bağlanmıştır.
Nedeni ise sahaya atılan içi su dolu pet şişeler gösterilmektedir.
Suyu israf etmeyin kardeşim yazsık yani, uheuhehueuhe :;ohohoh

Geçmiş olsun :friends:-

nedo
21-05-2007, 11:41
Biz şampiyon olduğumuzda, Fenerbahçeyi yada başka herhangi bir takımı umursamayız. Kutlarız şampiyonluğumuzu, kendi işimize, önümüze bakarız.

Ama nedense, Fenerbahçe taraftarı, her işine gelen skorda ve durumda Galatasaray'a saldırır. Bunu psikologlara bi sormalı, neymiş problemleri.

Şampiyonluğunuzu tebrik ederim, o ayrı.

Master
24-05-2007, 13:37
Bush ölmüş, cehenneme gitmiş.

Zebani başı "tamam" demiş, "Amerikadan gelenler için özel bölmemiz var. Ama üç kişilik, hepsi de dolu. Senin günahın hepsinden fazla olduğu için seçme şansı senin olacak. Birini affet, yerine sen geç."

Bush ilk hücreye girmiş, bakmış Nixon elinde balyozla taş kırıyor. Başında da bir Vietnamlı onu kamçılıyor. "Yok" demis, "Benim zaten biraz omuzum ağrıyor, taş kıramam".

İkinci hücrede, babası bush'u bulmuş. Irak savaşı ardından petrole bulanmış körfez suyundan bir havuza dalıyor, tam çıkınca bir daha dalmak zorunda kalıyor. "Aman" demiş Bush, gözü korkmuş, "Benim yüzmeyle aram öteden beri iyi değildir."

Üçüncü hücrede Clinton varmış. Sırt üstü bir yatağa İsa vaziyetinde bağlanmış, çıplak, Monica'da yatakta ve Clintona'a Oral seks yapıyor.

Bush'un ağzı kulaklarına varmış, "tamam" demiş, "Bu cezayı kabul ediyorum".

Zebani başı bir tuhaf bakmış, "Emin misin?" diye sormuş.

"Eminim" demiş Bush.

"Sen bilirsin" diye kafasını sallamış Zebani, sonra hücrenin kapısını açıp bağırmış:

"Tamam Monica, serbestsin

Ramo
27-05-2007, 09:49
Yaşlı horoz, kümese yeni gelen çalımlı ,sırım gibi ve hemen icraata başlayan genç horozun yanına yaklaşıp hoşgeldin dedikten sonra;
- Biliyorum der, benim günlerim artık sayılı. Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz. Senden, ölmeden önce son bir istekte bulunabilir miyim?
Yeni icraatı bitirmiş genç horoz, karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar;
- Neymiş o isteğin bakalım koca horooz?

Yaşlı horoz kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder ve der ki;
- Şu benim en çok sevdiğim tavuk. İzin ver de onunla son bir kez olayim.
- Hayır, olmaz.
- O zaman bana son bir defacık nolursun şans ver.
- Ne istiyorsun kart horoz ,neymiş o?
- Kümesin dışına çıkıp, şu karşıdaki ağaca kadar yarışalım. Kim kazanırsa tavuk onun olsun. Ama ben senden iki adım önde başlıyayım. Zira ben yaşlıyım .

Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz, ardından da genç horoz fırlar. Birden bir patlama ,güüüm diye bir silah sesi duyulur. Genç horoz kanlar içinde can verirken silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner;
- Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be.

AnnE
30-05-2007, 20:30
Acilen Darbe yapmalarında sakınca gören var mı ?????







417

meraklı
30-05-2007, 20:35
Kesinlikle darbe alttan başlamış bile:wink2: :;kahkaha

dentist
31-05-2007, 10:42
Everest Tepesi’ne çıkmayı başaran İranlı bayan dağ sporcuları, İslam İnkılabı rehberiyle görüştü

İran İslam İnkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, Everest Tepesi’ne çıkmayı başaran İranlı bayan dağ sporcuları kabul etti.

Sözkonusu kabulde Ayetullah Hamenei, İranlı bayan sporcuları, Everest Tepesi’ne çıkarak gösterdikleri başarıdan dolayı kutlarken, bu durumun aslında, İranlı kadınların başta spor olmak üzere, bilim, siyaset ve diğer alanlarda Allah’a tevekkül ederek güç ve yeteneklerinin bir göstergesi olduğunu söyledi.

İslam İnkılabı rehberi, konuşmasında ayrıca, gençlerden, Allah’a tevekkül edip kendilerine güven duymalarını ve kollektif işlerde yoğunlaşmalarını istedi ve toplumun özellikle spora özel bir değer vermesi gerektiğinin altını çizdi.

418

Master
04-06-2007, 17:00
Neyzen sürgün olduğu Bodrum’da yine akşam arkadaşları ile buluşup hoş sohbet eşliğinde rakılarını içer ve hafiften de kafayı çakır ettikten sonra ayrılırlar.

Neyzen kestirmeden ve kimseye görünmemek için Bodrum’un dar ara sokaklarına dalar ve yoluna devam eder.

Aksilik bu ya, bir dar sokağın tam ortasında Bodrum’un o zamanki mülki amiriyle karşı karşıya gelirler.

Sokak dar, birinden birinin yol vermesi gerekmektedir.

Amir, Neyzen’den pek hoşlanan biri değildir ve Neyzen’i rencide etmek adına Neyzen’e der ki,

-Neyzen, ben kanı peş para etmezlere yol vermem!



-Ben veririm sayın amirim, buyurun.

Ramo
16-06-2007, 23:13
http://www.rmaden.somee.com/boga.jpg

buena vista
18-06-2007, 18:49
http://img20.imageshack.us/img20/392/erkeksenbd6.jpg

chem73
19-06-2007, 12:54
http://www.matriksdata.com/matriks/MemberFiles/529-buadamneyapıyor-20070619135148.PNG

buena vista
19-06-2007, 16:20
Temel ormana ağaç kesmeye gitmiş. Baltasını alıp ağaçları kesmeye başladığı sırada ormanda gezinti yapmakta olan Greenpeace üyeleri Temel’i yakalayıp, "Doğanın dengesini bozdun" diye evire çevire dövmüşler.

Temel perişan halde evine dönerken yolda arkadaşlarına rastlamış.

- Uyy, ula Temel, uşağum, ne oldi sağa?

- Ula sorma, birileri geldi doğanın yengesinu bozmişsun dedi ve verdiler sopayi... Halbuki ben ne Doğan’i tanirum ne yengesinu...

dohol
20-06-2007, 19:22
Evlendikten sonra erkek ve kadın, yazı-tura gibidir;
>asla yüz yüze gelmezler, ancak hep beraberdirler.
>> > >Hemant Joshi
>> > >
>> > >Her durumda evlenin. İyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz.
>Eşiniz kötü olursa filozof olursunuz..
>> >>Socrates
>> > >
>> > >Kadınlar bize her zaman büyük hedefler gösterir, ve onlara
>ulaşmamızı engeller.
>> > >Dumas
>> > >
>> > >Hiç yanıtlayamadığım en büyük soru şu olagelmiştir: 'Bir
>kadın ne
>>ister?'
>> > >Sigmund Freud
>> > >
>> > >Karıma bazı sözler etmişimdir, o da bana bazı paragraflarla
>cevap vermiştir.
>> > >Anonim
>> > >
>> > >Bazı kişiler uzun evliliğimizin sırlarını sorarlar;. Biz
>haftada iki
>>kez
>> > >restorana gideriz. Biraz mum ışığı, akşam yemeği, hafif
>müzik ve
>>dans...
>>O
>> > >salı günleri gider, ben cuma.'
>> > >Henny Youngman
>> > >
>> > >Terörizm beni hiç endişelendirmez. İki yıldır evliyim.
>> > >Sam Kinison
>> > >
>> > >Fon transferi için elektronik bankacılıktan hızlı tek yol
>vardır ve
>>buna
>> > >evlilik adı verilir.
>> > >James Holt McGavran
>> > >
>> > >Her iki karımla da talihim kötü gitti. Birincisi beni
>terketti,
>>ikincisi
>> > >terketmedi.
>> > >Patrick Murray
>> > >
>> > >Evliliğinizi iyi götürmek istiyorsanız, 1) hatalı
>olduğunuzda itiraf
>>edin,
>> > >2) haklı olduğunuzda susmayı bilin.
>> > >
>> > >Nash
>> > >
>> > >Karınızın doğum gününü unutmamanızın en iyi yöntemi, bir kez
>>unutmanızdır.
>> > >Anonim
>> > >
>> > >
>> > >Evlenmeden önce ne yaptım, biliyor musunuz? İstediğim her
>şeyi..
>> > >
>> > >
>> > >Henny Youngman
>> > >
>> > >Karımla ben 20 yıl çok mutlu yaşadık. Sonra da tanıştık.
>> > >Rodney Dangerfield
>> > >
>> > >İyi bir kadın, kendisinin yaptığı her hatasında kocasını
>affedendir. Milton Berle
>> > >
>> > >Evlilik, kişinin düşmanıyla yattığı tek savaş şeklidir.
>> > >Anonim
>> > >
>> > >Adamın biri evlenecek kadın aradığı ilanını verir. Ertesi
>gün aynı
>>mesajı
>>
>> > >ileten yüzlerce mektup alır: 'Benimkini alabilirsin'.
>> > >Anonim
>> > >
>> > >
>> > >Birinci adam (iftiharla): 'Benim karım bir melek!'
>> > >
>> > >İkinci adam: 'Çok şanslısın, benimki hala yaşıyor'
>>
>

meraklı
20-06-2007, 21:19
Evlendikten sonra erkek ve kadın, yazı-tura gibidir;
asla yüz yüze gelmezler, ancak hep beraberdirler.Hemant Joshi
"Evliliğin temeli saygı-destek ve kabuldür..Bu yüzden yüzüne gülmektense sırt sırta dırlar."

Her durumda evlenin. İyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz.
Eşiniz kötü olursa filozof olursunuz..
Socrates
"Mutlaka evlenin, her şekilde kazanırsınız"

Kadınlar bize her zaman büyük hedefler gösterir, ve onlara
ulaşmamızı engeller.
Dumas
"Hiç bir erkek, arkasında anlayışlı bir kadın desteği olmazsa sahip olduklarının kıymetini anlamaz..hırs öldürücüdür"

Hiç yanıtlayamadığım en büyük soru şu olagelmiştir: 'Bir
kadın ne ister?'
Sigmund Freud
"Bir kadın sadece sevilmek ve inanmak ister"

Karıma bazı sözler etmişimdir, o da bana bazı paragraflarla
cevap vermiştir.
Anonim
"Çünkü derinliği görmeyen sadece sığ suları derin sanar"

Bazı kişiler uzun evliliğimizin sırlarını sorarlar;. Biz
haftada iki kez restorana gideriz. Biraz mum ışığı, akşam yemeği, hafif
müzik ve dans...O salı günleri gider, ben cuma.'Henny Youngman
"Anlayış en büyük paylaşımdır"

Terörizm beni hiç endişelendirmez. İki yıldır evliyim.
Sam Kinison
"Hayatları çekilmez kılan da kıldıran da kişinin kendidir..yani erkektir"

Fon transferi için elektronik bankacılıktan hızlı tek yol
vardır ve buna evlilik adı verilir.
James Holt McGavran
"Azınlığın istekleri genele uygulanamaz, erkeklerde de yatay fon geçişleri gayet aşikârdır"

Her iki karımla da talihim kötü gitti. Birincisi beni terketti,
ikincisi terketmedi.
Patrick Murray
"Hayatta her istenen yaşansaydı mutluluğun anlamı olmazdı"

Evliliğinizi iyi götürmek istiyorsanız,
1) hatalı olduğunuzda itiraf edin,
2) haklı olduğunuzda susmayı bilin.

Nash
"Tercihde yanlış varsa ya geri cekilin ya da koşarak devam edin"

Karınızın doğum gününü unutmamanızın en iyi yöntemi, bir kez unutmanızdır.
Anonim
"Unutmayı istemek gerçekleri yaşamanıza engel değildir"

Evlenmeden önce ne yaptım, biliyor musunuz? İstediğim her şeyi..
Henny Youngman
"Önemli olan yalnızken değil paylaşarak yapabilmektir"

Karımla ben 20 yıl çok mutlu yaşadık. Sonra da tanıştık.
Rodney Dangerfield
"Platonik duygulanımlar sadece kurgulanmış hayallerin yansımasıdır"

İyi bir kadın, kendisinin yaptığı her hatasında kocasını affedendir.
Milton Berle
"İyi bir kadın kocası hata yaptığında sadece bir kere affedendir"

Evlilik, kişinin düşmanıyla yattığı tek savaş şeklidir.
Anonim
"Eşini düşman tarafı ilan eden zaten zaferi elinde tuttuğunu sanandır"

Adamın biri evlenecek kadın aradığı ilanını verir. Ertesi
gün aynı mesajı ileten yüzlerce mektup alır: 'Benimkini alabilirsin'.
Anonim
"Hiç kimse olandan memnun değildir, taki karşısına bir mucizenin çıkacağı sanısını kaybedene kadar"

Birinci adam (iftiharla): 'Benim karım bir melek!'
İkinci adam: 'Çok şanslısın, benimki hala yaşıyor'
"Hayatını cennet ya da cehennem yapmak sadece senin elindedir"

Not: Sn.dohol ,kadınlarla alıp veremediğiniz nedir bilmem ama...bildiğim acaip faydalı otlar ve ilaçlar var:confused: :p :) :)
Saygılarımla:friends:-

dohol
20-06-2007, 23:34
Sayın Meraklı : Sizinle atışmak güzel:) bahsi geçen ot ve ilaçları en kısa zamanda bekliyorum.:)

Belki biraz belaltı vurmuş oluyorum alttaki yazı ile ama sözüm meclis dışınadır biline.

İçkiler insanları nasıl ele veriyor bakın

Kadınlar

İçkisi:Bira
Kişiliği:Sıradan...Silik..Kendi halinde yuvarlanır gider
Nasıl tavlarsınız:Bilardo oynamaya davet edin.

İçkisi:Archer's,Malibu v.s..
Kişiliği:Tatlı,duygusal ve güvenilirdir.Ayaklarının üstünde durabiliyor olması çok önemlidir.
Nasıl tavlarsınız:İçince kafayı bulur,her yola gelir.

İçkisi:Karışık kokteyller
Kişiliği:Olgun,aklıbaşında,ne istediğini bilir.
Nasıl tavlarsınız:Onu tavlamanıza gerek yok..Sizi beğenirse hemen size bir içki yollar.

İçkisi:Şarap
Kişiliği:Tutucu,sofistike,klas biridir
Nasıl tavlarsınız:Ona seyahat etmeyi veya arkadaşlarınızla sessiz sakin bir ortamda vakit geçirmeyi ne kadar sevdiğinizden bahsedin

İçkisi:Çok eski şarap
Kişiliği:Kendini klas ve sofistike zanneder ama tek kelimeyle "kolay" kadındır.
Nasıl tavlarsınız:Zekasına hayran kalmış gibi yapın,sizindir.

İçkisi:Cin
Kişiliği:Playboy tipli kankalarıyla o bar senin bu bar benim gezer.Gecenin sonunda tek istediği sarhoş ve çıplak olmaktır.
Nasıl tavlarsınız:Tavlamaya ne gerek var.Şükredin ki karşınıza çıkmış.Yanlız espri yeteneğiniz yoksa yapmak için zorlamayın..Ters teper.

İçkisi:Whisky
Kişiliği:Soğuk gözükür ama aslında içinde korkunç bir ateş vardır.Zekasına,güzelliğine ve kişiliğine fazlasıyla güvenir.
Nasıl tavlarsınız:O isterse verir.İstemezse,hayatta alamazsınız.

İçkisi:Tequila
Bunun altına bişey yazmaya gerek yok.Tekilayla neler olacağını HERKES bilir.

ve erkekler

İçkisi:Yerli bira
Parası yoktur,götürecek kadın aramaktadır.

İçkisi:İthal bira
Birayı sever,götürecek kadın aramaktadır

İçkisi:Şarap
Elinde şarap kadehiyle sofistike bir hava vereceğini düşünmekte ve götürecek kadın aramaktadır.

içkisi:Whisky
Hayatı boyunca götürecek kadın aramaktadır

İçkisi:Tekila
Dişlerinde tel takılı barmaidi götürmenin bir yolunu aramaktadır.

içkisi:Rakı
Götürdüğü kadınlardan kurtulmak için mazeret aramaktadır.

İçkisi:Çok eski şarap
Götürecek bir adam aramaktadır...

meraklı
22-06-2007, 19:32
Ilk dogumunu yaptiran stajyer doktor, yaninda kendisini izleyen hocasina sordu :
- Nasil buldunuz hocam?
Profesör :
- Iyi, iyi... dedi. Yalniz, dogumdan sonra annenin poposuna degil, bebegin poposuna şaplak vurulur !..


*************************


Bir kalp doktoru ölmüs Cenaze töreninde güllerden dev bir kalp,kalbin ortasina tabutunu yerlestirmisler...
Herkes doktorla ilgili anilarini anlatmis,ona son vazifelerini yapmislar,tabut kapanmis,güllerden kalp seklinde bir çelengi üzerine koymuslar ve defnetmisler...
Bu hüzünlü tablo yasanirken kenarda kikir kikir gülen adama sormuslar, gülme nedenini...

Sormayin demis... Ben jinekologum kendi cenaze törenimi düsünüyorum da....!

**** ****** ******

Psikologa basvuran adam ;
-geceleri uyuyamiyorum efendim ,sürekli yatagin altinca biri varmis gibi geliyor yatagin altina iniyorum bu seferde sanki yatagin üzerinde birileri varmis gibi geliyor doktor ;
- alti aylik bir çalisma sonucu bu sorunu hallederiz.
- peki vizite ücreti ne kadar ?
- seans basi 50 dolar , haftada üç seans.
Tabi adamin gidis o gidis doktor bir kaç ay sonra hastaya sokakta rastlamis gicik bir sekilde gülerek ;
- ne oldu hastaliktan kurtulabildin mi?
Adam da gülerek;
- evet ... hemde bir sise saraba hallettim.
Doktor çok sasirmis ;
- nasil yani ?
- sizden çiktiktan sonra birahaneye ugradim, birami içerken yanimdaki berdusla dertlestik ,ona bir sise sarap ismarladim o da bana karyolanin bacaklarini kesmemi tavsiye etti...

**** ********** ************



Dünyanin en ünlü kalp doktoru De Bakey'in arabasi bozulmus, arabasini tamire götürmüs. Tamirci arabasinin kaputunu
açmis ve De Bakey'e Dönerek:

- "Size birsey soracagim neredeyse ben ve siz
ayni isleri yapiyoruz. Mesela ben simdi itina ile kaputu açacagim bir bakista problemin nerde oldugunu anlayacagim , kapakçiklari temizleyecegim, gerekirse kablolari, motor yagini degistirecegim, hatta çok gerekli ise motoru çikarip yerine yenisini takacagim!!. Söylesenize nasil oluyor da siz milyon dolarlar kazaniyorsunuz ama ben metelige kursun atiyorum?"
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulagina egilmis ve söyle demis:

- "BUNLARIN HEPSINI MOTOR ÇALISIYORKEN YAPMAYI DENESENIZE!!!"




Not: Sn.dohol, sizi unuttuğumu sanmayın...birazdan istediklerinizi döktüreceğim ama......;) :friends:-

dohol
23-06-2007, 16:04
Efendim nerden aklıma geldi bilmem ama o meşhur fıkrayı çoğunuz bilirsiniz hani!

Doktor doğuma girmiş zor bir doğum sonrası anne yi doğum sırasında kaybetmişler bari bebeği kurataralım diye acele ederken doktor çocuğu aceleyle çekmiş ve bebekle beraber arkada duran babanın üzerine düşmüşler bebek ve babada rahmetli olmuş . Kısacası doğumdan bir tek doktor sağ çıkmış.

Doktorun girdiği İkinci doğum sonrası doktora bu sefer nasıl gitti doğum diye sormuşlar.

-Geçen seferkinden daha iyi bu sefer babayı kurtardık demiş:p


Hatırlanmak güzel şey , her ne için olursa olsun. Bekliyorum sayın Meraklı otlarınızı ve sizi. :friends:-

Saygılarımla

dohol

meraklı
23-06-2007, 22:21
Sayın Meraklı Sizinle atışmak güzel bahsi geçen ot ve ilaçları en kısa zamanda bekliyorum.

Efendim, gecikmelerimi mazur göreceğinizi ümit ederek nihayetinde artık attırıverdim...

Bilumum ot muhteviyatı aşağıda, şahsınıza uygun dillendirilmiş durumda sıralanmıştır....Acil şifalar bulmanız dileğiyle :))

Adaçayı (nam-ı diğer elmaotu) : Sindirimi kolaylaştırır, hazımsızlık durumunda etkili bir gaz söktürücüdür. Gece Terlemelerini en aza indirger (malum borsacıların "ertesi gün tahta nedurumda" işkencesine belki bir çare:p )

Elma kurusu : Çay gibi demlendiğinde günde 2-3 kere içildiğinde -özellikle sabah aç karnına ve akşam yatarken- rahatlatıcı, toksin atıcı özelliği ile uyku ve zihin rahatlığı sağlar.

Pırasa : Böbrek kum ve taşlarının vücuttan atılımı için birebirdir...(beylerin nedense yememek için binbir bahane uydurmalarına rağmen aslında gözleri ekranda, malum yerleri hareketsizlikten oturdukları yerle özdeşleştikleri zamanlara bakacak olursak, pırasanın, aslında vücut içersindeki aktivasyonlarını tartışmanın gereksizliği de anlasılır)


Tarçın : Ruhi sıkıntıları giderir, hazmı kolaylaştırır.

Turp : Böbreklerdeki mikrobu öldürür, kum ve taşları döker.

Vişne : Vücuda rahatlık verir.

Yosun : Barsak kurtlarını döker. Eğer saçlar düzenli yıkanırsa, kuvvetlenir ( Sineklere inecek hava alanı kalmaz)
Özellikle Ege yöresinde salatalarının çeşit çokluğu dikkate alınırsa kızlarının neden güzel olduğu da belki açıklanabilinir.

Cipram (kimyevi grubu) türevleri : Sabahları kilo ve ruh durumunuza göre yarım veya tam tablet alınabilir. 10 mg ve 20 mg olarak ve reçete ile ticari satışa sunulmuştur. Sürekli kullanılmaması tavsiye olunur.

Passiflora : Ticari satış şekli şurup tur. Tadı bence pek hoş olmasa da yararlanıldığı belirtilmiştir.



Hatırlanmak güzel şey , her ne için olursa olsun. Bekliyorum sayın Meraklı otlarınızı ve sizi.

Teşekkür ederim, davete icab etmek gerekirmiş...Her zaman iyi ve güzellikler üzerine isimlerimiz anılsın ve yaşatılabiliniyorsa bizden sonra da yine bir hoş sada olsun...Hepimiz bir şekilde en iyiye layığız. Hiçkimse mükemmel değildir, ama herkes bir şekilde en iyidir.....

Herşey gönlünüzce olsun....kalınız sağlıcakla:friends:-


Not: kimyasal gruplar için mutlaka ki dr kontrolü en doğrusudur. Her ne kadar gerçek olsa da espri babında yazılmış ilaç isimleri reklam düşüncesiyle verilmemiştir.

Master
25-06-2007, 12:58
*Delikanlı sevgilisini akşam eve bırakır. Evin önünde masum bir fısıltıdan sonra bir elini duvara dayayarak :- Beni bir öper misin?
*Kız: *- "Deli misin evin önünde annemler görür" der.
*Erkek: *"Ne olacak canım bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum...
*Kız:*- "Ben de seni ama olmaz..."
*Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder. Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
*
Küçük kız:*- "Babam diyor ki öpecekse öpsün, öptürecekse öptürsün yoksa kendisi gelecek öpecekmiş ayrıca o hayvan oğlu hayvana da söyle elini Diyafon düğmesinden çeksin dedi''

dohol
25-06-2007, 22:39
Bir gün stajyer hırsızlardan biri soygun yapmaya baş hırsızlarının yanına gitmiş.Herşeyi planladıktan sonra bir yerde bekleyip, soyacakları arabanın geçmesini beklemişler.En sonunnda bir araba görünmüş ve o arabanın yolunu kesmişler. Şef:
-Herkesi arabadan indirin. demiş.Stajyer hırsızın gözüne bir yaşlı nine gözükmüş ve hemen:
-Yaşlı nineyi de demi diye sormuş. Hemen o anda diğer hırsızlar:
-Sen sus şef ne derse o olur!!! demişler.Ve herkesi arabadan indirmişler.Şef yine:
-Herkesin paralarını alın demiş.O arada stjyer hırsız:
-Yaşlı nineyi de mi? diye sormuş.Diğer hırsızlar:
-Sen sus şef ne derse o olur!!! demişler.Ve şef atına binip giderken:
-Bütün herkese tecav.. edin demiş.O sırada yine stajyer hırsız:
-Yaşlı nineye de mi? die sormuş.Bu sefer yaşlı nine:
-Sen sus şef ne derse o olur! demiş.

dentist
29-06-2007, 08:49
DOKTOR BEEYYY

Verdiğin perhize budur gayratım
Bundan başka uyamayom doktor bey
Üç sepet yımırta sabah kahvaltım
Teker teker sayamayom
doktor bey

İki leğen pilav bir yayık ayran
İster yağlı ossun ister yavan
Yanına keseyom beş kilo soğan
Yeyom yeyom doyameyom
doktor bey

Üç tencere bamya yirim bişince
Yirmi tas su içip biraz koşunca
Her yanım sökülür karnım şişince
Sağlam göynek giyemeyom
doktor bey

Şimdiye acımdan çoktan ölürdüm
Sağ olsun komşular ediyor yardım
Bir kuzudan fazla yimem söz verdim
Ayıp olur cayameyom
doktor bey

Bazı az geliyor beş kasa hurma
Yedi lahanadan yapıyom sarma
Onudamı yedin deye heç sorma
Utaneyom deyemeyom
doktor bey

Günde iki çuval unum gideyo
Avradım hersabah ekmek edeyo
Bir kazan fasülye gönüllü ye deyo
Arttırmaya kıyameyom
doktor bey

Senede kırk dönüm bostan ekerim
Benden başka kimse yemesin derim
Kavunu karpuzu soymadan yerim
Acelemden soyameyom
doktor bey

Bilmem kara Mehmet nereye gideyo
Buyumuş kıymatım buyumuş gader
Bir günde yediğim hepsi bu kader
Daha fazla yeyemeyom
doktor bey
Daha fazla yeyemeyom
doktor bey

alıntı

buena vista
01-07-2007, 07:32
Cennetin kapısında uzun bir kuyruk varmış ve özel bir melek, kuyruktakileri sorguluyormuş:
- Siz dünyadayken ne iş yapıyordunuz?
- Ben efendim, fırıncıydım.
- Ya siz?
- Ben de boyacaydım efendim.
- Peki sizin mesleğiniz?
Mesleği sorulan kişi, önce hık mık etmiş, arkasından da:
- Ben de, demiş; politikacıydım...
- Politikacı mı; nasıl bir meslekmiş o da?..
- Şey işte yani, nutuk falan...
- Hiçbir şey anlamadım, nasıl bir meslek nutuk falan?..
Ve melek, cennettekilere dönüp bağırmış:
- Politikacının ne demek olduğunu bir bilen var mı aranızda?
Cennettekilerden birçok kişi, hep bir ağızdan bağırmaya başlamış:
- Evet, evet... Kendini "kurtarıcı" olarak görme mesleği... Sakın sokmayın cennete, bizi de kurtarmaya kalkmasın.
* * *
C.Altan`in pazar yazisindan ..

buena vista
03-07-2007, 20:26
http://img518.imageshack.us/img518/8279/image6av9.jpg (http://imageshack.us)
Shot at 2007-07-03

dohol
03-07-2007, 22:32
Erkek çevirileri!

BEN BALIĞA ÇIKIYORUM: Ben, elimde bir çubukla bütün gün sandalda oturacagim, kusana kadar içicegim ve denizde yüzen baliklari izliyecegim

BU ERKEKLERI ILGILENDIREN BIRSEY: Bunun bilinen bir mantikli açiklamasi yok, bosuna ugrasma, hiçbir mantik kalibina sokamazsin.

YEMEGE YARDIM EDEYIM MI?: Yemek neden hala masaya gelmedi?

EVET TATLIM... HAKLISIN SEVGILIM: Çevirisi yok.. Onlar bu sözleri periodik olarak söylemeleri için sartlandirilmistir.

ELBETTE SENI DINLIYORDUM TATLIM; SADECE AKLIMDA BIR SÜRÜ KARMASIK IS VAR: Su karsidaki kizil bombanin içinde sütyen var mi, yok mu kafam ona takildi da!

SEVGILIM BIRAZ ARA VER, SABAHTAN BERI EVI TEMIZLEYECEGIM DIYE HELAK OLDUN: Su elektrikli süpürgeyi artik sustursan iyi olacak, filmin içine ettin!!

HMMM... EVET ÇOK ILGINÇ HAYATIM: Sen hala konusuyor musun?

SENI DÜSÜNÜYORDUM VE SANA BU GÜLLERI GETIRDIM CANIM: Kösebasinda gülleri satan kiz tam bir afetti.

ENDISELENME TATLIM, ALT TARAFI KÜÇÜK BIR KESIK: Aslinda tam damari kestim ama geberecegimi bilsem, canimin ne kadar acidigini itiraf etmeyecegim.

HEY BUNUN IÇIN NEDENLERIM VAR: En kisa zamanda iyi bir tane bulsam iyi olucak

TABII KI SENI DUYDUM TATLIM: Ne söyledigin hakkinda hiçbir fikrim yok ve umarim dinliyormus gibi yaptigimi anlayinca, 3 saat bagirip çagirmazsin

BILIYORSUN GÜZELIM, BEN BASKASINI SEVEMEM: Senin çigliklarina bile zar zor alistim ve daha kötüsüyle karsilasma riskini göze alamam.

MUHTESEM GÖRÜNÜYORSUN: Tanrim ne olur bu denedigin son elbise olsun yoksa kalp krizi geçiricegim.

dohol
05-07-2007, 12:53
Elektrik supurgesi saticisi, bir apartman dairesinin
kapisini calmis, kapiyi acan bayana
- "Hanimefendi, bu elimde gormus oldugunuz kovanin
icinde at pisligi var!" demis ve bu bir kova pisligi
evin icine dogru savurarak dokuvermis.
Sonra da
- "Hanimefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10
dakika icinde bunu temizleyemezsem,
bu moku yiyecegim..!"
Kadin saticiya soyle bir bakmis
- "Beyefendi, ustune domates sosu da istermisiniz?
Elektrikler kesik de ....! "

buena vista
08-07-2007, 10:37
YENİ evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi.

Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi.

Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu.

Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar.

Erkek, "Aklıma bir fikir geldi" dedi. "Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan bile geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım."

Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler.

Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karşılaştılar. Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı...

Master
11-07-2007, 17:43
ULKE BASI KAPAMA

Malzemeler:

1 adet az gelismis ulke,
Bir tepeleme yag,
Bol miktarda yabanci sermaye,
Envai cesit televizyon dizisi,
Bol miktarda provokasyon ve cinayet,
Birkac skandal,
1 tutam asparagas haber,
1 baraj su,
1 adet yabanci dil,
1 yigin hamburger,
1 kasa kola, (kolaturka)
Aldigi kadar dis borc,
1 adet Bush ve 1 adet nükleer santral...

Hazirlanisi:

Tam olmamislarindan bir adet ulke alinir ve cok onceden Bush' ta
bekletilmis
bir tepeleme yagla iyice yaglanir.
Daha sonra bol miktarda serbet hazirlanip nabzina gore azar azar yedirilir.

Serbeti yiyince salinan ulkenin yer kabugu kolayca kaldirilir ve yer alti
kaynaklari yavas yavas soyularak, ince ince dilimlenir. Ardindan kisik
atese oturtulur ve yabanci sermaye ulke icine yavas yavas ilave edilip,
milli piyasaya karistirilir. Daha sonra suzgecten gecirilerek, kalan
ic sermaye ayiklanir. Suzulen ic sermaye bir kaba konularak icine
aldigi kadar dis borc eklenir ve ates arttirilir. Dis borcun tadi cok agir
oldugundan, ulkenin tadini bozup fark edilmesin diye, borclanmis ulkenin
icine, daha onceden ince ince cekilmis televizyon dizileri, yabanci dil,
kola ve hamburger azar azar katilarak cirpilir ve eklenmis dis borcla
birlikte, ulke icinde iyice bir nükleer santral üzerinde kaynatilir.
Sonra ulke diri kalmasin diye bir baraj suya birkac skandal ve asparagas
haber katilarak calkalanir ve koyulasmaya baslamis ulkeye ilave edilerek
ulke gundemi iyice bir sulandirilir. Daha sonra yine suzgecten suzulur ve
ulke icindeki yurt sevgisi, ana dil, inanç ve turkuler ayiklanir,
birlikte ve barış içinde yaşama arzusu dilim dilim parçalara
ayırılır ve
diğerlerine ilave edilir. Son olarak bol miktarda provakasyon ilave edilip
nükleer ates biraz daha arttirilir.
Artik tum ulusal bilinç ve sermayeden ayiklanmis ve yenmeye hazir hale
gelmis ulke, bir iki tasim daha kaynamaya birakilarak kapagi
kapatilir. Sonra ulke kazayla (!) ocakta unutulur ve tam tasmak uzereyken
yetisip bir guzel kurtarilir. Arzuya gore cifte kavrulmus vatandas basi
ve kolayla servis yapilir.

Zafiyet olsun!

dohol
14-07-2007, 11:35
Zenci olmak zor iş vesselam , insan bir fotoğrafta bile gözükmekte zorlanıyor!!
Netekim bu şanssız zencinin yerinde olmak istemezdi kimse değilmi? :wink2:

430

Master
15-07-2007, 15:59
Geçen hafta gazetelere de yansıyan bir olay Türkiye'de de UFO gündemini yeniden hareketlendirdi. Antalya'da ECA'nın Bölge Satış Müdürü Ayhan Hacısalihoğlu'nun evinin balkonundan kamerayla çektiği 7 uçan ışıklı cisim Antalya'da birçok vatandaş tarafından gözlendi. Havaalanı yetkilileri de bunların UFO olduğu görüşünde. Antalya'da konuştuğumuz Hacısalihoğlu gördüklerini şöyle anlattı:

'31 Mayıs gecesi gökyüzünde değişik geometrik şekilleri olan 23 ışık gördüm. Pilot bir arkadaşımı aradım ve 'uçak gösterisi mi var' diye sordum. O da baktı ve gördü. Önce düz bir çizgide yer alıyorlardı. Sonra iki gruba ayrılıp iki üçgen yaptılar. En arkada da bir tanesi tek kaldı. Bu şekilde gökyüzüne doğru yükselip gözden kayboldular. 11 Haziran gecesiyse 23:30 civarında evimin terasında otururken gökyüzüne doğru yükselen ışıklar gördüm. Video kamerayla hemen çekmeye başladım. 7 tane ışık vardı. Sonra görüntüye bir uçak girdi, bu ışıklar uçağın ışıklarına benzemiyordu. 5.5 dakika çekim yaptım. Sonra Sirius'a ulaşıp bunun ne olduğunu sordum. Gelip görüntüleri incelediler ardından da bu görüntüleri Antalya Havalimanı yetkililerine gösterdik. Zaten o gece Antalya'da çok sayıda kişi görmüş uçan cisimleri. Herkes 155 Polis İmdat'ı aramış. O gece ben de aradım. Bana 'havadayken yapabileceğimiz bir şey yok, inerse tutuklarız' dediler. Çektiğim görüntüler gayet net; ancak ışık olarak görünüyorlar, şekilleri belli olmuyor. Çekimde görüntüye giren İtalyan havayollarına ait bir uçak o yöne doğru giderken ani bir manevrayla yön değiştiriyor, sanırım pilot da cisimleri gördü ki manevra yaptı. 5.5 dakikanın sonunda birer ikişer yok oldular. Normalde UFO gibi şeylerle hiç ilgilenmem ama şimdi bu çektiğim şeylerin ne olduğunu çok merak ediyorum.

Akşam / MUSTAFA KOZAK

buena vista
17-07-2007, 19:34
Adamın yolda rastladığı dilenciye para verip ‘Bununla bir sigara alırsın’ der.

- Beyim ben hiç sigara içmem.

- O zaman bir bira içersin.

- Ben ağzıma içki koymam.

- Sen de o zaman altılı oynarsın.

- Beyim ben kumar da oynamam.

Bunun üzerine adam dilenciye “O zaman al bu parayı ve bizim eve gel” der.

Dilenci “neden efendim” diye sorar.

- Karım, içki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamın hali ne oluyormuş, görsün istiyorum da!.. (Aksam)

dohol
17-07-2007, 23:45
Amerika'da 22 no'lu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş. Bu aracı radarla incelemiş ve minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saatlegittiğini fark etmiş.
Bu araba yolu tıkıyormuş. Ve aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Ve aracın peşinden gidip aracı durdurmuş,birde ne görsün. Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze. Ve aracın arkasındaki koltuklarda da çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze daha var. Polisi görünce yaşlı sürücü:
- Polis bey çok mu hızlı gidiyordum? Diye endişe ile sormuş.
Polis demiş ki; hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz Ve bu bütün otoyol trafiğini etkiliyor! Radardan gördüğüm kadarıyla 22 km. hızla gidiyorsunuz.
Yaşlı teyze: Ama, otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve bende bu hıza uymak istedim!
Polis: Teyzeciğim demiş, o 22 otoyolun numarası. Bu yolda min. 50 km hızla gitmelisiniz. Kadın tamam, bundan sonra hızlanacağım demiş.
Polis tam kendi arabasına giderken, gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış. Ve sürücüye sormaya karar vermiş Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim? Bu arkada oturan kişilerin
nesi var? Çok korkmuş gözüküyorlar, sanki dillerini yutmuş gibiler!
Kadın şöyle cevap vermiş:
- Valla bende anlamadım, 250 no'lu karayolundan çıktığımızdan beri böyleler

Master
26-07-2007, 21:31
Referanduma giderse oyle gozukuyor...

Secer efendim... Niye secmesin...

Bu halk erovizyonda Ali Riza Binboga'yi secmedi mi?

Cumhurbaskanini da secer elbet...

Popstar yarismasinda Bayhan'i haftalarca oylari ile bir numaraya tasimadi mi?

Tasidi...

Karpuzun iyisini hoplatarak, ziplatarak ve sapsapliyarak pit diye anlayan sevgili halkim, yil boyunca kelek karpuz yese de secmesini iyi bilir kardesim...

Buz dansi yarismasinda Hulya Avsar junior olarak ayni ses tonu ile hayatimiza duhul eden Tuba kardesimize oy yagdirmadilar mi?

Cumhurbaskanina da oy yagdirirlar elbet...

Tamam, dugum atilmis iple oy kullanan yegane demokrasi olma serefini tasiyor olabiliriz...

(sistem coyle calisiyor : okuma yazma bilmeyen sevgili demokrasi asigi vatandasim, parti programlarini ve adaylari incelemistir ve sira oy atmaya gelmistir. Ama sandik basinda oy pusulasinda nereye evet muhrunu basacaktir? iste dugum atilmis ip bu sirada yardima yetisir. Onceden asiret reisi veya yerel parti temsilcisi tarafindan dugum atilmis iptir bu... Eger ipin ucunu oy pusulasinin sonuna denk getirirseniz dugum oy pusulasinda malum partinin tam uzerine gelmektedir.Demokrasi tutkunu vatandasim buyuk bir ozguvenle basar, evet muhrunu dugumum hizasina denk gelen partinin evet hanesine...)

Ipli demokrasi olur mu demeyin...

Bana seckin aydin ayaklari yapmayin, yemem...

Meydanlarda ip kavgasi yapinca demokrasi oluyor da is muhru ipe gore basmaya gelince mi demokrasi sorgulaniyor.

Bosanmalarin yuzde kirklari gectigi ulkemizde esini dogru secen halkim, cumhurbaskanininda iyisini secer kardesim...

On kere ust uste Demireli secmedi mi?

Sonracima ayni sene Demirele yasak getiren anayasayi da secmedi mi?

Firdevs'i secti yahu Firdevs'i...

Bosna icin toplanan yardim parasininveremeyen Erbakan'i...

Mavi gozlu diye Dalan'i, doktor diye Sozen'i, agzi bozuk diye Tayyip'i secmedi mi?

Semranim'i da secti bu halk unutmayin...

Rahmetli oglunu da...

Bittabi Reha Muhtar'i secti senelerce...

En seksi erkek olarak Ahmet Mete Isikara'yi sectigi gibi cumhurbaskanini da secer elbet...

Banker kastelliyi bir numara yaptigi gibi, tan gazetesine milyonlar sattirdigi gibi, Manukyani vergi rekortmeni yaptigi gibi, Murat 124 arabayi en cok satan araba yaptigi gibi secer EvvelAllah...

Benim halkim secmesini bilir cok sukur...

Onlara guvenim tam...

Cumhurbaskani Orduya baskomutanlik yapacaksa da gider en dogru ismi bulur getirir oraya...

Mehmet Ali Agca da olur, Uzan'in babasi da olur, Fatih Urek de olur...

Yok deve demeyin, burasi Turkiye...

"Sen iste elbet bir yol bulunur...

Sen iste her sey cok guzel oluuuuuur..."

Gani Mujde

nomeames
08-08-2007, 09:28
Ligimiz 50. yaşına girmek için saatleri sayıyor. Bu 50 yılda kimimiz maçları radyodan kimimiz televizyondan dinledik. Maçları bize aktarmak isteyen spikerlerimiz bazen espri yaparak bazen de istemeden bizleri hem güldürdüler hem düşündürdüler..
İşte internethaber Türk futbol tarihine geçen unutulmaz espri ve gaflardan bir demet:
• 90'lı yılların başında özel televizyonlarla ilk tanıştığımız yıllarda Star 1 spikerliği yapan Bülent Karpat 2-1 biten Galatasaray-Fenerbahçe maçından sonra koşarak sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü Mustafa Denizli'nin yanına giderek;
-Mustafa nasıl yendik Fener'i bir anlatır mısın? der, Coşan Mustafa Denizli bu soruya: "Hakemi de Fener'i de yendik" diye yanıt verir
• Bağırıyorummm, haykırıyorummm hatta sevincten çıldırıyorummmm...
Ercan Taner, Galatasaray-Leeds United maci bitisi.
• Hami Dandi'ye dan diye cakti!
Ümit Aktan, Dundee United-Trabzon macinda Hami'nin golunden sonra.
• Gollerimizi Hagi ile Arif attı sayın seyirciler. Bu tablo bana buyuk Türk bestecisi Haci Arif Bey'i hatirlatiyor nedense.
Umit Aktan, Grasshopers-Galatasaray macinda.
• Zaten bizim Nosetel'den de 5 tane cocugumuz var.
Ümit Aktan
• Galatasaray'in Werder Bremen'e orda 2-1 yenilmesinden sonra umut verici bir skor oldugu icin sevincli bir halde Mustafa Denizli'nin yanina kosan Bulent Karpat:
-Mustafa iki bir daha kaç eder?
• Tugay, vurursa gol olur, vuruyoooor, aut...
Bulent Karpat
• Mac: Ingiltere-Turkiye Yayin: TRT Spiker: Abidin Aydogdu Skor: 8-0 8. gol sonrasi:
-Vay anasini sayın seyirciler, bir gol daha yedik!?
• Kanal TRT 1 , Barcelona-Real Madrid maci oynaniyor, macin ozelligi Luis Figo'nun Barcelona'dan Real Madrid'e transfer olduktan sonra Real formasiyla ilk kez Nou Camp stadina cikiyor olmasi. 100.000 kusur Barcelona seyircisi Figo'yu, her top gelisinde, protesto ediyor ve maci anlatan Yalçınn Çetin abimiz incileri sıralıyor:
-Evet az önce ekranda Figo yoktu ama ugultusundan onu hissedebiliyorsunuz -İspanyol televizyonu gostermiyor ama tribunlerde Figo'nun pek de ic açıcı olmayan posterleri var sayın seyirciler
• Euro2000, Turkiye ceyrek finale cikmis, Hüseyin Basaran Ömer Üründül'le rakibimiz Portekiz'i tartışıyor:
-Simdi bu Portekiz'de Figo diye bir arkadaş var.
• Maç: Kocaelispor-Besiktas Yayin: TGRT Spiker:
Ümit Aktan -Amokachi malvarligini icine soktu..
(Amokachi altin zincirini formasinin icine sokmustur...)
• Biz bu Almanya'yı sadece İnönü'de degil, dünyanın her yerinde yeneriz
• Aman aman Recep, aman aman Recep, Aman Recep ve gol anonim
• Fenerbahce-Karşıyaka maci Özturk Pekin:
-Aygün kaleci ile karsi karsiya... Aygün... Aygün!!... At onu Aygün!!!!.... Ahaha gooooll!!!!.... Eehehooe ee e e yani futbolun guzelligi icin at Aygün, seyir zevki icin at...
• Hakan, onunde kocaman bir kale, bir plase yapsan yetecek gole...
İlker Yasin(95') Euro96 grup eleme maci, Isvicre-Turkiye (1-2) Hakan Şükür bir gol pozisyonunu kaçırdıktan sonra.
• Can Bartu, ATV'de Besiktas maçını yorumlarken:
-Walsh ikinci yari çok etkisiz, kendisini oyunda hiç goremiyorum...
(Walsh devre arasinda oyundan çıkmıştır..)
• Parma ve Inter arasinda oynanan Italya kupasi maci, kanal TRT 1. Parma takimi cosmus maci 6-1 onde goturuyor. Maci anlatan Huseyin Basaran abi de cosmus Parma'nin her ataginda "yedinci gol mu geliyorr" diye bagiriyor. Son dakikalarda hepten cigirdan cikip asagidaki kelime oyunlu cumleleri sarfediyor:
-Parma yine atakta... Cunyir... Cunyirrrr... yedi mi? yedi miii?
yemediiiiiii. Kaleci Ballotta yemedi bu golu.
(Huseyin Basaran bu espriyi yaptiktan sonar mikrofonu kapatip kendi esprisine gulmustur)
• Manchester Utd-Galatasaray macinda Cantona Stumpf'a yaptigi faulden sonra özür dilerken:
-Bir Fransiz bir Almandan, bir Turk ve bir Ingiliz takimlarinin macinda özür diliyor.
Ümit Aktan

-Zamorano siyrildi, Zamorano, Zamorano ve goool. Zamorano'nun golu (kisa bir sessizlik) yine Zamorano dedim sayin seyirciler
• 00/01 Sampiyonlar Ligi ceyrek final Galatasaray-Real Madrid radyodan.
Spiker: Umit Aktan. Mac 2-0'dan 3-2'ye dondukten sonra Hagi yine yokluyor kaleyi. Umit, Hasan ve Jardel'den sonra Casillas'a bir ampul de ben takacagim diyor. Ispanya'da da variz Real Madrid. Madrid'de de variz, orda da takariz...
• Eee tabi sevgi olayi Ercan...
(Şu kel kafali Italyan hakem oyundan cikan Hagi'nin elini sıkan Tanju'nun Ercan Taner'e ettigi laf)
• Ilker Yasin Oliviera'nin hat-trick yaptigi Belcika-Turkiye maci esnasinda:
-Evet sayin seyirciler. Elin zencisi, elin arabi hat-trick yapiyor bizim Hakan'imiz, bizim Oktay'imiz uyuyor.
• Turgay Seren Antep'deki Gaziantep-Galatasaray maci ertesi:
-Yalniz soyle de bir olay oldu, bir pozisyonda Emre topu aldi orta sahadan gitti gitti "Batistuta" ona ole bi vurdu ki hakemin orda faulu verip Batistuta'ya bi de kirmizi kart cikarmasi lazimdi, ama o naapti oyunu devam ettirdi Batistuta da butun mac tekme atti...
• Abidin Aydogdu Danimarka-Fransa macini anlatirken, Zidane koşarken topa basar ve düşer:
-Evet Zidan'dan fantastik hareketler...
• Peter Schmeichel bir pozisyonda sakatlanir ve ayaga kalkamaz:
-Simaykil 39 yasinda... Acaba yasliliktan mi yerde kaldi, yoksa gercekten mi sakatlandi...
• Yanlis karar veren hakemi seyirciler protesto eder:
-Bu dunyadaki en yalniz insanlar hakemlerdir sevgili seyirciler, bu dunyanin her yerinde boyledir.
• Akin Goksu, Meltem TV'de Peruggia-Trabzon Uefa kupasi macini anlatiyor, bir ara yorumcu Huseyin Tok'un ismini karistiriyor:
-Evet sayin Top... eee top? top sahada... sayin Tok...
Ayni macta Trabzon 3-1 one gecince Italyan taraftarlar ellerine ne gecerse sahaya atiyor, yan hakem can havliyle bayragini atip sahanin ortasina kaciyor. Bizim oyunculardan biri yalakalik olsun diye ofsayt bayragini alip hakemlere getirirken:
-Evet, iste goruyorsunuz sayin seyirciler, sahaya Galatasaray bayragi atmislar!!

-Capone'un vurusu ve top diregin ah ustunden disari gidiyor sayin seyirciler. Resmen, ah ustu bu, az ustu diil sayin seyirciler...
• 25.07.2001 tarihinde oynanan Galatasaray-Vllaznia Sampiyonlar Ligi 2.
oneleme turu ilk maci. Ilker Yasin: -Ah Arif... orda döndün mü vuracaksin taaak...
• Umit Karan, boyu 181 olmasina ragmen taymingi iyi, iyi vurusuyor toplarla...
• Galatasaray-PSG kupa galipleri 2.tur, Galatasaray macin basinda 2-0 galip: -Vurdurmalayalim oralardan... Vuruyor... Yapma Hayrettiinnn... Ahhhhh... Yapma yapma... Anonim
• Rangers-Fenerbahce macinda Fener'in kacirdigi bir pozisyondan sonra Ziya Sengul: -Bu... Bu... Bu gol katliami baska bir sey degil...
• Tarih 19/09/2001, mac PSV Eindhoven-Galatasaray (yagmur yagmis, saha ıslak ve agirdir): -Dileriz bu yagmur Cimbom'un gol ciceklerini sulamak icin yağıyordur! Anonim

Kaynak milliyet.com.tr----------------------

meraklı
09-08-2007, 21:28
Dün konuşuyorduk...Seçim günü arefesinde canlı canlı yaşanmış fıkra gibi olayı burada da anlatmazsam herhal çatırtdadanak çatlardım:))

Bacımgilin gomşusu hatun kişinin ablası muallime olurlar..Ankara'da ...bey kocasi ile bir haftasonu ,seçim öncesi hane-i muhabbet eyler iken kapı 2 kere çalınır...Postacı mı diyerek alel acele acıldığında görülür ki 2 hatun, ay yüzlü hilal kaşlı yeldirmeleri bileklerine dolanmakta. Durum, kapı ağzında etraflıca eda edilirken bu hatun kişilerin AK Partiden gelme gönüllüler olduğu tespiti yapılır..

Eşref efendi " kimdir ki" diyerek kapıya doğru seyirtmeye fırsat kalmadan bizim muallime hanım geriye seslenir..."Eşref efendi, hani AKP nin vaad ettiği 4 kadın vardı ya....Hah, şimdi o ikisi geldi...."

:friends:-

Master
24-08-2007, 13:25
New York Times'da yayınlanan bir müşterinin bankasına yazdığı mektup




Sayın Banka Yetkilisi,
Ben 86 yaşında bankanızda hesabı olan bir müşterinizim.
Geçen gün, tesisatçıma 100 dolar'lık bir çek yazdım.
Bu çeki kendisi her nasılsa 3 nanosaniyede bankanıza iletmiş olmalı ki, bankanızda değerlendirdiğim fonlardan bu miktar kadarını bozduramadan hesabımdan karşılığı alınmış.
Tabii ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış. Oysa fonlarımda 1.000.000 dolar vardı.
Bu durumu şikayet etmek istediğimde, bankanız telefonunda kişiliksiz, terbiyesiz, banda kaydedilmiş ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum.
Arada müzikler dinledim ve 28 kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım. Ama kimseye ulaşamadım.
Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım, mortgage kesintilerim, kredi kartı ödemelerim var.
Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum.
Bundan böyle, sizden etten kemikten yapılmış dediğimi anlayan ve ingilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum.
Anlayışla karşılarsınız ki, karşınızdakine en iyi iltifat, onu taklit etmektir.
Ben de sizin gibi yapacağım.
Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak, ve 28 haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak.
Sonra da, eğer 1 tuşlarsa benden randevu alacak, 2 tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek, 3 tuşlarsa oturma odama bağlanacak, oradaysam cevap vereceğim, 4 tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak ve benimle görüşebilecek, 5 tuşlarsa tuvalete, 6 tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak, 7 tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek. 8'e tuşlarsa bunları yeniden dinleyebilir.
Arada beklemeler olursa, size söz, elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdan güzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona.
Yalnız sizden ricam, bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini, anne kızlık soyadını, noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil mali bilgilerini bana iletmeniz.
Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım. 8 sayfa. Sizinki 42 sayfaydı, ben insaflı davrandım. Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi, bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadeli taahhütlü göndermesi.
Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim 28 haneli şifreyi göndereceğim. Bu şifre de her ay değişecelk pek tabii ki.
Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay 20 dolar da talep edeceğim.
İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa, lütfen 1.000.000 dolarımı nakit olarak hazırlayın, yarın alıvereyim.
Size hayırlı işler diler, en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim.
Saygılarımla,

Küçük Not : Ayıp olmasın diye buraya iliştirdim.Malum Bankalar kanunu...

dentist
31-08-2007, 12:24
Cüceler

İki cüce erkek kardeş yine iki cüce kız kardeşle
evlenmişler ve balayına gitmişler.
Gittikleri otelde bitişik odaları tutmuşlar. birinci çift
ilk gecelerinde uğraşmışlar uğraşmışlar ama başarısız olmuşlar.
Keyifleri kaçmış yan odadan gelen sesleri dinlemeye
başlamışlar.birde ne duysunlar. Yarim saatte bir
-haydi yallah hop hop hop diye sesler geliyormuş.
Sabah olunca kahvaltıya inmişler. iştahsız birşekilde
kahvaltıyı didiklerken diğer bütün gece hoplayan cüce çift gelmiş.
Hoplayan cüceler:
Kardeş geceniz nasıl geçti?
Bizimkiler:
-Hiiç, yatıp uyuduk.
Gece hoplayanlar iç geçirmiş :
-Ah ne güzel! Biz o kadar ugraştık yatağa bile çıkamadık

Ramo
03-09-2007, 00:57
http://de.fishki.net/picsw/082007/22/bez_ruk/tn.jpg

Master
06-09-2007, 09:55
ARTHUR ASHE


Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS'den ölmekteydi. Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:

"Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?"

Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:

Tüm dünyada.


50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar,

5 milyon tenis oynamayı öğrenir,
500,000 profesyonel tenisi öğrenir,
50,000 yarışmalara girer,
5,000 büyük turnuvalara erişir,
50'si Wimbledon'a kadar gelir,
4'ü yarı finale,
2'si finale kalır.


Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya
"Neden ben?" diye hiç sormadım.
Ve bugün sancı çekerken, Tanrı'ya "Niye ben?" mi demeliyim?


Mutluluk insanı tatlı yapar
Zorluklar güçlü yapar,
Hüzün ise insan yapar,
Yenilgi mütevazı yapar,
Başarı insanı ışıldatır


Ama yalnız Tanrı yolumuza devam etmemizi
sağlar.
Tanrı'ya asla "Niye ben?" diye sormayın. Ne olacaksa olacak.


O'nun kendine has usulleri vardır.
İnancınızı koruyun yeter.

buena vista
08-09-2007, 16:08
Kadın: Çok çekici görünüyorsun gözüme!
Erkek: Gözlüklerini nerede
bıraktın gene hanım!
* * *
Erkek: Artık kendim için
yaşamak istiyorum!
Kadın: Sanki şimdiye kadar başka bir şey için yaşamışsın gibi!

dentist
08-09-2007, 21:05
Bir gemici geç vakit otele gelmiş.Yer olup olmadığını
sormuş:
-İki kişilik bir odada tek yatağım var, demiş
resepsiyondaki adam.Ancak pek tavsiye etmem.Çünkü öteki
yatakta fena halde horlayan bir delikanlı yatıyor.
-Önemli değil, demiş gemici, verin bana o yatağı...
Ertesi sabah gemici hesabı ödemeye indiğinde otelci
sormuş:
-Nasıl uyuyabildiniz mi?
-Çok güzel uyudum , demiş gemici...
-Yanınızdaki müşteri hiç horlamadı mı?
-Hiç horlamadı...
-Ama nasıl olur?
-Odaya girince yanağından
"Merhaba güzel çocuk" diye bir makas aldım. Sabaha kadar
gözlerini kırpmadan yatakta oturdu...

buena vista
09-09-2007, 09:43
BELEDİYE otobüsünde ufak tefek bir adama başka bir kişi çarpar. Çarpmanın verdiği kızgınlıkla "dangalak" diye söylenir. Çarpan kişi, diğerinin omzuna dokunarak sorar;

- Ne dedin?

- Dangalak dedim.

- Ne demek o?

Adam döner bakar ve karşısındaki iri yarı pala bıyıklı biri. Ses tonunu yumuşatarak cevap verir:

- Sizin gibi güçlü, kuvvetli, delikanlı adam demek...

İri yarı adam bunun üzerine iç çekerek, diğerinin sırtını sıvazlar;

- Ahh sen benim rahmetli babamı bir görecektin; o ne dangalak adamdı!..

(Kizilot`un pazar yazisindan) Hürriyet

Ramo
10-09-2007, 15:07
Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış.
-Hanım en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur.
-Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?
-İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür.

Ramo
10-09-2007, 21:55
http://kolyan.net/foto2007/september/10/stabilnosc_13.jpg

Master
12-09-2007, 17:28
Allahım sen akıl ve beden sağlığımı koru.


Yaptığım sağlıksız diyetlere, dibini gördüğüm rakı şişelerine , her akşam
kısa yürüyüşler yerine kurulduğum televizyon koltuğuma, televizyon
karşısında yenen fındık fıstığa, bir müşteri beni çıldırtınca ya da kurlar
bir inip bir çıkınca akşam üstü deliliği esnasında saldırdığım
profiterollere rağmen sen bana sağlık ver Allahım.


Elimin altından geçen trilyonlara zeval gelmesin diye gözümün bir ucuyla
kurlara, bir ucuyla bonolara, bir ucuyla hisse senetlerine bakarken şaşı
olma tehlikesine karşı gözlerimi, her gelenle kahve içmekten ülser olan
midemi, topuklu pabuçlarla deforme olan ayaklarımı, bilgisayarla çalışırken
fıtıklar fırtlayan bileklerimi, oturmaktan varis olan bacaklarımı düzelt
Allahım.


Aklımı koru Allahım. Fed ne dedi, Gül ne demedi diye bakarken, aynı anda
akşam pişecek yemeğin malzemesini, çocukların okul taksidini ayarlamaya
çalışmaktan yorgun düşen beynimin gri hücrelerini yenile Allahım. Yurtdışı
piyasalarla yatıp rüyalarında Japon yeni sarılmış suşi yiyen, kabuslarında
müşterilere paralarının nasıl olup ta bir gecede %20 azaldığını açıklamaya
çalışan , Genel müdürlük yetkilileri toplantıda iken cevap ya da onay
bekleyen müşterileri oyalamak için taklalar atan bu kuluna insaf eyle .
Azıcık huzur bulması ve beynini dinlendirmesi için piyasalarda istikrarı
sağla Allahım.


Allahım beni affet. Cehenneminden koru. Çıkmayan krediler, unutulan EFT
ler, Nim artışı adına düşük verilen faizler, ve bu nedenlerle müşterileri
kırmamak için söylenen beyaz yalanlar için beni affet. Astlarıma istediğim
halde veremediğim izinler, ailelerinden çaldığım hafta sonu ve akşam
mesaileri, iş yoğunluğu nedeniyle katılamadıkları , düğünler, okul
gezileri, veli toplantıları, şiir yarışmaları, basketbol maçları ve daha
niceleri için beni affetmelerini haklarını helal etmelerini sağla.


Kızımdan çok mevduat müşterilerime vakit ayırdığım, oğlumdan çok kredi
isteyenlerle konuştuğum, eşimden çok bankacılarla görüştüğüm için beni
affet. 85 yaşındaki annanem yerine müşterilerime kandil/Bayram tebriği
telefonu ettiğim, arkadaşlarımla konuşmadığım kadar müşterilerilerimle
telefonlaştığım için affet.


Tüm gün insanların beni didiklemesine izin verip akşam kalan artıklarımla,
suskun, yorgun, mutsuz benle idare etmeye ailemi ve arkadaşlarımı mecbur
ettiğim için affet Allahım.


Sen yaratansın, herşeye kadirsin.Bu kulunu ve benzer kullarını biran evvel
daha uygun işler nasip ederek bu kıskaçtan kurtar Allahım.


Amin

buena vista
16-09-2007, 21:11
KÜÇÜK bir kasabada yaşayan Yahudi, daha büyük bir şehre yerleşip, ticaret yapmak için, eşeğine binip Kayseri’ye gitmiş.
Bir hana yerleşen Yahudi, getir-götür işlerine bakan çocuğu çağırıp, para vermiş ve;
“Oğlum, git bana öyle bir şey alıp getir ki, hem ben yiyeyim, hem eşeğim yesin. Hem de sabaha kadar eğleneyim” demiş.
Parayı alan çocuk, “Peki amca” diyerek, çarşıya gitmiş. On dakika sonra, kucağında bir karpuz ile gelmiş. Yahudiye;
“Al Amca, bu karpuzun içini sen ye, kabuğunu eşeğin yesin. Çekirdeği ile de sabaha kadar eğlenirsin.”
demiş. Bunu gören Yahudi;
“Bu şehirden bana ekmek çıkmaz. Küçük çocuğu böyleyse, kim bilir büyükleri nasıldır?” demiş ve sabahleyin erkenden, eşeğine binip Kayseri’den başka şehre gitmek üzere ayrılmış.

Master
20-09-2007, 16:41
Medya... Manşet genelde taraflıdır,haberi okumak lazım..

452

buena vista
23-09-2007, 09:44
Ramazana mı varsın, bayrama mı demişler.
Bektaşi kül yutar mı çakıvermiş dalgayı...
Şöyle bir ölçüp biçmiş kocaman ay'ı:
Yok iftarıydı, yok sahuruydu, daha da neler...
Hangi sofraya çöksen düğün çorbasından tut da
Taskebabına, irmik helvasına kadar.
Çerkeztavuğu, hünkârbeğendi de olur bazen,
Pufböreği, tulumpeyniri ve de reçel...
Bayram dediğin üç günde geçer,
Canımın içi elbette bir ay ramazan!
* * *
RAMAZANI yarıladık sayılır, bayrama az kaldı, bereketli iftar sofraları...
Allah kabul etsin!
——

h.pulur@milliyet.com.tr

bikmisbroker
23-09-2007, 17:54
Ordular (http://www.keepmyfile.com/download/67ac6e1892705)
Dosyayi actiktan sonra Klavyenizde F5'e BASIN Lutfen

Ramo
23-09-2007, 20:11
80'lik ihtiyar 20 yaşındaki kıza aşık
olur ve evlenirler.Küçük kasabada büyük
olay yaratan evlilik memnun mesut devam
ederken bir yıl sonra ihtiyar karısını
dogum yapmak üzere hastaneye getirir.
Herkes şaşkınlık içindedir.
Derken hemşire gelip adamı tebrik eder,
-"Bu mükemmel birşey! Bu yaşta bunu nasıl
başardınız ?"
-"Eee" der ihtiyar, "Motoru sıcak tutacaksın
kızım!"Ertesi yıl 80'lik ihtiyarin 20'lik
karısı tekrar hamile kalır ve yine aynı
hastaneye gelirler. Hemşire yine büyük bir
şaşkınlık içinde, -"Tebrik ederim, bu
olağanüstü birşey!" deyince ihtiyar kıs kıs
güler, -"Sana söyledim. Motoru sıcak tutacaksın!"
Bir sonraki yıl, ihtiyarın karısı yine
hamiledir ve karısı doğumhanede iken gelen
hemşire ihtiyara, "Vay be ne erkekmişsin!"der.
ihtiyar, "Motoru sıcak tutacaksın" diye
cevap verince hemşire atılır:
-"Eh artık yağı değistirsen iyi olacak.
Bu defaki zenci!"

Lizzy
24-09-2007, 16:02
İbadet,eğitim,hapis,hırsız

Adam,yıllarca ülkesinden uzak kaldıktan sonra nihayet yurda dönmüştür.Havaalanından bindiği taksiyle şehre doğru giderken,şoföre sigara almak için tütüncüde durmasını söyler.’Tütüncüde ne yapacaksınız beyim?’ diye sorar taksi şoförü.

-Sigara alacaktım…
-Sigaraları artık camilerde satıyorlar beyim…
-Camide mi?Yahu cami Allah’ın evidir,oraya ibadet etmeye gidilmez mi?
-Hayır beyim,ibadet için artık üniversiteye gidiliyor…
-Allah Allah!Peki o zaman eğitim nerede yapılıyor?
-Eğitim hapiste yapılıyor beyim…
-Hapiste hırsızlar yok mu?
-Hırsızlar artık iktidarda beyim…

(Bunu Yalçın Bayer’in köşesinde okudum.Keşke fıkra olaydı)

buena vista
29-09-2007, 15:01
Basibos bir esek nasilsa camiye girmis..Hoca esegi döverek disariya çikarmaya
ugrasirken, oradan geçen bir Bektasi babasi bu hali görerek hocaya sormus;
-Esegi niçin dövüyorsun be hoca efendi ?
Hoca hisimla cevap vermis;
-Gelmis camiye girmis..
Bektasi hocayi teskin ermek için söyle demis;
-Canim hoca efendi, onun akli erer mi? Hayvan oldugu için yapmis bir yanlislik
girmis camiye, bak ben giriyor muyum hiç ?

buena vista
30-09-2007, 09:50
PİLOT Temel telsize var gücüyle bağırıyordu;

- Ula, sağ motor bozuldu. Düşeyrum, düşeyrum. Meydey düşeyrum. Kule düşeyrum.

Kule hemen cevapladı;

- Mesaj anlaşıldı. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin.

Temel gayet ciddi :

- Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk.

meraklı
01-10-2007, 12:19
Başka ne denebilir ki....(..):

buena vista
01-10-2007, 20:45
EVLi ERKEK DUASI
> Allahim...
> Karimi her turlu tehlikeden koru,gerekirse ben
> tehlikeye atlayayim.Onu hic yorma,gerekirse ben yorulayim
> O calismasin,ben calisayim
> O hasta olmasin,ben olayim...
> Allahim o aldatmasin,ben aldatayim
> Benim guzel karim dul kalmasin,ben kalayim...
> Elhamdurusu ile Kizlar surusu ile Sabah birisi ile
> Aksam yenisi ile...
>
>
> EVLi KADIN DUASI
> Allahim lutfen bana;
> Deniz kadar etkileyici bakislari olan ve yakisikli (Aliye),
> Ferit kadar kibar ve olgun (Bir Dilim Ask),
> Selim kadar zeki ve zengin (Bir istanbul Masali),
> Baran kadar karizmatik (Haziran Gecesi),
> Cem kadar sadik ve eglenceli (Avrupa Yakasi),
> Polat kadar guclu (Kurtlar Vadisi)
> Mithat kadar becerikli (Sahra) ve
> Niko kadar fedakar ve kararli (Yabanci Damat)
> biriyle tanisma firsati ver. Ver de, evdekini kapiya koyabilmek icin yeterince
> cesaretim olsun. Yoksa televizyon karsisinda
> ihtiyarlamaya devam edecegim!
> Elhamdulillah eriynen, Yakisiklilar suruynen,
> Hergun baska biriynen,
> >>Nasip eyle yarabbi

bir dostun e- mailinden..

zumbul
02-10-2007, 12:00
İSTANBUL'a Londra havası vermek için, gittiler, çift katlı otobüs getirdiler.

Malum, çift katlı otobüsler Londra'da soldan gidiyor, duraklar solda, bu
yüzden kapıları da solda...

Bizde sağdan gidecek, duraklar da sağda.

'N'aapıcaz?'

Estetik ameliyat!

Soldaki kapıları iptal ettiler. Kapıları sağa aldılar.

Sonra...

Çift katlılar yetmedi.

E metro da yapmamışlar.

'N'aapıcaz?'

Metrobüs diye bir şey getirmeye karar verdiler.

Adında metro var ama, metroyla alakası yok.

İmitasyonu.

Yolun ortasına yol yaptılar. Durakları da, yolun ortasındaki yolun ortasına
yaptılar. 50 tane dediler, getire getire, anca 2 tane getirebildiler.
Gerisini okulların açılışına yetiştiremediler.

'N'aapıcaz?'

Çift katlıları, metrobüs yolunda sefere koydular. Koydular da... Çift
katlıların kapısı sağ tarafta olduğu için, yolun ortasına koydukları
duraklar da çift katlıların solunda kaldığı için, indirme bindirmeye
yanaşamıyor!

'N'aapıcaz?'

Mecburen, kapıları sağ tarafta olan çift katlıları, yolun solundan götürmeye
başladılar.

*

Olduk mu sana Londra?

Olduk.

Üstelik, Eindhoven da olduk!

*

Çünkü, öyle titiz bir çalışma yapılmış ki, Hollanda'dan apar topar
kiraladıkları metrobüslerin durak levhalarını sökmeyi unutmuşlar! Eindhoven
otobüsüne binersen, Cevizlibağ'a gidiyorsun... Utrech otobüsüne binersen,
Topkapı.

*

Karıştırmamak lazım. Binince soruyorsun...

- Nereye gidiyor kardeş?

- It kan niet sprek Turks!

- Ne?

- Ben anlamiyo Turkce...

Şoförler Hollandalı iyi mi!

Metrobüs dediğin, bildiğin körüklü otobüs...

Hadi diyelim ki, metrobüs yapamıyoruz, yerli şoför de mi yok birader? Niye
Hollandalı?

(Parantez açıp uyarıyorum... Fenerbahçe maazallah PSV'ye yenilirse,
Eindhoven hattındaki şoförleri döverler, haberiniz olsun.)
*

Neyse... Dedik ya, bu metrobüs, imitasyon metro... Rayı yok, yine de tek hat
üzerinde gidiyor.

Ama sadece gidiyor... Gelemiyor!

Hattın başladığı ve bittiği yere, U dönüşü için yer yapmamışlar... Yol
bitince, apışıp kalıyor!
'N'aapıcaz?'

Pazarda domates kontrolü yapması gereken zabıtalar, E5'e fırlıyor, el kol
işaretleriyle trafiği kesiyor, metrobüsleri yoldan öbür yola çıkarıp,
yeniden öbür yola döndürüyor!

Döndürüyor ama...

Trafik de felç oluyor bu arada.

'N'aapıcaz?'

Buldukları çare şu... Trafik yoğunluğuna çözüm olarak getirdikleri
metrobüsler, trafiğin yoğun olduğu saatlerde seferden çekiliyor... Trafiğin
rahat olduğu saatlerde, sefere konuyor!

*

Evet...

Düzelteyim derken bozan, kaş yapayım derken göz çıkaran, 'uçakla deveyi' yan
yana getirmeyi başaran arkadaşların, son iki marifetinden biri maalesef bu:
Metrobüs.

Öbürü de, Anayasa.

*

Bakın, durup dururken, devrim otoyoluna, tali yol açmaya çalışıyorlar...
Atatürk kapısını kapat! Türbana öğrenci pasosu ver. Laikler taksiyle gitsin,
anca giderler, falan... Zaten kalabalığız, itiş kakış, haliyle, yer kavgası
başladı... Kürt kökenli vatandaşlarımız, illa pencere kenarında oturmak
istiyor. Aleviler, ayakta kalmaktan rahatsız. Kimi vitesi geriye takıyor,
kimi direksiyona atlıyor.

Koridorlar mescit.
Durak levhasında 'Brüksel' yazıyor.

İşin hazin tarafı...

Bindik bir alamete, U dönüşü yapacak yer yok.

Ramo
06-10-2007, 15:36
Temel don almaya gitmis.


Satici kiz sormus:


- Slip mi giyersiniz?


Temel cevap vermis:


- Pazen silip giyerim, pazen de silmeden giyerim!!! :)))

buena vista
07-10-2007, 09:01
TEMEL NATO’da havacı olarak askerliğini yapıyormuş. Komutan askerlere paraşütle nasıl atlanacağını öğretmiş;

- Uçaktan atlayınca birinci ipi çekeceksiniz. Paraşüt açılmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açılmadı, o zaman Meryem Ana’ya dua edeceksiniz.

Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker paraşüt açılmaz, ikinci ipi çeker yine açılmaz. O sırada yere yavaş yavaş süzülen komutanının yanından geçerken sorar;

- Komutanım, komutanım.. O karinin adi neydi?

AnnE
10-10-2007, 12:41
458


nerden aklıma geldi kimbilir...

dentist
15-10-2007, 11:47
Adam, karisinin kedisinden nefret etmektedir. Kadin evde yokken arabaya attigi gibi uzak bir mahalleye birakir hayvani.. Eve geri gelir bakar bizimki kanepenin üzerinde misil misil uyuyor..

Ertesi hafta daha uzaga birakir.. Geri gelir bizimki gene kanepenin üzerinde!.. Bir hafta sonra daha da uzaga birakir, geri gelir, gene evde!.. En sonunda alir hayvani gider, gider, gider.. Aksam evin telefonu calar..
Karisi telefonu acar. Karsisinda kocasi.
"Alo? Necla kedi evde mi?"
"Evdeee.."
"Ben kayboldum versene su hayvanoğluhayvanı bana yolu tarif etsin.."

dentist
15-10-2007, 19:51
Öğretmen derste sormuş:
'Çocuklar dil balığı neden yassıdır?'
Önden biri parmak kaldırmış :
'Hocam bana amcam anlatmıştı, balinanın teki ona bi kaymış yassılmış.'
Öğretmen kızmış ve "bi daa böle bişey dersen seni sınıfta bırak ırım" demiş.
Ertesi gün öğretmen tekrar sormuş:
'Peki istakozun gözleri niye dışardadır ?'
Aynı çocuk parmak kaldırmış
'Hocam onu da amcam anlattı o sırada istakoz da ordaymış..'

buena vista
16-10-2007, 20:36
Otomobil kazasında ölen yaşlı çift, doğru cennete gönderilirken görevli anlatmaya başlar: "Şu denize bakan villa sizin. Yanında tenis kortu, yüzme havuzu ve golf parkuru var. İstediğiniz herhangi bir şey için şu düğmeye basmanız yeterli. Cennet görevlileri derhal takdim edecekler.." Görevli ayrılınca, adam karısını azarlamaya başlar.. "Allah seni kahretsin Vildan, hep senin hatan.." "Nasıl yani bey?!" "O Allah'ın belası yürüyüş programların, vitamin hapların, yulaf çorbaların, içki, sigara yasaklamaların olmasa buraya yıllar önce gelecektik.."

Ramo
23-10-2007, 21:13
Dogu illerindeki bir aganin en buyuk zevki, kar uzerine çişiyle imzasini atmakmis. Bu nedenle kar yagmaya basladigi andan itibaren koyde hayvanlar dahil hic kimse sokaga cikamazmis. Kar biraz kalinlasinca, aga sirtina kurkunu giyer ve koy meydanina gelirmis. Yaninda da aganin en yakin yardimcisi Haso.
Aga sirtini koye dogru doner sonra sorarmis:
"Ula Hasso, ahali bakiy mi?"
Hasso cevap verirmis:
"Evet agam, hepisi de bir olmus, pencerelerden bakir."
Aga cisiyle karin uzerine imzasini atarmis "Abdullah Cizrelioglu", sonra da bir nokta koyarmis ve sorarmis:
Hala bakirler mi?"
"He agam, hem bakirler hem de cilgin gibim alkislirler."
Her sene ayni toren surermis. Aradan 7 yil gecmis. Aga yine kar tuttuktan sonra cikmis koy meydanina. Sormus Hasso'ya:
"Ahali bakir mi?"
"He agam bakirler, kopekler, kediler bile camdadir."
Aga adini yazmaya baslamis "Abdullah" diye. "Cizreli" demis ki,
kalakalmis, cunku yas geregi prostat. Halka rezil olmak var. Alcak sesle Hasso'ya sormus:
"Bakirler mi?
"He agam bakirler de, sen ne diye durdin ogle?"
Aga caresiz "Ula gel yanima, arkani don ahaliye, tamamla sunu" diye emretmis. Hasso bir an durmus, sonra cisini yapmaya hazirlanmis ve aganin kulagina egilmis "Agam" demis, "Kirk
yildir kafama vurdin salak dedin, sirtima vurdin aptal dedin. He bu kulun okumayi yazmayi sokemedi ki, tut da yazinin devamini sen yaz."
Kissadan hisse alinacak ders "Isini gordurecegin adamin egitimini sakin ihmal etme yoksa ...tutarsin

buena vista
28-10-2007, 08:37
BİR gün adamın biri yeni taşındığı mahallenin kahvehanesine gider. Oturur ve çayını içmeye başlar, o sırada yan masadaki adamların masaya 1 YTL, 5 YTL ve 20 YTL koyduklarını görür. İçeri her halinden akıl hastası olduğu anlaşılan biri girer ve 5 YTL’yi alıp kaçar. Bunun üzerine masadaki ve kahvehanedeki diğer adamlar hep birlikte gülmeye başlarlar ve delinin arkasından enayi diye seslenirler.

Adam konuşmalardan bunun sürekli olarak yapıldığını ve delinin her seferinde 5 YTL’yi aldığını öğrenir. Daha sonraki bir gün deli ile yolda karşılaşan adam deliye sorar:

- Niye her seferinde 5 YTL’yi alıyorsun?

- Ben deliyim ama enayi değil, eğer 20 YTL’yi alırsam bir daha oynamazlar da ondan.

zumbul
29-10-2007, 10:05
Memleketimin kadınının sinirli kavgacı asabi erkeklerini de çok kesmişliği vardır aynı aletle

huzurlarınız da Girebi

Son duyumlarıma göre pentagon bu etkili silahdan bir milyon adet sipariş etmiş hafize yi izleyince :p

http://www.youtube.com/v/sR2zepuO-Ns


Konuyu bilmeyenler için haber linki;
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/7553895.asp?top=1

dentist
01-11-2007, 18:45
ABD farki!
Bir Ingiliz doktor diyor ki:
- TIp bilimi bizde oyle ilerledi ki.. Bir adamIn beynini aldIk, bir başkasIna koyduk, 6 haftada iş arayacak hale getirdik.
Alman doktor diyor ki:
- Bu hicbir şey degil; biz bir adamIn beynini cIkarIp başkasIna koyduk ve 4 haftada savaşa hazIr hale getirdik.
AmerikalI doktor da 'Beyler siz cok geridesiniz' diyor:
- Biz Teksas'tan bir beyinsizi aldIk Beyazsaray'a koyduk. şimdi ulkenin yarIsI iş arIyor, yarIsI da savaşa hazIrlanIyor!.

buena vista
05-11-2007, 18:43
http://img105.imageshack.us/img105/8943/12060hh0.th.jpg (http://img105.imageshack.us/my.php?image=12060hh0.jpg)

Master
08-11-2007, 14:06
Sevinç İnönü bir gece evde ses duymuş... Erdal evde fare var galiba.. ben kedi miyim? Sevinç...

buena vista
11-11-2007, 09:34
ÜÇ genç kız göl kıyısında arabadan indiler. Çevrede kimsecikler yoktu. Soyunmaya başladılar. İlk soyunan, mayosunu giymeye gerek görmeden göle doğru ilerledi. Suya dalacakken, bir bekçi arkasından seslendi;

- Bayan, burada göle girmek yasak.

Kıpkırmızı olan genç kız, arabaya doğru giderken;

- Soyunmadan önce söyleseydin ya!

diye bağırdı. Bekçi;

- Soyunmak yasak değil ki...

buena vista
18-11-2007, 09:45
TEMEL ehliyet sınavında kan ter içinde araba sürüyormuş. Hocasına dönüp; "Hocam bu yayalara çok gıcık oluyorum. Ne zaman araba sürmeye başlasam önümden bir oraya, bir buraya koşuşturup dururlar" demiş.

Kurs öğretmeni:

"Sakin ol Temel, sen önce şu kaldırımdan aşağı in, onlar o zaman koşuşturmazlar."

Master
21-11-2007, 09:18
Bir doktor, hemşiresiyle buluşmalara başlar. Bu buluşmalardan kısa
bir süre sonra, hemşire gelir ve hamile olduğunu söyler. Ama Dr. bu
olayı karısının duymasını istemediğinden, hemşireye bir miktar para
verip İtalya'ya gitmesini ve çocuk doğana dek orada kalmasını ister.

-"Bebeğin doğduğunu size nasıl haber vereceğim?"
diye hemşire sorar:
"Bana hemen bir kart gönder ve arkasına " spagetti " diye yaz. Ben
durumu anlarım. Başka bir açıklama yapmana gerek yok."
der doktor.

Hemşire parayı alır ve uçağa binip İtalya'ya gider. Altı ay sonra,
bir gün doktorun karısı evden arar ve doktora;
"Sevgilim, bugün postadan senin adına Avrupa'dan postalanmış ilginç
bir kart geldi. Ama ne anlama geldiğini anlayamadım..."

"Peki karıcığım, ben akşama eve gelince sana gerekli açıklamayı
yapacağım" der doktor ve telefonu kapatır.

O akşam doktor eve geldiğinde; kartı alır okur ve kalp krizinden
olduğu yere düşer. Acil yardım ve tıbbi müdahalelerin sonunda doktor
kendine gelir...Biraz rahatladıktan sonra, karısı kartı alır ve
okur:

"Spagetti, spagetti, spagetti, spagetti - ikisi, sosisli, ikisi;
sade".

dentist
21-11-2007, 10:28
http://i1.tinypic.com/7yptl76.gif

dohol
23-11-2007, 07:01
Kadinin basi cok agriyormus.Demisler ki bir

psikiatrist var.Harika tedavi ediyor. Neyse,

gitmis doktora, aksam eve gelince kocasi sormus:

- "Ne oldu" diye.

- "Valla, bana telkin onerdi, bir yere oturup

kafami iki elimin arasina alip sallana sallana

'bu kafa benim degil, bu kafa benim degil" diye

tekrarlayacakmisim. "


Kadin 3-4 gun bu ise devam etmis ve basagrilari

tamami ile gecmis.Ancak bu sirada kocasinda bir

sorun baslamis. Adamda tik yok. Geceleri

sirtini donup yatiyor. Iliski miliski hak getire.

Sonunda kadinin da israri ile adam da ayni doktora

gitmis. Aksam eve gelince kadin ne oldu demis. Adam:


- "Birak yaa demis, bana da telkin onerdi ama ben

oyle sacma seyleri yapmam" demis,demis ama o gunden

sonra adam olmus bir canavar. Eve gelince kadini

hemen yakalayip yataga atiyor. Durum felaket.


Neyse herkes cok memnun ama kadin da bu isin nasil

oldugunu merak ediyor. Bir gun kadin eve gelmis.

Adam:


- "Hadi karicigim demis, sen hemen yataga gir,

ben bi banyoya gidip geleyim" demis.

Kadin gizlice adami takip etmis. Ne gorsun.

Adam banyoda klozete oturmus, kafasini iki elinin

arasina almis sallaniyor.

- "Bu kari benim degil, bu kari benim degil"

buena vista
25-11-2007, 07:35
TEMEL’le Fadime yeni evliymiş. Temel her sabah dağın eteğindeki kasabaya inip gazete alıyormuş. Birkaç ay sonra bıkmış. Fadime’ye; "Bundan sonra gazetelerimi her gün sen alacaksın Fadime" demiş.

Birkaç ay sonra, Fadime de her sabah o kadar yol yürümekten bıkmış ve çözüm yolu olarak bir gidişte 7 tane gazete almaya ve her sabah birini vermeye karar vermiş. İlk altı gün Temel’in hiç tepkisi olmamış. Yedinci gün, Temel, Fadime’ye dönmüş ve; "Fadime, dünyada ne kadar çok salak adam var, aynı adam aynı ağaca aynı arabayla 7 gündür çarpayi" demiş...

S.Kizilot``un pazar yazisindan.. (Hürriyet)

dohol
05-12-2007, 22:09
ERKEKLER HIC BIR ZAMAN BUNLARI DEMEZLER!..

1: Maç önemli degil diziyi seyredelim

2: Birlikte alisverise cikmayi özledim

3: Gögüslerin fazla büyük

4: Sadece salata yiyecegim

5: Galiba yalnis yola saptim bilen birine soralim

6: Ayaktayken sana da bir çay koyayim

7: Karar veremiyorsan 2 ayakabiyi da alalim

8: Bu aksam olmaz basim agriyor

9: Aldatmak cok sacma

10: Seninle sohbet etmek varken kahvaltida neden gazete okuyayim?

dohol
06-12-2007, 08:44
Yapılan bir araştırmada Kadinlarin Arkadaslari:

Bir kadin butun gece eve gelmemis. Ertesi sabah kocasina, gece
bir arkadasinda kaldigini soylemis. Kocasi karisinin en yakin 10
arkadasini aramis ve hicbiri karisinin kendisinde kaldigini onaylamamis.


Erkeklerin Arkadaslari:

Bir adam butun gece eve gelmemis. Ertesi sabah karisina, gece bir
arkadasinda kaldigini soylemis. Karisi kocasinin en yakin 10 arkadasini
aramis ve 5 tanesi kocasinin kendisinde kaldigini onaylamis ve diger 5
tanesi ise kocasinin hala kendisiyle birlikte oldugunu iddia etmis.

İşte arkadaşlık budur. :friends:-

dentist
06-12-2007, 16:34
Tayyip'le Bush ilk bulusmalarinda birbirlerine hava atarlar...Bush, Tayyip'e "Bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz" der. Tayyip altta kalmaz ve karsilik olarak "Bizde öyle bir teknoloji var ki,partimizin bütün üyelerine 100 metreyi 3 saniyede kosmayi ögretiyoruz" der.Türkiye'ye döndügünde Tayyip'i bir düsünce alir. Danismanlarini çagirtir veattigi palavrayi anlatir. "Haftaya Bush geliyor. Yalanimiz ortaya çikacak, acaba ne yapsak?" diye sorar.Danismanlarindan biri hemen yanitlar: "Onlara ölüyü nasil dirilttigini sordunuz mu?" "Hayir sormadik" "O halde hiç korkmayin baskanim, alin Bush'u Anitkabir'e götürün. Atatürk'ü diriltmesini isteyin.Diriltmezse o rezil olur. Yok eger diriltirse,siz zaten 100 metreyi 3 saniyede kosarsiniz!!!"

dohol
06-12-2007, 19:13
Kızlar Kamyon Şoförü Olursa Kamyon Arkası Yazıları

---gaz fren şanzuman
manikürsüz halim duman

---sen batan güneş
ben yollarda kremşanti

---miras değil sevgilim hediye etti güzelim

---bir sana hastayım
diyete girdim yastayım

---kulağıma takarım küpe
geçemez beni hiç bir züppe

---torpidonda aseton yoksa güselim
mühim değil ben mazotlada silerim

---nazar etme ne olur evlen seninde olur

---Daha manikür yaptırmadım , saçım ne halde
görüyorsun ya
Polis abi bekletme yarın saat 2 de kavşakta:hug:

---Rujum biter yolumm bitmez..
çocukta yaparım kamyon şöförlüğüdee =))

Master
07-12-2007, 09:22
Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr



Oisidi bize imreniyor


"Rahmi Koç’un maaşıyla senin maaşı topla, 2’ye böl, çıkan rakam, senin kişi başına düşen milli gelirin oluyor" diyordum, inandıramıyordum.

Hatta...

Bazı "objektif ve tarafsız" arkadaşlar, "hesap bilmediğimi" iddia ettiler, "haysiyetsizce davrandığımı" yazdılar.

*

Kırılıyor tabii insan.

*

Ama, Allah’tan AKP var.

İmdadıma yetiştiler.

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanımız Mehmet Şimşek, tane tane anlattı...

"Ücretler çok düşük diyorlar, bir sürü gürültü, İngiltere’de aylık bağlama oranı 1.25, bizde 3, şimdi bunu 2’ye indiriyoruz, ortalama ücreti alın, kişi başına milli gelire bölün, OECD ülkeleriyle kıyaslayın, en yüksek ücret verenlerden biriyiz..."

*

Anlaşılmayan bir şey?

Yok herhalde.

*

Sizin maaş oisidi’den iyi.

*

Kimler var oisidi’de?

Almanya, Fransa, Danimarka, ABD, İtalya, Avusturya, İsviçre, Belçika, Kanada, Hollanda, Norveç, İngiltere, Avustralya, Finlandiya, Japonya filan...

*

Diyeceksiniz ki, nasıl olur?

Kardeşim, bakan anlatıyor ya...

Anlamıyor musunuz?

Mesela, Türkiye’deki Ceo’ların ortalama maaşıyla, Kanada’da Burger King’de çalışan garsonların ortalama maaşlarını al, kişi başına milli gelire böl, hangisi büyük?

Veya...

Türkiye’deki banka genel müdürlerinin ortalama maaşının kişi başına milli gelire bölünmüş hali, Japonya’daki suşicilerin ortalama maaşının kişi başına milli gelire bölünmüş halinden küçük mü?

Onu diyor bakan.

*

Aslında az bile diyor.

*

Çünkü, siz şimdi, sizin maaşı alın...

Brent petrolün variliyle çarpıp, Norveç Kronu’na bölün, Dow Jones endeksinden çıkarıp, carry trade’e ilave edin, ilk başta size tutturduğum sinek 2’liyi de desteye karıştırın... Ne etti? G8’den zenginsin!

*

Hadi hayırlı işler...

Bozdurup bozdurup harcayın.

buena vista
09-12-2007, 09:23
ASKERDEN yeni dönen ve iş arayan delikanlı, gazetede iş ilanı okur. Büyük bir müzikhol, striptizci kızlar için diplomalı bir masajcı arıyor. Hemen bildirilen adrese gider ve kendini tanıtır.

- Efendim. Aradığınız bütün vasıflara sahibim. Bunlar da diplomalarım. Eğer kabul ederseniz hemen striptizci kızlara masaj yapmaya başlayabilirim.

Yetkili kişi, diplomalarını inceler ve sorar:

- Ayda 500 YTL kabul mü?

Delikanlı, acınacak bir yüz ifadesiyle;

- Efendim, uzun zamandır işsizim. Mümkünse biraz indirin, bu kadar parayı her ay veremem...

Master
11-12-2007, 06:51
Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr


İnceleme ödülü!


CUMA gecesi...

Isparta’da uçak düştü.

7 gün sonra...

Cuma gecesi.

*

İslam’da yoktur aslında...

Hurafedir.

Ama geleneklerimize göre, ölenin 7’si çıktığında, tanıyan herkes cenaze evinde biraraya gelir, topluca dua okunur. Hurafe bile olsa, kimseye zararı yoktur bu ritüelin... Kaybedilen sevgiyle anılır, geride kalanların yürek yarasına pansuman olur.

Dayanma gücü verir.

*

Ne oldu 7’sinde?

Şu oldu...

*

Günler torbaya girmiş gibi, faciadan sadece 7 gün sonra, İstanbul’da, 5 yıldızlı bir otelde, kokteyl verildi, "Yılın Başarılı Havacılık Ödülleri" dağıtıldı.

*

"Yılın Başarılı Havacılık Yöneticisi Ödülü" kime verildi?

Isparta kazasından sonra hakkında inceleme başlatılan Sivil Havacılık Genel Müdürü’ne verildi.

*

Isparta kazasından sonra hakkında inceleme başlatılan Sivil Havacılık Genel Müdürü’ne, "Yılın Başarılı Havacılık Yöneticisi Ödülü"nü kim takdim etti?

Ulaştırma Bakanı.

*

Ulaştırma Bakanı tarafından "Yılın Başarılı Havacılık Yöneticisi Ödülü" takdim edilen Sivil Havacılık Genel Müdürü hakkında, Isparta kazasından sonra kim inceleme başlatmıştı?

Ulaştırma Bakanı.

*

Memleketime el Fatiha kardeşim...

El Fatiha.

dohol
11-12-2007, 20:11
Amerikali sadece paraya ve maddiyata dayali hayatindan bikip usaninca herseyi satip savmis, Hindistan'a gitmis. Memleketin kus uçmaz kervan geçmez bir kösesinde yasayan, söhretini duydugu bir gurunun kapisina dayanmis. Yalvarmis, yakarmis ve sonunda esigi asmayi basarmis.

Guru, otlardan, samanlardan yapilma bir kulübe göstermis Amerikali'ya. 'Burada inzivaya çekileceksin' demis. 'Kimseyle görüsmeyeceksin, kimseyle konusmayacaksin, su ve ekmekle yetinip tefekküre dalacaksin!..'

On sene geçmis. Guru, on sene sonra bir gün Amerikali'yi yanina çagirtmis: "3 kelime söyleme hakkin var. Seni dinliyorum!"

Zar zor konusmus Amerikali: - Karnim çok aç!

"Günlük tayinini biraz artirin!" demis guru ve kulübesine geri göndermis.

Bir on sene daha geçmis. Tekrar yanina çagirtmis: "3 kelime söyleme hakkin var. Dinliyorum!"

- Yatak çok sert!

"Altina biraz daha saman ilave edin!" demis, kulübesine geri göndermis.

Bir on sene daha geçmis, guru, bir kez daha yanina getirtmis Amerikali'yi. "3 kelime hakkin var. Dinliyorum!"

- Evime gitmek istiyorum!

- ...tir git ulan nereye gideceksen! Zaten geldiginden beri vir vir vir, devamli sikayet...

:p :p :p

hazan
12-12-2007, 05:12
Adamin biri oksuruk sikayetiyle doktora gitmis ve derdini anlatmis. Aksilik ya doktor adama yanlislikla oksuruk ilaci yerine mushil ilaci vermis ve demis ki: - "Bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanima gel." Adam bir hafta sonra geldiginde doktor:
- "oksurugun nasil oldu?", diye sormus. Adam cevaplamis.
-"Cesaret edip de oksuremiyorum ki!"

buena vista
16-12-2007, 09:04
YEŞİLAYCI bir bilim adamı, konferansında dinleyicilere sormuş:

- Bir eşeğin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, diğeri rakı. Hangisini içer?

Yanıtı kendi veriyor: "Tabii suyu."

Ardından soruyor, "Neden?"

Arka sıralardan bir ses, "Eşekliğinden..."

buena vista
23-12-2007, 09:07
BİR gün Temel’in abisi ölür. Cenaze namazı kılınırken Temel namazı kılmaz bir köşede oturur. Bunu gören Dursun, Temel’e; "Ula Temel sen niye cenaze namazı kılmaysun?" der.

Temel ise; "Ben cenaze namazı kılmayi bilmeyrum" der.

Aradan 2 hafta geçer. Temel’in kaynanası ölür. Cenaze namazında cemaat Temel’i en ön safta görür. Namaz sonunda Dursun Temel’e:

- Ula Temel sen hani cenaze namazı kılmayi bilmeydun?

Temel ise şöyle der:

- Haçan bu cenaze namazi değildur ki bayram namazidur.

janus
26-12-2007, 08:10
SIK sık duyuyoruz...

"Türkiye’yi toryum kurtarır."

"Bor ihya eder."

"Volfram borçlarımızı öder."

Safsata...

Türkiye’yi uçuracak olan maden, kömürdür, kömür... Uranyuma 5 basar!

*

Bakın dün, valilere ve kaymakamlara hitaben konuşan Başbakan, dedi ki:

"Nerede fakir var, nerede garip var, arayacaksın, bulacaksın... İcabında sayın valim, sayın kaymakamım, atlayacaksın kamyonun şoför koltuğuna, sen gideceksin, kapıyı çalacaksın, kömürü sen vereceksin... Bunu yaptığın gün, bu Türkiye ne olur biliyor musun? Uçar, uçar..."

*

Demek ki neymiş?

Veriyorsun kömürü... Türkiye uçuyor!

*

Take off yani.

*

Toryum ver... Uçmaz.

Tezek ver, daha iyi.

İster yakar, yakmazsa, duvar yapar.

N’aapsın toryumu moryumu.

*

Açalım biraz...

Kaç milyon aileye kömür dağıtılmış biliyor musunuz? 8 milyon aileye.

Kaç hane var Türkiye’de? 17 milyon.

Yarısı.

2 kişiden 1’i.

Onun için, dünyanın hiçbir ülkesinde kömürle milletvekili olamazsın.

Burada olursun.

*

Onun için, bankalardan fabrikalara, limanlardan telefonlara kadar her şeyi satıyorlar... Tarlaları, yolları, gölleri, nehirleri, barajları satıyorlar.

Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu ile Taş Kömürü Kurumu’nu satmıyorlar.

Satmazlar.

Çünkü bu ülkede "stratejik, jeopolitik" hatta "demokratik" önemi olan ve "asla başkasının eline geçmemesi gereken" nedir?

Kömür.

*

Geçti Bor’un pazarı...

Hálá mı farkında değilsin?

Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr

buena vista
30-12-2007, 08:35
TEMEL, Fadime ile nişanlanmış. Fadime’yi arabasına almış, gezmeye çıkarmış. Arabayla bir yerlerde durmuşlar. Kalkarken Temel vitesi bire almak istemiş, eli Fadime’nin eline değmiş. Fadime kızarmış. Temel de utanmış.

Günler geçmiş. Nihayet evlenmişler. Balayına arabayla Bodrum’a yola çıkmışlar. Bodrum’da otel vardıklarında Temel el frenini çekmiş. O sırada yine eli Fadime’nin eline değmiş. Fadime yine kıpkırmızı olmuş. Ama laf etmekten de geri durmamış;

- Ula Temel, artuk evlüyüz daaa, daha ileri cidebülürsün.

Temel bunu duyunca hemen el frenini indirmiş. Marmaris’e doğru yola çıkmışlar.

buena vista
06-01-2008, 16:51
ADAM geçirdiği ameliyattan sonra hastane odasında ayılırken başucunda oturan karısını görmüş, "Oh hayatım..." demiş gözlerini aralayıp gülümseyerek "Müthiş güzelsin..." ve hemen tekrar bayılmış. Biraz sonra tekrar kendine gelip, "Karıcığım.. Hoşsun..." demiş.

"Aaa?.." diye cevap vermiş karısı, "Önce ’Hayatım çok güzelsin’, sonra sadece ’Hoşsun’ ne oluyor öyle?"

"Ah karıcığım" demiş adam, "Herhalde ilaçlar etkisini kaybetmeye başladı..."

buena vista
13-01-2008, 09:02
TEMEL ile İdris şanslarını denemek için kumar oynamaya karar vermişler. Şansları bir türlü yaver gitmemiş ve beş parasız kalmışlardır. Kumarhaneden çıkarken, İdris çırılçıplak vaziyette uygunsuz yerlerini elleriyle kapatmıştır. Temel’in ise sadece ayağında paçalı donu vardır.

İdris, Temel’e dönerek; "Ula Temel sana gıpta edeyrum" der. Temel, bunun nedenini sorduğunda İdris; "Kumarda nerede duracağunu bileysun" cevabını verir.

buena vista
13-01-2008, 09:53
YİNE gündemde vergiler var. Devlet vergilerle uğraşıyor. Uğraşmayıp da ne yapsın, devlet çarkı nasıl dönecek?
Toplayabildiği kadar toplayacak, aylık verecek, yol yapacak, okul açacak, kalanı da, Allah kabul etsin oraya buraya harcayacak.
Tarih boyunca vergi, hep sevimsiz olmuştur, kim vergi lafını duysa hemen saçları diken diken olur. Ama devletten, şunu isterim, bunu isterim derken hiç de öyle değildir.
* * *
İNSANLAR niye vergiden bu kadar şikâyetçidir.
Kim cebindeki parayı verir ki?
Üstelik devlet zoruyla...
* * *
İNSANLARIN, vergi deyince, iki itirazları vardır.
Bir vergi adaleti, iki verginin harcanması...
Eğer toplanan vergiler adil değil, yani, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmamışsa, bir başka deyimle vergi kaçıranlara engel olunmamışsa, toplanan vergiler abuk sabuk harcanmışsa...
* * *
MADEM vergiden laf açtık, sürdürelim...
Vergi denilince akla maliye ile maliyeci gelir.
Bir papaz ile maliyeci aynı gün ölürler; papaz cehenneme gider, maliyeci ise cennete...
Papazın itirazı vardır:
"Ben 60 yıldır, insanların doğru yola, Tanrı yoluna gitmeleri için günde kaç kere dua ettim! Ya bu maliyeci ne yaptı? Beni cehenneme, onu cennete nasıl koyuyorsunuz?"
Cevap gelmiş:
"Öyle deme, öyle deme" Sen ne zaman kilisede vaaz versen cemaat uyurdu... Ama bu maliyeci ne zaman bir yere gidip defterlere baksa, herkes bildiği, bilmediği bütün duaları okur Allah'a yalvarırdı!"
* * *
BAZI fıkralar vardır, eskidir ama hep yenidir.
Çünkü fıkranın, ana fikri hiç değişmez ki!
Bir sabah ormana maliyeciler gelmiş...
Tilki hemen kaçmaya başlamış, yolda kaplumbağaya rastlamış:
"Hayrola tilki, nereden böyle, niye kaçıyorsun?"
Tilki nefes nefese:
"Maliyeciler gelmiş!"
"Sana ne?"
"Sana ne olur mu? Bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk, maliyeci bu kürklerin hesabını sorarsa!"
Tilki kaçıp giderken, kaplumbağa koşmaya başlamış...
* * *
GÖÇMEN kuşlardan kırlangıç, kaplumbağanın kaçtığını görünce yukarıdan bağırmış:
"Hayrola, ne oldu?"
"Maliyeciler gelmiş!"
"Sana ne?"
"Sana ne olur mu? Bende yazlık ev, hanımda yazlık ev, çocuklarda yazlık ev!"
O da başlamış kaçmaya...
* * *
MAYMUN merak etmiş:
"Nereye yahu?"
"Maliyeciler gelmiş..."
Maymun lafın sonuna gelmeden başlamış kaçmaya, kaçmış kaçmış, sonra bir ara durmuş:
"Ulan aptal maymun, niye kaçıyorsun? Senin kıçın açık, hanımın kıçı açık, çocukların kıçı açık, maliyeci bize ne yapar?"
* * *
BU fıkra bir ara "Ormana komünistler geliyor!" diye anlatılırdı...
Kıçı açık maymunun o gün komünistlerden, bugün maliyecilerden korkacak nesi var ki!

h.pulur@milliyet.com.tr

meraklı
17-01-2008, 13:44
Banka diyaloglarından seçmeler..............


MÜŞTERİ : para çekecektim.
- hangi hesaptan
- benimkinden.
- tamam beyefendi de sizin hesap no.su kaç?
- bilmiyorum.
- isim neydi?
- benim gendimin mi?
- YOK E... (denemiyo tabii..)
********
- günaydın. sizin işlem neydi?
(bir arkada bekleyen bayan ) : sohbet etmeyi bırak da işini yapsana
kardeşim. !
********
MÜŞTERİ : Ben aycell faturasını bankadan yatırdım. ama hattım borcundan
dolayı kapandı.
- nasıl olur? biz aycell tahsilatı yapmıyoruz ki?
- ben oyak'dan yatırdım zaten.
- ?
- ona bi baksak. olmuyo mu? oyak çok kalabalık da...
- olurmu kardeşim. ben nasıl görürüm oyağın hesaplarını?
- şundan baksan?(bilgisayarı gösteriyor.) hani onlar da oradan bakıyo da.
olmuyo mu öyle?
- oluyo canım. hatta elim değmişken tapu da, muhtar falan da işin varsa onu
da aradan çıkaralım.
************
- doğum tarihiniz?
- 57
-tam tarih alıyım?
- 1957
***********
(kredi kartları için call center genelde anne kızlık soyismini ve mezun
olunan ilk okulu güvenlik şifresi olarak kullanıyor)
- mezun olduğunuz ilk okul?
- ben lise mezunuyum.
- tamam da bana ilkokul adı lazım.
- iyi de ben liseyi bitirdim!
- ?
********
- anne kızlık soyismi?
- bilmiyorum.
- (pratiğiz ya!) dayınız soyismi ne?
- ya bi kart vereceniz taa dayımı karıştırıyonuz. istemem kart mart.
(hışımla şubeyi terk eder.)
********
Meraba ben Serkan nasil yardimci olabilirim?
- Benim telefonda bi problem var bankomatta islem yapamadim
- Peki ilk önce telefonunuzun ''menü" tusuna sonra da ''5''tusuna basin...
- Evet... Tamam...
- Ekranda ne var simdi?
- Show tv...
- ???
********
- Iyi günler kredi karti basvurunuz için aramistim sizi...
- Tabi buyrun..
- Mesleginiz nedir acaba?
- Hayat kadini...
- ... Özel sektör yaziyorum ben...
- O da olur!...
********
Kadin : Merhaba ben kredi kartinizla köpek almistim...
Yetkili: Evet efendim?...
Kadin : Bu köpegin kulaklari duymuyor. Acaba sigorta kapsamina giriyor mu?
Yetkili: Ben bi üstüme danisiyim !!!?!!...
********
- Iyi günler, hosgeldiniz, nasil yardimci olabilirim?
- Para çekemiyorum ben...
- Sifrenizi yanlis giriyormussunuz Ahmet bey!...
- Sifre mi? Benim sifrem hep aynidir, Istanbul'un kurtulusu...
- Lütfen, bana sifreyi söylemeyin efendim.
- Hah, tamam hatirladim, 1956!!!
- Efendim o Istanbul'un kurtulusu degil ama...
- Yaaaa!... Kaçti Istanbul'un kurtulusu?
- Efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
- Niye sen de mi bilmiyosun?...
- Biliyorum, ama güvenlik açisindan benim sifreyi bilmemem gerekiyor.
- Ben sana sifreyi sormuyorum ki!... Istanbul'un kurtulusunu soruyorum.
- Evet, ama... ???!!!
********
Buyrun Bankacilik Destek
- Alo ben Konya, Ya benim bu printer çalismiyor!...
- Windowstami çalisiyor?
- Evet
- Bilgisayar printeri görüyor mu Konya?
- Evet, karsi karsiyalar!...
********
-Güvenliginiz için bir kaç soru sormam gerekiyor.
-Dogum yeriniz?
- Erzurum...
- Dogum tarihiniz?
- 23 Ocak 1957
- Annenizin evlenmeden önceki soyadi?
- Anami karistirma lan bu ise!
- ?????!!!!!
********
- Su an bankanizin ATM'sinden maasimi çekemiyorum.
- Üzgünüz efendim geçici bir hatadan ötürü su an tüm sistemlerimiz
off'tadir.
(Bir saat kadar sonra yine arar)
- Ben su an Of'dayim ve hala parami çekemiyorum...

Maili gönderene tşk lerimle...

Yorumcuk: (..):

buena vista
20-01-2008, 09:02
KADININ biri, yolda yürürken yanına pasaklı, pejmürde bir kadın yaklaşır ve karnının aç olduğunu söyler. O da cüzdanından 20 YTL çıkararak sorar;

- Bu parayı sana verirsem, bununla akşam yemeği yerine şarap almaz mısın?

- Hayır, yıllar önce içkiyi bıraktım

- Peki... Bu parayla yiyecek almak yerine, alışverişe gitmez misin?

- Hayır, alışveriş için boş zamanım yok. Bütün zamanımı hayatta kalmak için harcamalıyım.

- Bu parayla yiyecek almak yerine, kuaföre de mi gitmezsin?

- Deli misiniz, 20 yıldır saçlarımı yaptırmıyorum!..

"Pekala" der kadın; "Sana bu parayı vermeyeceğim. Onun yerine seni, kocamla beraber akşam yemeğine götüreceğim."

- Peki... Bunu yaptığınız için kocanız size kızmayacak mı? Çok kirliyim ve muhtemelen iğrenç kokuyorum.

- Sorun değil. Önemli olan, kocamın alışverişten, kuaförden ve şaraptan vazgeçen kadınların neye benzeyeceğini görmesi...

meraklı
21-01-2008, 13:20
Temel maça gitmiş. Sesi kısılmış bağırmaktan. Akşamına Dursun düşmüş aklına, gitmiş. Kapıyı Çalmış. Kapıyı Dursun’un karısı açmış. Temel O kısık sesiyle:

- Tursun evde midur da?
Hatun kişi muzipçe:

- Yok yok, gel geelll….



*** *** ***

Temel’le Fadime evlenmişler. Gün Gelmiş Fadime hamile kalmış. Doğum zamanı ebe çağrılmış. Bebek zenci..

Temel bir bebeğe bakmış, bir Fadime’ye. Başını iki yana sallayıp:

- Ha bu kari da her yaptuğini yakayi da..


*** *** ****


Temel inşaatta çalışıyor, ayağı takılır bir anda onbeş kattan düşüverir aşağı. Ustası heyecanla koşar, yanına gelir:

- Temel , ne oldu??
Temel şaşkın:

- Ne pileyum, daha yeni celdum……

buena vista
31-01-2008, 23:01
“Temel için kız istemeye giderler.
Temel'in babası kızı istedikten sonra kız babası sorar:
- Oğlunizun sigara , içki , kumari var midur?
Temel'in babası cevap verir :
- Hepsi var, bir tek karı eksik!”

dentist
01-02-2008, 22:09
543

dentist
02-02-2008, 11:17
Otobusle Giderken, Bolu Daginda

Verilen Molada Hemen Tuvalete Kosturdu Korkunc Sikismisti.

Şansina Bos Kabin Bulup Kendini Oraya Atti... Tam Oturmustu Ki Yan

Kabinden Bir Ses...

-'merhaba' Dedi.

Adam Saskin;

- 'merhaba' Diye Cevap Verdi.

Ses Devam Etti:

- Nasilsin?

Ilk Defa Basina Boyle Bir Sey Geliyordu...

Yine Saskin Saskin Yanitladi:

- Sagol Iyiyim... Sen Nasilsin?

Ses Sordu:

- Ne Yapiyorsun?

Bir An Tereddut Gecirdi.

Adam Onun Tuvalette Oldugunu Bildigi Icin Mutlaka Ne Yaptigini Da

Biliyordu. Baska Birsey Anlatmak Istedi Ve..

'ben' Dedi , Istanbul'dan Ankara'ya Gidiyorum.

-sen Nereye Gidiyorsun?

Adamin Sonraki Cumlesi Bu Muhabbeti Sona Erdirdi..!

- Hayatim, Telefonu Kapatiyorum. Yandaki Tuvalette Bir Gerizekali Var. Sana Sordugum Sorulara Yanit Verip Duruyor. Ben Seni Sonra Ararim.....

buena vista
03-02-2008, 08:25
UÇAKTA hostes bir papaza sorar:

- İçki olarak ne emredersiniz? Viski, cin, şarap?

Papaz sorar:

- Kaç metre yükseklikte uçuyoruz kızım?

- On bin metredeyiz peder.

- O halde sen bana su getir kızım, patrona yakın sayılırız, ayıp olur.

buena vista
11-02-2008, 19:06
Solomon’un eşi ölmüş.
Gazeteye gitmiş.
En ucuzundan standart bir ilan vermek iştemiş.
Önüne konan kağıda istediği ilanı yazmış:
“Raşel’i kaybettim. Üzgünüm”
İlan görevlisi ilanı görünce uyarmış.
“İsterseniz 6 kelimeye kadar uzatabilirsiniz. Üç kelime daha hakkınız var”
Solomon “Aynı paraya mı?” demiş.
Görevli “Evet aynı paraya” diyince Solomon üç kelime daha eklemiş:
”Satılık Toyota var”

Master
11-02-2008, 23:45
Temel dikiz aynasinda kendisini izleyen polisi gorunce kacabilecegini dusunup basmis Gaza.

Ancak polisi atlatamayacagini anlayinca, pes edip cekmis kenara. Polis arabasindan inmis.
Bezgin, kizgin ve de kuskun bir sesle:
- Bana bak, cok yorgunum, ustelik keyfim de kacik. Mantıklı bir ozur soyle yoksa yaktim cirani !
Kısa bir ara ve Surucu Temel :
- Karim gecen ay bir polisle kacti. Aynada sizin aracinizi gorunce, kactigi polis, onu bana geri getiriyor sandim...

buena vista
17-02-2008, 08:10
TEMEL TV tamiri yaparken arızalı olduğunu tespit ettiği 669 no’lu parçayı ilgili firmanın yedek parça servisinden istemiş. İstediğinin yerine 699 numaralı parça gelince, "Aklınızı başınıza alın" gibi sert bir not ekleyerek, paketi geri göndermiş. Bir hafta sonra 4 kelimelik bir notla aynı paket geri gelmiş;

"Lütfen paketi ters çevirin!.."

meraklı
20-02-2008, 09:39
Artık zaman, acılardan sebeb asabi gülüşlerin mi yoksa çaresizliğin getirdiği -dayadığımız yerde dikilmemizin zamanı mı bilemiyorum...

Kahkahalarım biraz fazla gerginlik yüklü, sitem dolu; geldiğimiz yerde gelemediğimiz yerlerin gölgesini arıyorum.

Ve sadece acı acı gülüyorum. Acep çoktan aklımı yitirdim de "halâ var " diye mi dolaşıyorum ki...:kafasız:
Evet efendim , bir varmış bir yokmuş...Bir Tansu ÇİLLER varmışşşşş.........


Zamaninda Özel HarekatÇilarin Tahlİye Edİlmesİnden Sonra YaptiĞi Basin Toplantisinda İstİhbarat Daİresİ Eskİ BaŞkan vekili Bülent Orakoğlu'ndan "Sayın Köstebek" Diye SÖz Etmiştir.

Meclİste "Mesut Yilmaz İktİdarsizdir" demiştir. TÜm Meclİs, Mesut Yilmaz Da Dahİl Olmak Üzere GÜlmekten KirilmiŞtir.

Bİr Afet Sonrasi:
-ÖlÜ Kaybi OlmamiŞtir

Beledİye Zabitalarina:
-merhaba Asker!


Takimi 2. Lİgde Olan Bİr ilde konuşma yapıyor ve Şok Edİcİ O SÖzÜ söylüyor:
-Sizi 1. Lige çıkarayım mı???

Bogazliyan Kaymakaminin gıyabinda "Boğazlanan Kaymakam" demiştir.

Çekici Güç: ÇekİÇ GÜÇ Demek İstİyor

Trabzon'da konuşma yapıyor: - "Bacınız sizi Akdenİz'İn İncİsİ Yapacak"

Afyonlulara Hİtaben: Sevgili Şebİn Karahİsarlilar...


Beyazat: Partİsİnİn Sembolu Olan Kirat'i Kastedİyor.



Güvenlik Oyu: Hükümetin Güven Oyu aldığını anlatmaya çalışıyor....

Göktürk Yazitlari için; GÖkhun Yazitlari Der

Yİne Samsun Mİtİngİ:

Çİller: Kırat'ın yemini verecek misiniz? (oy İstİyor)
VatandaŞlar: Evet!..

Çİller: Bİz De Sizin Yeminizi Vereceğiz.



Karabük'lülere : Sevgili Karagümrüklüler!...

Haydar Alİyev'e "haydar Alİ Bey" Der

Mitingde "Serhat Şehri Erzurumlular" Dİye HaykirmiŞtir.. Ama Erzurum Serhat(sinir) şehri değildir.!!


Tansu Çİller Sivas'ta Konuşuyor: Birden Galeyana Gelir ve Sivas Halkına Karşı "Bu Baciniz sizi İl Yapsın Mıı?" Dİyerek Bİr Vaadde Bulunur. (tabii burada yine Rahmetli Aziz Nesin'i anmamak olmaz.."Nasılsa millet anlamıyor")


Mİtİng Konusmasi Sirasinda Ezan Okununca Susar. Ezan Bitip Konuşunca Ağzından Şu Sözler Dökülür:
"İste Bu Ramazan Seslerİ Semalarimizdan HİÇ Gİtmesİn Dİye Bİze Oy Verİn"

Sİzİ Zengİn EdeceĞİm. AÇ Kalmayacaksiniz! Ekmek DeĞİl Pasta Yİyeceksİnİz!

"Kıbrıs Rus Kesimi" De Onun Tanimlamasidir!

Tansu Çİller, 7 Temmuz GÜnÜ Yalovalilar'a 77'ncİ İl Olduklari MÜjdesİnİ Vermeye ÇaliŞiyor...

- Yedİ Yedİ Daha Ne Edeeer?
- OndÖÖÖrt...
- Hayiiir. Yedİ Yedİ Daha Ne Edeeer?
- Kirkdokuuuz...
- Hayiiir. BugÜn GÜnlerden Neee?
- Cumartesİİİ...
- Hayiiir. BugÜn Ayin KaÇiii?
- Yedİsİİİ...
- Aylardan Neee?
- Temmuuuz
- Yedİ Yedİ Daha Ne Edeeer?
- ???

....: Kimler geldi kimler geçti... Veee daha kimler gelecek (gelebilirse)

:friends:-

buena vista
24-02-2008, 08:09
ÜNLÜ bir filozofa sormuşlar:

- Sizce, kadın-erkek ve altın arasında ne fark vardır?

Filozof, hiç istifini bozmadan yanıtlamış:

- Altın ateşle erir, kadın altınla erir, erkek de kadınla erir!..

buena vista
24-02-2008, 08:57
Çiftçinin biri, kümesindeki tavukları daha hızlı yumurtlatacak güçlü bir horoz almaya gider pazara ve sonunda da bulur aradığı azgın horozu.
* * *
Çiftçi geri dönüp de, horozu kümese salıverince; hemen gıdıklamalarla tüyler başlar uçuşmaya.
Ancak horoz aşırı azgındır ve çiftçi kaygılanmaya başlamıştır, tavukların üstünden inmeyen horoza, bir şeyler olacak diye.
* * *
Gerçekten de bir hafta sonra çiftçi, bir sabah kümese bakmak için geldiğinde ne görsün; horozun ayakları havada, dili dışarı çıkmış, sırt üstü yatıyor. Üstünde de bir akbaba dolaşmakta.
* * *
Çiftçi söylenmeye başlar:
- Olacağı buydu işte; azgın horoz istediysek, aza aza bir hafta sonra geberecek olanından istememiştik.
O sırada ayakları havada, sırt üstü yatan horoz, bir gözünü hafifçe açarak çiftçiye:
- Git lan git, der; kaçıracan şimdi akbabayı...

C.Altan`in pazar yazisindan...

buena vista
25-02-2008, 12:21
Temel ile Tursun her gün mendirekte balik tutarlarmis..

Bir gün Dursun, "Ula Temel", demis, "Haçan sen boyle paluk tutarken, pen senun eve sizsam, senin Fadimeyla asna-fisna edup, hamile piraksam, penden çocugu olsa, senle pen ne olurduk?"

Temel sakin, yanitlamis: "Odesmis....."

dohol
25-02-2008, 14:15
Doğum gününü hatırladınız : (0)
Sadece hatırlamadınız, onu yemeğe de çıkardınız : (+2)
Ucuz bir lokantaya : (0)
Lokantada televizyon var ve siz takımınızın maçını seyrettiniz : (-2)

Bir gece onu sinemaya götürdünüz : (+2)
Onun beğendiği bir filme : (+4)
Onun beğendiği, ama size hiç hitap etmeyen bir filme : (+6)
Sizin beğendiğiniz bir filme : (-2)
Filmin adı "Uçan Karatecinin İntikamı" : (-3)

Göbeğiniz dikkat çekecek kadar büyümüş : (-15)
Ama siz egzersiz yaparak onu küçültmeye çalışıyorsunuz: (-10)
"Boşveeer, senin de göbeğin var" dediniz : (-8,000)

"Sence şişman mıyım?" diye sordu;
Ne cevap verirseniz verin : (-5)
Cevabınızı vermekte birkaç saniye tereddüt ettiniz : (-10)
"Kim?", "Nerede?" diye sordunuz : (-30)

Size bir derdini açıyor. Onu dinliyorsunuz. Yüz ifadelerinizle dinlediğinizi belli ediyorsunuz : (0)
Onu yarım saat dinlediniz : (+50)
Onu "televizyona bakmadan" yarım saatten fazla dinlediniz : (+500)


Haaaydi hayırlı puanlar.

meraklı
29-02-2008, 13:21
Dursun fotoğrafçılığa merak sarar bir vesikalık dükkanı açar.
Temel 'in de oniki adet vesikalık fotoğrafa ihtiyacı vardır. Gelir dükkana.

- Ula Tursun, bana pek acilinden 12 fesukaluk resim cerekli....
Dursun düşünür taşınır. Belden üstünü çekmesi gerek ya...Hah der;
- Hele sen cit, şurağa bi çukur kazasun.

Temel koştura ıkına kasıla oniki çukuru kazar kan ter içindeyken Dursun gelir.
- Ula neye oniki çukur kazdun. Ben zaten oniki maçinayı ceturmuştum da...!

:;ohohoh

account
29-02-2008, 13:36
:indifferent:
Temel'in abisi çok çapkınmış, her gün bir kızı babasının arabası ile dağa götürürmüş. Temel ise dağda ne yaptıklarını hep merak edermiş.

Bir gün temel arabanın bagajına binip onlarla beraber dağa çıkmışlar. Araba durunca Temel bagajdan inip abisi ile kızı izlemeye başlamış.

Abisi kızın omzuna elini uzatmış:
- "Evet mi? hayır mı?"
demiş. Kız kızgın bir şekilde:
- "Hayır"
demiş. Abisi:
- "İn aşağıya yayan gel"
demiş. Temel bir şey anlamamış ertesi gün yine arabanın bagajına binmiş.

Olay yine aynı abisi kıza evetmi hayır mı diye soruyor kız yine hayır diyor. Abisi
- "İn aşağıya yayan gel"
diyor.

Temel bunun üzerine:
- "Çapkınlık herhalde böyle birşey"
deyip eve gider ve merdivenin altından üç tekerlekli bisikletini çıkarır mahalleden bir kız çocuğunuda arkasına bindirir ıkına mıkına dağın tepesine gelirler.

Temel soluk soluğa elini kızın omzuna koyar ve sorar:
- "Evet mi hayır mı?"
Kızda ne bilsin garibim
- "Evet"
der. Temel bir müddet düşünür ve cevabını verir:
- "İyi sen bisikleti al ben yayan geliyorum."

buena vista
01-03-2008, 17:28
iş adami
Temel Amerika’ya gider, işlerini bitirdikten sonra alış veriş merkezlerinde dolaşmaya başlar. Pet shoplardan birinde akıllı ve hazır cevap bir papağan görür, papağanla biraz sohbet ettikten sonra yetkiliye gider ve papağanı satın almak istediğini söyler. Satıcı papağanın satılık olmadığını söyler fakat Temel bir türlü vaz geçmez paraysa para illaki bunu bana satacaksınız diye israr eder. Satıcı bakmış kurtuluş yok Temel’e, bak bizde papağanın dört tane yumurtası var bu yumurtaları sana verelim hem daha ucuz olur hemde dört tane birden papağanın olur demiş. Temel biraz düşünüp kabul etmiş. Trabzona döner dönmez hemen yumurtaları kuluçkaya yatırmış. Bir süre sonra yumurtalar çatlamaya başlamış. Birinciden civciv, ikinciden güvercin, üçüncüden muhabbet kuşu, dördüncüden ise ördek çıkmış. Temel bu işe epey bozulmuş. Bir kaç ay sonra Temel yine Amerikaya gitmiş, işlerini bitirince doğru papağanın olduğu dükkana gitmiş. Papağan Temeli uzaktan görür görmez başlamış kahkahalar ile gülmeye. Temel ne güleysun ula demiş. Papağan niye gülmiyeyim, New York’da herkes senin enayiliğini konuşuyor deyince Temelde, oda birşeymi ulan Trabzonda herkes senin fahişeliğini konuşuyor demiş.

buena vista
02-03-2008, 08:09
UZUN zamandır birbirlerini görmeyen Dursun ile Temel kahvede karşılaşmışlar. Dursun başlamış anlatmaya;

- Ula Temel artık yaşlanduk. Ayaklarum, kollarum, başum anlayacağun her tarafum ağriyi. Bu yaşliluk ne kötü bişeydur. E sen nasilsun bakalum?

Temel cevap verir,

- Eyiyum eyiyum. Anamdan doğduğum ilk günkü gibiyum. Başumda saçum yok. Ağzumda dişum yok. Altuma yapayrum haberum yok...

buena vista
03-03-2008, 18:15
Temel bir arkadasindan cok iyi tuyo veren bir adamin adini ogrenir. Hemen kosar; -„Bugun yapilacak yarista hangilerine oynamaliyim?“ der. Adam soyle bir bakar; -„Sen kac yasindasin?“ diye sorar. -„28 „ der Temel. Adam da; -„Tamam, git 2 ve 8’ e oyna.“
Gercekten adamin verdigi tuyo yarislar sonunda tutmustur. Temel ikinci hafta yine gider. Yine soru aynidir. Adam: -“Sen kac kilosun? „ der. Temel: -„76 kiloyum.“ deyince; -„Bu hafta da git 7 ve 6’ ya oyna.“ der. Bu yarisin sonuclarini da adam dogru tahmin etmistir. Arkadaslari da saskinlik icinde izlemektedirler. Bu kez Temel neyi var neyi yok satar. Parasini cebine koyar, yine ayni adamin yolunu tutar. Adam bu kez -„Senin penisin ne kadar?“ der. Temel saskinlik icinde „25 cm. „ deyince adam da -„Bu sefer de 2 ve 5’ e oynayacaksin“ der. Arkadaslari yarisin sonuclarini cok merak etmektedirler. Ertesi gun hemen Temel’ in yanina kosarlar ki bir bakarlar Temel’ in yuzu cok kotudur. Hemen sorarlar ne oldu diye. Temel ; Gururumun kurbani oldum 25 dedim. 13 deseydim yine kazanacaktim »

account
06-03-2008, 09:01
:;kahkaha İŞTE ERKEKLERİN BİRER MELEK OLDUĞUNUN KANITI...
Bir gün ormancının biri dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düşürür.
'Aman Tanrım' diye bağırdığında bir peri belirir ve
'Ne diye>>>bağırıyorsun?' der. Ormancı baltasını suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler.
Peri suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir. 'Baltan bu muydu ?' diye sorar.
Ormancı 'hayır' diye cevaplar. Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar.
'Baltan bu muydu?'
Ormancı yine 'hayır' diye cevaplar. Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. 'Baltan bu muydu?' Ormancı 'evet' der. Ormancının dürüstlüğü perinin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de
kendisine verir. Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.
Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düşer.
Ormancı 'Aman Tanrım' diye bağırır. Peri yine belirir ve sorar: 'Ne diye bağırıyorsun ?'Ormancı 'karım suya düştü' der. Peri suya dalar ve Jennifer Lopez ile birlikte geri döner. 'Senin karın bu mu?' diye sorar.Ormancı 'evet'der.Peri sinirlenmiştir, 'Yalan söylüyorsun, gerçek bu değil'der. Ormancı 'özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu.
Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim bu sefer Catherine Zeta-Jones ile geri dönecektin, ona da hayır deseydim karımla dönecek ve her üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez'e
evet dememin sebebi budur..' Bu hikâyeden alınacak ders: Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni vardır ve bu başkalarının yararı içindir.
Kendileri için bir şey istiyorlarsa ekmek çarpsındır...

meraklı
07-03-2008, 08:17
Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı .
Sam birden eşine bir soru sordu :
-'Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?'
-'O da nerden çıktı?' diye sinirlendi eşi, cevabı öğrenmek istemezsin herhalde' dedi. -'İsterim' dedi Sam. 'Lütfen anlat.'

-'Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım diye cevap verdi eşi.
-'Kimlerdi bunlar?' diye sordu Sam.

-'İlki' diye anlatmaya başladı eşi 'hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi
açmıyordu.Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğini
açabildin...'

-'Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karıcığım' dedi Sam.

'Peki ikincisi?

' -Hani 50 yaş ında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-pass ameliyatı olman gerekiyordu hiçbir doktor o cesareti
gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün' dedi eşi.

-'Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin, öyle mi Peki üçüncü aldatışın?

' -'Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak istemiştin de 247 oy eksikti...'
- OHAAAAA....! !!


:confused:

buena vista
07-03-2008, 18:51
Temel bir barda oturuyormus. ileride bir bayan görüyor ki, bayan afet. Tüm cesaretini toplayip bayanin yanina gidiyor. -“Merhaba birlikte olabilirmiyuz?.” -“Ama ben lezbiyenim.” -“Oda nedur.?-“Yani ben kadinlardan hoslanirim.” -“Ee, o zaman pen bincere lezbiyenum.”

buena vista
07-03-2008, 18:53
Kucuk bir balikci koyundeTemel tembel oldugu icin esi Fadime baliga cikmak
zorunda kalirmis. Sabah erkenden balikcilar tekneleri ile denize acildiklarinda erkekler hep
ayni yone gitmelerine ragmen esinin yerine baliga cikan hanim kendine gore bir yone gidermis. Aksam baliktan donuldugunde erkeklerin cok az balik yakalamis olmalarina
ragmen hanimin kayigi silme balik dolu olurmus. Bu duruma dayanamayan erkek balikcilar bayana isin sirrini sormuslar. O da : “Biliyorsunuz kocam uykucudur dolayisi ile onun yerine ben baliga cikiyorum. Ancak balikcilikta pek tecrubem olmadigi icin sabah esimin
pijamasini acip bakiyorum. Esiminki ne tarafa dogru yatmis ise o yone gidiyorum demis.” Erkek balikcilar : “Peki baci saga, sola, yukari ve asagi olur ise anladik ama ya dimdik durursa ne tarafa gidiyorsun ?”diye sorduklarinda Bayan :“Canim, o gun hic baliga cikilir mii?”

buena vista
22-03-2008, 14:17
75 yasindaki Temel 25 yasindaki Fadime’ye göz koymus.
”Findik bahcelerim var, hanlarim hamamlarim var, feda olsun, ben bu kizi isterim!” Temel’in rahmetlik hanimindan ogullari var, uyarmislar: * Eh baba, bize göre hava hos da yasli basli adamsin, kalbin var, tansiyonun var, basina is alma, evlenecegim derken öbür tarafi boylama.
- Yok bir sey olmaz. * Ya baba, etme eyleme - Olmaz birsey dedim, dedigim deduktur!
Dügün dernek sonrasi, el etek cekilir ogullar da babalarinin kapisi önünde
bekler. “Simdi kalpten gidecek bu adam” diye söylenirler. Aradan bir saat gecer, odadan cikan yok. Iki saat gecer, odadan cikan yok! Üc saat sonra kapi acilir, Fadime gerinerek, yüzünde bir gülümseme, odadan cikar. Oglanlar hemen sorar: * Babamiz nasil? - Iyi, icerde sigara iciyor.
* Yasli adam, bir problem var mi diye merak ettik. Ne yapiyorsunuz üc Saattir iceride?
- Bir sey yok. Babaniz biraz bunamis o kadar! *Nasil yani? - Yapiyor, sonra unutuyor, hadi bir daha!...

nomeames
24-03-2008, 14:14
Amerika'da mahkemede yargıç, tanık kadına kaç çocuğu olduğunu
sordu.
Kadının 'on' demesi üzerine ise, on çocuğunun da adlarını sırayla
söylemesini istedi.

Tanık kadın, yargıcın dediğini yaptı ve on çocuğunun da adlarını yaş
sıralarına göre söyledi:
David, David, David, David, David, David, David, David, David ve de
David...

Yargıç bu kez merakla sordu:
On çocuğunuzun onunun da adları David mi?

Kadının 'Evet' yanıtından sonra ise daha da meraklanarak yeniden
sordu:
Peki çocuklarınız bahçede oynarken onları içeri nasıl çağırırsınız?

Kadın bu soruyu gülümseyerek yanıtladı:
Ben yüksek sesle bir kez 'David' diye bağırırım, bir anda
Onu birden eve gelir.

Yargıç yine meraklandı:
Peki, yemeğe nasıl çağırırsınız onları?

Tanık kadın yine gülümsedi:
Yüksek sesle bir kez, 'David yemek hazır... Haydi sofraya'
derim,çocuklarımın onu birden sofrada yerlerini alırlar...

Yargıç merakını bir türlü giderememişti.
'Peki...' diye sordu bir kez daha. İçlerinden yalnızca birine bir şey
söylemek istediğinizde ne yapıyorsunuz?

Tanık kadın bu soruyu da kolaylıkla yanıtladı:
'O zaman soyadlarıyla çağırırım... :;kahkaha

buena vista
28-03-2008, 20:10
Temel İstanbul’da gezerken tam önünde bir genç kız bisikletten düşer.Bacakları havaya kalkar,eteği açılır.Temel bu sahneyi büyük bir zevkle seyrederken genç kız hemen toparlanır,kalkar ve durumu idare etmek için sorar: “Refleksimi gördünüz değil mi?” “Uy İstanpul’da öyle mi deysuğuz oğaa?”

buena vista
28-03-2008, 21:59
Komes köyüne Sirk kurmaya gelmisler..
Bakmislarki
Rize’ye bagli Horofollu Cemal usta telefon diregine iskele kurmadan çalisiyor..
Büyük sirk çadirini kurma isini yevmiyesi bes milyonda Cemal’e vermisler..
Sirk müdürü kontrol için gelediginde ne görsün; yukarida ipler üstünde Cemal, iki elini bacaklarinin arasina sokmus, hiç bir seye tutunmadan hoplayip zipliyor, ipten ipe atliyormus..
Sirk müdürü Cemal’i çagirmis; -“Bu hareketi her gece yap, yevmiyenin on kati ücret veririm” demis.. Cemal: -“Yapamiyacagum” demis.. -“Yirmi kati, otuz kati..” demis
Cemal ise “Yine yapamiyacagum” demis.. Sirk müdürü bu sefer sana gecede bir milyar verecegim deyince; Cemal:
-“Olmaz müdurum da olmaz, dayanilacak gibi degildur, para içun her gece keseri sikuma vuramam da.”

buena vista
30-03-2008, 10:15
GECENİN ilerlemiş saatlerinde, polis parktaki kanepelerden birinde sevişen çifte yaklaşarak, erkeğe sorar;

- Evli misiniz?

- Evet.

- O halde bu geç vakitte niçin evde sevişmiyorsunuz?

- İmkansız, evde karım var.

buena vista
06-04-2008, 08:07
TEMEL otobüste cep telefonuyla konuşuyormuş, yolcular uyarmış:

- Otobüste cep telefonuyla konuşmak yasaktır!

Temel telefonun öbür ucundaki arkadaşını uyarır:

- Ula Cemal, otobüsün içinde konuşmam yasakmiş, sen konuş ben tinleyeyum!..

meraklı
06-04-2008, 12:54
KADININ KİMYASAL ANALİZİ

Element: Kadın > Sembolü: WO Atom ağırlığı: 53,6 kg olarak kabul edilmiştir ancak 40 kg' dan 200kg'a kadar değişik çeşitleri bulunmaktadır.


Bulunduğu yerler : Gezegendeki tüm kırsal ve kentsel alanlar


Fiziksel özellikleri

1- Yüzeyi renkli film tabakasıyla kaplıdır.

2- Değişik sıcaklıklarda kaynar.

3- Bilinen bir sebep olmaksızın donar.

4- Özel ilgi gördüğünde erir.

5- Yanlış kullanımlarda ısırır.

6-İslenmemişinden sıradan maden filizine kadar pek çok halde bulunur.

7-Doğru noktalara basınç uygulandığında ürün verir.

8- Standard ölçüleri varsa da kolay bulunmaz.

9- Çekici özelliği nedeniyle fazla yaklaşılmaması önerilir.



Kimyasal özellikleri

1- Altın, gümüş, platin ve diğer kıymetli madenlerle yakin akrabalığı vardır.

2- Büyük miktarlardaki pahalı maddeleri ve değerli taşları absorblayabilir.

3- Belli bir sebebe bağlı olmaksızın patlayabilir.

4- Sebepsiz yere çıkıp gidebilir.

5- Likitlerde çözünürlüğü yoktur fakat alkolle doyurulduğunda aktivitesi büyük oranda artar.

6- Dünyada bilinen en büyük servet indirgeyicidir.

7- Özellikle kapalı alanlarda bir arada tutulmaları tehlikelidir. Çok sayıda bir arada olmaları merkezi sinir sistemini etkiler.>>



Genel kullanım alanları

1-Genelde süs olarak.

2- Üretimde

3- Belli dozda kullanılması halinde rahatlamada büyük yardımcı özelliği vardır.

4- Çok etkili temizleyici özelliği vardır.



Testler

1- Saf numunesi doğal halde bulunabilirse rengi parlak pembeye döner.

2- Daha iyi bir numunesiyle kıyaslandığında rengi yeşile döner.

3- Kulağa zarar verdiği tespit edilmiştir.



Potansiyel tehlikeleri

1- Tecrübesiz ellerde çok tehlikelidir.

2- Birden fazlasıyla ilgilenmek yasal olarak engellenmiştir ancak değişik mekanlarda ve birbirleriyle direkt temas etmelerini engellemek koşuluyla bu yapılabilir.

3- Aynı mekanda, uzun süre bir arada olmak, çeşitli sakıncalar oluşturmaktadır.

4- Bağımlılık yapabilir ve tedavisi yoktur




Desteğim , gönüldaşım... Teşekkürler mail için :friends:-

buena vista
13-04-2008, 07:52
GÖZLERİ görmeyen, bekar ve fakir Kayseriliye bir cin çıkagelmiş. "Benden bir şey dile yerine getireceğim" demiş. Kayserili düşünmüş, gözlerini mi istesin, zenginlik mi istesin, evlenmek mi istesin.

Sonunda cine;

"Oğlumu altınlarımı sayarken görmek istiyorum" demiş.

meraklı
14-04-2008, 12:38
Kapi vurulur ve bir erkek kapiyi açar.

Kadin:
'iyi günler az önce caminiz kirildi ve bunu yapan benim çocugum,
lütfen özrümü kabul edin ne kadar masrafi varsa ödemek istiyorum' der.

Adam:
'hiç sorun degil çocugunuz cami kirdi ve içeri giren top degerli bir
vazoya çarpti ve o da kirildi'

kadin daha fazla üzülür ve içeri girdiginde gerçekten bir vazoyu
kirilmis görür.

'Çok üzgünüm bununda masrafini ödemek istiyorum' der.

Adam:
' hiç önemli degil aslinda çok büyük bir iyilik yaptiniz bana'

kadin merakla:
'ama caminiz ve degerli bir vazonuz kirildi nasil olur' der

Adam:
'hanfendi ben bir cinim ve 100 bin yildir o vazoda hapis kalmistim,
çocugunuz sayesinde özgürlügüme kavustum, dileyin benden ne
dilerseniz' der.

Kadin sevinçle:
'ayy ne desem güzel bir malikane istiyorum hem de paris'te.'

Adam bir kisa telefon konusmasi yapar ve:
'tamam hanfendi isteginiz oldu, dilediginiz zaman gidebilirsiniz yeni
evinize' der ve 'ya ikinci dileginiz?' diye sorar...

'çok lüks kiyafetler istiyorum'

Adam kisa bir telefon konusmasi yapar ve:
'armani, versace ve dkny'de kiyafetleriniz hazir alabilirsiniz' der ve
üçüncü istegi sorar.

Kadin:
'en degerli mücevherleri istiyorum' der..

Adam bir telefon konusmasi sonrasi :
'ok bvulgari ve tiffany'den dilediginiz mücevherleri alabilirsiniz ' der.
Kadin havalara uçmustur ve adam:

'yalniz bende birsey rica etsem sakincasi olur mu?' diye sorar.
Kadin merakla:
'nedir?'
adam:

'biliyorsunuz 100 bin yildir bu vazodayim. kac zamandir bir kadin yüzü
görmedim acaba bir gece benimle olur musunuz?' diye sorar..
Kadin biraz düsündükten sonra:
'neden olmasin?' der ve sabaha kadar birlikte olurlar...

sabah uyandiklarinda adam:
'güzel hanfendi acaba kaç yasinda?' diye sorar,

kadin:
'32' der.

Adam da:
'VAY BE BU YASTA HALA CINLERE INANIYOR MUSUNUZ?'

meraklı
17-04-2008, 17:34
TÜRK CEHENNEMİ
Dört samimi arkadas aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler.
Azrail:

-'Turk cehennemine mi Avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz ?' diye sorar.

-'Fark nedir?' diye sorarlar.

Azrail:

-Avrupa cehenneminde her gun bir kepce, Turk cehenneminde her gun bir kova bok yersiniz' der.
Üç tanesi 'Biz Turk dogduk, Turk oluruz!!...' der.

Bir tanesi ise uyaniktir, Avrupa cehennemini secer ... Aradan epey zaman gecer.
Avrupa cehennemindeki adam artik kepce kepce yemekten bikmistir, arkadaslarinin durumunu merak eder, hallerini görmek icin ziyarete gider. Oysa onlar halay cekerek, sen sakrak gulerek karsilarlar onu. Dayanamaz sorar:

-'Ben bir kepcesini hazmedemezken siz her gun bir kova bok yiyip nasil bu kadar
neseli olursunuz?'

- 'Oglum, oglum!!..' derler,
'Burasi Turk cehennemi, bir gun bok olur kova olmaz, bir gun kova olur bok olmaz, bir gun gorevli işe gelmez anlayacagın 3 aydir bir bok yedigimiz yok ?!


:;melek

buena vista
20-04-2008, 07:17
ÜÇ kadın, sohbet ediyorlardı. Biri nişanlı, biri evli, biri de sevgilisi olan bir kız...

Erkeklerini baştan çıkarmanın yollarını konuşuyorlardı... İçlerinden biri atıldı:

"Bir dergide okudum, vücudu saran siyah deri giysiler ve deri maske, erkekleri gerçekten baştan çıkartıyormuş..."

Bir mağazaya gidip, siyah deri giysi ve maske aldılar.

Ertesi hafta buluşup, başladılar anlatmaya;

Nişanlı kız, "Deri giysinin etkisi müthişti" dedi. "Giydiğim akşam, sabaha kadar seviştik."

Sevgilisi olan da anlattı: "Dediğin kadar var, ben de sabaha kadar seviştim deri giysi sayesinde... Hatta sabah bile gitmek istemedi benimkisi..."

Sessiz duran evli kadın duramadı: "Ben de anlatayım başıma gelenleri bari... O akşam giydim deri giysiyi, taktım maskeyi, çocukları da anneme gönderip, beklemeye başladım bizimkini... Kapıyı anahtarla açtı, girdi ve bana bir baktı, ne dedi biliyor musunuz?

- Hey Batman, akşama ne yemek var?"

meraklı
24-04-2008, 15:47
****
Diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
Ah doktorcuğum, bu dişi çektirmektense çocuk doğurmayi tercih ederim.
Doktor gayet sakin bir ifadeyle:

-Kararinizi çabuk verin koltuğun ayarini ona göre yapacağım.


*** ***

Temel in 3 tane sevgilisi vardır. Biri öğretmen, biri doktor, biri de santralcidir. Fakat öğretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadaşı sorar

- "Niye öğretmen de diğerleri değil?" diye.
Temel de ona döner:

- Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der,
santralci de "Şu an meşgul daha
sonra tekrar deneyin" der. Ama öğretmen ne der? Hadi bir daha
tekrarlayalım...


*** ***
"Alo efendim"
"Pardon galiba yanlış numarayı çevirdim"
"Dikkat etsene geri zekâlı "
"Geri zekâlı sensin, üstüne birde bit beyinlisin"
"Ne sen kiminle konuştuğunu biliyormusun???"
"Hayır"
"Ben İstanbul emniyet müdürüyüm" (biraz sessizlikten sonra)
"Sen kiminle konuştuğunu biliyormusun"
"Hayır"
"Ohhh çok şükür"


*** ***
Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.
"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı,sevincine dayanamadı, kalp
krizi geçirdi ve oldu", dediler.

İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;
-Bu neden sırıtıyor?
"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar. Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu. "Bu neden oldu?" diye sordu savcı.
"Efendim, buna yıldırım çarptı" dediler.

-Peki neden sırıtıyordu?
-Fotoğrafını çekiyorlar sanmış.

*** ***

Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu:
- "Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bir arabayla, mini etekli
güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köseye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip,

- 'Benden ne istersen alabilirsin' dedi, ben de arabasını aldım.
Dursun :
- "İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı."

*** ***

Temel bir gün denize girmiş ama çırılçıplak..Köyün çocukları şaka olsun diye Temel'in butun elbiselerini alıp kaçmis, zavallı Temel de denizde
öylece kalakalmis. Beklemiş gelen yok giden yok.Yardim edecek kimse de yok. Hava biraz kararınca ne yapsın bizim Temel cikmis denizden.Hemen az ilerdeki otların arasından usulca köyune doğru gitmeye baslamis.Otlak bitince evine de az kaldigi için on tarafini eliyle kapatarak evine doğru koşmaya baslamis. O sırada Onu gören babası bagirmis:

- "Ula salak uşak oranı kapayacagina yüzünü kapasana, kim taniycak
oranı?"

*** ***

Adamın birinin evinde yangın çikmis. Komşuları yardım etmek bir kenara durup seyretmekte olayı....iş başa düşmüş.

İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini
söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karisini, sonra köpeği ve kedisini.

Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış.
Onu seyreden komşularından biri sormuş

"Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiç bir şey
getirmiyorsun?" diye..
"Kayınvalidem içeride!" demiş adam "Arada bir girip çeviriyorum.!"

Ramo
25-04-2008, 14:45
Çiftçi tavuklari için yorulmayan bir horoz almaya pazara gider. Pazarcı "Istediğiniz herşeyi bu horoz yapar" diye azgın mı azgın bir horoz satar.

Adam çiftliğe döner, horozu kümese koyar koymaz tüyler uçusur, gıdaklamalar başlar. Çiftçi çok memnundur. Ama horoz çok azgındır, adam endişelenmeye başlar horoz iki günde ölecek diye. Horozu tutmaya çalışır, başaramaz.

Neyse der, eve döner. Ertesi gün bir bakar ki horozun ayaklar havada dil dışarıda yatıyor ve hatta tepesinde bir akbaba uçuşuyor.

Çiftçi kendi kendine "eh işte geberdi" diye söylenir. Horoz bir gözünü hafif açarak çiftçiye yarım ağızla ve kısık sesle homurdanır.

"Git lan git!.. Kaçıracan şimdi akbabayı!.."

buena vista
26-04-2008, 15:36
Temel ve Dursun iki ayri kuruluşta Genel
Mudurdurler. Bir yerde
oturup dertlesirken Temel odacisindan sikayet eder:
- Ula benim odaci o kadar aptaldir ki sorma gitsin.
Biktim
aptalligindan,iyi usak ama aptal iste.
Dursun icini cekerek::
- Mudurum, seninki benimkinin yaninda cok akulludur.
Bende bir
odaci var,beni de cildirtiy.
- Ula seninki benimki kadar aptal olamaz.
- Benim odaciyi bir gor, sen de anlarsin. Gel
istersen deneyelum,
pakalum hangisi daha aptal. Denemeye karar verirler.
Temel zile basar,
odacisi gelir:
- Puyur mudirum! Temel odacısına:
- Al su 100 lirayi, bağa bir Mercedes al getur!
Odaci:
- Basustune mudirum, der cikar. Bu sefer de Dursun
odacisini
çagirir:
- Usagim hele bir git bak bakayum ben evde miyum?


- Basustune mudirum, der, o da cikar. Kapida iki
odaci karsilasir.
Biri oburune:
- Ula nereye gideysun, diye sorar.
- Sorma dayiogli, pizum Genel Mudir çok aptaldir
da... Bana diy ki
al su 100 lirayi Mercedes al. Ula bugun pazar butun
dukkanlar kapali.
Ben arabayi nerden alacagim.
Diger odaci aglamakli olarak:
- Sen halune sukret! Penum mudur seninkinden daha
aptaldur. Baga
diyki,git pak pakalum ben evde miyum? Ula onunde
telefon, ac da sor..

buena vista
27-04-2008, 07:49
ULUSLARARASI ölçekte bir kadın araştırması yapan sosyolog, çeşitli ülkelerin kadınlarına bir soru sormuş.

"Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız?"

Soruya, ülkelere göre verilen yanıtlar şöyle olmuş:

İsveçli: Neyimi beğenmediğini sorarım.

Rus: Evi terk ederim.

Fransız: Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.

İtalyan: Kadını vururum.

İspanyol: Kocamı vururum.

Yunanlı: Her ikisini de vururum.

Türk: Benim kocam yapmaz!

buena vista
02-05-2008, 09:56
Dünya Genetik Projeler Yarismasi yapiliyormus. Tüm ülkelerden genetik profesörleri yarismaya çalismalari ile katilmis. Ilk Fransiz profesörün çalismasinin basina gelmisler. Jüri baskani çalismasinin ne oldugunu sormus. Fransiz profesör baslamis anlatmaya: -„Ben inek genleri ile tavuk genlerini birlestirdim, Ortaya çikan mahlukatin eti kirmizi et kadar lezzetli, beyaz et kadar saglikli oldu“ demis..
Ardindan diger çalismalari ülke ülke gezmeye baslamislar. Sira gelmis Türkiye’den bizim Laz profesöre,
Jüri baskani: -„Sizin çalismaniz nedir?“ diye sormus.
Laz profesör anlatmis: -„Ben demis, karpuz genleri ile hamamböcegi genlerini birlestirdim!“
Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmus ve baskan Laz profesöre : -„Bu çalisma ne ise yarar?“ diye sormus. Laz profesör: -„Acayip ise yariyor, karpuzu kesiyosun, çekirdekleri kaçisiyoo..“

account
09-05-2008, 09:06
AK PARTI KAPATILMASIN! !!

YABANCILARA SATILSIN.

:;ohohoh

buena vista
18-05-2008, 08:51
HAKİM, sarhoş bir şekilde kaza yapan Temel’e şöyle demiş;

- Anlaşıldı, kazanın sebebi alkol.

Temel, "Sağol Hakim Bey" demiş. "Herkes kazanın benim yüzümden olduğunu zannedecekti..."

buena vista
18-05-2008, 09:51
Temel, ormana ağaç kesmeye gitmiş. Ağaç keserken de bir orman korucusu yakalamış kendisini:
- Ulan sen, tabiatın dengesini bozuyorsun, diye basmış sopayı; ağzını burnunu şişirip kanatmış Temel’in.
* * *
Temel, şişmiş kafası morarmış gözleriyle köyün kahvesine geldiğinde; kahvedekiler hemen Temel’in çevresine üşüşüp sormaya başlamışlar:
- Yahu Temel, ne oldu sana böyle?
* * *
Temel:
- Bırakın Allah aşkına, demiş; ormana ağaç kesmeye gitmiştim, biri çıktı:
“- Sen Sabahat’in yengesini bozdun diye, kafamı gözümü yardı sopayla. Ben ne Sabahat’i tanırım, ne de yengesini; ne de bozmuşluğum var kimsenin yengesini.
* * *
Bizim iç siyasette de bir taraf:
- Siz Atatürk ilke ve inkılaplarıyla laikliği bozdunuz, diye tutturuyor.
Öteki taraf da:
- Bizim öyle bir şeyleri hiç tanıyıp gördüğümüz olmadı ki, nerede nasıl yapıp da bozacağız onları. Biz sadece demokrasiyi olgunlaştırmaya çalışıyoruz, orasını burasını öpe okşaya; demeye uğraşıyor.

dentist
30-05-2008, 18:34
Temel, Fadime'nin kedisinden nefret etmektedir. Birgün kararini verir ve Fadime evde yokken kediyi yakalayip, arabasina koyar.

1-2 kilometre kadar ileride, bir köprünün yanina birakip evine döner. Kapiyi açýp eve döndügünde bir de bakar ki, kedi sepetinde oturuyor. Ertesi gün, Fadime'nin evden çikmasini bekleyip, kediyi yine arabaya atar. Bu kez 5-6 kilometre ötedeki bir kasabada, bir çöp konteynerinin içine birakir

Eve döner, kapiyi açar, kedi yine bas köseye kurulmus,Temel'e kötü kötü bakiyor...

Ertesi gün isi iyice inada bindirir, kediyi yakaldigi gibi 10-15 kilometre direksiyon sallar, buldugu her tali yola girer, kedi yönünü kaybetsin diye çeşitli sasirtmaca yollara girer, daireler cizer.
Sonunda yaptigi isten iyice emin olunca, arabayi durdurur ve kediyi birakir. Arabasina atlayip, evinin yolunu tutar.

Saatler sonra Temel evine, Fadime'ye telefon açar;

- Uy Fadime, kedi yaninda mi?
- Evde, niye soriysun da?
- O şerefsizi telefona ver hemen. Kayboldum; yolu tarif etsin...

buena vista
01-06-2008, 07:48
MAHKEMEDE hakim, Temel’e sormuş: - Kiminle evlisin?

- Bizum kariylan!

Hakim sinirlenmiş;

- Sen hiç erkekle evlenen duydun mu?

- Duydum tabii, nasil duymadum!

- Kimmiş?

- Bizum kari...

janus
04-06-2008, 07:58
Türkleri Anlama Sanati Adli Kitaptan

Madde 7: Hesap odeyen erkek, hesabi odemek icin gereken islemi masanin
altinda yapar.Turk erkegi odedigi hesabi masadakilerin gormesini istemez.
Eger gorurlerse ayip olacagini dusunur ve karsidakilerin 'Ulan amma da
gorgusuz herif, hem ismarl iyor hem de hesabi gozumuze sokuyor' demesinden
cekinir. Boyle bir davranisa bir de Eskimo erkeklerinde rastlanilabilir.

Madde 11: Turkiye'de ilk, orta, lise, universite, yuksek lisans, doktora
fark etmez, s inav kagitlari dagitilirken, bir ogrenci mutlaka 'Hocam
istedigimiz sorudan baslayabilir miyiz?' sorusunu sorar. Ayni ogrenci,
ogretmen haftaya sinav yapacagini bildirdiginde kacinci sayfaya kadar
sorumluyuz hocam' sorusunu soran ama yine de sinava calismayan ogrencidir.

Madde 25: Tum israrlara ragmen misafir 'Yemeyecegim yeter!' diyorsa, Ev
sahibi son kozunu degerlendirir ve ilahi gucu cumle icinde kullanip Bak
Allah'in adini verdim' diyerek misafiri koseye sIkistirir. Misafir bunun
uzerine midesi dolu olsa da, ilahi kudret korkusundan midir ka cis yolu
kalmamasindan midir, ne var ne yoksa bir cirpida yer.

Madde 34: Uzerinden arac gecsin ve temizlensin diye isyeri paspaslari
cadde
ortasina firlatilir. Sinek avlayan esnaf Turkiye'de temizlik hastasi
kesilir.Alir eline hortumu bastan asagi dukkaninin bulundugu caddeyi,
kaldirimlari bir guzel sular. O da yetmez, yandaki caddeleri ve sokaklari
da sulamayi is edinir. O arada paspaslar da temizlikten payini alir.

Madde 42: Misafirlikte kolonya ikram edilirken buyuklerin ellerine
cocuklarin kafasina dokulur.

Madde 46: Durakta degil de, her el kaldiran yolcu gordugunde duran otobuse
halk otobusu denir. Halk otobusu halki kirmaz, durur. Halk otobusunun
belediye otobusunden tek farki budur.

Madde 49: Sehirlerarasi otobus yolculuklarinda kan bagi yoksa (kari,koca,
yegen, yenge gibi) bayan yanina erkegin oturmasi firma tarafindan kabul

edilmez. Turkiye'de en onemli namus bekcileri otobus muavinleridir.
Muavinlere gore birbirlerini hic tanimayan iki karsi cinsin, mesafe
olmaksizin seyahat etmesi, atesle barutun birbirine bitisIk iki koltuktan
bilet almasi gibi bir seydir. Buna asla izin vermezler. Ancak gidilecek
yol
boyunca erkegin yanina oturtmadiklari genc kizi kesmeyi de ihmal etmezler.

Madde 63: Gelinin belinde yer alan kirmizi kusak bekareti simgeler.
Damadin
elbisesi uzerinde renkli bir caput parcasi, herhangi bir isaret
bulunmadigindan cinsel gecmisi hakkinda fikir yurutmek mumkun degildir.
Aslinda bu gecmisle pek ilgilenen de yoktur.

Madde 64: Kafa bir yere carptiginda sismesin diye cignenmis ekmekle
ovalanir. Turklerin 'Kendi kendine tedavi' yontemleri sadece bunlarla
bitmez.Agriyan yere sicak tugla konur. Isitilmis cay bardaklari ile sirt
cekilir. Arpacik cikmis goze sarimsak surulur.Kesilen ve kanayan yere
tutun
basilir. Pasli civi batan yer sopayla dovulur. Burkulan yere biftek
baglanir. Yanan yere dis macunu surulur.

Madde 66: Butun ilaclar buzdolabinda saklanir.Buzdolabinin kola, su, gazoz
koyulan bolgesi ilaclara yetmeyince, ilaclar yumurtalarin bulundugu
alanda,
kurumus yarim limonlara komsuluk yapar..

buena vista
15-06-2008, 08:49
KARI koca yemek yerken, masaya yaklaşan güzel bir esmer, adamı selamlayıp geçer. Karısı suratı asık bir şekilde sorar;

- Kim bu afet?

- Mutlaka bilmek istiyorsan söyleyeyim... Sevgilim...

- Neee... Bunu bir de pervasızca söyleyebiliyorsun. Boşanıyorum senden!.

- Yani Etiler’deki apartmanı, Kandilli’deki yalıyı, Bodrum’daki yatı ve yazlığı ve Nice’deki villayı bırakıyorsun.

Uzun bir sessizlik olur. Çift yemeğini yemeye devam ederken, kadın birden sorar;

- Şu arkada oturan Abdullah değil mi? Yanındaki kadın kim?

- Kim olacak Abdullah’ın sevgilisi

Kadın:

- Ayy... Bizimki daha güzel!..

Ramo
15-06-2008, 17:47
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=222189

Canlı yayında kızın saçları microfona takılınca,komik

Master
18-06-2008, 07:13
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Ataturku_sevmiyorum_demedim_1 84630_1&Newsid=184630

buena vista
22-06-2008, 08:51
KARI-koca kahvaltı yaparken, kadın bir anda elindeki tavayı kocasının kafasına geçirir. Ne olduğunu anlamayan kocası şaşkınlıkla durumu sorar. Kadın: "Dün pantolonunu yıkarken içinde, üstünde Çiğdem yazan bir kağıt buldum."

Bunun üzerine kocası "Karıcım o geçen gün üzerine bahis oynadığımız atın ismiydi" der. Bu açıklamayı yeterli bulan kadın pürneşe içinde kahvaltısına devam eder.

İki gün sonra yine kahvaltıda bu sefer daha büyük bir tava ile kocasının kafasına öyle bir vurur ki koca birkaç dakika kendinden geçer. Ayılınca karısına yine durumu sorar ve kadın cevap verir.

"Dün senin at aradı..."

account
24-06-2008, 04:42
Trabzon'da bir evin penceresinde,"bu ev kiralıktır"yazıyor.Birkaç adım ötesindeki evin penceresindeki yazı da şöyle; "Bu da."


Genç kız yakınıyor:"Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS'ye,ama yine kazanamadım.Gitcem sonunda Amerika'ya o olucak.Memleketten böyle böyle beyin göçü oluyor işte!.:;ohohoh

Ramo
25-06-2008, 15:03
Dursun, saatlerin geri alinacagini duyunca, evdeki tum saatleri toplayipSaatci Temel'e gider:

- Ula Temel, saatler geri alunacakmus, Biz de evdeki saatleri senden
satin aldigimiz icin sana getirdik. Bunlari geri alacaksun da.

Temel gayet kendinden emin:

- Oyle yagma yok. Ben de duydum ancak, sadece 1 saat geri alinacakmus.
Bir tanesini alirim, gerisini almam...

buena vista
29-06-2008, 09:02
Yaşlı bir çift gece yatağa yatmışlar; koca hemen dalmak üzere...
Ama karısı, eski romantik yılların anılarıyla kocasını dürtmüş:
- Vaktiyle, demiş; bana kur yapmaya kalktığında önce elimi tutardın.
Kocası, kapanmış gözleriyle karısına dönüp tutmuş elini.
* * *
Kadın:
- Sonra da, demiş; öperdin beni.
Adam da, uykusunun kaçmaması çabası içinde uzanıp bir öpücük kondurmuş karısının yanağına.
* * *
Artık derin bir uykuya dalmaya tam hazırlanırken, bu kez kadın:
- Sonra da boynumdan hafifçe ısırırdın, demiş.
* * *
Koca, bir türlü uyuyamayacağını anlamışlığın gerginliğiyle hemen fırlamış yataktan.
Karısı:
- Nereye gidiyorsun kocacığım, demiş.
Yanıt:
- Dişlerimi takmaya...

account
29-06-2008, 15:00
:confused: Bir kaç yıllık evli çiftin bir bebekleri olur. 2 yaşına geldiğinde bebeğin çok
farklı ve insan üstü yetenekleri olduğu ortaya çıkar.. 3 yaşına geldiğinde
yetişkin bir insan gibi konuşur..
5 yaşında, aklınıza gelen her dilde okuyup yazmaya başlar..
10 yaşında ileri matematik profesörleriyle ileri konularda açık
oturumlara katılır..
13 yaşında gelecekle ilgili inanılmaz tahminlerde bulunmaya başlar...
Bir gün çocuk:
'Tam 1 yıl sonra bugün ben öleceğim.... Ben öldükten 2
yıl sonra 5 Kasım günü annem ölecek.. Annem öldükten 3 yıl sonra
da 15 Haziranda babam ölecek.' Annesi ve babası çok şaşırırlar..
Gerçekten de bir yıl sonra çocuk ölür... Baba çok
uyanık olduğu için karısını hemen milyarlar değerinde sigorta yaptırır...
2 yıl sonra da 5 Kasım günü anne ölür.... Baba 3 yıllık ömrünün
kaldığını bildiğinden, sigortadan aldığı milyarlarla seyahatlere çıkar ve
birbirinden güzel bayanl arla yer bitir. Hatta evini bile 16 Haziranda
boşaltmak şartıyla satarak alemler yapar ve son günlerini bekler...
Ölümüne 1 gün kala son parasıyla bir hayat kadını
kiralar, önce jakuzide eğlence, sonra yatak odasında zevk dolu
saatlerle bi r gece geçirir.. Adam her şey bittiğinde gözlerini kapatır
ve:
'Vay be yarın ölmüş olacağım.. Karım olmadan 3 yıl ne hayat geçirdim
ama her şeyi yaptım, dolu dolu yaşadım, helal olsun
bana' diyerek, alkolün verdiği rehavetle ve yorgunlukla uykuya dalar..
Ama o da ne...... sabah bir de gözlerini açar ki hala yaşıyor..!!!!!!
Yatakta şaşkınlık içinde bakınırken geceyi beraber
geçirdiği genç bayan çığlık çığlığa koşarak içeri girer...

'HEMEN ASAĞIYA GELİN NE OLUR.. UŞAĞINIZ SALONDA BOYLU
BOYUNCA UZANMIŞ YATIYOR... GALİBA ÖLMÜŞ!!!!'

buena vista
01-07-2008, 19:17
NERDEN NEREYE
Temel’in kızı Fadime babasına sormuş, Annemle evlendiğinizde Pek nerdeydum?Temel: Palayina ciderken benumleydun. Tönerken annene gectun.

GÖREV
Cemal çok kumarbazmış, bir gün kahvede ölmüş. Karısına anlatacaklar. Temel bu görevi üstlenmiş. Cemal kayıp, demiş Cemalcin Karısına Cehennemin tipine citsun, demiş Cemalcin karısı. Temel gayet sakin: Cittu, demiş.

**BİZ DÖNMEYİZ
Temel ile Dursun bir gün felekten bir gece çalmak için iki roman ayarlamışlar.Daha sonra Romenleri arabaya atıp dağlara doğru gitmeye başlamışlar.Şehirden iyice uzaklaşınca Romenler korkmaya başlamış
’Buradan kurtulmalıyız’ diyerek konuşmaya başlamışlar aralarında.Birden akıllarına bizden iğrenirlerse bırakırlar diye bi fikir gelmiş.Temel ile Dursun’a :
-Arkadaşlar kusura bakmayın biz dönmeyiz, demişler.Bunun üzerine Temel ile Dursun Romenlere dönüp : -Bu kadar yol geldikten sonra artık bizde dönmeyiz, demişler.

dohol
03-07-2008, 16:08
dekolte ve kıskanç erkek:)


E- Canım

K - Canın çıksın

E - Hayrola yahu, ne dedik şimdi?

K -Mini eteğimi nereye sakladın yine?

E -Güzelim içine giysene o mini eteği, ben okula giderken beden dersi
günlerinde eşofmanımı içime giyerdim. Hiç de bir kötülüğünü görmedim.


K - Onu vermezsen içinden G-stringimin göründüğü beyaz
pantolonumu giyerim.Sana da 'simdi bu moda' diye çıkarcı çağdaşlık
yaparım.

E -O artık siyah.

K -Nasıl siyah?

E -Boyattım. İndirim vardı, süper oldu... Giy ama , çok
yakışır sana.

K -Allah belanı versin sapık, kıskanç herif. Yaz gelsin
memelerimi herkese göstericem. Bir yandan da külahta dondurma yiycem.

E -Yaza daha çok var. Hem çıkarcı çağdaşlık ne demek?

K -hı?

E -Demin dedin de aklıma takıldı. Çıkarcı çağdaşlık ne
demek?

K -Mini eteğimin yerini söyle, söyliyeyim!!

E -İçime giydim!

K -..........!

E -Sen giymeyince...

K -Kıskançlıktan öl, adi , manyak ve terk edilesi
herif. Allah belanı versin.


E -Neyini kıskanayım be; mini etek mi giyiyorsun, beyaz
pantolon mu?Agresif karı!...

K -Penye tişörtüm nerde, sütyensiz giyicem ve 110 metre
engelli koşucam.

K -Sallansın da herkes memelerimi görsün. Üstüne de
senini adını yazıcam.

E -Sütyensiz olmaz! Sallanırken adımı okuyamazlar. Zaten
tişörtü kapıcıya verdim.

K -Armani tişörtü mu?

E -Önce Armani'yle konuştum tabii, 'sorun değil
abi bildiğin gibi yap' dedi.Aşmış adam.

K -Kıskanç, aşağılık, çağdışı öküz! Seni terk ediyorum!

E -Ha bu arada kırmızı rujun dahil bütün makyaj
malzemelerini de Botanya'da ki depremzedelere gönderdim.
Zor zamanda yardim etmek lazım, moral olur Botanya'li
kadınlara.

K -KÜT!!!!!

E -Sen insanlıktan ne anlarsın be? Yokluk başına gelsin
de...


--

buena vista
12-07-2008, 07:19
Parkta birlikte otururlarken "Dede.." demiş küçük Johnny, "Sen viagra kullanıyor musun?.." "Yok Johnny.." diye cevap vermiş yaşlı adam, "Kullanmıyorum.." "Ama neden dede?.." "Çünkü ortada yazacak bir şey yoksa kalemine uç takmaya çalışmak çok gereksiz bir şey..!"

buena vista
13-07-2008, 08:35
GÜN boyu muayeneden yorulmuş olan doktor muayene saatinin sonuna doğru kapıyı açıp, salonda sohbet eden bir hanımla bir bey gördü. "Buyurun ikiniz de" dedi. İkisi de muayene odasına girdiler. Doktor; "Soyunun" dedi.

Adam soyunmaya başladı, biraz tereddütten sonra kadın da kızara bozara ve sinirlenerek soyundu.

Soyunmaları bittikten sonra doktor adama:

- Bayan hep böyle sinirli midir?

- Vallahi bilmem... Ben de ilk defa görüyorum kendisini...

buena vista
13-07-2008, 10:14
Küçük kız annesine "İlk insan nasıl dünyaya geldi" diye sormuş, "Tanrı Adem ve Havva'yı yarattı, çocukları oldu ve insanoğlu yeryüzüne yayılmaya başladı yavrum" diye izah etmiş annesi..
Birkaç gün sonra küçük kız aynı soruyu babasına sormuş.. "Binlerce yıl önce maymunlar vardı" demiş babası, "Bizler de evrim geçirerek onlardan türedik.."
Farklı iki cevaptan aklı karışan kız annesine gidip "Nasıl olur anne" demiş "Sen bana insanın Tanrı tarafından yaratıldığını, babam da maymunlardan geldiğini söylüyor.. Karıştırıyorum.."
"Karıştırıcak bir şey yok" demiş annesi gülerek, "Ben sana kendi ailemin geçmişini anlattım. Baban da kendi ailesininkini anlatmış, bir tanem..!"

meraklı
21-07-2008, 08:31
70 Yaşındaki Batı Trakya’lı Mehmet Amca belediyeye gider. Ancak yalnızca Türkçe bilmekte olduğu için Rum memur dediklerini anlamamazlıktan gelir.

Ta ki Mehmet Dede’nin gerçekten Rumca konuşamayacağına ikna olana dek.

Memurikus:

- Mehmet Bey, neden 70 yıldır Rumca öğrenmediniz ki?

Mehmet Dede:

- Ne bileyim ben burada 70 yıl kalacağınızı?!.. .:kirmizikart:

buena vista
27-07-2008, 08:46
Akıl hastanesindeki bir koğuşta, deliler baş kaldırmışlar.
Hekimler toplanıp, “deliler baş kaldırısını yatıştırmanın” akademik bir yöntemini araştırmışlar ve bulmuşlar.
* * *
Hekimlerden birinin, anadan doğma soyunarak, delilerin baş kaldırdığı koğuşa:
- Ben canlı bombayım, diye girmesi gerekiyormuş.
* * *
Hekimlerden biri, çırılçıplak soyunmuş ve girmiş koğuşa:
- Ben canlı bombayım,diye.
Deliler de tuttukları gibi çıplak hekimi, pencereden aşağı fırlatmışlar.
* * *
Baş kaldırıyı yatıştırmak için, akademik çözüme uygun olarak ikinci hekim de çırılçıplak soyunup, girmiş koğuşa, yine:
- Ben canlı bombayım, diye.
Deliler, onu da tuttukları gibi fırlatıvermişler pencereden aşağı.
* * *
Ve çaresiz kalan başhekim soyunup, kendi girmiş bu kez:
- Ben canlı bombayım.
Bir anda sakinleşmiş deliler.
* * *
Başhekim sormuş:
- Neden daha önce giren iki hekimi, pencereden aşağı fırlattınız?
Baş kaldırının lideriymiş gibi görünen bir deli, yanıt vermiş:
- Her ikisinin de fitili çok kısaydı.

buena vista
03-08-2008, 08:25
İKİ adam vapurda tanışırlar. Muhabbet ne iş yaptıklarına gelir. Birisi "Ben hırsızım" der, öbürü "Ben de inbeyim" der.

İnbe olan "N’oolur bana nasıl hırsızlık yaptığını gösteer" diye tutturur... Hırsız olan "Ama sen de bana nasıl inbelik yaptığını gösterecen" der. İnbe "Tamam" der.

Hırsız "Beni iyi izle" deyip, kaşla göz arasında, vapurda ayakta duran heybetli bir ağır abinin arka cebindeki cüzdanı çaktırmadan çeker alır. Ve "Hadi bakalım sessiz bir yere gidelim de sende bana inbeliği nasıl icra ettiğini göster" der...

İnbe "Gerek yok burada da gösterebilirim" diyerek, ağır abinin omzuna vurur ve "Bu adam senin cüzdanını çaldı" der...

buena vista
03-08-2008, 08:34
Tıbbi bir deney için doğup büyüdüğü laboratuvardan ilk kez kaçan tavşan, tel örgüleri aşınca ayağının altındaki çimlere bayılmış, ilk defa gördüğü güneşin batışını hayranlıkla izlerken biraz ileride oynayan kendisi gibi yüzlerce tavşana rastlamış..
"Heyy..!" demiş, "Ben laboratuvardan kaçan bir tavşanım.. Sizler doğadaki gerçek tavşanlarsınız değil mi?.." "Evet.." demiş diğer tavşanlar hep bir ağızdan, "Haydi bize katıl.." Bizimki aralarına hoplamış, birlikte çimleri yemeğe başlamışlar, "Tadı nefis" demiş, "Başka ne yaparsınız?" "Şu ilerideki tarlayı görüyor musun? Orada "Havuç" var.. Biz onları kazar, çıkartır ve yeriz.. "Hemen teklifi kabul etmiş, havucun ballı tadı damağına yayılmış, "Başka ne yaparsınız?" "Şurada marul tarlası var, onları da yeriz.." Marulun nefis tadı unutulmazları arasında yerini almış, bizimki son derece mutlu göbeğini sıvazlarken "Artık bizimle yaşayacaksın değil mi?.." diye sormuş diğerleri..
"Üzgünüm.." demiş tavşan, "Çok güzel saatler yaşadım ama kalmam imkansız.." Şaşkın şaşkın bakmış diğer tavşanlar ve sormuşlar "Neden?.." diye hayretle, "Laboratuvara geri dönmeliyim.." demiş bizim tavşan, "Sigarasızlıktan ölmek üzereyim..!"

account
09-08-2008, 09:36
'Denizli'de arastirma yapmak icin kamp kuran bir grup universite ogrencisi, kamp yakinina tuneyen bir Denizli horozunun sabahin erken saatlerinde yuksek sesle otmesinden cok rahatsiz olmuslar...
Sabahin korunde ortaya cikan horoz, once dikleniyor, sonra dakikalarca otuyormus...
Tabii ekipte ne uyku ne de huzur birakmiyormus.. .
Sonunda sabirlar tukenmis...
Susturmak icin baslamislar horozu kovalamaya.. . Horoz onde.. Gencler pesinde...
Mahalle arasina dalmislar... Kovalamacayi goren, fakat bir anlam veremeyen yasli dede, seslenmis:
- Hey, evlatlar!.. Bu zavalli horozu niye urkutuyorsunuz? ..
- Dede, sabahin korunde otmeye basliyor, kampi ayaga kaldiriyor. O yuzden basini kesecegiz!..
- Yaziktir evladim yapmayin!.. demis ihtiyar, birakin, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsiz etmez sizi...
Gencler bunun uzerine kovalamayi birakmislar.
Ertesi sabah, hafif 'gak - guk' sesleri disinda horozdan kayda deger hicbir ses cikmadigini gorunce de sasirip dedeye kosmuslar:
- Yahu dede, ne yaptin da bu horozun sesini kestin?..
Ihtiyar gulmus:
- Kicina zeytinyagi surdum. Horoz kabararak otmeye yeltendiginde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsin... Ancak 'gak - guk' edebiliyor.. .
Kissadan hisse:
Arkan saglamsa, istedigin kadar kabarir, diklenir, sozunu dinletirsin.
Arkan bir gevsemeye gorsun, ancak 'gak-guk' edersin...

buena vista
10-08-2008, 07:58
Jill doğum yapıp harika bir kız çocuğu dünyaya getirmiş, çok mutlu bir şekilde bebeğini kucağına alırken annesinin genel ilgisinin beklentisinden çok daha az olduğunu fark edip "Ne var Anne" demiş, "Anneanne oldun diye bunalıma mı girdin yoksa?.."
"Hayır kızım" diye cevap vermiş annesi, "Sadece bundan sonra artık bir dede ile yatacağımı düşünerek mutsuz oluyorum!"

buena vista
10-08-2008, 08:08
YENİ evli çift balayına küçük ve şirin bir otele gitmişler. O gün gecenin geç saatine kadar da konuştukça, konuşmuşlar... Bitişik odadaki yaşlı adamcağız da, biraz da yüksek sesle yaptıkları bu konuşmalardan bir türlü uyuyamamış. Yeni gelin sık sık şunu söylüyormuş;

"Ah, ah... Evlendiğimize bir türlü inanamıyorum sevgilim. Ah, ah... Evlendiğimize bir türlü inanamıyorum sevgilim..."

İhtiyar adam sonunda dayanamamış ve ara duvarı tıklatarak seslenmiş:

"Evladım, şu eşine evlendiğinizi kanıtla da inansın... Biz de uyuyalım artık!.."

dentist
12-08-2008, 09:59
Küçük kız annesine "İlk insan nasıl dünyaya geldi" diye sormuş, "Tanrı Adem ve Havva'yı yarattı, çocukları oldu ve insanoğlu yeryüzüne yayılmaya başladı yavrum" diye izah etmiş annesi..
Birkaç gün sonra küçük kız aynı soruyu babasına sormuş.. "Binlerce yıl önce maymunlar vardı" demiş babası, "Bizler de evrim geçirerek onlardan türedik.."
Farklı iki cevaptan aklı karışan kız annesine gidip "Nasıl olur anne" demiş "Sen bana insanın Tanrı tarafından yaratıldığını, babam da maymunlardan geldiğini söylüyor.. Karıştırıyorum.."
"Karıştırıcak bir şey yok" demiş annesi gülerek, "Ben sana kendi ailemin geçmişini anlattım. Baban da kendi ailesininkini anlatmış, bir tanem..!"

dohol
15-08-2008, 13:31
Holywood'un yüzlerce kez işlediği;
'uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri merkezden telsiz talimatıyla uçağı indirir'
klişesinin uyarlanmış hali. ABD de olur da Türkiye'de olmaz mı ? yurdum insanı el atmış mevzuuya.


- aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum. kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.

- evlat sakin ol, muavin orda mı?

- hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!

- tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.

- ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!

- düşs ün pezevenk! oraya senin oturman lazım.

- tamam, oturdum. şimdi ne yapmalıyım?

- direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.

- tuttum. çok eğlenceli görünüyor ehu

- evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. şimdi; önündeki panelde

bir çok gösterge var değil mi? tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor

orda?

- bismillahirrahmanirrahim.

- hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! Hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?

- sıfır.

- nasıl sıfır? dikkatli bak.

- sıfır, gerçekten sıfır. ölecek miyiz?

- otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!

- duruyooor

- kalk sit tir git eşşoğlueşşek! bize de panik yaptırdın. Şoför uyanınca devam edersiniz

dentist
15-08-2008, 13:34
Temel, yıllar sonra kavuştuğu elden düşme Murat 124 arabasıyla yolculuk yaparken bir anda araba ârıza yapar.

Yolun kenarına çeker. Motor kapağını açar, ne olduğunu anlamaya çalışırken bir Ferrari yanına yanaşır.

'Hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı benimkine bağlayalım, çekeyim seni ilk tamirciye kadar.' der.

Çok sevinir Temel bu teklife. Hemen Murat'ı kalınca bir halatla Ferrari' nin arkasına bağlarlar. Ferrari' nin sahibi genç uyarır, 'Ben hız yapmayı çok severim. Eğer farkında olmadan aşırı hız yaparsam, sen selektör yapar beni uyarırsın!'

Temel 'Tamam!' der ve yola koyulurlar.

Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60,80,100... derken Murat124 arkadan selektör yapar.

Ferrari durumu hatırlar ve yavaşlar, bir sure sonra Ferrari tekrar gaza basar,

70, 80,100... Murat tekrar hatırlatır. Ferrari yavaşlar.

Yollarına böyle devam ederlerken bir Lamborghini Ferrari' ye yaklaşır ve ''Kapışalım mı?' der.

Ferrari yanıtlar,

-'Nesine?'

-Lamborghini '340 km. ötedeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur.'

Ferrari kabul eder ve yarışa başlarlar.

120, 140, 180, 220... Gaza basmaktadırlar.

O arada trafiği kontrol eden polis helikopterinde görevli polis Genel merkeze bilgi vermektedir:

'Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında!!! 3 araç yarış yapıyor.
Bir Ferrari ile bir Lamborghini saatte 300 km hızla yan yana gidiyorlar, arkadan da bir Murat 124 onları geçmek için 10 dakikadır selektör yapıyor.."

dohol
18-08-2008, 13:08
BEN GÜLME KRİZİNE GİRDİM. :))






Teyze-yeğen otoyolda ilerliyor. Önlerinde giden tankerin arkasındaki DANGER yazısı teyzenin gözüne çarpıyor ve şu yorumu patlatıyor;
-'Allah'ın akıllısı, TANKER yazacağına DANGER yazmış'



Ana-oğul televizyon izlemektedir. O anda ekrana Aydın ve Fatih Ürek gelir... Anne, oğluna dönüp şunu der;
-'Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor, terbiyeli çocuklar.'



Biri de tanık olduğu olayı şöyle anlatıyor;
"Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:
-'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.'



Ve lise yıllarından bir anı;
Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum:
-'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.'



Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum.
Yaşlı amca hanımına şöyle dedi:
-'Hanım suyu ısıt;olursa olur olmazsa çay demleriz.'
Hala gülmekteyim.



Biri de şöyle anlatıyor arkadaşı ile olan diyaloğunu;
-"6. His filmini izledin mi" dedim.
-"Hayır ama çok övdüler" dedi.
-"Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle" dedim.
-"Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem
lazım önce" dedi. Sustum. Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz.



İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından:
-'Evde mi bıraktım acaba?'







Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;
-'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam' diye bir telsiz anonsu gelmiş.
Komiser çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer ucundaki memura;
-'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış. On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.
-'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam'

Master
20-08-2008, 06:37
Erkekler Melektir :-))
Birgün ormancının biri dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düsürür.

'Aman tanrım' diye bağırdığında TANRI belirir ve

'Ne diye bağırıyorsun?' der.

Ormancı baltasinı suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler.

TANRI suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir. 'Baltan bu muydu?' diye sorar. ormancı'hayır' diye cevaplar.

TANRI suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta ile
tekrar belirir ve yine sorar.

'Baltan bu muydu? 'ormancı yine
'hayır' diye cevaplar.

TANRI suya tkrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar.

'baltan bu muydu?' ormancı 'evet' der.

Ormancının dürüstlüğü TANRI'nin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir.

Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.

Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düser.

Ormancı 'aman tanrım' diye bağırır. TANRI yine belirir ve sorar.

'ne diye bağırıyorsun?' ormancı 'karım suya düştü der.

TANRI suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri döner.

'Senin karın bu mu?' diye sorar. ormancı 'evet' der.

TANRI sinirlenmiştir. 'yalan söylüyorsun. gerçek bu değil' der.

Ormancı 'özür dilerim TANRIM, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim bu sefer Catherine Zeta-Jones ile geri dönecektin, o na da hayır
deseydim karımla döncek ve her üçünü de bana verecektin. ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim.
Jennifer Lopez e evet dememin sebebi budur.

Bu hikayeden alinacak ders :

Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni vardir ve bu başkalarının yararı içindir.

(Kendileri için birşey istiyorsalarsa ekmek çarpsındır )

VAR MI DAHA ÖTESİ ???????

meraklı
20-08-2008, 16:44
Evet erkekler bir melektir(..): şeytan da bir melektir;)

Ramo
21-08-2008, 13:42
Bir Amerikalı,bir Rus,ile Temel hotelde kalırken gece yarısında yangın çıkar.
Panik içinde üçü de yukarı katlara koşar,ama kurtuluş yok.
Çaresizlik içinde Amerikalı, odada duran bir şemsiye bulur,"Başka şansım yok" diyerek şemsiyeyi açıp atlar.
Şemsiye sağlam çıkar.Onu paraşüt gibi kullanarak Amerikalı sağ salim yere varır.
Bunu gören Rus, yandaki odada başka bir şemsiyeyi bulup paraşüt gibi kullanarak o da kurtulur.
İkisi de yukarıya bakarak merak içinde Temel'i beklerken yakınlarına hızla düşen bir cisim birden bire yere çarpar.
Gidip bakarlar: Temel'miş. Hayatta ama kan revan içinde ve her tarafı kırık.
Amerikalı
-"Ne oldu?" diye sorunca
Temel,
-"Şemsiyeyi bulamadım. Ama dolapta yağmurluk vardı"

account
21-08-2008, 14:45
<http://billychasen.com/clock/>

Master
25-08-2008, 12:53
Mansiyon

Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu:
- Yemek ister misiniz efendim?
Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:
- Seçeneklerim neler?
Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:
- Evet veya hayır.


3 üncü

Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk reyonunda bir türlü istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine söylendi:
- Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?
Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:
- Mümkün değil teyze, onlar ölü.



2 nci

Kamyon sürücüsü "dikkat, alçak köprü" ikaz levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti. Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi. Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için sordu:
- Köprüye sıkıştınız, he?
Sürücü canı burnunda homurdandı:
- Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.



1 inci

Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle gülümsedi.
- Sizi bütün gün bekledim.
Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç çekerek cevap verdi.
- Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı gelmeye çalıştım ben de.
Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle git, git işareti yaptı ve adam cezadan kurtuldu.


Tşk : Email dostumuza...

meraklı
01-09-2008, 14:39
Iki rahibe varmıs; biri matematikçi, biri mantıkçı

Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek: 'Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor, su anda aradaki mesafe 50 metre' der. Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açıklaması olabileceğini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir. Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar.

2 dakika sonra matematikçi rahibe: 'Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... '
Mantikli rahibe: 'O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir'.
Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe : 'O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre.'
'O zaman mantik olarak bizi yakalayacak, birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim, en az birimiz kurtulur.' ve matematikçi sağa dogru, mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.

Matematikçi sorar: 'Ne oldu, ne yaptin ?'

'Adam beni takip etti, artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...'
'Eeee?...' 'Mantik olarak ben durdum, adam da durdu.' 'Sonra?...'
'Mantik olarak ben etegimi kaldirdim, o da pantolonunu indirdi.'
'Peki daha sonra?...'
'Daha sonra ne olacak ki? Etegini kaldirmis bir rahibe, pantolonunu
indirmis bir adamdan daha hizli kosar :;ders:kafasız: :wink2:

dohol
09-09-2008, 09:39
Acı kaybımız

3 ay önce ailemize katılan, Necmi ismini verdiğimiz kaplumbağamız dün
vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine
gömmüş bulunmaktayız.

Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip Necmi'yi aldığımız
dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ''Abi onlar
kış uykusuna yatar'' cevabını almış bulunmaktayız, hepimizin başı
sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.

account
12-09-2008, 13:36
yüzünü güneşe dönen insan gölge görmez...







Bir gün bir taksiye atladım ve havaalanından hareket ettik.
Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı. Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.
Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.
Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı. Ve gerçekten çok arkadaşçaydı.
Sordum: 'Neden bunu yaptığınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.' Taksi şoförü bana, şimdi 'Çöp K amyonu Kanunu' dediğim şeyi öğretti.
Şoför pek çok insanın çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı. Her tarafta çöp dolu olarak dolanıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular. Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler.
Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.
İşin ana fikri şu ki, başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler. Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla 'size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin.'
Hayat %10 onuyla ne yaptığınız, %90 onu nasıl alıp kar şıladığınızdır.
y















Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama



Yarım saat erkene kurulsun saatin



Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..



Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin



Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin



Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin



Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart



Çek kızarmış ekmek kokusunu içine



Bak güzelim kahvaltının keyfine..



Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,



Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin



Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün



dile



Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,



Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,



Ohhh şöyle bir hafifle



Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo



de



Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık



Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa



Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak



Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından



makas al..



Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken



kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde



kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil



mi?



Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara



Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..



Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller



açtıracak..



Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.. Yemeğin ne olursa



olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..



Saklama tabakları, bardakları misafire



Sizden ala misafir mi var bu dünyada



Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi



hiç değil,



Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik



bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..



Gece evinde, dostların olsun



Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..



Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?



Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!



Can Yücel

Ramo
13-09-2008, 12:53
> >> Genç bir kadın, aylardır şantiyede olan
> kocasına kaynanasının sorduğu yeni doğan bebeklerinin niye çok esmer

oolduğu ile ilgili aşağıdaki satırları yazar:
>> >> 'Sevgilim,
> >> Biliyorsun, sen şantiyedeyken nur topu gibi bir
> bebeğimiz oldu. Sütüm yetmediği için, yavrumuzu besleyebilmek
> amacıyla bir sütanne tuttum.
> >> Yalnız, bu sütannenin zenci olmasından dolayı
> çocuğumuz, emdiği sütün etkisiyle zaman içinde zenciye dönüştü.
> Haberin olsun dedim.
> >> Bu konuda benim bir suçum olduğunu
> düşünmezsin umarım.
> >> Öptüm,
> >> Biricik eşin'
> >>
> >> Kadının kocası da bunun üzerine annesine bir
> mektup yazar:
> >> 'Sevgili anneciğim,
> >> Karım bana gönderdiği son mektupta, sütü
> yetersiz olduğu için bir sütanne tuıtmak zorunda kaldığını, o
> sütannenin zenci olduğunu ve bu yüzden bebeğimizin renginin de zamanla
> koyulaştığını yazıyor. Bundan eşimi sorumlu tutamayız, tabii ki .
> >> Selam ve sevgilerimle'
> >>
> >> Annesi ise oğluna şöyle bir cevap yazar:
> >>
> >> 'Sevgili oğlum,
> >> Aslına bakarsan, sen doğduğunda benim sütüm
> de yetersiz kalmıştı.
> >> Ama biz fakir olduğumuzdan dolayı, sütanne
> tutamayıp onun yerine seni inek sütüyle beslemek zorunda kalmıştık.

Bu durumda takdir edersin ki,
> >> senin safkan bir öküz olmanın sorumlusu ben
> değilim.
> >> Seni seven annen' ...:)))

dohol
16-09-2008, 13:42
Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna soruyor: - Abi ablam nişanlanıyor biliyorsun...

- Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı.

- Ben sana bir şey sormak istiyorum...

- Söyle...

- Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, 'Eh evlenecekler işte' diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.

- Hıııım... Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım...

- Dinliyorum.

- Diyelim ki Şubat'ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin. Sana bir bisiklet alıyorlar ve 'Haziran'da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı geç, bu bisiklet senin' diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye 'nişanlılık dönemi' deniyor.

- Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar. Peki dokunmaya izin var mı?

- Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da, galiba ziliyle oynayabiliyorsun!..

meraklı
17-09-2008, 08:43
Yavru tavşan yuvasından ilk kez ayrılır ve ormanda dolaşmaya başlar.
Karşılaştıgı ilk hayvana kendini tanıtır
'merhaba kardeş ben TAVŞAN, sen kimsin?' karşısındaki hayvan
'ben de KATIR der' tavşanın kafası karışır
'nasıl yani?' der.Katır:
'benim annem Eşşek babam da At onlar birlikte olmuşlar sonra ben doğmuşum' der Tavşan yoluna devam eder. Karşılaştıgı başka bir hayvana kendini tanıtır 'merhaba kardeş ben TAVŞAN, sen kimsin?'
hayvan: 'ben kurtköpeğiyim' der. tavşan yine şaşırır 'nasıl yani?' der
kurtköpeği: 'benim annem köpek babam da kurt onlar birlikte olmuşlar sonra ben doğmuşum' der.
Tavşan yoluna devam ederken yavaş yavaş aklından bu bilgileri geçirir ve işlerin nasıl olduğunu anlamaya başlar. Karşılaştıgı başka bir hayvana kendini tanıtır 'merhaba kardeş ben TAVŞAN, sen kimsin?'
hayvan: 'ben DEVEKUŞU' der.

Tavşan afallar : 'hade lennn!


:excited:

buena vista
20-09-2008, 08:17
Yaşlı çiftçi çok kötü bir yıl geçirmiş..
Ektiği bütün mısırlar perişan olmuş, buğday deseniz öyle, elinde satabileceği tek geçinebilme ümidi armut var. Doldurmuş sepete tutmuş şehrin yolunu.. Karşısına çıkan ilk evin kapısını çalmış, kapıyı tamamen içini gösteren tülden sabahlık giymiş bir sarışın açmış, seksi bir ses tonuyla "Evet tatlım.." demiş, "Senin için ne yapabilirim?.." Bir an şaşkınlığından kurtulup "Satılık çok güzel armutlarım var.." demiş yaşlı çiftçi.. Adamın heyecanlandığını hisseden afet oyununa devam edip sabahlığın üst kısmını açıp "Armutların bu kadar iri ve sert mi?.." diye sormuş..
"Ahh.. Evet.." demiş çiftçi inleyerek, "Gerçekten çok güzeller.." Sabahlığın kemerini tamamen açıp bütün vücudunu göstermiş fıstık, "Bu kadar iştah açıcı mı armutların?.." Başlamış yaşlı çiftçi ağlamaya.. "Neden o gözyaşları bir tanem?.." "Bayan.." demiş çiftçi hıçkırarak, "Süne zararlısı buğdayı perişan etti, kımıl iti mısırı berbat etti, orospunun teki armutları bedava alacak.. Ben ağlamayayım da kimler ağlasın?.."

Ramo
22-09-2008, 18:51
Çocuk:
- 'Babacim yaa, ben nasil oldum, cok merak ediyorum' diye israr edince...
Adam, 'Nasil olsa bunu bu oglana bi gun anlatmak durumunda kalacam, iyisi mi simdi izah edim, hazir sormusken, kurtuliym gitsin bu isten' diye dusunur,
icinden...
- 'Bak evladim, cok eyi dinle, zira bir daha anlatmiyacaam:
- 'Ananlan baban, bundan yedi sene evvel, bi 'cyber cafe'de karsilasti. 'Bir iki bakistiktan soona bu 'cyber cafe'nin musait bi yerine gectiler... Baban
'memory stick' ile , 'USB' den bi baglanti kurdu...'Anaciin bu firsati eyi degerlendirerek 'memory stick' den bi kac 'down load' indirdi...
'Bu dangalak baban da, bir-iki 'upload' yukledi... Ammaaa,'' .... heyecandan 'Firewall' kullanmayi unuttugumuz aklimiza geldiginde is isten gecmisti...
Ondan sonra da , ne 'delete' edebildik, ne de 'cancel'... 'Sonuc olarak da, dokuz ay soona ortaya felaket bi 'Virus' cikti....

buena vista
28-09-2008, 08:18
KÖYÜN birinde camiye bir hırsız dadanır. Köylüler namaza durup, imam "Allahüekber..." dediğinde, hırsız faaliyete geçer ve camide beğendiği ayakkabıları çalar kaçarmış.

Bir gün, iki gün derken köylünün birisi hırsızı yakalar ve köy ihtiyar heyetinin karşısına çıkarır. Adama ne ceza verelim diye düşünürlerken birisi;

"İmam yapalım" der "Hem nadim olur hem de namaz kılarken gözümüzün önünde olur..."

Ve hırsızı imam yaparlar. Uzun zaman sonra köyden ayrı kalan bir köylü döndüğünde bir arkadaşına sorar:

- Hırsız ne yapıyor? İmam olunca hırsızlık bitti mi?

- Ne gezeeer... Kendisi imamlığa devam, iki adam tuttu onlara çaldırtıyor. Kendisi de ’Hırsızlık günahtır, sakın çalmayın’ diye vaaz veriyor.

buena vista
04-10-2008, 10:08
Değişik ülkelerden gelmiş insanlar, aynı masada, birer kadeh şarap ısmarlarlar, şaraplar gelince bakarlar ki, her birinin kadehinde bir sinek var.
İsveçli, kadehin dökülüp yeni şarap konmasını ister.
İngiliz, yeni kadehte, yeni şarap ister.
Finlandiyalı, sineği kadehten alır ve şarabı içer.
Rus, şarabı sinekle içer.
Çinli sineği yer, fakat şarabı içmez.
Yahudi, sineği çıkarır ve Çinli'ye satar.
Yunanlı, şarabın üçte ikisini içer, sonra sineği gösterip yeni şarap ister.
Norveçli, sineği yakalar ve yem olarak kullanılmak üzere balığa çıkar.
İrlandalı, sineği ezerek şaraba karıştırır ve İngilize ikram eder.
İskoç, farkında olmadan şarabı sinekle içer, sinek boğazına takılınca, "Allah kahretsin şimdi içtiğimi kusacağım!" der.
Amerikalı; lokantaya tazminat davası açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder:
Türk, zaten rakı değil şarap içildiği için tepesi atmıştır, sinek için garsonla tartışmaya başlayıp kavga çıkarır, masayı devirir ve kalkar.

meraklı
06-10-2008, 10:35
Temelle Fadime güzeller güzeli kızlarını evlendirir ve yolcu ederler. Aradan üç gün geçer , anası meraklanır. Ses yok, haber yok. Beş gün bir hafta, nihayet dayanamaz "gidecem "diye tutturur. Temel "Daha yeni evliler "diyerek durdurur. Ama yirminci gün sonunda kadın soluğu kızının evinde alır. kapıyı kızı açar. bakar ki çırılçıplak.

- Tüüü, ayıp ayıp hiç mi utanma yok, böyle dolaşayisun !!!
Kız gayet mutlu :
_aman anacuğum ne kadar geri kalmişun da, üzerimde aşk elbisesu fardur, gormeyesun.

Fadime "töbe"lerle içeri girer , bakar damat da anadan üryan ortalık yerde .
- Rezalet, terbiyesuz heruf, utanmaz arlanmaz... Damat pişkin, mutlu tebessüm eder:

_ Anacuğum ne kadar gerisun da, üzerimde aşk elbisesu fardur, gormeyesun !! Fadime eve döner şaşkın ... Temel in eve dönüş saatinde aklına onu "aşk elbisesiyle "karşılamak gelir. Kapı çalar, Fadime Temele kapıyı açar. Temel feryadı basar:

- Uyyy kari bu ne kepazelik, utanmazluk...
_ Ula Temel sen de ne geri kalmişun da, üzerimde "aşk elbisesi fardur da gormeyesun".. Temel muzip cevabı yapıştırır:

- Ama karicuğum, ütülemeyi unitmişun da !!!

:friends:-

buena vista
10-10-2008, 06:00
Adam hastanede her tarafı paramparça yatan arkadaşına sormuş, "Nasıl oldu?.." diye..
"Meşhur Mumba yılanını yakalamak için ormana gittim.." demiş arkadaşı zorlukla konuşarak, "Derisinde enlemesine sarı-siyah çizgileri olan, çok ender bulunan bir yılandır Mumba.. Ancak cangıl patikalarına uzanıp güneşlenirken avlayabilirsin onu.. Bir elinle kuyruğunu, aynı anda öbür elinle ensesini yakalaman şart!.. Yoksa ölürsün.." "Eee??.."
"Cangılda sessizce ilerlerken sarısiyah yılanı patikada upuzun güneşlenirken gördüm.. Baş kısmı çalılıkların arasındaydı.. Aynen tarif edildiği gibi sol elimle kuyruğunu tutarken sağ elimle yeşilliklerin arasında kaybolmuş başını bulabilmek için hayvanın vücudunu baş parmağım önde hızla sıyırdım.." "Eee??.. Bu parça parça halin?.."
"Sen hiç erkek kaplanın kıçına hızla parmak attın mı?.."

Ramo
11-10-2008, 15:32
Eski osmanli zamaninda, aylardan Ramazan...
Musluman bir tuccar ile ermeni bir tuccar olan Kirkor alisveris yapmislar.
Musluman hesapta ermeniyi bayagi iyi kazıkladığını dusunurken, eve gidip hesaba bir oturmus ki, ne görsün ermeni bizimkini kazıklamış. O hisimla iftari beklemeden kosmus ermenilerin kahvesine ve kahvenin sahibine Kirkor'u sormus.
-Nerde lan o Kirkor denilen pezevenk?
-Aman pasam ne oldi?
-Ulan o ibne herif bana bu mubarek ayda cok buyuk bi kazik atti. Soyleyin ona, bir yakalarsam onu ibreti alem icin gordugum yerde ....!
-Tamam pasam, oldi pasam, deyip bizimkini gondermis kahveci.
Biraz sonra Kirkor girmis kahveye.
kahveci:
-Aman Kirkor kac. Biraz once biri geldi, seni sordu çok kızgındı.
Kirkor:
-Aman bre, İstanbul koskoca sehir, nerde bulur, Sen bir cay ver...Neyse icmis cayini
ve disari cikmis...Bir de ne gorsun.Bizimki bunu kapida bekler. Kirkor baslamis kacmaya, bizimki de
kovalamaya. Kirkor kaciyo, bizimki kovaliyo. Sonunda Kirkor bir binaya giriyor. Bizimki de pesinden.
ikinci katta kistiriyor.Kirkor bakıyor kaçacak yer yok, pencereyi kaldirip atlamayı düşünürken yükseklikten korktuğu için atlamaya cesaret edemiyor.
Bakiyo ki bizimki ensesinde, kaldiriyo pencereyi, tam atlayacakken pencere kafasina iniyor. Kafa disarda, vucut icerde. Bizimki bakiyor pozisyon musait, Kirkorun salvari sonrada kendininkini indiriyor.
Tum gucuyle bir geciriyor ki, Kirkor 'yandim anam' diyor.
Bizimki tam gidip gelmeye baslayacakken 'hass...tiiiiir' diye dusunuyo...'Ulan gitti oruc.
Napicam napicam', diye sesli dusunurken, 'en iyisi top atilincaya kadar boyle beklemek' diyor.
Bunu duyan Kirkor o sirada asagidan gecmekte olan imami gorup imama bagiriyor:
-Imam efendi, imam efendi. Kacta atilacak bu top?
Imam bakmis bagiran Kirkor.
-Sanane lan demis, sen musluman degilsin ki. Sana ne topun kacta atilacagindan...
Bunu duyan Kirkor hemen cevaplamis:
-Oyle deme imam efendi, vardir içimizde bir parca muslumanlik....::))))

buena vista
12-10-2008, 08:01
Broker sabah müşterisini arayıp “Sizi 65 yaşında emekli eder diye aldırdığım hisse senetlerini hatırlıyor musunuz?” diye sormuş.

Adam “Evet?” diye karşılık verince broker konuşmasını sürdürmüş: “İyi. Bu ABD’deki son ekonomik kriz nedeniyle emeklilik yaşınız 108 oldu.”

buena vista
12-10-2008, 08:09
ADAM karısına evlilik yıldönümünde şahane bir pırlanta yüzük satın almış.

"Fakat" demiş arkadaşı, "Senin karın hediye olarak 4x4 bir araç istiyordu..."

"Evet, biliyorum" demiş adam, "Ama o içine ettiğim cipin sahtesini yapamıyorlar ki!.."

dohol
17-10-2008, 09:34
günün fıkrası

Bir mafya babası evli bir kadınla ilişki kurmuş.
Bir gece kocası yok diye kadının evine gitmeye karar vermiş ve adamlarına
-"Ben içeri girdikten sonra hemen büyük bir branda ayarlayın ve pencerenin hemen altına dört ucundan gerin" demiş.
Sonra da ne yapacaklarının talimatını vermiş:
-"Kadının kocası gelirse kapıyı bir kere çaldırın, ben aşağıya atlayacağım, yakalanıp raconu çizdirmeyelim... Tamam mı?" (Tabiri caizse stop-loss yapacak:) )
Adamları,
-"Başüstüne patron" demişler.
Mafya babası kadının evine girmiş, tam yatağa uzandığı anda evin kapısı çalınca bizimki kendini tereddütsüz pencereden donla 4. kattan aşağı fırlatmış.
Kadın üzerine alelacele bir şey alıp kapıyı açmış ki karşısında patronun adamlarından biri...
-"Yenge" demiş adam mahcup bir şekilde önüne bakarak,
-"Patrona söyle branda bulamadık!"

buena vista
19-10-2008, 08:07
FRANSIZ albayı askerlerin içki içmelerine engel olmak için kantinin duvarına bir levha astırmıştı. Levhada "İçki öldürür" diye yazıyordu.

Ertesi gün oradan geçen albay ne görsün!.. Biri yazının altına şunları ilave etmemiş mi;

"Askerler ölümden korkmaz."

buena vista
19-10-2008, 08:08
KASABAYA yeni taşınan zampara John kiliseye gider.

- Peder günah çıkarmak istiyorum.

Oğlum ne günah işledin?

- Sarhoş iken bir bayan beni zinaya zorladı.

Manavın hanımı mı?

- Hayır.

Müdürün hanımı mı?

- Hayır.

Kreş öğretmeni olmasın?

- Zannetmiyorum papaz efendi...

O zaman o bayan bizim kasabadan değilmiş. Şimdi tanrıdan af dile ve oralardan uzak dur.

- Sağol Peder, yardımlarınız için minnettarım...

buena vista
19-10-2008, 08:13
Gurubumuzdaki İngiliz kadın bir ağacın dallarına bağlanmış beyaz mendilleri görmüş, bana ne olduklarını soruyor.
Evlenmek isteyen kızların bağladığını söylüyorum. Daha da ilgisini çekiyor konu.
"Belirli bir erkekle mi yoksa herhangi bir erkekle evlenmek için mi bağlıyor?" diye tekrar soruyor.
Hemen cevaplıyorum..
"30 yaşından önce belirli bir erkekle, 30 yaşından sonra herhangi bir erkekle."

dohol
23-10-2008, 21:36
Mutluydum. Kız arkadaşımla evlenmeye karar verdik.


Ailem bize her türlü yardımı yaptı,arkadaşlarım cesaretlendirdiler ve kız
arkadaşım rüya gibiydi!!



Fakat beni rahatsız eden bir şey vardı; nişanlımın kız kardeşi.

Müstakbel baldızım açık-saçık giyinen bir afetti. Ne zaman
yakınıma gelse öne eğilip iç çamaşır şovu yapardı


Bir gün baldız düğün davetiyelerini kontrol etmek için beni yanına çağırdı.
bana karşı engelleyemediği duygu ve arzularının olduğunu fısıldadı.
ve evlenmeden önce benimle yatmak istediğini söyledi.


Söyleyecek bir kelime bulamadım. Tamamen şoke olmuştum.



'Yukarı yatak odama çıkıyorum ve eğer beni istiyorsan yukarı gel' dedi.



Afallayıp kalmıştım, merdivenleri çıkarken arkasından şok içinde bakıyordum.

Merdivenlerin sonuna vardığında pantalonunu çıkartıp aşağıya bana doğru
fırlattı altındaki ufacıcık tangası ile bana bakıyordu.

Bir kaç dakika öylece kalakaldım. Sonra arkamı dönüp ön kapıya doğru yürüdüm.

Kapıyı açtım ve evden çıkarak arabama doğru yürümeye başladım ki,


Müstakbel kayınpederim dışarıda bekliyordu. Gözyaşları içinde sevgiyle bana
sarılarak, Küçük sınavımızı başarıyla geçtiğin için hepimiz çok mutluyuz,
kızımıza senden iyi bir damat bulamazmışız. Ailemize hoşgeldin.'



Hikayenin ana fikri...


Prezervatif daima arabada durmalı

buena vista
25-10-2008, 07:54
Adamın biri bara gidip biraları yuvarlamış, barmen hesabı isteyince "Ama ben baştan ödemiştim.." demiş, "Hatırlamıyor musunuz?.."
"Öyle mi?.." demiş barmen, "Madem öyle diyorsunuz, öyledir.."
Adam dışarı çıkıp bir arkadaşını bulup bedava içki içmek için yaptığı cinliği anlatıp barmenin para takibi yapamadığını söylemiş, bunun üzerine öteki de dalmış bara bir bira söylemiş ve arkasından aynı numarayı çekmiş, "Peki.." demiş barmen, "Madem siz söylüyorsunuz doğrudur.."
O da çıkmış dışarı, tam kapının önünde eski bir arkadaşını görüp bedava nasıl içtiklerini ballandıra ballandıra anlatmış, tabii üçüncü de dalmış bara, viskisinden bir yudum almış ki barmen ona doğru eğilmiş.. "Biliyor musunuz burada bu gece komik bir şeyler oluyor.." demiş. "İki uyanık geldi, ikisi de içki içtiler, beş kuruş ödemedikleri halde 'ödedik' dediler sustum.. Ulan bunu bir defa daha denemeye kalkan olursa burnunun ortasına yumruğumu indireceğim..!"
"Sizin burayı işletme sorunlarınız beni ilgilendirmiyor.." demiş adam, "Laf ebeliği yapıp gargaraya getirmeye çalışacağınıza ikidir istediğim paramın üstünü verin de gideyim artık..!"

buena vista
02-11-2008, 09:04
Memur, patronuna giderek “Zam istiyorum efendim” demiş, “Yoksa peşimde koşuşturan üç şirket var yakında beni bulamayacaksınız, bilesiniz!” Hafif alaylı bir şekilde sormuş patronu: “Hangi şirketler onlar?” Memur, “İnanmıyorsanız söyleyeyim efendim” demiş, “Elektrik şirketi, doğalgaz şirketi ve su şirketi!”

XXX

Sarışın ve trafik polisi

SARIŞIN ters istikamette araba kullanırken polis durdurmuş kendisini, "Bayan!.." demiş, "Hayrola... Nereye gidiyorsunuz? Okları görmediniz mi?"

"Ciddi misiniz?" demiş sarışın endişeli bir ses tonu ile, "İnanır mısınız o kadar dalgınım ki, bırakın okları, ben Kızılderilileri bile fark etmedim!.."

buena vista
09-11-2008, 07:48
25, 50 ve 75 yaşında üç bekar arkadaş varmış. Bunlar, sürekli birlikte olur, beraberce yer içer, eğlenirlermiş.

Bir gün, aynı tarihte, aynı yerde evlenip, aynı otele balayına gitmeye karar vermişler.

25 yaşında olanı;

- Arkadaşlar, bugüne kadar, kendi aramızda her şeyi konuştuk. Şimdi hanımlar olacak. Onların yanında rahat konuşamayız. Birbirimizi de çok merak ederiz. Balayı gecesindeki performansımızı "Günaydın" sözcüğüyle ifade edersek, hanımlar anlamaz

demiş. Parolada anlaşmışlar. Balayı sabahı, otelin salonuna önce 25 yaşındaki girmiş;

- Günaydın arkadaşlar, günaydın, günaydın, günaydın, günaydın...

Ardından 50 yaşındaki odaya girmiş;

- Günaydın arkadaşlar... Günaydın...

demiş. Biraz sonra 75 yaşındaki gelmiş. Önce 25, sonra da 50 yaşındaki arkadaşına bakarak;

"Selamünaleyküm arkadaşlar" demiş.

XXX XXX

Aglama Duvari

Gazeteci Ağlama Duvarı'nın önünde başını sallaya sallaya dua eden yaşlı adama yaklaşmış.. "Sizi üç gündür burada görüyorum" demiş.. "Ben 40 yıldır burada dua ediyorum" demiş, yaşlı adam.. "Peki dualarınız gerçekleşiyor mu bari?.."
"Nerde!.." diye iç çekmiş yaşlı adam.. "Sanki duvara konuşuyorum.."

XXX XXX

Sapka

Gelin evlenmeden önce eski kafalı annesi “Kocanın yanında sakın çırılçıplak olma” demiş, “Üzerinde mutlaka bir şey olsun. Kolay ve basit biri olarak görmesin seni.” Kızı “Tamam anne” demiş. Evlendikten 2 hafta sonra yatağa girerlerken “Bana bakar mısın” demiş kocası, “Sizin sülalede hiç manyak var mı?” Karısı “Yooo. Neden sordun?” diye sorunca adam cevaplamış: “Hayatım evlendiğimiz geceden beri şu aptal şapkayla koynuma girmiyor musun, deli oluyorum.”

buena vista
16-11-2008, 09:15
EVLİ adama sevgilisi durmadan sakalını kesmesi için baskı yapar. Adam yalvarır:

- Başka şey iste sevgilim. Karım sakalıma bayılıyor... Beni öldürür vallahi...

Sevgilisi o kadar ısrar eder, o kadar dırdır yapar ki adam dayanamaz gider kestirir sakallarını...

Sevgilisinin teşekkürü müthiş olur. Adam geceyarısı eve döner, uyumakta olan karısının yanına sessizce uzanmaya çalışırken kadın uyanır ve karanlıkta elini uzatır. Kocasının yanağını okşar ve uyku sersemi mırıldanır;

- Özcan, sevgilim. Bu saatte burada ne işin var?

XXx XXX

Deniz kenarında kulübe

Deniz kenarında küçücük bir kulübe istiyorum ve geri kalan hayatımı sevdiğim kadınla birlikte geçirmek arzusundayım...

- Neden yapmıyorsun?

- Karım... Bu fikrime çok sinirleniyor!..

( Sükrü Kizilot`un pazar yazisi`ndan alinti)

buena vista
02-12-2008, 09:34
Öğretmen küçük öğrencilerine 'Evlerindeki dini objeleri' araştırma ve anlatma ödevi vermiş.. Ertesi gün öğrencilerden biri "Evimizde bir resim var.." diye başlamış, "Başında hale, kucağında bebek olan bir kadın resmi.. Annem her sabah onun önünde başını eğip diz çöker.." "Bizim evde pirinç döküm Çinli gibi çekik gözlü şişman bağdaş kurmuş oturan bir adam heykeli var.." demiş ikinci öğrenci, "Ailem tam önünde eğilip ona mum yakar.." Üçüncü, el kaldırıp "Bizim evdeki banyoda üzerinde numaralar olan küçük bir platform var.." diye başlamış, "Annem, her sabah yataktan kalkar kalkmaz ilk iş çıplak ayaklarıyla onun üzerine çıkıp 'Ohh, Tanrım' diye çığlık atar..!"

XXX

Anneanne, oynaması için torununu kumsala götürmüş, minik çocuk deniz kenarında kovası ile oynarken birden nerden çıktığı belli olmayan dev bir dalga gelmiş ve gitmiş, torun ortada yok..! Anneanne "Tanrım!.. Nasıl olur?.." diye ellerini gökyüzüne kaldırıp çığlık çığlıga ağlamaya başlamış.. "Sana kilisede yıllarca yakaran, mum yakan bana böyle bir acıyı nasıl tattırırsın??.."
"Tamam.. tamam.." diye kalın bir ses gelmiş yukardan, hemen yine aynı irilikte bir dalga kumsalda patlamış, minik çocuk hiçbir şeyin farkında olmadan aynı yerinde gülümseyerek tekrar oynuyormuş..
"Tanrım..??"
"Gene ne var?.."
"Şeyy.. Şapkası da vardı..!"

dohol
02-12-2008, 10:16
Türkçe Ne Tarafa Çeksen Gider


Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık
indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:

'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.'

Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın
güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini
küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum:

'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.'

Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen
şöyle dedi:

'Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.'

Geçtiğimiz ramazanın Kadir Gecesi'nde teravih namazını kılmak için camiye
gittim. Erkekler alt bölümde, kadınlar ise perdeyle ayrılmış üst bölmede
hep birlikte namaza durduk. Kadınlar her defasında secdeye 3-4 saniye geç
vardıklarından, üstten gelen ses ile bizim hareketlerimiz arasında bir
uyumsuzluk
başgösterdi. Bu keyfe keder 'senkronizasyon sorunu' mahalle imamımızın,
akıllara
ziyan bir şekilde duruma müdahale ederek üst kata seslenmesi ile son
buldu:

'Bayanlar! Geç ka lmayın, erke klerle yatıp, erkeklerle kalkın!'

Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;

- 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam' diye bir telsiz
anonsu gelmiş.

Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer
ucundaki memura;

- 'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış.

On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.

- 'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam'

Bir ar kadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp
çırpınan balıklara bakıp;

- 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu.

Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:

- 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'

dohol
19-12-2008, 17:11
Mehmet ile Handan öğrenci olup,
ayni evi paylasmaktadirlar.
Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmetin
annesiniyemege davet ederler,
Mehmetin annesi aksam yemegi süresince
Handani uzun uzun süzer ve aslinda
Handanin çok alımlı ve güzel bir kız oldugunu,
acaba aralarinda ev arkadagligindan daha ileri
bir boyutta bir iliskinin
mevcut olup, olmadigini merak eder.
*Aklini okumusçasina Mehmet annesine der ki:
Ne düsündügünü biliyorum ama emin ol ki *
sadece ev arkadasiyiz,ötesi yok.> >>> >
Aksam yemeginden sonra Mehmetin annesi evine Döner.
Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:> >>>
Mehmet, annen bize yemege geldiginden beri gümüs çorba
kasesini bulamiyorum. Mehmet yanitlar..
Annemin almis olabilecegini tahmin etmiyorum
ama ben yine de kendisine bir mektup yazayim.
Oturur ve yazar
Annecigim, Gümüs çorba kasesini sen aldin demiyorum,
ama almadin da demiyorum.Fakat konu su ki:
sen bize yemeğe geldiginden beri
gümüs çorba kasesi kayip.
Sevgiler oglun Mehmet.> >>>
*Bir hafta sonra Mehmetin annesinden mektup gelir:
Sevgili oglum;>>Handanla yatiyorsun demiyorum,
ama yatmiyorsun da demiyorum.
Fakat konu su ki Handan kendi yataginda yatiyor olsaydi,
gümüs çorba kasesini çoktan bulmus olurdu.
Sevgiler annen... :))

meraklı
21-12-2008, 11:25
Bir bufalo sürüsü, en yavaş bufalonun hızında hareket eder.
Sürü saldırıya uğradığında ilk olarak en arkadaki zayıf ve yavaş olanlar öldürülür.
Bu doğal seleksiyon sürünün tümü için yararlıdır çünkü sürünün genel hızı ve sağlığı bu zayıf üyelerin ölümü sayesinde korunur.

Aynı şekilde insan beyni de en yavaş beyin hücrelerinin hızında çalışır.
Bugün bildiğimiz gibi alkolün aşırı tüketimi beyin hücrelerini öldürmektedir.

Ancak doğal olarak, alkol en yavaş ve zayıf beyin hücrelerine saldırmaktadır.
Bu yolla rakının ve/veya şarabın düzenli tüketimi zayıf beyin hücrelerini öldürerek beynin daha hızlı ve etkili bir makine olmasını sağlamaktadır.

İşte bu nedenle bir kaç kadehten sonra her zaman kendinizi daha zeki hissedersiniz.

İÇELİM AKILLANALIM .....

:**: ;)

meraklı
23-12-2008, 17:51
Acayip yakışıklı bir zenci Amerika 'da çok lüks bir otelden içeriye girmiş.
Bir elinde Bond çanta, omuzunda bir papağan. Resepsiyondan odasına çıkarken
akşam yemeği için 100 kişilik yemek servisi istediğini söylemiş. Akşam restoranın kapısından yine elinde Bond çanta, omuzunda kuş, tek başına girmiş.
Oturmuş yemeğini yerken, papağan masaları dolaşıp geri kalan 99 yemeği birer birer yiyip bitirmiş. Otel personeli toplanmış faltaşı gibi açılmış gözleriyle olayı izlerlerken şef garson dayanamamış, 'bu ne iştir..?' diye sormuş.

Zenci anlatmaya başlamış :

- 'Bir tarihte İstanbul 'a tatile gittim. Kapalıçarşı ' da gezerken eski bir lamba buldum, beğendim aldım. Döndüğümde lambayı silip temizlerken içinden bir cin çıktı, 'dile benden ne dilersen, 3 dilek hakkın var' dedi.
İlk dilek olarak, bir çanta param olsun, harcadıkça içi tekrar parayla dolsun istedim, işte bu çanta, yıllardır harcarım, her açışta yine doludur.

İkinci olarak dünyanın en yakışıklı zencisi olayım dedim, işte görüyorsunuz.
Eh, bir erkek hem paralı, hem de yakışıklı olursa başka ne ister ;

kuşum hiç doymasın dedim, 'yanlış anladı lavuk...' !..



Arada da olsa yanlış anlaşılmamak üzere ..:ds:*

Ramo
26-12-2008, 20:21
Fıkra sevgili Mustafa Balbay'dan... Bush'a pabuç fırlatan El Zeydi ile ilgili...
Bağdat'ın yeni açılan büyük alışveriş yerlerinden birisinde bir kadın hızla tuvalete yönelmiş. Ancak yanlışlıkla erkekler tuvaletine girince bir görevli kapıda kadını tutmuş, uyarmış:
- Yanlış girdiniz, burası erkekler tuvaleti...
Kadın sormuş:
- İçerde El Zeydi mi var?
- Yooo, bunu nereden çıkardınız?
- Arap dünyasında başka erkek var mı?....:)))))

dohol
06-01-2009, 13:05
ADRES

Temel'le Dursun gezerlerken bir kilisenin önünden geçerler.
Temel, Dursun'a 'Ula Dursun 5 dakika bekle bi günah çıkartayım'
Temel Kiliseye girer Papaz gelir. 'Söyle evladım ne günah işledin?'
Temel: 'Zina işledim'
Papaz: 'Kiminle'
Temel: 'Sanane ya çıkar günahımı gideyim'
Papaz: 'Ha felanca adreste bir karı var onunla mı zina ettin'
Temel: 'Yoo'
Papaz: 'Ha felanca yerde bi karı var onunla mı iş tutuyon'
Temel: 'Yoo'
Papaz: 'Felanca adreste bir kumarbaz var eve gitmiyo onun karıyı mı beceriyon?'
Temel: 'Yok ya sanane çıkarsana günahımı gideyim'
Papaz: 'Çıkarmıyom lan yürü git'
Temel'i görünce Dursun: Uyy Temel kardeşum tertemiz oldun
günahlarından kurtuldun değil mu?'
Temel: 'Yok ula günahlarumdan kurtulmadum ama çok sağlam 3 tane adres aldum'

dohol
06-01-2009, 13:09
*GONCAGÜL *
- İyi ki düğünümüzü Belçika'da yapalım demişsin Goncagül..!
- Güzel oldu, değil mi Muhittin?
- Evet canım, herkes dışarda evleniyor, bizim neyimiz eksik?
- Beni kırmadığın için teşekkür ederim.
- Sen istersin de ben yapmam mı bitanem?
- Muhittin, sana geçmişimle ilgili bir şey anlatmak istiyorum.
- Önce duvağını çözseydik Goncagülüm.
- Çözeriz, dur bi... çok önemli bu.
- E, ama sırası mı şimdi? neyse, anlat bari.
- Ben küçükken tecavüze uğradım.
- Çok üzüldüm bebeğim. Ama şu an kendini iyi hissediyorsan önemli değil.
- Şimdi iyiyim de bunları bilmen lazım.
- Yakınlarından biri tarafından mı?...
- Yok, bi bakkal vardı bizim mahallede...
- Bakkal mı?
- Evet. Elma şekeri satıyordu, güzel çikolatalar filan.
- Eee?
- İşte, bir gün bana, Tarık depoya gelsene dedi.
- Tarık kim?!!!!!
- Anlatacağım bir tanem, sakin ol bi..........

dohol
06-01-2009, 13:16
Soyguncunun biri bir bankaya girmiş. Çekmiş silahını havaya ateş etmiş. Herkesin yere yatmasını istemiş.
Kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş.
Tam çıkacakken oradaki bir adama sormuş:
''Beni gördün mü?''
Adam şaşkınlıkla ''Evet gördüm.'' deyince çekmiş tabancasını adamı alnından vurmuş.
Tam tekrar kapıya hamle etmiş ki; kapının yanında bir karı koca duruyor.
Adama sormuş:
''Beni gördün mü?''
Adam gayet soğukkanlı bir şekilde yanıtlamış:
''Valla ben hiçbir şey görmedim, ama benim hanım gördü sanıyorum?..

dohol
09-01-2009, 18:23
Bir gün Ali, öğretmeni Ayşe Hanıma giderek dersten sonra kendisiyle görüşmek istediğini söyledi. Öğretmen kabul etti ve sordu:
- Sorun nedir Ali?
- Ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim. Bir üst sınıfa geçmek istiyorum. İstek konusunda bilgi verilen Müdür Ali'ye bunun için bir testten geçmeyi isteyip istemediğini sordu. Ali tereddütsüz kabul etti ve test başladı.
- Söyle bakalım Ali: 3X4?
- On iki
- Peki 6X6?
- Otuz altı Müdür bey
- Japonya'nın başkenti?
- Tokyo. Ve test bir saat sürdü, Ali hiç hata yapmadı. Test sonunda Ali'nin öğretmeni de soru sormak istedi. Ali ve Müdür bu isteği kabul ettiler. Öğretmen sorulara başladı:
- İneklerde dört tane, ben de iki tane olan nedir?
- Bacaklar öğretmenim!
- Doğru! Peki; senin pantolonunun içinde olup, benim pantolonumun içinde olmayan nedir? Müdür bu soruya çok şaşırır.
- Cepler öğretmenim.
- Kadınların tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir. Velet tereddütsüz yanıt verdi:
- Afrika'dır öğretmenim.
- Yumuşak olup, kadınların ellerinde sertleşen nedir? Müdür gözleri fal taşı gibi açılmış tam konuşacakken Ali yanıtladı:
- Tırnak cilası.
- Peki. Bekâr bir kadına göre evli kadında daha geniş olan nedir? Müdür kulaklarına inanamıyordu.
- Yatak öğretmenim.
- Kadın vücudunda en nemli organ hangisidir?
- Dil öğretmenim. Nefes nefese kalan Müdür test'i bitirmeye karar verdi ve:
- Değil bir üst sınıfa, ben bunu doğrudan Üniversiteye göndereceğim. Çünkü ben bütün sorulara yanlış cevap verdim!

KISSADAN HİSSE: İnsanların ahlakları yaşlandıkça bozulur!

meraklı
12-01-2009, 20:04
Temel Dursun a mezar taşı ismarlayarak taşın üstüne asağıdakilerin yazılmasını istiyor :

Bakire doğdu bir döne

Bakire yasadı çok sene

Bakire öldü fakire

Temel kizi Fadime

Dursun bunu çok uzun buluyor ve Temel e bu metnin mezar taşına sığmayacağıni söylüyor.

Temel de o zaman kısalt diyor. Dursun da peki diyip asağıdaki beyti yazıyor

mezar taşına:

Temel kizi Fadime,

Açılmadan iade..:))


:;melek

meraklı
21-01-2009, 13:07
Adam, yıllarca ulkesinden uzak kaldıktan sonra nihayet yurda dönmüştur.

Havaalanından bindigi taksiyle sehre dogru giderken,şöfore sigara
almak icin tekel bayinde durmasini soyler.

- Tekel bayinde ne yapacaksiniz beyim?' diye sorar taksi soforu.
- Sigara alacaktim.
- Sigaralari artik camilerde satiyorlar beyim.
- Camide mi? Yahu cami Allah'in evidir, oraya ibadet etmeye gidilmez mi?
- Hayir beyim, ibadet icin artik universiteye gidiliyor.
- Allah Allah! Peki o zaman egitim nerede yapiliyor?
- Egitim hapiste yapiliyor beyim.
- Hapiste hirsizlar yok mu?
- Hirsizlar artik iktidarda beyim...
:;dedektif

neron
22-01-2009, 07:12
Adam Afrika’daki seyahatinden son derece hasta dönmüş. Hemen doktoruna koşmuş, muayenesi sonucu acilen hastanede özel bir odaya yatırılmış. Yapılan bir seri testten sonra adamın yattığı odanın telefonu çalmış, “Ben sizin doktorunuzum” demiş telefondaki ses, “Test sonuçları biraz önce elimize geçti, sizde çok tehlikeli bir virüse rastladık.”

Adam “Aman doktor” demiş panikleyerek, “N.. Ne yapacağız şimdi?”

Doktor “Sizi devamlı pide ve lahmacun diyetine almaya karar verdik” deyince adam hayretle sormuş: “Bunlar beni iyileştirecek mi?”

Doktor biraz mahcup ifadeyle konuşmuş: “Tabii ki hayır... Fakat sizi beslemek için oda kapınızın altından iterek verebileceğimiz yegâne yiyecek onlar!”

dohol
23-01-2009, 20:10
Kadının Elini Neden Öpersiniz?

Fransız erkeğine sormuşlar. 'Kadının elini niye öpersiniz?' diye.



Fransız cevaplamış ' Kadına saygı duyarım. Erkek ile bir bütünü tamamlar.'

Alman erkeğine sormuşlar. 'Kadının elini niye öpersiniz?'



Alman cevaplamış 'Kadın kutsaldır. Hayatın devamını sağlar, doğurur.'

Türk erkeğine sormuşlar. 'Kadının elini niye öpersiniz?'



Türk erkeği cevaplamış-' Bir yerden başlamak lazım! '......:excited:


Proje Mühendisi Sözlüğü


* Büyük bir teknolojik başarı! (Yine çuvalladık.)

* Yıllarca süren kapsamlı çalışmalar sonucunda geliştirildi.(Kazara keşfettik.)

* Tasarımlar toleranslar dahilinde oldu.(Kuralları esnettikten sonra güç bela becerdik.)

* Test sonuçları son derece memnuniyet vericiydi.(İşe yarıyor ama nasıl oldu anlamadık.)

* Müşteri memnuniyeti sağlanmıştır.(Programın öyle gerisindeyiz ki müşteri eline ne geçerse şükrediyor.)

* Yakın proje koordinatörü(Başkasına yaptıramadık bari işi paylaşalım.)

* Öngörülemeyen sorunlar nedeniyle proje programın biraz gerisinde kaldı.(Şu sıralar başka projeyle ilgileniyoruz.)

* Proje bir sonraki rapor döneminde sonuçlandırılacak.(Daha başlamadık bile ama bir şeyler söylememiz gerekiyordu.)

* Farklı yaklaşımlar denenmektedir.(Ne yaptığımızı biz de bilmiyoruz ama idare ediyoruz işte!)

* Soruna yeni bir yaklaşım denenmektedir.(Yeni eleman aldık.Onun üstüne yıkacağız.)

* Tasarımı baştan yapmamız gerekecek.(Bu şeyi anlayan tek adam vardı.O da istifa etti.)

* Bazı küçük sorunları düzeltmek için üzerinde duruyoruz.(Baştan başlıyoruz.)

* Esas olarak tamamlandı.(Yarısı bitti sayılır.)

* Tahmin ediyoruz.(İnşallah)

* Çizimin hazırlanması uzun sürdü.(Daha hiçbir şey çizmedik ki!)

* İyi tanımlanmış değil.(kimse üzerinde düşünmedi.)

* Daha fazla analiz gerekiyor.(İş çığırından çıktı.)

* Proje önümüzdeki yılın son çeyreğinde hazır olcak.(O zamana kadar gecikmeden sorumlu birini buluruz elbet.)

* Senin teorini biz çok denedik. Uygulanabirliği yok.(Aslında iyi fikir, kendi fikrimmiş gibi raporumda belirteyim.)

Gozlemci
27-01-2009, 03:57
Meshur sorusturmada bir sanigin baina yansiyan istegi. Beni cok guldurmustu, onun icin Tebessum kismina yakisacagini dusundum.

"Tutuklu sanıklardan Bekir Öztürk, ''dün yaşanan gözaltılar ve Tuncay Güney'e gönderilen sorulara bakıldığında, bu işleri yapan savcının akıl sağlığı konusunda şüphe duyduğunu'' ifade ederek, savcinin akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için sağlık kuruluşundan ya da Adli Tıp Kurumundan, zeka seviyesinin tespiti için de TÜBİTAK'tan rapor alınmasını istedi."

Bu durusmalarda sanik savunmalarini (tamami olmasa da) en fazla veren Gazeteport websitesi var. Bir de Isci Partisi'nin websayfasi, bazi savunmalarin tamamini yayinliyor. Cogu gazete savunmalarin can alici kisimlarini maalesef yayinlamiyor :cry:

dohol
28-01-2009, 12:18
Galeriyi dolduran çok bilmişler, her resmin önünde durup ileri geri yorum yapmaktaydı. Enson büyük bir tablonun

önünde durdular.Karanlık bir fon, yan yana duran çırılçıplak 7-8 zenci. Gözlerinin akları bile kapkara. Lakin ortada

duran zencinin cinsel organı bembeyaz.Önce kısa bir şaşkınlık, arkasından kesilen ahkamlar duyuldu;



- "Hayatta her şey kararırken üretim araçları yaşamı aydınlatır'' demek istiyor.

- Hayır hayır o değil. Doğa kirlenmesine karşı bir Froydyen karşı çıkış." Libidomuzun gücü doğa

katliamının durduracak" demek istiyor.



En yetkin eleştirmen ise raconu kesti.



- Yanılgı içindesiniz beyler. Afrika kültüründe beyaz erkeklik organı kral gücünü simgeler. O gördüğünüz

muhtemelen mMau Mau kralı felan!



Bu racon üzerine arkadan kalın bir ses yükselir.



- Hoooooooooyt



Herkes dönüp sesin geldiği yere bakar ve kızarlar:



- Ne diyorsun, ne yapıyorsun kardeşim?



Adam dedi ki :

- Ben bu resimleri yapan ressamım. İrlandalıyım. Bu tabloda gördüğünüz Belfast'da bir maden ocağı.

Ortam zifiri karanlık. Adamlarda maden işçisi. O nedenle hepsi simsiyah.



Diğerleri hep bir ağızdan sordular:



- Peki neden çıplak hepsi de ?

- Çünkü mesaileri bitti. Biran evvel çıkıp gitmek için soyundular kirli giysilerini.



Hep beraber yine sordular:



- Peki o ortadakinin şeyi neden bembeyaz ?



İrlandalı ressamonların yüzüne baktı baktı, sonra da gülümseyerek ve tane tane dedi ki :



- O öğle yemeğini maden lokantasında yemedi. Bir ara eve gidip geldi.....

Ramo
01-02-2009, 15:07
Minik Not:Fıkra işte.Kimse üstüne alınmasın...

Kriz yüzünden işten çıkarılan bir

akademisyen ile bir gazeteci yurt dışına
çıkmışlar.

Bir süre yiyip-içip eğlenmişler.
Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş.

İş aramışlar ve bir çitlikte hayvan pisliklerini

ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi

bulmuşlar. Bir süre çalışmışlar, başarılı

olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve
hallerine

acıyarak "Size daha kolay bir iş

vereceğim" diyerek onları yumurta paketleme
işinde görevlendirmiş .

"Bunların irilerini ve iyilerini bu

taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu
taraftaki kutuya koyacaksınız" demiş.

Fakat bizimkiler çok yavaş
çıkmışlar, "Bu iyidir, değildir, küçüktür,
büyüktür"
tartışmaları ile işleri aksatmışlar.
Onları gözleyen kahya yanlarına
gelmiş,
"Siz Türkiye'de ne iş yapıyordunuz? "
diye sormuş. Bizimkiler "Gazeteci" ve

"Akademisyen" diye cevaplamışlar.

Kahya, "Belli belli, sizin Türk

aydını olduğunuz belli" demiş.

"Çok iyi bok atıyorsunuz ama iyi ve kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz!

.."

Ramo
01-02-2009, 15:14
Soyguncunun biri bir bankaya girmiş. Çekmiş silahını havaya ateş
etmiş. Herkesin yere yatmasını istemiş.
Kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş.
Tam çıkacakken oradaki bir adama sormuş:
"Beni gördün mü?"
Adam şaşkınlıkla "Evet gördüm." deyince çekmiş tabancasını adamı
alnından vurmuş.
Tam tekrar kapıya hamle etmiş ki; kapının yanında bir karı koca duruyor.
Adama sormuş:
"Beni gördün mü?"
Adam gayet soğukkanlı bir şekilde yanıtlamış:
"Valla ben hiçbir şey görmedim, ama benim hanım gördü sanıyorum?.....:))))

dohol
03-02-2009, 11:10
Yaşlı çift evliliklerinin kırkıncı yıl dönümünde paraya kıymışlar,
Avusturalya'da tatil yapmaya karar vermişlerdi.Uçağın penceresinden saatlerdir
okyanusu seyrediyorlardı.

Sessizliği pilotun anonsu bozdu:"Sayın yolcularımız! Korkarım size
kötü bir haberim var. Motorlarımızdan biri sustu, diğeri de susmak üzere.
Acil iniş yapmak zorundayız."

"Neyse ki altımızda haritada görülmeyen bir ada var ve sahiline inmeye
çalışacağız."

"Bunu başarabilirsek tek sorunumuz bizi bulabilmeleri için dua etmek olacak."

Uçak minik adanın kumsalına başarılı bir iniş yaptı, kimsenin burnu kanamadı.

Uzun bir rahatlama sessizliğinden sonra adam karısının ellerini
tuttu,gözlerine endişeyle baktı;

"Karıcığım, bu ayki kredi kartı borcunu ödemiş miydin?" "Hayır
sevgilim,unutmuşum. Kızdın mı?"

Adam endişeyle yine sordu: "Araba kredisinin taksitini ödemiş miydin?"
"Özür dilerim canım, onu da ödememiştim."

Yaşlı adam karısının ellerini bıraktı ve kırk yıldır yapmadığı şekilde
ona sıkı sıkıya sarıldı. "Aferin"
Karısı şaşkın, korkarak sordu. "İyi misin tatlım?"

"Hiç olmadığım kadar. Çünkü bankacılar bizi kesin bulur!"

Ramo
01-03-2009, 14:03
Bir anne 8 yasindaki kiziyla otobuste gidiyorlar.
Duraklarin birinde bikac hayat kadini, musteri bekliyorlar.
Kiz annesine;
- "bunlar kim? ne diye bekliyorlar?" diye soruyor.
Anne de;
- "Bunlar kocalarını bekleyen kadınlardır" der.
Bunu duyan otobüs şoförü dönüp,
- "Çocuğa böyle saçma sapan şey anlatmayin,
Bunlar orospudur ve para icin erkeklerle yatiyorlar" der.
Çocuk da;
- "Anne bunlar erkeklerle yatarlarsa, o zaman da cocuklari olur,
bu cocuklar sonra ne oluyo?
Annenin yaniti:
- "Otobüs söförü" ! . . .

Ramo
05-03-2009, 10:21
Temel İtalya'da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi...
O zamanki Sovyet lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya'ya gelmiş.
Programda Fiat tesisleri de var.
Fabrikanın tezgâhları arasında dolaşırken Temel'e rastlamış.
Herkesin gözü önünde ''Vay Temel...'' diye sarılıp kucaklaşmış.
Orada ayaküstü sohbet etmişler. Tüm protokol bu dostluktan şaşkın...
Konuk gittikten sonra patron Temel'i çağırıp, Krusçev'i nereden tanıdığını sormuş. Temel 'Hiiç' demiş. ''Ben eskiden komünisttim...
1 Mayıs kutlamaları için parti beni Moskova'ya göndermişti. Orada tanışmıştım.''
Olay unutulmuş..
Üç beş ay sonra bu kez Amerika başkanı Nixon gelmiş İtalya'ya.
Yine aynı program ve fabrika ziyareti.
Tezgahların arasında ''Vay Temel.Vay Nixon.'' muhabbeti...
İyice meraklanan patron ziyaretten sonra Temel'i yine çağırtmış.
Soru da cevap da aynı; ''Bir ara Amerika'ya göç etmeye kalkıştım.
New York'ta başım polisle belaya girdi.
Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu..''
Olay bu kadarla kalsa iyi.
İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulle ziyaretinde de aynı manzara yaşanınca Patron Agnelli derin bunalımlara girmiş.
Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Temel'in uluslararası çevresi var.
- De Gaulle'ü nereden tanıyorsun?
- Nazilere karşı Paris'te yeraltı savaşı yapıyorduk... Özel kuryesiydim.
- Sen herkesi tanır mısın?
- Evet, hemen hemen... Patron iyice hırslanmış.
- Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin.
Temel gülmüş. ''Tabii. Yakın arkadaşımdır.''
Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış :
- İspatla... İspatlayamazsan kovarım...
Temel :
- Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun.
Papa balkondan halkı takdis ederken ben yanında olacağım.
Patron pazarı iple çekmiş. Vatikan'da Papayı bekleyen kalabalığın arasına karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkona çıkmış. Yanında Temel... Kalabalığa bakıp, patronunu bulmaya çalışıyor. O sırada bir kargaşa olmuş.
Biri bayılmış. Temel bayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papaya ''Bana müsaade' deyip meydana koşmuş. Agnelli yerde yatıyor. Bir iki kişi de ayıltmaya çalışıyor.
Temel çevresindekilere, ''Bu benim patronumdur; ne oldu?'' diye sorunca biri cevap vermiş :
- Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turist vardı.
Japonlardan biri senin patronuna döndü:
'Şu sağdaki bizim Temel, ama yanındaki kim?' diye sorunca
seninki düşüp bayıldı...::)))

meraklı
09-03-2009, 13:40
Evli bir çift cadılar partisine davetliydi. Dışarıya çıkmak için hazırlanırlarken kadının migreni tuttu, evde kalmak zorundaydı. Kocasına, partiye yalnız gitmesini, onun eğlencesini bozmak istemediğini söyledi.

Biraz tartıştıktan sonra adam kostümünü giydi ve partiye gitti kadın da birkaç aspirin alıp yattı. Biraz uyuduktan sonra kendini daha iyi hissederek uyandı ve partiye giderek kocasına sürpriz yapmaya karar verdi.

Tam hazırlanırken 'acaba ben yanında değilken kocam neler yapıyor' diye düşündü ve kocasının kendisini tanımaması için değişik bir kostüm giyerek partiye gitti. Oraya vardığında bir kenarda onu izlemeye başladı.

Kocası arka arkaya değişik kızlarla ve onlarla çok yakınlaşarak dansediyordu, nereye kadar gidebileceğini görmeye karar verdi. Kocasına yaklaştı,Onunla çok samimi bir şekilde dansetmeye başladı,kulağına dışarıya çıkabileceklerini fısıldadı. Arabalardan birine girerek seviştiler ve gece yarısından önce maskeler çıkarılmadan kadın eve gitti, kocasının dönüşünü beklemeye başladı.
Adam sabaha karşı 01.00 sularında döndü ve doğru yatağa gitti. Kadin : Parti nasıldı kocacığım' diye sordu,
Adam : 'Sensiz hiç eğlenemedim tatlım' diye yanıtladı. Kadın,
'inanmıyorum' diye cevapladı,
'Bahse girerim çok eğlenmişsindir'

Adam 'Gerçekten hayatım. Partiye gittiğimde bazı arkadaşlarla sıkıldık, altkata inip bütün gece poker oynadık.

Fakat kostümümü ödünç verdiğim o Allah'ın cezası herif bir eğlenmiş, bir eğlenmiş,anlata anlata bitiremedi...

neron
11-03-2009, 07:10
Evliliklerinin 20 yılı geride kalmıştı. Geceydi, yataklarına uzanmışlardı. Kadın birden kocasının oldukça uzun bir zamandır yapmadığı biçimde dokunmaya başladığını hissetti.

Adamın parmakları boynunda gezindi, yavaşça sırtına doğru inmeye başladı. Boyun ve omuzlarından küçük dokunuşlarla geçen el usulca göğüslerinden birine, sonra diğerine ilerledi, tam göbeğine gelince durdu.

Kadın elin sol kol içinde gezindiğini, yeniden göğsünü yandan kavradığını belini yumuşacık sarmaladığını, kalçalarına doğru ilerleyen hafif baskının bacaklarına kaydığını hissetti.

Sonra birden her şey durdu. El çekildi, ortalık sakinledi. Bu okşamalarla iyice heyecanlanan kadın cilveli bir sesle, “Sevgilim, harikaydı. Niye durdun?” diye sordu. Adamın cevabı kısaydı: “Uzaktan kumandayı buldum.”

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Turkiyede_tersine_manzara&tarih=11.03.2009&Newsid=227359&Categoryid=4&wid=142

Master
20-03-2009, 03:56
Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr




Sıkboğaz etme birader, bi ara alırız


Yumurta kapıya dayandı...


Vatandaşın TC numarası yok!

*

Ben kendi payıma, anca geçen hafta değiştirdim nüfus cüzdanımı... Sevgili kızım "yuh artık" demeseydi, gene değiştirmeyecektim. Çünkü...

*

Bu proje, 1972’de başladı.

Taaa 1972’de.

İsmi pek havalı...

Mernis.

Ay üssü alfa gibi bi şey yani.

Sanırsın uzaya roket fırlatıcaz.

*

Neyse...

1972’de başladı.

1976’da Devlet Planlama’da şekillendirildi.

1980’de ODTÜ’ye verildi.

1983.

1986.

1990.

1995.

Bu zaman zarfında neler oldu biliyor musunuz?

Hiç!

1996’da fizibilitesi yapıldı.

15 sene sonra...

1997’de ödenek ayrıldı!

1999’da bilgisayarları alındı.

1 sene bilgisayara baktılar...

2000’de yazılımları yapıldı.

2 sene personel eğitildi.

Geldik 2002’ye...

Pilot uygulama başladı!

Ankara Kırıkkale’de.

*

"Astronot" olucaz, galiba uzaya roket fırlatıcaz zannettik ama, 30 sene sonra ola ola "pilot" olabildik yani!

*

2003

2005

2008

Kanun çıktı.

TC numarası mecburi.

*

Sallayan yok tabii...

*

Proje başladığında işe girenler, emekli oldu çünkü... Proje başladığında başbakan olan Ferit Melen, 21 sene önce öldü. Üstelik numarasız öldü!

*

Ve, 2009...

Ahali haliyle soruyor:

"Kardeş, bu no’yu mo’yu seneye alsak olmaz mı?"

Master
25-03-2009, 05:21
Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr


Seçim sözlüğü


Oy: Verdiğin.

Oylum oylum: Aldığın.


*

Oya: Seçim öncesi vaat.

Oyuk: Bütçe.

Oyma: Seçim sonrası zam.

Oymakbaşı: Başbakan.

Voyvoda: IMF.

*

Boya:

Hamdolsun, teğet geçecek.

Foya:

Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana.

*

Oyuncak: Gemicik.

*

Toy: Genç seçmen.

Koyboy: ABD Büyükelçisi.

*

Voy babo: TRT Şeş.

*

Goy goy: Yandaş medya.

Soytarı: Yalaka.

*

Hoyrat: Ananı da al git!

Soylu: Son Osmanlı Padişahı.

*

Ayak oyunu: Demokrasi.

Oynak: Şak CHP’li, şak AKP’li.

Troyka?

Müteahhit, bürokrat, milletvekili.

*

Soygun: Düzen.

Kamuoyu: Düzülen.

*

Soydaş?

Soygun Düzeni Anonim Şirketi!

*

Koyun: Seçmen tipi.

Kepenek: E koyuna çoban şart tabii.

account
15-04-2009, 09:38
İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı,
Birinci ihtiyar:
-'Su güvercinlere ne zaman yem atsam,siyasetçileri hatırlıyorum'dedi.
Diğer ihtiyar:
- Neden.... Diye sorunca ekledi;
'Yerde dolaşırlarken elimizden yiyiyorlar,havalanınca kafamıza sıcıyorlar...'

meraklı
16-04-2009, 13:50
Diyarbakır'da Şehmus okula gelir, tabii bizim Şehmus ilkokul talebesi, ama her tarafı yara bere içinde, hoca sorar,
'Şehmus oğlum ne oldu sana', Şehmus der, 'Babam dövmiştir'.
Hoca sorar, 'Niye oğlum',
'Valla bilmiyom hocam akşam evde yatıyık biraz sonra babamın sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadım diyrem oda geliy beni doviy.'

Bunun üzerine hoca, bak Şehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses
etmemek lazımdır der. Şehmus kafa sall ar eve gider, ertesi gün okulda Şehmus daha fena dövülmüş olarak gelir. Bunu gören hoca merakla gider yanına ;
'Şehmus ne oldi kim yapti' der. Şehmus der ki
'Bubam yapmıştır.'
'Niye Şehmus ne oldi', Şehmus anlatır.
'Hocam akşam evde yatıyık biraz sonra yine babam in sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e Veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy şehmus uyudin mi diy, ben de uyumadım ama hiç ses etmedim. Bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya başladiler anlamadım ne oliy, biraz sonra anam dedi ki, la ihsan ben geliyom, bubam da haticem ben de geliyom dedi, ben de ula nereye gidiyonuz ben de Geliyom dedim...

Hoca derki; "oğlum bunlar anne baba, gider gider gelirler. Sen hiç bozuntuya verme. Uyuyo gibi yap". peki demiş Şehmus. Ertesi gün bir bacak kırık.
"Bu sefer ne oldu? '' der hoca.
"Hocam, dediğin gibi yapmişem.Hiç ses çıkarmamişem. En son bubam anamın arkasına geçti, 'ben çocuk isterem, ben çocuk isterem!' diye bağırmaya başlayınca; ben de fırsat bu fırsat demişem. Geçtim bubamın arkasına, ' Ben de bisiklet istereeeeem !!!! ''...............

:ds:*

buena vista
19-04-2009, 10:13
POLİS müfettişi incecik güzel sekretere sormuş:

Patronun neden kendini pencereden aşağı attı?

"Bilemiyorum" demiş fıstık kız... "Bana her zaman çok iyi davranırdı. 2 ay önce bana çok pahalı bir vizon kürk aldı, geçen ay da spor bir araba..."

Eeeeee?

Bugün 3 karatlık çok kıymetli pırlanta bir yüzük hediye etti ve 'Sana sahip olabilmem için daha ne bedel ödememi istersin?' dedi

Peki, sen ne cevap verdin?

Ben sadece 'Ofisteki diğer adamlar gibi bir saatliğine 50 dolar verseniz yeter' dedim!

meraklı
29-04-2009, 11:00
Ülkenin birindeki büyük şehirlerden birinde bir kilise, havra ve cami tesadüf birbirine nerdeyse komşu mesafesindeymiş.. Zamanla papaz, haham ve hoca arkadaş olmuşlar. Üçü de kendi dinince ibadetini yaptırır, sonra bir arada vakit geçirirlermiş. Gel zaman git zaman, yaz aylarında avluda kâğıt oynamaya başlamışlar. İnsan azmaya görsün, bir süre sonra bu oyunları kumara dönüşmüş... Oysa yaşadıkları ülkede kumar kesinlikle yasak...!

Sonunda müzevirin biri ihbar etmiş "hocaları" ve polis baskın yapıp toplamış muhteremleri. Papaz, İmam ve Haham toparlanıp oyun kâğıtlarını saklayıvermişler. Komiser kendinden emin önce sorgulamış papazı :
- "Sen din adamısın, yalan söylemek sana yakışmaz, söyle, kumar oynuyordunuz, değil mi..?"

Papaz işin nereye varacağını kestirip inkâr edivermiş oracıkta...! Komiser inanmamış getirttirmiş İncil'i kiliseden :
- "Öyleyse Mukaddes kitap üzerine yemin et" demiş. Papaz bir kere hayır demişken, şimdi itiraf ederse büsbütün kötü olacağını da bildiğinden,
"Ne yapayım," diye düşünüp, "şimdi yalan yere yemin eder,
sonra kiliseye gidip günah çıkartırım, Allah'ım da beni affeder..."
Elini kitaba basıp yemin edince, komiserin yapacak iki şeyi kalmış,
Dönmüş hocaya :
- "Bak hoca efendi, bilirim islamiyette yalan söylemek çok günahtır.
İtiraf et ; kumar oynuyordunuz, değil mi..?"
Hoca düşünmüş, "evet" dese hem papazı ele verecek, hem de kendisi güme gidecek. "Papaz bizden daha kıdemli, inkar ettiyse bir bildiği vardır.
Arkadaş uğruna işleyeceğim bu suçu Allahım elbet affeder" diye düşünüp
kendini avutup, basmış yemini...
Sıra Haham Salamon 'a gelmiiiiiştir...
Komiser bu son kozu da kaybetmek istemediğinden, bütün hışmı ile :
- "Söyle Haham efendi," demiş, "Sakın inkâr etme, kumar oynuyordunuz,
değil mi..?"
Haham ellerini teslim olurcasına kaldırmış...

- "iyi de komiser bey..... kiminle..?"


:ds:*

meraklı
04-05-2009, 18:47
Papaz bakar şaraplar eksiliyor, takip eder ve Zangoç'un yaptığını öğrenir. Seslenir..
- Zangoç efendi, uzun zamandır günah çıkartmıyorsun.
- Doğrudur sayın peder işler işte der.Papaz
- Olmaz öyle, gel bakalım kafese.
Papaz sorar:
- Papazın şaraplarını kim içoor?
- Duyulmoor.
- Yahu nasıl duyulmaz?
- Duyulmoor işte.
Papaz daha yüksek sesle:
- Zangooooç, papazın şarapları kim içooor.
- Duyulmooor.
- Nasıl duyulmaz aramızda bir karış yok.
- Buradan duyulmoor işte
-Peki yer değiştirelim sen seslen bir de bakalım.

Zangoç ve papaz yer değiştirirler. Zangoç ses denemesi için sorar:

- Papaz efendi Kahyanın karısını kim götüroor?
Papaz cevap verir:

*- Hakketten duyulmoor .. !!


:kafasız:

Mini-cik yorum-cuk : Acep İktidarın şaraplarını götüren kim ....????

Master
08-05-2009, 04:01
Sahte aydın gömleği giyenler kulak versin
Mesul diyen şu halkı yiyenler kulak versin
‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyenler kulak versin
Kıbleye karşı yaptı alayınız çişini Sizin gibi aydının 7’den 70’ini

Alayınız Nobellik bir Orhan Pamuk’sunuz
Ve hatta bana göre ondanda yamuksunuz
Türk’ün canı yandı mı, gözleri yumuksunuz
Kör olur görmezsiniz, Ermeni’nin geçmişini
Sizin gibi yazarın 7’den 70’ini

Meşhur bir Atasözüdür, domuz gönü post olmaz
Ermeni’den dost olur ama sizden dost olmaz
Bir ülkede ihanet bu kadar serbest olmaz
Ah dostum bulmak zor Türkiye’nin eşini
Sizin gibi aydının 7’den 70’ini

İsmail Türüt

+++


Anayasa değişikliği 20 maddeden 10 maddeye düşürüldü. Vazgeçilen en önemli değişiklik ise Gül'ün önerisiyle oldu. İşte yeni paket;

Cumhurbaşkanın görev süresini 7, milletvekillerinin görev süresini 5 yıl olarak düzenleyen ve anayasaya geçici madde olarak eklenmesi planlanan değişiklikten vazgeçildi.

AKP’nin Meclis gündemine yeniden getirmek istediği anayasa değişikliği çalışmaları tamamlandı, ancak başta Erdoğan olmak üzere Cumhurbaşkanının görev süresini düzenleyen madde Gül'ün isteğiyle paketten geri çekildi.

Dün akşam saatlerinde Meclis’te bir araya gelen, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ve Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, anayasa değişikliği paketini yeniden görüştü.

Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla cumhurbaşkanının görev süresinin 7 yıl olmasını düzenleyen değişiklikten vazgeçildi.

GÜL DE İSTEMEDİ PAKET 10 MADDEYE İNDİ

Öte yandan, AKP kulislerinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ünde kendisi ile ilgili tartışma konusu olan görev süresinin anayasa değişikliği paketinden çıkarılmasını istediği ve görev süresi ile ilgili tartışmalara girmek istemediği öğrenildi. Başbakan Erdoğan da Pazartesi toplanan MYK’da anayasa değişikliği paketinden bazı maddelerin çıkarılmasını istemişti.

Geçen hafta MYK toplantısında Erdoğan’ın, 20 maddelik anayasa değişikliği paketini fazla bulması üzerine hukukçu kurmaylar, pakette değişikliğe gederek Meclis gündemine getirecekleri anayasa değişikliğinin 10 maddeyi geçmemesi karara bağlandı. Paketten YAŞ ve HSYK kararlarına ilişkin düzenlemeler de çıkarıldı.

AKP’nin önümüzdeki günlerde tek başına meclis gündemine getireceği Anayasa değişiklikleri şöyle:

PARTİLERİN KAPATILMASI

AKP’nin hazırladığı anayasa değişikliği paketinin ilk ve en önemli maddesi siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran düzenleme olacak. Venedik kriterlerinin esas alınarak yapılan düzenlemede; “Siyasi partilerin uyacakları esaslar' başlıklı 69. madde değiştiriliyor.

Buna göre; siyasi partilere kapatma istemiyle açılan davalarda “odakö tanımı değişiyor. Şiddete ve teröre karışmadığı sürece hiçbir parti kapatılmayacak. Kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yetkisini daraltacak; ya da bu yetkiyi tamamen ortadan kaldıracak formül de hazırlandı. Bu çerçevede yapılan düzenlemeyle; siyasi partilere kapatma davası açabilmek için TBMM’nin veya belirlenecek bir kurulun onay vermesi koşulu getirilmesi planlanıyor. Evrensel ölçüler esas alınacak. Şiddeti siyasi bir araç olarak kullanmadığı sürece partiler kapatılmayacak.

ANAYASA MAHKEMESİ’NE KİŞİSEL BAŞVURU HAKKI ?

AKP’nin hazırladığı anayasa değişikliği paketinin “olmazsa olmazlarıö arasında yer alan diğer bir madde ise; anayasa mahkemesine kişisel başvuru hakkı. Mevcut uygulamaya göre, yasaların anayasaya aykırılığı gerekçesiyle; Anayasa Mahkemesi’ne sadece muhalefet partisi 110 milletvekilinin imzasıyla ve mahkemeler başvurabiliyor. Düzenlemeyle bireysel başvurunun önü açılıyor. Bireysel başvurular ise insan hakları boyutunda olabilecek.

OMBUDSMANLIK-

Anayasa’ya ilk kez girecek düzenlemeler arasında yer alan kamu denetçiliği ya da ombudsmanlık maddesi de anayasa değişikliğinin olmazsa olmaz maddeleri arasında yer alıyor. “Kamu denetçiliği de ilk kez anayasaya konan hükümler arasında yer alıyor. Taslak metinde, “Gerçek ve tüzel kişilerin kamu yetkisini kullanmasından doğan şikayet ve taleplerini incelemek üzere kamu denetçiliği kurulabilir. Kamu denetçisi incelemelerini ilişkin yıllık raporlarını TBMM´ye sunar. Kamu denetçisinin görev ve yetkileri kanunla düzenleniyorö hükmü yer alıyor.

TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ-

Türkiye Milletvekilliği ile yüzde 10 barajı esnetiliyor. Bu sistemle yüzde 1 alan parti bile en azından 1 milletvekili ile Meclis’te temsil edilebilecek. Belirlenecek sayıda kontenjan ile partiler seçimlere Türkiye milletvekilliği listeleri ile girecek.

YARGI YOLU AÇILIYOR

Anayasa Mahkemesi’yle ilgili olarak “mahkemenin kuruluşu' başlıklı 146, “üyeliğin sona ermesiö başlıklı 147, “görev ve yetkileri' başlıklı 148, “iptal davasıö başlıklı 150, “dava açma süresiö başlıklı 151, “anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesiö başlıklı 152, “Anayasa Mahkemesi’nin kararlarıö başlıklı 153. maddeleri değiştirilecek. Bu kapsamda, mahkemenin üye sayısının arttırılarak bir kısmının TBMM tarafından seçilmesi, yapısının iki daire olarak yeniden düzenlenmesi, mahkemenin türban düzenlemelerinde olduğu gibi anayasa değişikliklerini iptal edemeyecek şekilde denetim yetkisinin sınırlandırılması gibi düzenlemeler üzerinde duruldu. Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 21’e çıkarılıyor. Üyelerin üçte biri Meclis tarafından seçilecek.

KİŞİSEL VERİLEN KORUNMASI

Anayasa’ya ilk kez girecek ve aynı zamanda “ulusal program" yer alan bir diğer düzenlemede “kişisel verilen korunmasıö hakkında ki madde. Bu çerçevede; Kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenleme ilk kez anayasaya girecek. Buna göre, "Herkes kendisiyle ilgili kişisel bilgilerin korunması hakkına sahip olabilecek. Ancak kişinin rızası, kanunun öngördüğü meşru bir sebebe dayalı olarak kullanılabilecek. Kendisi hakkında toplanmış olan ya da kayıtlarda yer alan bilgilere erişme bunlarda düzeltme yaptırma, bu bilgilerin amaçları doğrultusunda kullanıp kullanılmadığını öğrenme hakkına sahip olabilecek" hükmü, yeni bir düzenleme olarak metne girecek.

ÇOCUK HAKLARI

Çocuk Hakları ile ilgili hükümler de ilk kez Anayasa’ya girecek düzenlemeler arasında yer alacak. Birleşmiş Milletler sözleşmelerindeki güvencelerle, çocuk hakları ayrı bir düzenleyeme tabii tutulacak.

AKP’de anayasa değişikliğinin en fazla 10 madde olarak Meclis gündemine getirilmesi planlanıyor

+++++


Yargıtay: Halk, Anayasa Mahkemesi'ne gitmesin


Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Anayasa değişikliğine hiçbir zaman karşı olmadıklarını belirterek, "Ancak bu değişiklikler Türkiye Cumhuriyeti'nin güvencesi olan temel ilkelerini belirleyen değiştirilemez hükümlerini zedeleyecek, zafiyete uğratacak nitelikte olmamalıdır" dedi.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi Dekanlığınca merhum Prof. Dr. Bülent Tanör'ün anısına düzenlenen "Türkiye'nin Anayasa Gündemi" konulu konferansın açılışında konuşan Gerçeker, demokrasinin bir özgürlükler rejimi olduğunu söyledi.

Gerçeker, bunun hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerinin hayata geçirilmesiyle sağlanabileceğine işaret ederek, çağdaş ülkelerde demokrasinin gelişiminin anayasal devlet anlayışına ulaşmış bulunduğunu, amacın da bireysel özgürlüklere anayasal güvenceler sağlamak olduğunu vurguladı.

Anayasal demokrasinin "sınırlı devlet", yani siyasal iktidarın birey hak ve özgürlükleri lehine sınırlandırması anlamına geldiğini kaydeden Gerçeker, "Yasama, yürütme ve yargı erkinin birbirinden bağımsız olması, iktidarın anayasal çerçeve içerisinde kullanılması ve paylaşılması amacıyla olup bu organların birbirlerine üstünlüğü anlamında değildir" diye konuştu.

Aksi yaklaşımların yasama organında çoğunluğa sahip bulunan yürütme erkini de elinde bulunduran siyasal gücü "sınırsız bir iktidar anlayışına" götürme tehlikesi oluşturacağını ifade eden Gerçeker, gündemdeki anayasa değişikliği tartışmalarına da değindi.
Gerçeker, "Anayasa değişikliğine hiçbir zaman karşı değiliz. Ancak bu değişiklikler Türkiye Cumhuriyeti'nin güvencesi olan temel ilkelerini belirleyen değiştirilemez hükümlerini zedeleyecek, zafiyete uğratacak nitelikte olmamalıdır" dedi.

Temel hak ve özgürlüklerin tam bağımsız bir yargı sistemi kurulmasıyla gerçekleşebileceğini dile getiren Gerçeker, "Tam bağımsız yargı da yargı sisteminin kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun olarak yürütmenin, yasamanın hiçbir etki ve müdahalesinin söz konusu olmadığı bir sistem olarak kurulması suretiyle sağlanabilir" diye konuştu.

Yargının yetkisini millet adına kullandığını hatırlatan Gerç eker, demokratik meşruiyet sağlama gerekçesiyle yasama ve yürütme tarafından yüksek mahkemelere, yargı kurumlarına üye seçilmesi düşüncesinin yargı bağımsızlığıyla bağdaşmadığını kaydetti.
Gerçeker, şöyle konuştu:

"Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Adalet Akademisi ve Adli Tıp gibi yargı kurumları tam anlamıyla özerk olarak düzenlenmelidir. Teftiş Kurulu, HSYK'ya bağlanmalı, HSYK'nın kendi sekreteryası olmalı, hakimlik sınavları HSYK tarafından yapılmalı ve Adalet Bakanlığının hakim ve savcılar üzerindeki idari vesayeti kaldırılmalıdır."

Yüksek mahkemelerin altından kalkamayacak derecede büyük bir iş yükü ile karşı karşıya olduğunu, personel yetersizliği ve fiziki altyapı sorunları bulunduğunu anlatan Gerçeker, güvenli ve hızlı bir yargı sistemi için bu sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi.

"Toplumun adalete olan güveni azaldıkça oluşan boşluğu yasa dışı oluşumların doldurduğunun görünen çok acı bir gerçek olduğunu" ifade eden Gerçeker, şöyle dedi:

"Yüksek mahkemeler olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yetkisi verilmesine kesinlikle karşıyız. Bunun yargının sorunlarına bir çözüm olmayacağı gibi davaların daha da uzamasına neden olacağı, sorunları daha da artıracağı başka ülkelerde yaşanan deneyimlerle bilinen bir gerçektir."
Gerçeker, bireysel başvurunun söylenenin aksine yargısal bir denetim mekanizması olacağını, bunun da Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin üzerinde yeni bir yüksek mahkeme yaratılması anlamına geleceğini söyledi.

Bu yetkinin verilmesinin Anayasa Mahkemesinin üye sayısını artırarak bir kısım üyelerinin de TBMM tarafından seçilmesinin gerekçesi olmaması gerektiğini belirten Gerçeker, "Yargı bağımsızlığına aykırı ve yargı sistemimizi allak bullak edecek, alt üst edecek bu uygulamayı kabul etmemiz mümkün değildir" dedi.

Bireysel başvurunun yüksek mahkemeler tarafından Anayasa'nın 90. maddesi de gözetilerek yargısal denetim sırasında değerlendirildiğini ifade eden Gerçeker, Anayasa Mahkemesine bu yetkinin verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yolunu kesmeyeceği gibi daha da artıracağını ifade etti.

Gerçeker, bugün Anayasa'ya aykırı, yasalara aykırı uygulamalara ilişkin, yargının siyasallaştığına ilişkin her kesimden eleştirilerin var olduğunu ifade ederek, "Bir yetki karmaşası içinde bunların üzerine yeterince gidilememektedir. Bugün yargıda 3 başlı bir sistem vardır. Bir tarafta HSYK, bir tarafta Adalet Bakanlığı, bir tarafta yüksek mahkemeler... Bütün bunlar neyi gösteriyor? Özlenen, istenen bir yargı bağımsızlığının, yargı birlik ve bütünlüğünün olmadığını gösteriyor. Yargıyı daha da siyasallaştıracak düzenlemelerden mutlaka kaçınılmalıdır" diye konuştu.

Konuşmasında Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk'un "Bilim der ki siyaset soylu ve özverili bir kamu hizmetidir. Ama bir tutamcık siyaset yargıya karıştırılırsa virüse dönüşür, yargı hastalanır, kirli adalet salgılar" sözüne atıfta bulunan Gerçeker, Davos Ekonomik Forumu'nda açıklanan bir rapora göre Türkiye'nin yargı bağımsızlığında 64. sırada olduğunu söyledi.

neron
12-05-2009, 13:14
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/11632673.asp?gid=229

Küresel kriz nedeniyle, hem övgülerin hem de yergilerin odağında yer alan bankacılar, krizden çıkış formülünü buldu.


İnternet üzerinden hem patronlar hem de bankalar arasında dolaşan fıkra, krizin çözümü olarak değerlendiriliyor…



İşte dillere dolanan kriz fıkrası:



“Mevsim yaz, aylardan Ağustos...

Riviera kıyısında küçük bir kasaba. Yaz sezonu ancak yağmur yağıyor ve kasaba bomboş. Herkesin borcu var ve kredi ile yaşıyorlar.

Şans eseri otele zengin bir Rus geliyor ve resepsiyona 100 dolar bırakıyor. Ancak odayı beğenmezse parasını alıp gideceğini söylüyor ve yukarı çıkıyor.

Otel sahibi parayı alır almaz kasaba olan borcunu ödüyor

Kasap, 100 doları hemen kaparak toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor

Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, kriz nedeniyle kredili hizmet veren son defa birlikte olduğu kadına götürüyor.

Kadın parayı alıp aynı otele giderek oraya olan borcunu ödüyor.

Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip 100 dolarını geri alarak kasabayı terk ediyor.

Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor.



Ancak tüm kasaba borçlarından kurtuluyor ve geleceğe ümitle bakıyor… “

Master
13-05-2009, 10:39
Arabanın lastiği tam akıl hastanesinin önünde
patlar.

Adam arabayı kenara zor yanaştırır.

Sonraki
işlem malum... Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.

Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına 4'ü de düşer.

Mazgal açılır gibi değil,

Bijonlar görünmüyor bile.

Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar,

çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri akıl hastanesinin demir
parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;

- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader,lastik patladı ve değiştirirken
bijonları mazgala düşürdüm.

- Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer
tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun.

Seni, Lastikçiye kadar idare eder.

Adam hemen denileni yapar.
Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
- Senin ne işin var tımarhanede?


- Biz burada delilik'ten yatıyoruz kardeşim, salaklık'tan
değil...

meraklı
13-05-2009, 16:11
Sarışın bir afet, köprüye çıkmış intihar etmek düşüncesiyle.
Tam o sırada köprüden geçmekte olan cabriolet bir araç içindeki yakışıklı yurdum insanı inmiş ve ellerini uzatmış :

'Hanımefendi neden ölesiniz ki. İstediğiniz yeni bir hayatsa tutun elimden. Ben makine mühendisiyim. Ve yarın gemiyle Amerika 'ya gidiyorum. Dilerseniz sizi de kaçak olarak gemiye bindirebilirim.' demiş.

Çaresiz sarışının pek hoşuna gitmiş bu teklif ve binmiş lüks spor arabaya uzaklaşmışlar gözden. Ertesi gün adam gerçekten gizlice gemiye bindirmiş
sarışını. Gecesinde sarışına gizli gizli yemekler getirmeyi de ihmal etmemiş. Sarışında geceleri adamla birlikte olarak yapılan iyiliğin karşılığını
kendince ödüyormuş. Aradan bir iki ay geçmiş. Kaptan bir gün gemiyi kolaçan ederken bizim sarışına rastlamış saklandığı yerde.

'Sende kimsin..?' diye sormuş.

Sarışın kısaca anlatmış başından geçenleri ve 'işte o hayatımı kurtaran yakışıklı personeliniz beni gemiye gizlice bindirdi. Bunca zaman gizlice yemek getirerek beni aç bırakmadı. Bende bunun karşılığında geceleri onunla birlikte oluyorum' demiş.
Kaptan kahkahayla gülmeye başlamış ve demiş ki :

'KIZIM GECELERİ GÜZEL VAKİT GEÇİRDİĞİNİZE HAŞA ŞÜPHEM YOK. AMA BU GEMİ AMERİKA 'YA GİTMEZ... KADIKÖY-EMİNÖNÜ VAPURU BU !...'
:ds:*

buena vista
21-05-2009, 10:39
Ekrem işten çıkmadan önce karısını evden arar;

-Tatlım , patron bir kaç arkadaşıyla beraber komsu vilayetteki
büyük gölde balık avlamaya gidecek, benim de gelmemi istiyor.
Bu hafta sonunu orada geçireceğiz.
Bu benim terfi almam için iyi bir fırsat.

Benim için yeteri kadar giysi ve olta takım çantamı hazırlarmısın?

Direk ofisten çıkacagız ve geçerken evden çantaları alırım. Ha, yeni ipek mavi pijamamı da koymayı unutma.
Karısı biraz işkillenir.
Fakat kocasının istediklerini de yapar.
Hafta başında adam eve gelir, biraz yorgundur
ama iyi gözükmektedir.

Karısı onu karşılar ve çok balık tutup tutmadığını sorar.

Ekrem: Ha, evet epey balık tuttuk. .
Fakat sana söylediğim pijamayı çantaya koymamışsın.
Karısı: Oltanın bulunduğu takım cantasına koymuştum.

dohol
21-05-2009, 18:27
652

meraklı
25-05-2009, 09:00
Yaşlıca bir bayan evindeki koltuğunda oturup uzun uzun geçmiş hayatını gözden geçirip iç çekerken birden bir peri karşısına çıkıverir ve ona 3 dilekte bulunabileceğini söyler.

- Hemen ''''Peki'''' der yaşlı kadın.

- ''''Çok Zengin olmak istiyorum''''.

Peri bir el hareketiyle kadının koltuğunu som altına çevirir.

- ''''ikinci olarak''ta güzel ve genç bir prenses olmak istiyorum'''' der.

Birden başında paha biçilemez bir tacı olan dünya güzeli bir prenses oluverir.

- ''''üçüncü ve son olarak ne istersin'''' diye sorar peri.

O sırada yaşlı köpeği ağır bir şekilde kafasını kaldırır ve zayıf bir hırıltıyla "haaavv" sesi çıkartır.

Prenses çok sevdiği köpeğine bakar ve şöyle der;

- ''Kopeğimi yakışıklı bir prense dönüştürebilirmisin?''''.

Tam o anda, şimdi güzel bir prenses olan yaşlı kadının önünde dünyada hiç kimsenin görmediği kadar yakışıklı bir prense dönüşür yaşlı köpek.

Hemde hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği kadar yakışıklıdır prens.Kadın ona büyük bir hayranlıkla bakar ve o anda ona aşık oluverir. ;)
Prens ona doğru yaklaştığında kadının heyecandan dizleri titremeye başlar.Prens ona doğru eğilir ve dudakları neredeyse kadının kulağına değecek şekilde usulca şöyle fısıldar;

- ''''Eminim şimdi, zamanında beni hadım ettirdiği için çok pişmansındır''''...




mini-cik yorum-cuk : Kararların zamansızlığı mı, zamansızlığın kararsızlığı mı... ??? :ds:*

meraklı
25-05-2009, 10:04
AŞK ARİTMETİĞİ

akıllı erkek + akıllı kadın = aşk
akıllı erkek + aptal kadın = ilişki
aptal erkek + akıllı kadın = evlilik
aptal erkek + aptal kadın = hamilelik




OFİS ARİTMETİĞİ
akıllı patron + akıllı eleman = kar
akıllı patron + aptal eleman =üretim
aptal patron + akıllı eleman = terfi
aptal patron + aptal eleman = fazla mesai



ALIŞVERİŞ ARİTMETİĞİ
Bir erkek kendisine gerekli olan ürünü almak için 1 liralık ürüne 2 lira öder.

Bir kadın kendisine gerekmeyen ürünü almak için 2 liralık ürüne 1 lira öder.

GENEL FORMÜLLER VE İSTATİSTİKİ VERILER
Bir kadının gelecek endişesi evlenene kadar sürer.
Bir erkeğin gelecek endişesi evlenince baslar.
Başarılı bir erkek esinin harcayabileceğ inden daha fazla geliri olandır.
Başarılı bir kadın böyle bir erkeği evliliğe ikna edebilendir.



MUTLULUK
Bir erkekle mutlu olabilmek için onu çok iyi anlamak ve az sevmek gerekir.
Bir kadınla mutlu olabilmek için onu çok sevmek ve anlamaya çalışmamak gerekir.



UZUN YAŞAM
Evli erkekler bekar erkeklerden daha uzun yaşar ama daha erken ölmek isterler.

DEGİŞİM ORANI
Bir kadın kocasının değişeceği inancıyla evlenir ama erkek değişmez
Bir erkek karısının değişmeyeceği inancıyla evlenir ama kadın değişir

TARTIŞMA TEKNİKLERİ
Kadın bir tartışmada her zaman son sözü söyler. Bu sözden sonra erkeğin söyleyeceği her şey yeni bir tartışma konusudur

'EVLEN ARTIK' VIDIVIDISI NASIL KESİLİR ?

Her düğünde yanınıza gelip sizi mıncıklayarak 'Artık sıra sende' diyen yaşlı akrabalara, siz de cenazelerde onlara aynısını yaparsınız bir daha evlilik lafını ağızlarına almazlar.

meraklı
25-05-2009, 12:09
Bir Turk, bir Amerikali ve bir Alman birlikte saunaya gitmisler.

Bellerinde birer havlu saunada oturmuslar ter atarlarken, bip bip bip diye ses duyulmus.
Amerikali , sag eliyle sol koluna dokunup,
'Cagri cihazim caldi. Derimin altinda elektronik devre var da...' demis.
Aradan biraz zaman gecmis, bu sefer bir cep telefonu calmaya baslamis.
Bunun uzerine Alman , sol avuc icini kulagina goturmus ve konusmaya baslamis.
Gorusmesi bitince, Turk'e ve Amerikaliya donup,
'Avcumun icinde cep telefonu devresi var da...' demis

Teknolojik olarak geri kalmayi gururuna yediremiyen Turk ,
Bana bir dakika izin verin' demis ve disari cikmis.
Birkac dakika sonra dondugunde poposunun arasina SIKIŞMIŞ tuvalet kagidi sarkiyormus.
Amerikali ve Alman'in kendisine garip garip bakti gini gorunce, cevabi patlatmış




Faks geliyo da:)))



:kafasız: -search-.

meraklı
26-05-2009, 08:28
Sarışın ve Puzzle :

Sarışın bir fıstık, erkek arkadaşını arar :
"Lütfen bir an önce buraya gelip de bana yardım eder misin !...
Bir puzzle aldım, ancak bir türlü yapamıyorum ve o kadar uğraşmama rağmen henüz başlayamadım bile"

Erkek arkadaşı sorar :
" Peki tamamlandığında ortaya ne çıkacak ?"

Sarışın:
" Kutudaki resime göre bunun bir horoz olması gerekiyor"

Erkek arkadaşı sonunda dayanamaz, eve gidip sarışına yardım etmeye karar verir.
Sarışın, erkek arkadaşına masanın üstünde dağılmış duran parçaları gösterir ,
" İşte hepsi burada. " der.

Erkek arkadaşı parçalara bakar,sonra kutuya bakar ve kıza döner :
" Öncelikle, ne yaparsak yapalım bu parçaları birleştirip bir horoz yapamayız".
Sonra kizin ellerini tutar ve devam eder,
" İkinci olarak, senin biraz rahatlamanı istiyorum. Hadi seninle birer kahve içelim ve sonra…" deyip, bir iç geçirir,
" ve sonra şu Corn Flakes'leri kutusuna geri koyalım."

Not: Sevgili ar_de nin yayın ricasıyla ve hürmeten tşklerimle :friends:-

meraklı
27-05-2009, 14:38
EVLİ ERKEKK DUASI..



Allahım... Karımı her türlü tehlikeden koru, gerekirse ben tehlikeye atlayayım. Onu hiç yorma, gerekirse ben yorulayım.
O çalışmasın, ben çalışayım.
O hasta olmasın, ben olayım...
Allahım o aldatmasın, ben aldatayım.
Benim güzel karım dul kalmasın, ben kalayım...

Elhamdürüsü ile
Kızlar sürüsü ile
Sabah birisi ile
Akşam yenisi ile...

-----------------------------------------------------------------



EVLİ KADIN DUASI..



Allahım lütfen bana;
Adnan kadar kibar ve olgun (Aşk-ı Memnu),
Selim kadar zeki ve zengin (Bir istanbul Masalı),
Seymen kadar güçlü ve aşık (Asmalı Konak),
Behlül kadar espirili ve eğlenceli (Aşk-ı Memnu),
Mithat kadar becerikli (Sahra),
Levent kadar seksi ve yakışıklı (Yaprak Dökümü),Demir kadar karizmatik, sadık ve kararlı (Asi)
biriyle tanışma fırsatı ver.
Ver de, evdekini kapıya koyabilmek için yeterince
cesaretim olsun. Yoksa televizyon karşısında
ihtiyarlamaya devam edeceğim!

Elhamdulillah eriynen,
Yakışıklılar sürüynen,
Hergün başka biriynen,
Nasip eyle yarabbi,

:;ohohoh

meraklı
31-05-2009, 12:26
Çocuk babasına sorar: "Baba politika nedir?"

Baba söyle der: "Bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim.

Annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir.

Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o
da sendikadır.

Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır.

Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısıyla sen de halksın ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir.

Söyle bakalım anlayabildin mi?"

Çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler.

Gece yarisi cocuk uyanir. Çünkü kücük kardesi altını pisletmistir ve aglamaktadır.

Ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider.

Annesi yalniz ve derin bir sekilde uyumaktadir, öyle ki onu uyandiramaz.

H izmetçi kizin odasina gider. bakar ki babasi hizmetçi kizla yatmaktadir.

Dedesi de pencereden gizlice onlari izlemektedir.

Hepsi öyle mesguldürler ki çocugun orada oldugunu farketmezler bile.Çocuk hiçbir sey yapamadan yatagina geri döner.

Ertesi sabah baba çocuga kendince politikanın ne oldugunu anlatmasını
ister.

-"Evet" der çocuk, "kapitalizm" işçi sınıfını kötüye kullanıyor... Sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... Halk ise dikkate alınmıyor... ve gelecek bokun içinde yatıyor!

İşte politika budur..!


:carate: :wink2:

buena vista
11-06-2009, 06:57
Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında
sıraya girmişlerdi.
Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe
bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı:
'Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor'
Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir
çukulatalı çörek yığını vardı.
Bir çocuk not yazmıştı,
'İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor'
XXX XXX XXX XXX

Bir anaokulu öğretmeni sınıftaki çocuklar resim yaparken, onları
seyrediyordu.
Her çocuğun çalışmasına bakmak için sınıfta dolaşıyordu.
Gayretli bir şekilde çalışan küçük bir kızın yanında gittiğinde,
ona ne çizdiğini sordu.
Kız yanıtladı, 'Tanrıyı çiziyorum'
Öğretmen duraksadı ve sordu, 'Ama hiç kimse Tanrının neye
benzediğini bilmiyor'
Kız kafasını kaldırmadan yanıtladı, 'Birazdan öğrenecekler'

dohol
16-06-2009, 19:56
Adamın biri, seks hayatındaki sorununa çare bulmak için doktora gider ve şikayetlerini anlatır:
- Doktor bey, bana bir şeyler oluyor. Sevişirken bir sıcak basıyor, terliyorum, bir soğuk basıyor, üşüyorum..
Yapılan tahlillerde hiçbir şey çıkmaması üzerine, doktor kütüphanesindeki tüm tıp kitaplarına bakar ve benzer bir olguya rastlayamaz. Adama hitaben:
- Beyefendi, bir de eşinizi çağırıp onunla konuşalım.
Ertesi gün, adamın eşi gelince doktor durumu kadına anlatır:
- Sevişirken eşiniz bir terliyormuş, bir üşüyormuş.
Kadın:
- Aman körolasıca herif, bir Ağustosta sevişir, bir de Ocakta.

nomeames
21-07-2009, 11:21
Durumu kısa özetlemiş ;)

İSTİKBAL MARŞI

Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!

Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!

Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!

Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
'Avrupa Birliği' denen tekdişi kalmış canavar!

Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın!
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!

Yaktığın yerleri 'orman' diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!

Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!

Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!

O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,

Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır 'garip yaşamış vatandaş'ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!

Cem YILMAZ

buena vista
26-07-2009, 08:32
26 Temmuz 2009

Şükrü KIZILOT
skizilot@yaklasim.com




Dimyat’a pirince giderken evdeki hanımdan oldu.


BEKÂR ya da dul kadına, emekli olan babası öldüğünde, aylık bağlanabiliyor.


Bazı durumlarda geçim sıkıntısının da etkisiyle, kadın kocası ile anlaşmalı boşanıp, ölmüş babasından kendine aylık bağlatıyor. Kocası ile de yine birlikte nikâhsız yaşıyor.

İLGİNÇ BİR OLAY

Benzer bir olay okurlarımızdan E.Ç.’nin başından geçiyor.

Maddi bir sorunu olmadan yaşantısını devam ettiren E.Ç., yaklaşık 10 yıl önce eşine bir ev alıyor. Günlerden bir gün, eşinin babası ölünce ilginç bir gelişme oluyor. Eşi:

“Biz boşanırsak, babamdan bana maaş bağlanırmış. Hadi gel boşanalım, yine birlikte oluruz. Ayda bin lira civarında da ilave gelirimiz olur fena mı?” diyor.

Öneri E.Ç.’nin aklına yatıyor. Boşanıyorlar ve eşine, ölen babasından aylık bağlanıyor.

Sonra... Sonrası ilginç. Karısı daha doğrusu boşandığı karısı “Bu ev benim, seninle bir bağım kalmadı. Terk et bu evi” diyor. E.Ç. de evi mecburen terk ediyor.

ÇÖZÜM ARAYIŞI

Aynı zamanda Hürriyet okuru olan E.Ç., boşanma sonucu aile bütçesine girecek gelirin hayalini kurarken yani Dimyat’a pirince giderken, evdeki hanımdan da oluyor.

Daha ötesi, eşinin üzerine aldığı evden de oluyor.

Eşi, yeni Medeni Kanun’dan önce eve sahip olduğu için, boşanma nedeniyle, evin yarısını da alamıyor. Çaresiz bir arayış içerisinde soruyor:

“Kocayı kandırarak boşanmanın, cezai müeyyidesi yok mudur?”


Bekçi

DEVLET geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak bir bekçiyi işe almaya karar verir. Bir süre sonra düşünülür: “Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak.”

Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere iki kişi işe alınır. Bir süre sonra “İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz” diye düşünülerek iki denetmen işe alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar. Bir süre sonra “Bunların maaşları hesaplanıp nasıl ödenecek” diye tartışılır ve bir muhasebeci şefi, bir de kâtip işe alınır.

Bir süre sonra; “Peki bunlardan kim sorumlu olacak” diye düşünülür ve bir müdür ve iki de müdür yardımcısı işe alınır.

Bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır...

(Teşekkürler Hayrettin GÜNGÖR)



Tavla



PERS imparatorunun başveziri Büzur Mehir tarafından 1400 yıl önce tasarlandı. Tavlanın içindeki:

* Karşılıklı 6’şar hane, 12 ayı temsil eder.

* 15 açık, 15 koyu renkli pul, ayın 15 gece ve 15 gündüzünü simgeler.

* Karşılıklı 12’şer hane, günün 24 saatidir.



Eşiniz ve mücevherat



BAŞLIKTA eşiniz dedik ama yazacaklarımız nişanlınız ya da kız arkadaşınız için de geçerli...

Onlara, taklit mücevherat örneğin pırlanta ya da zümrüt olmayan, taşlı bir yüzük alırsanız, yüzde 18 KDV ödeyeceksiniz.

Gerçek pırlanta ya da zümrüt taşlı bir yüzük alırsanız, pırlanta ve zümrüt için KDV ödemeyeceksiniz.

Neden mi?

Daha önce de yazdık; kıymetli taşlar (pırlanta, elmas, yakut, zümrüt, inci vs.) 1 Ağustos 2004’ten bu yana, KDV’den müstesna yani KDV’si sıfır da onun için!..

Günün sözü



Hiçbir şeye sahip değilseniz, hiçbir şey kaybetmezsiniz.

Çiçero



Katil makyaj



17. yüzyılda, Tofano di Adamo adında bir İtalyan, Aqua Tofana adında bir yüz beyazlatıcı makyaj malzemesini, birçok kadına satıyor. Bu kadınlardan tam 600’ünün kocaları ölünce, Tofana tutuklanıyor ve ürettiği makyaj malzemelerinin öldürücü arsenik içerdiğini itiraf ediyor.

Müşterileri olan kadınlar bunu, mirasa konmak için kocalarını zehirlemekte kullanmışlardı!..

(Richard Platt, “İnanılmaz ama...”, İş Bankası Kültür Yayınları, s.42)



Belli ki sarhoş



PEK güzel olmayan bir kadın soluk soluğa karakola dalıp “Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey” der.

Polis kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar; “Galiba değil, besbelli sarhoşmuş!..”



Neden



ADAMIN birinin, o kadar mutsuz bir evliliği varmış ki, kendini içkiye vermiş. Bir gece sarhoş olarak eve döndüğünde, karısı kapıyı açar açmaz, düşüp ölmüş. Neden?

* Çünkü karısını çift görmüş!..



Bir Laz’ı teşhis etmek



SORU: Bir Laz’ı sınıfta nasıl teşhis edebilirsiniz?

YANIT: Öğretmen tahtayı silerken, o da defterini siler...



İlişki



İKİ hemşeri karşılıklı konuşuyorlarmış. Bayramdan bayrama karşılaştıkları için pek arkadaşlıkları da yokmuş. Sohbet sırasında biri şöyle demiş:

“Benim evlenmeden önce karımla hiç ilişkim olmadı. Ya sizin?”

Öteki cevap vermiş:

“Bilmem hatırlamıyorum. Karınızın kızlık soyadı neydi? Belki o zaman hatırlarım...”



Genç kızlar ve klima



Genç kızlar klima gibidir; başlangıçta aranızdaki sıcaklığı ayarlayabilirsin.

Ama beraberlik eskimeye başladıkça, durum kötüleşir. Hele aradan bir-iki yıl geçince, mutlaka bir arıza çıkar.



Alet



KADI, Bektaşi’ye sorar:

* Rakı şişesi taşımaya utanmıyor musun?

Bektaşi:

* Ben de zina aleti de var. Kullanmadıktan sonra, o suçu işlemiş olmam ki...

meraklı
31-07-2009, 19:19
Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için hergün beddua etmekten öteye geçememiş.

İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.

Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış.

Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler, bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.

Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:
- "Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum, ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var.... Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati...!


(..): :friends:-

meraklı
05-08-2009, 08:40
Argonot:

Az bilinen bir deniz canlısıdır. Deniz Anemonu gibi, bitkiye
benzeyen ve deniz dibinde kayalara tutunarak
yaşayan bir hayvan türüdür.

Argonotun çok ilginç bir döllenme yöntemi vardır. Erkeğin cinsel
organı, çiftleşme mevsiminde, bedenden ayrılır, gider başka bir
kayada yaşayan dişi argonot'u bulur, döller ve sahibine geri döner.

Onun için, önüne gelenle yatıp kalkıp, sonra " Vallahi ben yapmadım. O
kadını tanımam bile " ayaklarına yatan erkeklere " Argonot " denir...

Bilmeyenlere duyurulur ....


:friends:- :;dedektif :ds:*



Okyanus üzerinde gece uçan bir uçak.. İki fısıltı.. Biri kadın, diğeri erkek:

- Herkes uyudu hadi gidelim!.. (Ayak sesleri..)

- Bu tuvalet boş.. Buna girelim.. Kimse bakmıyor..

- Sen önce gir!..

- Biraz heyecanlıyım.. Ben oturabilir miyim?

- Prezervatifin var değil mi? Haydi tak! (Derin nefes sesleri..)

- Ah parfüm de var.. Her şeyi de düşünürsün!..

- Ooh! Harika.. (Uzun sessizlik..)

Birden uçağın hoparlörlerinden sert ve dinamik bir ses gelir:

- Dikkat dikkat! Kaptanınız konuşuyor!.. Arka tuvaletteki iki kişi size sesleniyorum! Ne yaptığınızı biliyoruz.. Bu yaptığınız uçuş kurallarına aykırıdır.. Şimdi lütfen sigaralarınızı söndürün ve duman alarm sensörüne taktığınız prezervatifi çıkarın!

:sarikart: :;ohohoh

Master
07-08-2009, 07:07
Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr




Lig bugün başlıyor takımları tanıyalım


Takunya United...

Şahsi oynarlar. Kendi kendilerine pas verirler, kendi ortalarına kendileri vururlar. Köşe oldukları için, köşe vuruşlarını severler. Verkaç bilmezler, vurkaç’ı iyi bilirler. Tekmeye kafa uzatmazlar ama, karambolde kıstırırlarsa, kafaya tekme atmaya bayılırlar. 9 kusurlu hareketin 9’unu da yaparlar, elle oynarlar, tabanla girerler, ofsaytta yakalanırlar, Federasyon Başkanı onlardan olduğu için, hep avantaja bırakılır. Ama bi dokun... Anında yere atarlar kendilerini, "penaltı" diye bağırırlar... Sıkışınca topu taca atarlar, "senden çıktı" derler. Buz gibi gol at, saymazlar, "teğet" geçti derler. Altı pastan kazma gibi dışarı vururlar, "goooool" diye tribüne koşarlar. Zaten, tribünlere de eşlerini dostlarını doldururlar, megafondan isimlerini anons ettirip, kendilerine tezahürat yaptırırlar. 10-0 kaybetseler bile, sanki kazanmış gibi, Meksika dalgası yaparlar, kendi kendilerini omuzlara alırlar. Şike yaparlar... İstersen hezimete uğrat, hakemlere kömür-bulgur dağıtarak, 3 puanı toplarlar. İtiraz edeni saha komiserlerine coplatırlar. "Kale mi, top mu" diye yazı tura atılırken, para yanlışlıkla yere düşsün, üstüne plonjon yaparlar. Fikstürü kendileri çeker, sadece kendi stadlarında sahaya çıkar, maç başladıktan sonra kuralları değiştirirler. Mesela, herkes 90 dakika oynarken, bunlar 90 artı van minüt uzatmasıyla oynarlar. Kupa bekleyen taraftarları çöpten marul toplarken; kamplarını Rixos’ta yaparlar. Rakipleri duran toplara bile vuramadığı için, bu seneyi de şampiyon bitirmeleri bekleniyor.

*

Dinamo Altıok...

Ver topu bunlara, değil 90 dakika, 24 saat pas yapsalar, orta sahayı bile geçmeyi başaramazlar. Boş kaleye muz orta gelsin, ıskalarlar. Rövaşata yapmaya kalkarken, kendilerini sakatlarlar. Yanlışlıkla gol atsalar, bu sefer hakeme itiraz ederler, "ofsayttan attık, görmedin" derler. Sonra da "yenildik ama ezilmedik" diye ağlarlar. Frikike "sen vuracaksın, ben vuracağım" diye ceza sahası önünde kavga ederler, küserler. Bu taktik anlayışıyla bu sene de sıra takımı olmaları ve taraftarın kulübü yakması bekleniyor.

*

Sporting Hareket...
Tek santrafor oynuyorlar... Takımın gerisi, yedek kulübesinde oturup, "ne yapacak acaba" diye onu seyrediyor. Ama bu santrafor enteresan... Rakip kalede gol arayacağına, habire kendi kalesinin önünde, stoper mevkiinde duruyor. Beraberliğe razı bir görüntüsü var. Ateşli taraftarına rağmen, iddaa kuponlarının banko sıfırı... Alırsa, Olimpic Lorke derbisinden 3 puan alır, hepsi o.

*

Olimpic Lorke...

Gol yerler, hakemi vururlar. Yenersin, stadı yakarlar. Ofsayt çal, molotof atarlar. Faul ver, soyunma odası koridoruna mayın döşerler. Kırmızı kart göster, UEFA’ya şikáyet ederler. 100 kere filan saha kapatma cezası aldılar... Buna rağmen, Federasyon Başkanı tarafından "fair play ödülü"ne layık görüldüler. Bu sene, olmadı öbür sene, lisansı iptal edilen teknik direktörlerinin affedilmesi ve takımın başına geçmesi bekleniyor.

*

Club Liboj...

Forma aşkları yoktur. Kiralık oynarlar. Siz bakmayın bu sene Takke United’da forma giydiklerine... Sülü’nün kulüp başkanlığı döneminde Sparta Kırat için ter döktüler... Rahmetli, ahirete transfer olana kadar da Real Papatya’da... Parayı kim bastırırsa, onun için top koştururlar. Yedek kaldıklarında, amigoluk yaparlar. Kıvraktırlar... Sadece ayakları oynamaz, başları kıçları da oynar. Bileklerini kessen, "AB" rh negatif akar! Yabancı pasaport taşımalarına rağmen, yabancı kontenjanından sayılmazlar. Ancak, kendi kalelerine gol atmaktan zevk aldıkları ve maç sattıkları için, milli takıma alınmazlar. Yenilseler bile, televizyona çıkıp kendi pozisyonlarını ballandıra ballandıra anlatırlar. Saha karışırsa, "yan bağlarım çekti" filan deyip, yurtdışına tedaviye kaçarlar. Asla jübile yapmazlar... Küme düşseler bile, bir de bakarsın ki, şampiyon takımın otobüsüne binivermişler! Zeki, çevik ama, ahlaksızdırlar. Bu yazıyı bile okuyup, "yarabbi şükür" diyebilirler.

*

Atletico Feto...

Kontratak oynar, rakip teknik direktörün bilgisayarına girer, telefonlarını dinler, taktiği çalar, defansın arkasına sızarlar. Hocaları uzaktan kumandayla yönetir... Takkeyi düzeltirse "hücuma kalkın", ağlarsa "defans yapın" anlamına gelir... Spor basınında adamları vardır, iftira "fetokopi"leri icat eder, "işte şikenin belgesi" diye manşete koydurur. Ligin kilit ekibidir... Bu sene de ligi kilitlemesi, olmadı rakip futbolcuları kelepçeletmesi bekleniyor.

*

Vatandaş İdmanyurdu...

Gelen takıyor, giden takıyor, folluk oldu. Stadı Araplara satıldı. İdman sahası İsraillilere kiralandı. Kulüp icralık... Kramponlarına bile haciz geldi. Formaya bankalar el koydu. Yalınayak, donla oynuyor. Amatör ruhla tekmeye kafa uzattığı için, beyin sarsıntısı geçirdi, "idrak" yolları enfeksiyonu yaşıyor, durumu kavrayamıyor... Küme düşeli 7 sene oldu, hálá Avrupa Kupaları’na katılacağını sanıyor.

*

Son not:

Siz açılımı maçılımı konuşurken, Rize’de stad açılıyor bu hafta... İsmi, Atatürk Stadı’ydı. Yıkıp, alışveriş merkezi yapıyorlar. Yerine, yeni stad diktiler. İsmini ne koyuyorlar? Tayyip Erdoğan Stadı! Hadi cümleten hayırlı maçlar...

dohol
08-08-2009, 10:55
Adam karisi ile birlikte doktora muayene olmaya gider.

Muayene biter ve doktor odasindan cikarak kadinin yanina

gelir ve :

"Kocanizin olmemesini istiyorsaniz

su kagida yazdiklarimi uygulayacaksiniz" der



1-Sabahlari guler yuzle guzel bir kahvalti hazirlayin ve

ise mutlu gitmesini saglayin.

2-Ogleleri eve geldiginde guler yuzle karsilayin ve guzel

bir oğleyemegi ile takdir edildigini hissettirin, boylece

gunun geri kalan kismini da iyi gecirmesine yardim edin.

3-Aksamlari eve geldiginde yemek ozellikle guzel olmali.

Eve gelince dinlenmesini saglayin, hatta ayaklarina masaj

yapin.

4-Haftada en az uc kere birlikte olun, eger isterse

Daha fazla birlikte olun.



"Eger bu dediklerimi harfiyen uygularsaniz kocanizin saglik

yonunden hicbir problemi olmayacak" der doktor.



Eve geldiklerinde adam karisina sorar,

-"Ne dedi doktor sana?

Kadin cevaplar :

-"Ölecekmissin. "

ar_de_
13-08-2009, 00:37
http://a.imagehost.org/0693/penguen_kapak.jpg

ar_de_
19-08-2009, 22:55
http://a.imagehost.org/0934/leman_kapak.jpg